Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/516 E. 2026/752 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/516
Karar No
2026/752
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/516 - 2026/752 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/516 KARAR NO : 2026/752 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2022/62 E. - 2023/95 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2023 tarih ve 2022/62 Esas - 2023/95 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2018/06960 sayılı 35 ve 39. sınıflarda tescilli "..." ibareli markasının olduğunu, davalı ...'ın ise 2020/89543 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markasına iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini hem marka hem de ticaret unvanı olarak uzun zamandır kullandığını, müvekkili markası ile iltibas oluşturacak düzeyde benzer bir markanın tesciline imkan verilmesinin, müvekkili markasının ayırt edici özelliğini zedeleyeceğini, markalarda yer alan "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığını, davalının 36. sınıfta yer alan "2. el otomobil ve benzeri taşıtların satışında satıcı ve alıcı arasında aracılık (komisyonculuk) hizmetleri verilmesi" için tescil talebinde bulunduğunu, bu hizmetlerin 36. sınıf kapsamında yer almadığını, davalı Kurumun bu yönden bir değerlendirme yapmamasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka haline geldiğini, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, "..." ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının kötü niyetli olarak dava konusu başvuruyu yaptığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-11600 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın kapsamındaki hizmetler ile başvuru kapsamındaki hizmetlerin benzer olmadığından, söz konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarında geçen "..." ve "..." kelimelerinin "..." kelimesiyle bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, "..." ve "..." kelimelerinin ortalama zeka seviyesinde bir insan tarafından karıştırılmasının imkansız olduğunu, tarafların farklı şehirlerde faaliyet gösterdiklerini, "..." kelimesinin ayırt edici unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, bu ibare altında faaliyet gösteren yüzlerce şirket olduğunu, markaların logolarının da farklılık arz ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı başvuru markasının davacının "... ..." unsurlu markasının yenilenmiş versiyonu, seri bir markası niteliğinde düşünülebileceği, başvuruda yer alan "..." ibaresinin tescil edilmek istenen 36. sınıftaki "2. el otomobil ve benzeri taşıtların satışında satıcı ve alıcı arasında aracılık (komisyonculuk) hizmetinin verilmesi" hizmeti yönünden ayırt ediciliğe sahip olmadığı, dolayısıyla her iki markada da baskın unsurun "..." ibaresinden oluştuğu, çekişme konusu 36. sınıftaki hizmet yönünden hızlı tüketim mallarına nazaran nispeten yüksek dikkat seviyesine sahip tüketici grubu dikkate alınsa dahi aynı tür, benzer olduğu kanaatine varılan 35. sınıftaki "Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri" ve "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), Raylı taşıtlar, Deniz taşıtları, Hava taşıtları, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" ile davalının başvurusunda yer alan 36. sınıftaki hizmetler yönünden ilgili tüketicilerin, davacı markasını davalı markasının yenilenmiş versiyonu, serisi veya yeni bir çeşidi sanabilecekleri, taraf markalarının farklı kaynaktan geldiğini anlayamayarak davacı ve davalı markası veya işletmeleri arasında idari ve ekonomik bir bağlantı bulunduğu zannına kapılabilecekleri, bu sebeple başvuruya konu hizmet yönünden davalı başvurusu ile davacının redde mesnet markası arasında tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olduğu, davacı markasının tanınmışlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2021-M-11600 sayılı kararın iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın kapsamındaki hizmetler ile başvuru kapsamındaki hizmetlerin benzer olmadığını, bu nedenle de başvuru ile itiraza mesnet marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet marka arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, müvekkili ile davacının farklı şehirlerde faaliyet gösterdiklerini, bu yönüyle de markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, taraf markalarında yer alan "..." kelimesinin ayırt edici olmadığını, zira markanın bir bütün olarak tescil edileceğini ve değerlendirmenin yalnızca "..." ibaresi üzerinden değil "..." ibaresi üzerinde yapılması gerektiğini, aksi takdirde "..." kelimesinin hiçbir markada kullanılamayacağını, taraf markalarının tescil kapsamlarındaki sınıflara göre değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin davacıdan farklı sınıflarda başvuru yaptığını, sınıf karşılaştırılması yapılırken de bütüncül bir şekilde değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı markasının kapsamındaki sınıf ile müvekkili markasının kapsamındaki sınıf ve hizmetlerin benzer olmadığını, bu nedenlerle her iki markanın karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin herhangi bir ayırt ediciliği olmadığından her iki markanın asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, bu ibarenin tanımlayıcı ve tasviri bir işaret olmayıp ayırt edicilik niteliğini haiz bulunduğu, asli unsurları aynı olan marka işaretleri arasında karıştırılma ihtimali doğacağı, tarafların farklı şehirlerde faaliyet göstermesinin de bu tehlikeyi bertaraf etmeyeceği, öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, bunun dışında mal ve hizmetlerin farklı sınıfta olmalarının tek başına benzer olmadıkları anlamına gelmeyeceği, açıklanan ilkeler kapsamında inceleme yapan ve aralarında otomotiv sektörü uzmanı bilirkişinin de yer aldığı bilirkişiler tarafından düzenlenen, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının itirazına mesnet marka kapsamında yer alan hizmetler ile başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin benzer olduğu anlaşılmakla, davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/516, K. 2026/752, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-516-e-2026-752-k-1f3939809017