Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2745 E. 2026/1824 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2745
Karar No
2026/1824
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2745 - 2026/1824 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2745 KARAR NO : 2026/1824

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2024 NUMARASI : 2023/492 Esas, 2024/898 Karar

DAVACILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ : 09/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.07.2024 tarih 2023/492 Esas 2024/898 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin anneanneleri müteveffa ...'ın 24/05/2017 tarihinde ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı sayılı araç ile ruhsat sahibi ... olan, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen kaza neticesinde hayatını kaybettiğini, kazaya karışmış olan ... plakalı motosikletin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı ... Sigorta Şirketine ... numaralı poliçe ile sigortalandığını, yaşanan kaza sonrası alınan kusur raporlarında davalı tarafın sigortalısının kusur durumunun sübuta erdiğini, meydana gelen kazada müvekkillerinin annelerinin ve teyzelerinin ikame ettiği diğer davalarda alınan kusur raporları incelendiğinde; davalı tarafın kusurlu olduğunun görüldüğünü, müvekkillerinin anne ve babaları ayrı olup velayetlerinin anne ...'da olduğunu, müvekkillerinin, anneleri ... ile birlikte anneanne ve dedeleriyle aynı evde yaşadığını, müvekkillerinin anneleri ...'ın MS hastası olduğunu, müvekkillerinin ihtiyaçlarının ne yazık ki hasta olan anneleri tarafından karşılanamadığını, müvekkillerinin bakımında hem dedeleri hem de anneanneleri önemli bir rol aldığını, yaşanan trafik kazası sırasında müvekkilleri ile müteveffa ...’ın aynı ikamette yaşadığı ikamet kayıtlarından da anlaşıldığını, meydana gelen bu kaza sonrası müvekkilleri anneanneleri ...’ın desteğinden yoksun kaldığını, müvekkillerinin anneannelerini kaybetmeleri sonucu anneannelerinden almış oldukları desteği de kaybetmiş olmaları nedeniyle müvekkillerin her biri için ayrı ayrı 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmek amacı ile işbu davayı ikame etme gereği hasıl olduğunu, müvekkillerin yaşanan kaza sonrası anneannelerini kaybetmeleri sonucu yaşadıkları anneannelerinin desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle her bir müvekkili lehine ayrı ayrı 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının haksız davasını ve taleplerini kesinlikle kabul etmediğini, tazminat miktarının müvekkili Şirket tarafından hak sahibi olan müteveffanın mirasçısı, kızı ...'a ödendiğini, ... tarafından açılan destekten yoksun kalma talepli tazminat davasında ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/113 Esas ve 2021/446 Karar sayılı dosyası kapsamında hükmedilen 112.321,02 TL tazminatın feri ile beraber icra dairesine ödendiğini, müvekkili Şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davacılar tarafından yapılmış bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığından ve işbu dava ticari nitelik taşımasından ötürü arabuluculuk zorunlu olduğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkil Şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğundan kazanın meydana gelmesinde başka unsurların etken olup olmadığının araştırılması ve tam kusurun belirlenebilmesi açısından dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek kusur raporu alınmasını talep ettiğini, davayı ve davacının ileri sürdüğü tazminat taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile işbu davada zaman aşımı itirazı söz konusu olduğunu, davacının ikame ettiği işbu dava konusu tazminat taleplerin haksız olup, ayrıca zaman aşımına uğradığını, yapılacak tahkikat esnasında da kanıtlanacağını, davanın zaman aşımı itirazımız doğrultusunda reddini talep ettiğini, davacıların tazminat alabilecek kişiler kapsamında bulunmamakla mevcut davanın hak sahibi olmayan kişiler açısından da ayrıca reddi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacılar vekili 4.000,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 05.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 180.124,48 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 19.07.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile; ... yönünden; 99.907,83 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının 16/11/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, ... yönünden; 80.216,65 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının 16/11/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yapılan hesaplamada müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, yapılan ödemenin yetersiz olmadığını, davacının davasının reddinin gerektiğini, aksi yönde hüküm kurulmasının hukuken hatalı olduğunu, karar esas alınan bilirkişi hesap raporunda TRH 2010 ölüm tablosuna göre hazırlanmış ve bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken Progresif Rant Yöntemi kullanılarak hesaplama yapıldığını, ancak uyuşmazlık konusu kazanın 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araç Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yürürlüğe girdikten sonra tanzim edildiğinden hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu çerçevesinde aktüeryal olarak yapılması gerektiğini, hesaplamada progresif rant yönteminin kullanılmasının kabul edilebilir olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili müteveffanın hak sahibi olan mirasçısı kızına (davacıların annesi ... ...'e) ödeme yapılarak davalının üzerine düşen görevi yerine getirmiş olduğunu, hesap raporunun ve uygulanan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 12.02.2024 tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, davacıların anne ve babasının ayrılmış olup velayeti altında bulundukları anne ...'ın MS hastası olup % 100 malul durumda olduğu, müteveffa anneannenin vefat ettiği tarihte davacı ...'in 2 yaşında, diğer davacı ...'in 3 aylık olduğu, aynı evde davacılarla birlikte yaşayan müteveffanın kazanın meydana gelmesi karşısında davacılara farazi destek olacağının kabulü ile davacıların zararının belirlendiği, müteveffanın destekliği altında bulunan kızlarına yapılan ödeme hesaplamada dikkate alınarak bakiye limitin garameten paylaştırılmak suretiyle davacıların hak kazandığı tazminat miktarlarının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.304,30 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 3.076,07 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 9.228,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 09/06/2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2745, K. 2026/1824, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2745-e-2026-1824-k-34094bc3a9fe