Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1672 E. 2026/1676 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1672
- Karar No
- 2026/1676
- Karar Tarihi
T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1672 Esas
KARAR NO:2026/1676 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan) Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2023/67 Esas - 2023/749 Karar
TARİH:12/09/2023
DAVA:Alacak (Hava Taşımacılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından ... no'lu nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan ... Aş'ye ait 2 palet toplam 537 kg ürünün ... sefer sayılı uçak ile ... no'lu havayolu taşıma senedi kapsamında taşınırken kolilerden 1 tanesinin kaybolduğunu, 1 paletin 14 parçadan ibaret olduğunu bu ürün için sigorta ettirene 18.773,00-TL hasar tazminatı ödediklerini TTK 1483 ve BK 183 maddeleri kapsamında sigorta ettirene halef olduklarını, 12.03.2018 tarihinde davalıdan ödeme yapılmasını talep ettiklerini ancak ödeme yapılmadığı için huzurdaki davayı açtıklarını, bu sebeple 18.773,00-TL tutarında ki tazminatın 22.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya Varşova -Montreal Konvensiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının 14 günlük yasal süre içinde ihbarda bulunmadığını, sürenin hak düşürücü süre olduğunu, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, hasar dosyasının tasdikli bir örneğinin dosyaya sunulmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kargonun alıcısına eksiksiz tam bir şekilde teslim edildiğini, sınırlı sorumluluk ilkeleri kapsamında talepte bulunulmadığını tazminat miktarının fahiş olduğunu ve tek taraflı eksperiz raporuna itibar edilemeyeceğini bu sebeple davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/09/2023 tarih ve 2023/67 Esas - 2023/749 Karar sayılı kararında;"Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; huzurda görülen dava rücuen tazminat davası olup mahkememizce verilen 25/02/2020 tarih, E. 2018/1236, K. 2020/178 sayılı karar ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin E. 2020/1622, K. 2022/2020 sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Kaldırma kararı doğrultusunda davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulan yabancı dildeki evrakların Türkçe tercümeleri dosyaya sunulmuştur.Yine kaldırma kararı doğrultusunda mahkememizce davacı vekiline emtianın eksik de olsa kim tarafından ve hangi tarihte teslim alındığı hususunda beyanda bulunmak üzere ihtaratlı süre verilmiş olup davacı vekili tarafından olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olması gerekçesi ile bu hususta bilgi ve belge sunulamamıştır.Dosyaya sunulan Türkçe evrakların değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup ek raporda bilirkişiler kök rapordaki görüş ve kanaatlerini koruduklarını belirtmişlerdir. Uyuşmazlığın çözümünde Montreal Sözleşmesi de olarak bilinen "Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme'nin uygulanması gerekmektedir. Montreal Sözleşmesi'nin 31. maddesinde şikayetlere ilişkin tüm başvuruların yazılı olarak söz konusu maddede belirtilen sürelerde yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Şikayetlerin süresi içerisinde yapıldığını ispat yükü alıcıdır.Dosya kapsamında davacı tarafından Montreal Sözleşmesi'nin 31. Maddesi uyarınca süresi içerisinde davalıya başvuruda bulunulduğu ispat edilemediğinden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasına davanın ihbar edildiği...firması vekili tarafından 23.10.2019 tarihli dilekçe ekinde teslim belgesi sunulduğunu, bilirkişi raporunda bu teslim belgesine ilişkin olarak yapılan değerlendirmenin: “İhbar olunan ... firması vekilinin söz konusu dokümanı sunduğu 23.10.2019 tarihli dilekçesinde açıkça teslim tutanağının ekte olduğu beyan edilerek yukarıda görseli bulunan ve barkod numarası belirtilen belgeyi sunduğu dosya kayıtları ile sabittir.Bu noktada Dokümanın görsel üzerinde de işaretlenen kısımları irdelendiğinde; ... firması tarafından düzenlendiği, ...(yaklaşık 399 kg.) ağırlığındaki 1 palet yükü kapsadığı, açık bir şekilde toplam parça sayısının 1 olduğu, yükün teslim alındığı tarihin 27.11.2017, teslim edildiği tarihin ise 28.11.2017 olduğu, teslim alan şoföre dair sol alt köşede ... kodu ile Driver No. (Şoför No) kaydı düşüldüğü, ...firmasının isminin teslim kısmında düzenlendiği, ayrıca imza kısmının da dolu olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde olduğunu, şu durumda dosyada malın tek parça olarak ... firması yetkilisine teslim edildiğinin sabit olduğunu, bozma kararından sonra bilirkişi heyetince hazırlanan 18.08.2023 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda bilirkişilerin tercüme edilen evraklar ile de görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, raporda; "Bu evraklar içeriğinden alıcının 1 kaplık teslim noksanlığı yönünde zararı taşıyıcıya açık şekilde, davalı fiili taşıyıcıya yazılı olarak bildirdiği tespit edilmektedir. Zira her ne kadar üzerinde yazılan bir tarih mevcut değilse de; kök rapor içeriği (sf.11-12) de aynen;“…” isimli form ile yapıldığını belirtmektedir. Söz konusu form irdelendiğinde dava dışı ve ... üzerinde taşıma sürecinin alıcısı olarak belirtilen .... (...) yetkilisi ... tarafından söz konusu formun düzenlendiği ve açık bir şekilde satış faturası ve ... konusu olan 2 palet yükten yalnızca birisi için söz konusu bildirimi gerçekleştirmek amacıyla bu formu düzenlediği anlaşılmaktadır.Problem olan yüke dair bilgiler 1 palet, 14 parça ve toplam 288 kg. olarak detaylandırılmıştır.Ancak belirtmek gerekir ki söz konusu doküman üzerinde açık bir tarih damgasına rastlanmamaktadır. Söz konusu doküman davalı yanın antetine sahip olup; şablonu davalı yanca düzenlenmiş bir formdur. Formun alt kısmında “...” başlığı altında açıkça MK Md.31/2’de belirtilen detaylar yer almaktadır. Her ne kadar bu form üzerinde açık bir tarihe rastlanmasa da, form şablonundaki zaman limiti açıklamaları ve bu başvuru üzerine davalı yanca düzenlenen “...” isimli doküman irdelendiğinde “...” bölümünde açıkça içinde ifadesi yer aldığı görülmektedir. Başka bir ifade ile davalı yan, başvuru üzerine hazırladığı... üzerinde kendilerine yapılan başvurunun ... kapsamında olduğunu değerlendirmiştir. Bu noktada davalı yana gerekli bildirim hususunun gerçekleştiğine kanaat getirilmektedir.”Belirtilmiştir. Tamzinat değerlendirme formunda tazminat talebi tarihi 12.01.2018 olarak gözetilmiş ise de, davalı fiili taşıyıcının yaptığı değerlendirmenin bildirim sürelerini geçmesi sebebiyle zamanında başvuru yapılmadığı gerekçesi gösterilerek reddedilmemiş,aksine fiili taşıyıcı tarafından inceleme ve araştırma yapılmıştır.Dolayısıyla kök ve ek raporda bu başvurunun zamanında yapıldığı fiili taşıyıcı tarafından da kabul edilmiş olarak değerlendirilmiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığını, dosya kapsamındaki belgeler ve bilirkişi raporundaki değerlendirme doğrultusunda bildirimin süresinde yapıldığının kabulü gerekirken davanın, hasar bildiriminin 14 günlük sürede yapıldığına dair yazılı belge sunulamadığından bahisle red edildiğini, davanın reddine karar verilen 12.09.2023 tarihli duruşmadan önce mahkemeye sundukları dilekçede olayın üzerinden 6 yıldan fazla bir süre geçtiği için sigortalıdan konuya ilişkin evrak temin edilemediğinin belirtildiğini; taşıma işini üstlenen asıl taşıyıcı olarak bu bildirimin ... A.Ş. tarafından yapıldığını; bildirime ilişkin belge ya da yazışmaların kendilerinden değil, onlardan istenmesi gerektiğini ileri sürerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin sigortalısının halefi sıfatıyla, davalı taşıyıcıdan rücen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, dairemizin 2020/1622 esas, 2022/2020 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda; davacının Montreal Sözleşmesi'nin 31. maddesi kapsamında davalıya süresinde ve yazılı bildirimde bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı; dava dışı sigortalısı ... Şirketi'ne ait iki koli emtianın davalı tarafından ... Havalimanından ... havalimanına taşındığını, ancak iki koliden toplam 288-kg ağırlığındaki bir kolinin hava taşıması esnasında kaybolduğunu, davalının tazminat formu düzenlediğini, davacının sigortalısına yaptığı toplam 18.773,00-TL hasar bedelinin tahsili için davalıya rücu ettiğini ileri sürmüştür.Davalı; dava konusu emtianın, alıcının yetki belgesi ile yetkilendirdiği...firması şoförüne tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, Montreal Konvansiyonunun 31 maddesi uyarınca şikayetsiz tesellümün bagaj ve kargonun iyi koşullarda teslim edildiğine karine teşkil edeceğini, davalının hakimiyet alanında bir kayıp gerçekleşmediğini, kaldı ki davalıya yine Konvasiyonun 31 maddesine uygun şekilde süresinde yapılmış bir yazılı ihbarın bulunmadığını,davacının aktif husumetinin mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalının sorumluluğunun sınırlı olduğunu savunmuştur.Dosyaya mübrez davacının sigortalısı ile dava dışı ... arasındaki taşıma senedi ile ... Şirketi ile davalı arasında alt taşıma senedi tercümeleri, emtiaya ilişkin satış faturası ve tüm dosya kapsamından, dava dışı... firmasının Amerika'da mukim alıcısı ... Şirketi'ne ihraç ettiği "makine yedek parçası" emtiasının taşınması işi için dava dışı ... firması ile taşıma işleri organizatörü olarak anlaştığı,ihbar olunan ... A.Ş. Şirketi'nin taşımanın hava yolu ayağını üstlendiği, bu hususun ... nolu havayolu taşıma senedinden anlaşıldığı, anılan taşıma senedinde dava dışı ... firmasının gönderen, ihbar olunan ... Şirketi'nin taşıyıcı, ... Şirketi'nin ise alıcı olarak kayıtlı olduğu, ... nolu alt taşıma senedine(hava yük senedi) göre davalının, dava konusu emtianın ... Havalimanı'ndan ... Havalimanına taşınarak, burada alıcı ... Şirketi'ne teslimini üstelenen alt ve fiili taşıyıcı olduğu anlaşılmıştır.Havayolu ile yapılan uluslararası kargo/yük taşımalarında Varşova Konvansiyonu (1929), La Haye Değişiklikleri (1955), 4 no.lu Montreal Protokolü ile saptanmış yükümlülükler kapsamında, bu kurallara taraf olan Türkiye, son değişiklikleri içeren ve 1999 yılında imzalamış bulunduğu "Havayoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Kuralların Birleştirilmesine dair Sözleşme" yi 26/03/2011 tarihinde onaylamıştır.Bu nedenle anılan sözleşme Türkiye için de bağlayıcı bulunmaktadır. Konvansiyonun coğrafi uygulama şartı, Konvansiyonun 1/2 maddesi anlamında uluslararası taşımanın icra edildiği ilgili devletlerin başlangıç ve varış ülkesi devletlerin her ikisinin de Konvansiyon tarafı olmasıdır.Somut olaya konu havayolu taşıması döneminde başlangıç ülkesi Türkiye ile varış ülkesi Amerika Birleşik Devletleri 1999 Montreal Konvansiyonu'na taraf devlet olduklarından uyuşmazlığın Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre çözülmesi gerektiğinde duraksama yoktur.Montreal Konvasiyonunun 31/2, 3 ve 4 fıkraları uyarınca; hasar halinde teslim alamaya yetkili kişiler hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve en geç, kontrol edilmiş bagajlar durumunda teslim tarihinden itibaren yedi (7) gün içerisinde ve kargo halinde de teslim tarihten itibaren on dört (14) gün içerisinde taşıyıcıya yazılı şikayette bulunmak zorundadırlar. Bu süreler içerisinde şikayet bildirilmediği takdirde, taşıyıcının kötü niyetli olması hali dışında taşıyıcıya dava açılamaz.Somut olayda; mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda davalı ve dava dışı ihbar olunan tarafından dosyaya İngilizce dilinde örnekleri sunulan, davalının alıcısı konumundaki dava dışı... firması tarafından yetkilendirildiği belirtilen ... firması ile bu firmanın sürücüsüne ait bilgileri içeren belgelerin tercümelerin dosyaya kazandırıldığı,davacı vekilinin olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için emtianın eksik de olsa kim tarafından teslim alındığına dair bilgi ve belgeye ulaşılamadığının, ancak sigortalı ile davacı tarafından emtianın eksik de olsa kim tarafından ve hangi tarihte teslim alındığına dair ellerinde belge bulunmadığını, taşıma işini üstlenen asıl taşıyıcı olarak bildirimin ... A.Ş. tarafından yapıldığını ve bildirime ilişkin belge ya da yazışmaların kendilerinden değil, onlardan istenmesi gerektiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Dosyada davacının sigortalısı dava dışı ... firması ya da yükün ABD'deki alıcısı tarafından davalıya bizzat yapılmış bir yazılı ihbar bulunmamaktadır.Yalnızca, üzerinde tarih bulunmayan ve ... nolu alt taşıma senedine(hava yük senedi) göre yükün ... Havalimanı'nda teslim edileceği dava dışı ... firması tarafından davalı havayolu şirketine gönderilen tazminat başvuru formu bulunmaktadır.Davalının bu tazminat başvuru formuna karşılık düzenlediği 23/03/2018 tarihli tazminat değerlendirme formunda tazminat için başvuru tarihinin 12/01/2018 tarihi olduğu yazılıdır.Davalı yükün dava dışı ... tarafından yetkilendirilen ... firması'nın şoförüne 19/10/2017 tarihinde 2 parça ve 537 kg olarak teslim edildiğini savunmaktadır. Buna delil olarak 19/10/2017 tarihli teslim belgesi sunulmaktadır. Bu belge üzerinden ... tarafından yetkilendirilen şoförün imzası bulunmamaktadır.Yine kaldırma ilamında belirtilmesine rağmen dosyaya tercümesi sunulmayan "..." başlıklı, göndericisi ..., alıcısı ... ... olan, taşıyıcı olarak ... firmasının göründüğü, "...", yani düzeltilmiş senet başlıklı karayolu taşımasına ilişkin teslim belgesinde... çıkışlı yükün 27/11/2017 tarihinde teslim alınarak 28/11/2017 tarihinde 1 parça ve ... olarak ... firmasına teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu ikinci belge üzerinde yükün kimden teslim alındığına dair açık bir bilgi bulunmamakta ise de, yükün nihai alıcısına en geç 28/11/2017 tarihinde teslim edildiğinin kabulü, dava dışı ... firmasının yükün alıcısı adına 12/01/2018 tarihinde tazminat talebinin bulunduğunun kabulü halinde dahi, 12/01/2018 tarihi itibariyle, Konvansiyonun 31 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolmuş olduğu, davacı tarafından 12/01/2018 tarihinden önce yazılı başvuruda bulunulduğuna dair başkaca bir delil sunulmadığı gibi, taşıyıcının kötü niyetli olduğu yönünde bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, yapılan bu saptamalar karşısında mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.