Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1422 E. 2026/1002 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1422
Karar No
2026/1002
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/1422 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/1002

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2023 ESAS-KARAR NO : 2017/329 E 2023/830 K

DAVACI : . VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 03/07/2026 YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi katılma yoluyla istinaf eden- davacı vekili ile davalı ... …A.Ş. vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin hafriyat nakliyatı üzerine ticaret yapan bir tacir olduğunu, davalı ... ... A.Ş. ile 13/10/2014 tarihli satış ve cari hesap sözleşmesi akdedildiğini, böylece müvekkilinin araçları için akaryakıt alımına başladığını, bu kapsamda müvekkilinin bir takım çekleri peşin olarak ... .... A.Ş.'ne verdiğini, belirli aralıklarla akaryatkıt aldığını ve ödemelerde bulunduğunu, ilerleyen süreçte davalı ...... A.Ş.'nin Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/776 sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, ödeme emrinde icra takibine konu 11/02/2017 Kırıkkale, keşide yer ve tarihli 50.000,00 TL' lik C9297834 seri numaralı çekin icraya konulduğunu, ancak taraflar arasında düzenlenen 28/03/2017 tarihli tahsilat makbuzu ile icra takibine konu çeke karşılık ... Ankara Şubesinin 7033624 çek numaralı 09/06/2017 tarihli 50.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, takibe konu çeke karşılık müvekkilinin vadesi geçmiş borcu kalmamasına rağmen kötü niyetli olarak icra takibine konulduğunu, yine müvekkili aleyhinde Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8316 esas sayılı icra takibi başlatıldığını, bu takipte de müvekkilinin 05/12/2016 keşide tarihli 45.000,00 TL bedelli çekinin icraya konulduğunu, ancak ... ... .... A.Ş. hesabına çek bilgileri de açıklanarak 15/12/2016 tarihinde 25.000.00 TL ödemede bulunulduğunu, kalanının da akaryakıt verilmediğinden ödenmediğini, ayrıca müvekkilinin davalı ... ... ... A.Ş.'den alacaklı da olduğunu, davalı şirketlerin aynı şirketler olduğunu, davalıların müvekkili tarafından yapılan ödemeleri bilmemelerinin mümkün olmadığını, davalıların kötüniyetli olduklarını belirterek müvekkilinin Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/7766 Esas sayılı icra dosyası ve yine Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8316 E. sayılı icra takiplerindeki kıymetli evraklar ve ferileri nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine ve takiplerin iptaline karar verilmesini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına göre alacaklı olduğu şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL' nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini, davalı şirketlerin basiretli tacir olarak davranmayan kötüniyetli, kanuna karşı hile yapacak şekildeki işlemler ile müvekkili aleyhinde kötüniyetli icra takip ve işlemleri nedeni ile %20 kötüniyet tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalılar vekili, davalı şirket ortakları ile yöneticilerin aynı kişiler olmadığını, davalı ... ... A.Ş.'nin akaryakıt dağıtım firması olduğunu, rafineriden temin ettiği akaryakıtı bayilerine dağıttığını, tek ticari faaliyetinin dağıtım konusunda olduğunu, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, davacı ile ... ... A.Ş. arasında akdedilen sözleşmenin de bu davanın konusu olmadığını, davaya konu çeklerin sözleşmenin akdedilmesinden sonra 11/02/2017 ve 05/12/2016 tarihli olduğunu, dolayısıyla bu çeklerin davacının iddia ettiği gibi teminat çeki olmadığını, kullandığı akaryakıtların karşılığı olarak verildiğini, taraflar arasındaki delil sözleşmesi niteliğindeki hükümlerden hareketle davacının defterlerinin incelenmesine muvafakatinin olmadığını, davacı tarafından sunulan makbuzdaki tarihin 28/03/2017 olduğunu, oysa ciranta konumundaki müvekkilinin çeki bankaya ibraz tarihinin 13/02/2017 olduğunu, ortada bir sözleşme olsa idi çek aslının da davacıya iadesinin gerekeceğini, davacının çeke karşılıksızdır işlemi yapılmasından iki ay sonra borcun yenilendiğini iddia etmesi, yenilemeye ilişkin bir sözleşme sunamaması, çek aslının müvekkili elinde olduğu hususları dahilinde davacının iddialarının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını bildirerek haksız davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş. arasında 13/10/2014 tarihli akaryakıt satış ve cari hesap sözleşmesi kapsamında süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından bu ticari ilişki çerçevesinde davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş.'ye akaryakıt bedeli olarak verildiği anlaşılan dava ve takip konusu 05/12/2016 keşide tarihli 45.000,00 TL bedelli çek ile 11/02/2017 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çekin davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş.'nin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, bilahare davacının 28/03/2017 tarihli tahsilat makbuzu ile 11/02/2017 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çek karşılığı olarak ... Ankara Şubesi'nin 09/06/2017 keşide tarihli, dava dışı ... İnş. Mak. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'nin keşideci, davacının lehdar, davalıların ciranta niteliğini haiz olduğu 50.000,00 TL tutarlı çeki ile değiştirildiği, davalı ticari defter ve kayıtlarında yer almamakla beraber banka kayıtlarından bu çekin ibraz suretiyle tahsil edildiği ve ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş.'nin davacıdan 9.749,06 TL kadar cari hesap bakiyesinin bulunduğu, takibe konu edilen çeklerde davalı ...Ş. ciranta olup kural olarak keşideci ile lehdar arasındaki şahsi defilerin cirantaya karşı ileri sürülmesi olanaklı değil ise de celp olunan ticaret sicil kayıtlarına göre aynı adreste faaliyet gösteren davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu ve bu durumun davalı ...Ş.'nin davacı ile diğer davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş. arasındaki hukuki durumu bildiğine ve mezkur çekleri bilerek iktisap ettiğine karine teşkil ettiği, bu nedenle TTK'nın 687 maddesi dahilinde bu hususun ispatına da gerek bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş. ile arasındaki şahsi defileri davalı ...Ş.'ye karşı ileri sürebileceği (Emsal: Yargıtay 11. HD.'nin 07/06/2021 tarih ve 2020-6253/4783 sayılı ilamı), 12/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlere itibar edilmek suretiyle somut olarak davalı ... ... Yakıt Tekn. Pet. Zir. A.Ş.'nin davacıdan 9.749,06 TL cari hesap bakiye alacağı bulunmakla, davacının Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8316 sayılı takip dosyası nedeniyle 38.691,15 TL kadar borçlu olmadığı, Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/7766 sayılı takip dosyası nedeniyle ise hiç borçlu olmadığı, davacı yanın alacak kalemine yönelik davasını ispat edemediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-davalı ...… A.Ş. vekili tarafından; Mahkemece davalılar arasında organik bağ kabul edilerek diğer davalı ile davacı arasındaki ilişkiden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, diğer davalı ile davacı arasındaki 13/10/2014 tarihli sözleşmenin de iş bu davanın konusu olarak kabul edilemeyeceği, davacı yanın ticari kayıtlarının incelenmesinin hatalı olduğu, dosya kapsamına bir yenileme sözleşmesi sunulamadığı, tahsilat makbuzunun 28/03/2017, çekin ibraz tarihinin ise 13/02/2017 olduğu, ortada bir sözleşme olması halinde çek aslının davacı yana iadesi gerektiği halde müvekkilinin elinde olduğu, makbuzda imzası bulunan kişinin şirket yetkilisi olmadığı, şirket ortaklarının farklı kişiler olduğu, müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesinin doğru olmadığı, Katılma yoluyla istinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece dosya kapsamına sunulan dekont dikkate alınmaksızın karar verildiği, müvekkilinin çek bedelleri kadar alacaklı olduğu anlaşılmış olmasına karşın müvekkilinin alacak talebinin reddi kararının doğru olmadığı bildirilerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık takibe dayanak çekler nedeniyle davacı yanın borçlu olup olmadığı, bu kapsamda davalılar arasında organik bağın bulunup bulunmadığı, davacının davalı yandan ayrıca alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası ve cari hesaptan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden biri sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunun sonucudur. Diğer bir ifadeyle tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir. Borç yükümlüsü olarak bir tüzel kişilik bulunmakta iken, şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı borçtan dolayı yönelinemez. Ancak, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzelkişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir. Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirin-den ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şir-ketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir. Belirtmek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (..., Ersin, " Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uy-gulaması", Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.32, .S.2, BATIDER, 2016, s.11-15 ) Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde görülebilmektedir. İlki tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması, bu hal şirket borcundan dolayı şirket yönetici ve ortaklarına gidilme olanağı sağlamaktadır. İkincisi tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması, bu hal şirket yönetici veya ortağının bor-cundan dolayı şirket tüzel kişiliğine gidilmesini sağlamaktadır. Üçüncüsü ise tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması olup, bu hal ise hâkim şirketler topluluğunda söz konusu olabilmektedir. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup ol-madığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralan-ması teorisine başvurulabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. İkinci konu ise, Güven Teorisidir. Güven kavramı; temelinde, dürüstlük, samimiyet kavramlarını barındıran hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel bir kavramdır. Hukuk, uyuşmazlıkların çözümünü zaman zaman kaynağını dürüstlük kuralından alan taraflar arasındaki güven ilişkisinde bul-maktadır. Güven teorisi, tarafların menfaatleri arasında denge kurmayı amaçlar ve kaynağını dü-rüstlük kuralından alır. Kendine özgü mahiyet arz eden güven sorumluluğu bir kişinin veya kuruluşun davranışlarıyla başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle oluşan güven ilişkisinden kaynakla-nır. Temeli Alman Borçlar Kanunu’na dayanan bu teorinin, borçlar hukuku mevzuatımızda düzenle-mesi bulunmamakla birlikte, gerek Türk hukukunda gerekse İsviçre hukukunda kendisine uygula-ma yeri bulan bu teori bir kimsenin kendi yarattığı dış görünüşün meydana getirdiği sonuçlara kendi-sinin katlanmasının gerekliliği, aksi yönde bir düşüncenin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulüne dayanır. Bu kapsamda yorum sırasında güven teorisinin uygulanması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesinin gereğidir. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin hükümler yanında, tarafların sözlü veya yazılı davranışları bu güven ortamını sağlayabilir. Sağlanan güvenin, güven sorumluluğu kapsamında, hukuken korunması gerekir. Güven sorumluluğunda ta-raflar birbirlerinden bekledikleri güveni boşa çıkarmamalıdır. Bu itibarla güven teorisi hukuki güven, istikrar ve hakkaniyet düşüncesini esas alır. Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse devletle olan ilişkilerinde güven ve sürekliliği sağlamaktır. Yasa'ya aykırı sakat bir işlemin uzun bir süre sonra geri alınması adalet, hakkaniyet, kamu düzeni ve istikrar ilkelerine dolayısıyla hukuka aykırı olur. Topluma ve kişiye hizmetle yükümlü bir hukuk devleti kişiye haksızlık yapmamak ve kendisinin yararlandığı bir süreden kişiyi de yararlandırmak zorundadır. (HGK, T. 06.10.2020, S:2016/(21)10-1602 E, 2020/711 K) Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendiril-meli ve TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetile-rek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzen-leyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğreti; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faa-liyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir. Bu itibarla mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda davalılar arasında organik bağın bulunup bulunmadığı hususu irdelenmeksizin sadece şirketlerin aynı adreste faaliyet göstermesi nedeniyle aralarında organik bağın bulunduğu ve hamilin davacının bilerek zararına hareket ettiği kabul edilerek temel ilişkideki şahsi def’ilerin davalı ...… A.Ş.’ye de ileri sürülebileceğine dair değerlendirme yapılarak yetersiz gerekçe ve eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalılar yararına kaldırılması gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre şimdilik davacının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ...…A.Ş. vekilivekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/329 Esas, 2023/830 Karar ve 12/12/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde katılma yoluyla istinaf eden davacı ile davalı ...…A.Ş.'ye İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan...

Üye...

Üye...

Katip...

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1422, K. 2026/1002, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1422-e-2026-1002-k-d6b73ff35951