Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1338 E. 2026/1650 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1338
Karar No
2026/1650
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1338 - 2026/1650 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1338 KARAR NO : 2026/1650 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARASI : 2023/61 E. - 2024/49 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2024 tarih ve 2023/61 E. - 2024/49 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaların bulunduğunu, "..." markasının, müvekkili tarafından yoğun bir emek ve mesai ile yapılan reklam ve tanıtım kampanyaları neticesinde toplum nezdinde tanınmış marka haline geldiğini, davalı Şirketin 2021/170455 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini ve marka kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, oysa dava konusu başvurunun, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında müvekkili markaları ile ortalama tüketicide bıraktığı genel intibanın ve görünümün ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, ilgili marka başvurusunun, müvekkili markalarından sadece markaların ortasında bulunan 5. ve 6. harflerindeki "Lİ" ve "TT" harfleri bakımından farklılık taşıdığını, markaların geri kalan kısmının aynı olduğunu, kelime markalarında, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmında yoğunlaştığını ve kelimelerin sonunda yaygın biçimde karşılaşılan son ek ve hecelerin, kelimenin işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahip bulunduğunu, ortalama seviyedeki bir tüketicinin, görsel olarak ayniyet derecesindeki bu benzerlik sebebiyle müvekkili şirkete ait "..." ibareli ürünler yerine "..." ibaresini taşıyan ürünü satın alabileceğini veya bu markanın müvekkilinin seri markası olduğu şeklinde bir yanılgıya düşebileceğini, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, markaların benzerliği gözetildiğinde SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında başvuru markasının tümüyle reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-17114 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığını, tanınmışlıktan kaynaklanan bir tescil engelinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin "..." ibareli markası ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında bir benzerlik olmadığını, söz konusu markaların tamamıyla birbirinden farklı bulunduğunu, davacının tanınmış marka hususundaki iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında görsel ve sesçil benzerlik oluşsa da başvuru markasının kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden mal/hizmet benzerliği oluşmadığından, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulun gerçekleşmediği, SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların da somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararının aksine dava konusu marka başvurusunun, müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu benzerliğin iltibasa yol açabilecek ölçüde bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının tescilli olduğu 03,05,10 ve 16. sınıf mallarla birebir aynı malları da kapsayan 03,05,09,14,18,21,24,25,29,34,35,42,45. sınıf mal ve hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, itiraz ettikleri marka başvurusunun, 03 ve 05. sınıfta doğrudan müvekkili markaları ile çakışırken aynı zamanda 35. sınıf kapsamında, müvekkili markalarının tescilli olduğu 03,05,10,16. sınıftaki malların satışını da kapsadığını, bu bakımdan yalnızca 03. sınıfta yer alan bir grup mal bakımından verilen kabul kararının yerinde olmadığını, hem 05. sınıfta yer alan mallar hem de müvekkili markalarının kapsamlarında yer alan malların 35. sınıftaki perakende satış hizmetleri bakımından da başvurunun reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olması nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen hallerin de ortaya çıkacağını, bu nedenle de başvuru markasının tümüyle reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı Şirket tarafından yapılan marka başvurusuna davacı tarafça itiraz edilmiş olup davalı Kurum tarafından itirazın kısmen kabulü ile bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarılmasına karar verilmiş, davacı tarafça bu kararın iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemi ile eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince de davacının 2002/14538 ve 2006/51339 sayılı markalarının "Hijyenik/antibakteriyel/temizlik amaçlı ıslak mendil/havlular" ve "kağıttan mamul havlular, mendiller, peçeteler" malları bakımından ciddi biçimde kullanıldığı, diğer markalarının kullanımının ispat edilemediği, 2020/154052 sayılı markanın ise kullanım ispatına tabi olmadığı kabul edilerek, her ne kadar işaretler arasında benzerlik mevcut ise de emtia benzerliği şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. YİDK kararının iptali davası yönünden davalı tarafça, işlem dosyası kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunulmuş olmakla birlikte marka hükümsüzlüğü davası yönünden davalı tarafça usulüne uygun biçimde kullanmama definde bulunulmamıştır. Davaya konu markanın da tescilli olduğu TÜRKPATENT'in sorgulama ekranından anlaşıldığından, marka hükümsüzlüğü davası yönünden davacının hükümsüzlük davasına mesnet tüm markalarının, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup bu yönden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, marka hükümsüzlüğü davası yönünden usulüne uygun biçimde kullanmama definde bulunulmadığı gözetilerek, davacının hükümsüzlük davasına mesnet tüm markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle, dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetler arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olup olmadığının tespiti için ek rapor ya da yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Öte yandan, TÜRKPATENT'in sorgulama ekranında dava konusu markanın, davalı Şirket dışında bir başka şirket adına tescilli olduğu anlaşıldığından, buna ilişkin kayıtların TÜRKPATENT'ten celbedilmesi, bu şekilde dava konusu markanın sahibinin tespit olunması, şayet dava dışı bir şirket adına tescilli ise bunun hangi tarihte gerçekleştiği, yargılama sırasında dava konusu marka devredilmişse HMK'nın 125. maddesi hükümlerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 07/02/2024 tarih ve 2023/61 E. - 2024/49 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1338, K. 2026/1650, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1338-e-2026-1650-k-6b57151a5124