Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1335 E. 2026/1246 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1335
- Karar No
- 2026/1246
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1335 KARAR NO : 2026/1246
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1198 KARAR NO : 2024/469 DAVA TARİHİ : 25/08/2023 KARAR TARİHİ : 21/05/2024 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 17.09.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 17.09.2026
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.05.2024 tarih ve 2023/1198 Esas, 2024/469 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmaya ait olan Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... Pafta, ... ada ... parsel nolu gayrimenkul üzerinde bir bina bulunduğunu, davalı tarafından bitişikte bulunan arsa üzerine otel inşaa edildiğini, otelin açılacağı dönemde davacıya ait binanın otelin giriş kapısını kapattığı ve kötü bir görüntüye sebebiyet verdiği gerekçesi ile davacıya 12.02.2012 tarihinde yazılı olarak talepte bulunarak davacıya ait arsa üzerinde bulunan ve boş olan bu binanın davacının uygun görmesi halinde yıkılacağını, bu arsa da ileride yapılacak projede aynı metrekare de ve aynı yapısal özelliğe sahip inşaat yapmayı ya da bedelini ödemeyi taahhüt ettiklerini, Bu hususta onay talep ettiklerini, davacının da bu talebe onay verdiğini, onay üzerine, binanın davalı tarafından yıkıldığını, arsanın bina yıkıldıktan bir süre davacının diğer şirketi olan ....Şti. firmasına devredildiğini, 2016 yılında da gayrimenkulün ifraz edilerek iki parsele ayrıldığını ve...nolu parselin (arsanın yarısı) davalı şirket yetkilisi ...'na satıldığını, davalı şirket yetkilisi .. ..'nın bu satış sonrasında davacıya 11.11.2016 tarihinde mail atarak '...daha önce yıkılan yapı ile ilgili taahhüt imzaladık, sözümüz geçerlidir, bedeli ödenecektir...' dediğini, ancak, geçen sürede birçok kez sözlü olarak talep edilmesine rağmen bu inşaat bedelinin ödenmediğini, davacıya gönderilen yazılı taahhütte toplam 320 m2 (296 m2 inşaat-beton+ 24 m2 merdiven kovası) inşaat yapılacağının taahhüt edildiğini, davalının bu yıkılan binanın yerine aynı m2 de inşaat yapmayı yada bedelinin ödenmesi hususunda yazılı olarak taahhüt verdiğini ancak, davalı şirketin verdiği taahhüdün gereğini yerine getirmediğini, bu hususta davacının, şirket yetkilisine 14.06.2022 tarihinde 100.000,00 TL bir ödeme yaptığını ancak, bu yapılan ödemenin, yapılması taaahhüt edilen 320 m2 inşaat bedelinin çok altında bir rakam olduğunu belirterek, davalı tarafından yapılması yada bedeli ödenmesi taahhüt edilen 320 m2 (296 m2 inşaat-beton+ 24 m2 merdiven kovası) inşaat bedelinin dava tarihi itibariyle değerinin bilirkişi marifeti ile hesaplanarak, fazlaya ilişkin talep hakları ve talep artırım dilekçesi verme hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'lik kısmının ticari avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili yanıt dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları incelendiğinde anlaşılacağı üzere ...., müvekkil ... . Şirketinin yöneticisi olduğunu, davacı tarafından yıkımın gerçekleştirildiği belirtilen binanın bulunduğu Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada .. parselin bitişiğinde; Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, .. ada .. parselde kain taşınmazın üzerinde müvekkil şirketin maliki ve aynı zamanda işletmecisi olduğu otel tesisi bulunduğunu, müvekkilinin, davacı şirketin maliki olduğu taşınmazda metruk, atıl ve kaba inşaat halinde bulunan binanın, çevre düzenini ve mimari estetiği bozduğu gerekçesi ve davacının maliki olduğu şirket tarafından yıkımıın gerçekleştirilmemesi nedeniyle 12/03/2012 tarihinde; ''Arsanızda bulunan kaba inşaatın sökülüp kaldırılmasının tarafımızca yapılmasını rica ediyoruz. Eğer uygun görürseniz ileride yapacağınız projede aynı metrekare ve yapısal özelliğe sahip inşaatı (betornarme ve tuğla) yapmayı kabul ve taahhüt ediyoruz.'' demek suretiyle öneride bulunduğunu, müvekkilinin henüz Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada ... parsel kain taşınmaza ilişkin satış görüşmeleri ile satış gerçekleşmeden önceki 11/11/2016 tarihinde davacıya ''...daha önce yıkılan yapı ile ilgili taahhüt imzaladık, sözümüz geçerlidir, bedeli ödenecektir.'' şeklinde mail gönderdiğini, davacının da imzasının bulunduğu 07/12/2016 tanzim tarihli ''Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname'' den ve bu tutanağın taraflarca imzalanmasının ardından davacı şirket yöneticileri ...., .... ve müvekkil şirket yöneticisi .... arasında akdedilen Fethiye 6. Noterliğinin 07/12/2016 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinden anlaşılacağı üzere, 11/11/2016 tarihinde gönderilen mail, taşınmaza ilişkin satışın henüz söz konusu olmadığı önceki tarihte iletildiğini, davacı tarafından öne sürülen 11/11/2016 tarihli mailin iletilmesinin ardından müvekkil şifahi olarak doğrudan taşınmazı satın alma yönünde davacı şirket yöneticilerine teklifte bulunulduğunu, şirket yöneticilerinin bu teklifi ön görüşme aşamasında kabul ettiklerini, akabinde taraflar buna istinaden Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada ... parselde kain taşınmaza ilişkin 07/12/2016 tarihli ve davacı ...'nın da imzası bulunan Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname tanzim edildiğini, uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname'nin imzalanmasının ardından ...., davacı şirket yöneticileri .... ve .... arasında yukarıda belirtildiği üzere Fethiye 6. Noterliğinin 07/12/2016 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi akdedilmişMüvekkil Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada ... parselde yukarıda anılan ve taraflarca planlanan ifraz işleminin gerçekleşmesinin ardından metruk, atıl ve kaba inşaat halinde olan binanın bulunduğu kısımdaki; Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesi, ... Mevkii ... ada ... parsel de kain 2.500,00 m² yüzölçümüne sahip taşınmazı ... Şirketinden 20/02/2017 tarihinde iktisap etmiştir. Davacı ve evrak mümzileri tarafından Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname ile; işbu ifraz edilen ve müvekkil tarafından iktisap edilen 2.500,00 m² lik taşınmazdan kaynaklanan hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulmayacağı kabul ve taahhüt edildiğini, bu anlaşma çerçevesinde müvekkil şirket tarafından 485.106,00 USD tutarındaki bedel ifa edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından Uzlaşma Tutanağın'da kendisi tarafından inşa edildiği iddia olunan yapı bedeline dair alacak hakkının diğer şirket ortaklarına karşı saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi kayıt beyanı da öne sürülmediğini, müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmamasına karşın 2012 yılında binanın yıkımına muvafakat verilmesinde şirket yöneticilerinden davacı ....'nın da pürüz çıkarmamak suretiyle muvafakat etmesi nedeniyle borcu olmamasına karşın davacının vekili vasıtasıyla iletişime geçmesi ve bedelin kabul edilmesi üzerine 14/06/2022 tarihinde 100.000,00 TL tutarı davacıya havale ettiğini, ancak davacı tarafından bu havale işleminin gerçekleşmesinden iki hafta sonra 30/06/2022 tarihinde Fethiye İcra Dairesinin 2022/6768 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanması davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, yapıyı iddia olunduğu üzere davacının değil ... Şirketi'nin inşa ettiği buna binaen davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 21.05.2024 tarih ve 2023/1198 Esas, 2024/469 Karar sayılı kararı ile özetle; "...davacı şirkete ait olan Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel nolu gayrimenkul üzerinde bulunan, "eski mekruf binanın", davalı şirket tarafça, 12.02.2012 tarihinde muhtelif sebeplerle "yıkım onayı" istendiği, davacı şirket tarafından buna ilişkin muvafakat verildiği, bina yıkıldıktan bir süre sonra, arsanın davacının diğer şirketi olan ....Şti.'ne devredildiği, 2016 yılında da arsanın ifraz edildiği, taraflar arasında, 07/12/2016 tarihli ve davacı şirket yetkilisinin de imzası bulunan "Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname" imzalandığı, Fethiye Tapu Müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre, Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Mah., eski ... ada .... parselin ifraz işlemi sonucu, ... ada... ve ...nolu parsellere ayrıldığı, Fethiye 6. Noterliğinin 07/12/2016 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi gereğince, Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesi, ... Mevkii ... ada ... parsel de kain 2.500,00 m² yüzölçümüne sahip taşınmazı 20/02/2017 tarihinde davalı tarafa devir ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça dava dilekçesinde, "..davacıya gönderilen yazılı taahhütte toplam 320 m2 (296 m2 inşaat-beton+24 m2 merdiven kovası) inşaat yapılacağının taahhüt edildiğini, davalının bu yıkılan binanın yerine aynı m2 de inşaat yapmayı yada bedelinin ödenmesi hususunda yazılı olarak taahhüt verdiğini ancak, davalı şirketin verdiği taahhüdün gereğini yerine getirmediğini.." iddia etmiş ise de, dosya içerisinde yazılı olarak yapılan bir eser sözleşmesi bulunmadığı ve delil listesinde böyle bir delile dayanılmadığı, sadece ve sadece 12/03/2012 yılında, davalı şirket yetkilisi tarafından, eski binanın yıkımı ve sonrasında ileride yapılacak proje için inşaat yapmayı taahhüt ettiği, bu taahhütname de, inşaata ilişkin hiç bir bilginin yer almadığı, daha sonra taraflar arasında, 07/12/2016 tarihli ve davacı şirket yetkilisinin de imzası bulunan "Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname" imzalandığı bu uzlaşma tutanağına göre, tarafların anlaşmaya vardıkları anlaşılmıştır. Davacı tarafça iddia ve dava edildiği üzere, davalı şirketçe, 320 m2 (296 m2 inşaat-beton+24 m2 merdiven kovası) inşaat yapılacağı hususuna ilişkin dosyamızda hiç bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacı taraf her ne kadar tanık deliline dayanmış ise de, tanık dinlenmesinde hukuki yarar bulunmadığından tanıklar dinlenmemiş olup, davacı tarafça, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığından, yemin delili hatırlatılamamış olup, ispatlanamayan davanın reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 11.06.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili firmaya ait olan Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... Pafta, ... ada ... parsel nolu gayrimenkul üzerinde bir bina bulunduğunu, davalı firma tarafından bitişikte bulunan arsa üzerinde otel inşaa edildiğini, otelin açılacağı dönemde müvekkiline ait binanın otelin giriş kapısını kapattığı ve kötü bir görüntüye sebebiyet verdiği gerekçesi ile müvekkiline 12.02.2012 tarihinde yazılı olarak talepte bulunarak müvekkiline ait arsa üzerinde bulunan ve boş olan bu binanın müvekkilinin uygun görmesi halinde yıkılacağını, bu arsa da ileride yapılacak projede aynı metrekare de ve aynı yapısal özelliğe sahip inşaat yapmayı ya da yıkılan inşaat m2 bedelini ödemeyi taahhüt ettiklerini, bu hususta onay talep ettiklerini, müvekkilinin de bu talebe onay verdiğini, onay üzerine, binanın davalı tarafından yıkıldığını, müvekkiline, gönderilen yazılı taahhütte toplam 320 m2 (296 m2 inşaat-beton+ 24 m2 merdiven kovası) inşaat yapılacağı yada bedelinin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalının bu yıkılan binanın yerine aynı m2 de inşaat yapmayı yada bedelinin ödenmesi hususunda yazılı olarak taahhüt verdiğini, ancak, davalı şirketin verdiği taahhüdü gereğini yerine getirmediğini, sadece bu hususta müvekkilli şirket yetkilisine 14.06.2022 tarihinde 100.000,00 TL bir ödeme yapıldığını, ancak, bu yapılan ödeme yapılması taahhüt edilen 320 m2 inşaat bedelinin çok altında bir rakam olduğunu, arsanın bina yıkıldıktan bir süre müvekkilinin diğer şirketi olan ....Şti. firmasına devredildiğini, 2016 yılında da gayrimenkul (arsa) ifraz edilmiş iki parsele ayrıldığını ve ....nolu parsel (arsanın yarısı) davalı şirket yetkilisi ... ...'na satıldığını, davalı şirket yetkilisi ....'nın bu satış sonrasında müvekkiline 11.11.2016 tarihinde mail atarak '...daha önce yıkılan yapı ile ilgili taahhüt imzaladık, sözümüz geçerlidir, bedeli ödenecektir' dediğini, ancak, geçen sürede birçok kez sözlü olarak talep edilmesine rağmen bu inşaat bedelinin ödenmediğini, mahkeme kararında taraflar arasında 320 m2 inşaat yapılacağına dair bir belge bulunmadığı ve verilen taahhütnamede de inşaata ilişkin bir açıklama bulunmadığı iddia ve tespiti ile davayı reddettiğini, mahkemenin bu tespitinin hatalı olduğunu, öncelikle, davalı tarafın bu şekilde bir taahhütname verdiğini inkar etmediğini, taahhütnameyi kabul ettiğini, ancak, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduğunu, sonrasında, davaya konu yapıya ilişkin olarak dosyaya sundukları 07.12.2016 tarihli Uzlaşma Tutanağı ve Fethiye 6. Noterliği'nin 07.12.2016 tarihli sözleşmeleri ile uzlaşmaya varıldığını ve borcun ortadan kalktığını iddia ettiklerini, yani, taraflar arasında 320 m2 inşaat yapılması yada bedelinin ödenmesi hususunda yapılan antlaşma ve verilen taahhüt konusunda bir ihtilaf olmadığını, dosyada mevcut olan davalı tarafça gönderilen taahhütname ve mail yazışmalarının yazılı belge ve delil nitelinde olup taraflar arasındaki antlaşmayı açıkça ortaya koyduğunu, yine, davalı tarafından müvekkiline verilen taahhütnameye karşılık kısmi olarak müvekkili adına Av.....'a, 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, madem ortada böyle bir taahhüt olmadığını, sözleşme olmadığını, o zaman davalı neden 100.000,00 TL ödeme yaptığını anlamadıklarını, bu yapılan ödemede taraflar arasında bir mutabakat olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, iş bu nedenle, ilk derece mahkemesinin dosyada hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı şeklindeki tespiti ile davayı reddetmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, yine mahkeme kararında 'daha sonra taraflar arasında, 07/12/2016 tarihli ve davacı şirket yetkilisinin de imzası bulunan "Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname" imzalandığı bu uzlaşma tutanağına göre, tarafların anlaşmaya vardıkları anlaşılmıştır.' demek suretiyle tarafların anlaştığını ve borcun ortadan kalktığını iddia ettiğini, mahkemenin bu tespitinin kesinlikle doğru olmadığını, davalının, dosyaya sundukları 07.12.2016 tarihli Uzlaşma Tutanağı ve Fethiye 6. Noterliği'nin 07.12.2016 tarihli sözleşmeleri ile uzlaşmaya varıldığını ve borcun ortadan kalktığını iddia ettiklerini, davalı tarafın bu iddialarının doğru olmadığını, dava dilekçelerinde de belirttikleri gibi yıkılan yapının bulunduğu arsanın bir kısmı 2016 yılında ifraz edilerek davalılara satıldığını, bu yapılan sözleşmelerin bu satılan kısım ile ilgili olup sözleşmelerin içeriğine bakıldığında yıkılan yapı ile ilgili bir hükmün olmadığı yıkılan binanın borcununda ödendiğine veya bu ödemenin içinde olduğuna yada bu talepten vazgeçildiğine ilişkin bir açıklama ve maddenin olmadığının açıkça görüleceğini, sözleşmede açıkça ifraz edilecek ve davacılara satılacak 2.500 m2 lik arsadan bahsedildiğini ve bu arsa ile ilgili hak ve alacağın olmayacağı ve dava haklarından vazgeçildiğinin belirtildiğini, bu gayrimenkulün satılması ile yapılan görüşmeler esnasında 11.11.2016 tarihinde atılan mailin açıkça ortada olduğunu, dosyaya da sunulduğunu, mailde, 'daha önce yıkılan yapı ile ilgili taahhüt imzaladık, sözümüz geçerlidir, bedeli ödenecektir...' şeklinde açıkça yazıldığını, tüm bu hususlar açıkça ortada iken yine mahkemenin tarafların antlaşmaya vardığı şeklindeki tespitinin de açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, yine, ilk derece mahkemesinin ön inceleme duruşmasında tahkikata gerek duymadan sözlü yargılama aşamasına geçerek davayı reddettiğini, dayanılan tanık deliline de hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile itibar etmediğini ve tanıkları dinlemediğini, ancak, ilk derece mahkemesinin hukuki yararın neden bulunmadığı, neden tanıkları dinlemeye gerek duymadığı hususlarında ayrıntılı bir açıklama da yapmadığını, tanıklarının, sürecin en başından beri olayın içinde olup, yapılan görüşmeler verilen sözler ve yapılan yazışamalar hakkında bilgi ve görgü sahibi olduğunu, ilk derece mahkemesinin, tahkikata aşamasana geçip davalının beyanları, dosyadaki taahhütname ve mail yazışmaları doğrultusunda öncelikle tanıkları dinleyip, sonrasında dava tarihi itibariyle bilirkişi marifetiyle 320 m2 inşaatın bedelini hesaplatıp ondan sonra tüm delilleri birlikte değerlendirerek hüküm kurması gerekirken ön inceleme duruşmasında tahkikata girmeden davayı reddetmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; müvekkilinin telafisi imkansız zararlarının önüne geçilebilmesi amacıyla ivedilikle icra işlemlerinin durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesine, istinaf başvurularının kabulü ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1198 E, 2024/469 K sayılı, 21.05.2024 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı şirkete ait olan Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Köyü, ... ada .... parsel nolu gayrimenkul üzerinde bulunan, "eski mekruf binanın", davalı şirket tarafça, 12.02.2012 tarihinde muhtelif sebeplerle "yıkım onayı" istendiği, davacı şirket tarafından buna ilişkin muvafakat verildiği, bina yıkıldıktan bir süre sonra, arsanın davacının diğer şirketi olan ....Şti.'ne devredildiği, 2016 yılında da arsanın ifraz edildiği, taraflar arasında, 07/12/2016 tarihli ve davacı şirket yetkilisinin de imzası bulunan "Uzlaşma Tutanağı ve Muvafakatname" imzalandığı, Fethiye Tapu Müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre, Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Mah., eski ... ada... parselin ifraz işlemi sonucu, ... ada ... ve... nolu parsellere ayrıldığı, Fethiye 6. Noterliğinin 07/12/2016 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi gereğince, Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesi, ... Mevkii ... ada ... parsel de kain 2.500,00 m² yüzölçümüne sahip taşınmazı 20/02/2017 tarihinde davalı tarafa devir ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, davacıya gönderilen yazılı taahhütte toplam 320 m2 (296 m2 inşaat-beton+24 m2 merdiven kovası) inşaat yapılacağının taahhüt edildiğini, davalının bu yıkılan binanın yerine aynı m2 de inşaat yapmayı ya da bedelinin ödenmesi hususunda yazılı olarak taahhüt verdiğini ancak, davalı şirketin verdiği taahhüdün gereğini yerine getirmediğini iddia ederek alacak istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, sözleşme ilişkisi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibin beşyüz Türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibin beşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. (Yargıtay 6.HD'nin 2022/1049 Esas ve 2023/591 Karar sayılı kararı) Somut olayda, davalı tarafın akdi ilişkiyi inkar etmesi karşısında davacı tarafça varlığı iddia ve ispat olunan herhangi bir yazılı sözleşme sunulmadığı, alacak miktarına göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanması mümkün olmadığı gibi davalının açık rızası ve delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından tanık beyanlarına dayalı olarak akdî ilişkinin varlığı ispatlanamayacağı; davacı iddiasını, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi hükmü gereği senetle ya da yemin deliliyle ispat etmek zorunda olduğu, davacı tarafça açıkça yemin deliline dayanılmadığından davacı sözleşme ilişkisini kesin deliller ile kanıtlayamadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.05.2024 tarih ve 2023/1198 Esas, 2024/469 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 17.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.