Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1266 E. 2025/608 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1266
Karar No
2025/608
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1266 Esas

KARAR NO:2025/608 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2020/229 Esas-2024/322 Karar

KARAR TARİHİ:26/03/2024

DAVA:Alacak

KARŞI DAVA:İstirdat

KARAR TARİHİ:17/04/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı / karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalı aleyhine kambiyo evraklarına mahsus takip yolu ile ...sayılı dosya üzerinden icra takibi başlattığı takip dayanağı poliçelerin 12/04/2000 düzenleme 12/04/2002 vadeli 50.000,00 DM(Alman Markı) bedelli 12.04.2000 düzenleme 12.04.2002 vadeli 11.000,00 DM bedelli, 25/05/2000 düzenleme 25/05/2002 vade tarihli 100.000,00 DM bedelli 25/05/2000 düzenleme 25/02/2002 vade tarihli 25.000,00 DM bedelli olduğunu toplam 4 adet olduğunu davalının takip dayanağı poliçelerde muhatap lehine aval veren olduğunu davalı 16/07/2010 tarihinde tebligatın usulsüz olduğunu poliçe aslının kasada olmadığı ve takibin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile icra mahkemesine şikayyet bulunduğunu mahkeme şikayetin reddine karar verdiğini bu kararın üzerine davalının kararı temyiz ettiğini temyiz sonucunda bozma kararının yerel mahkemenin davalının davasının kabulüne ve takibin geri bırakılmasına karar verildiğini, kambbiyo evraklarının zamanaşımına uğramış olsa da taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacak zamanaşımına uğramadığını İİK 71/2 maddesinin atfıyla İİK 33/a-2 maddesi İİK 33/a-2 md "Alacaklı icranın geri bıkakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliginden sonra zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açılabilir olduğunu aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder hükümün amiridir olduğunu, müvekkilinin 12/04/2000 tarihli ve 25/05/2000 ortaklık sözleşmeleri ile poliçe borçlusu merkezi Berlinde bulunan ... şirketine sessiz ortak olarak katıldığını bu ortaklık sözleşmesinin 22. Maddesi uyarınca sermaye ödediğini müvekkili 12/04/2000 düzenleme tarihli ortaklık sözleşmesinin 4. Maddesinde sessiz ortaklık tarihinin 12/04/2002 tarihinde sona erdiğini ortaklığın fesih edilmediği taktirde 1 yıl uzayacağı maddesi olduğunu ... yrılma tarihinden sonraki 2 hafta içinde sessiz ortağa kar pay.arını ve ortaklık payını geri öder hükmünü içerdiğini müvekkili şirketin 12/04/2002 ve 25//05/2002 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını ve isteğini ... tarafından kabul edildiğini müvekkiline ortaklık katılım payı ve kar payı olarak takip dayanağı poliçelerin verildiğini iş bu poliçelerin arkasına davalı muhatap lehine aval veren olarak imza attığını davalının ... şirketinin yetkilisi ve Türkiye de de ... Holdingi şahıs işletmesi altında faailet gösterdiğini poliçclerin ödenmemiş olduğunu içcra takibine konu edildiğini temel ilişkiye dayanan alacağın zamanaşımına uğramadığını müvekkili ile borçlu arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacağın tespitini İstanbul 15. İcra Hukuk mahkemesinin 2012/35 E ve 2012/506 K sayılı kararı ile durmuş olan ...sayılı takibin devamına Alacağın %20 aşağı olamamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve ücreti vekaleti karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı/ karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle;Davacının talebinin esasen takibin devamına yönelik olup bu nedenle davanın itirazın iptali davası niteliğnde olduğunu, takibin devamına karar verilemeceğıini takibin devamına karar verilebilmesi için ortada ilamsız bir takip olmasının ve vaki itiraz nedeniyle takibin durmuş bulunması gerektiğini somut olayda ilamsız takipde olmadığını itiraz da olmadığını takibin durmadığını mevcut kambiyo senetlerine mahsus takip mahkeme kararıyla geri bırakıldığını ve bu karar dereceatten geçerek kesinleştiğini davacının iş alacak davası açması alacağına ilişkin hüküm almak ve ondan sonra hükmü icra vermesi gerektiğini somut olayda davacının takibin devamını istediğini davacı tarafın iş bu davada alacaklı olduğu şirketle arasında temel ticari ilişkiye dayandığını belirtilmekte olduğunu ancak davada temel ilişkinin asıl tarafı olan ... şirketinin davalı olarak gösterilmediğini müvekkilinin senet üzerindeki imzasının şahsi bir imzası olmadığını demirkaya holdign kaşasının üzerini imzladığını müvekkilinin temel ilişkiye kefil olduğu farz edilse bile senetlerinin vade tarihininin 2002 olduğunu ve 10 yıllık sürenin geçmiş olduğunu kambiyo hukuku ile ilgili 3 yıllık ve temel ilişki ile ilgili 10 yıllık zaman aşımı süreleerinin geçmiş bulunduğunu davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın icra dosyası üzerinde müvekkilinin evinden haciz yaptırarak muhafaza altına aldığını bu süreç sırasında yargıtay sonucunun beklenmesi işin sonunda haksız çıkabileceklerini ikaz ettiklerini halen müvekkilinin evinden haczedilerek satış yoluyla davacı vekilince alınan menkul malların davacı vekilinde bulunduğunu yapılan haciz işlemi haksız ve hukuka aykırı olduğunu haczedilen malların parasal değerinin davacıdan tahisili ile bu kaleme mahsuben 1.000,00 TL tazminat talep ettiği bunun yanı sıra müvekkilinin davacı tarafa haciz baskısı altında 4.000,00 TL ödeme bulunduğunu bedelin istirtanı talep ettiğini fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL kısmın istirdadına karar verilmesini asıl davanın reddini %20 tazminata mahkumiyetine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 26/03/2024 Tarih ve 2020/229 Esas - 2024/322 Karar sayılı kararında;"....İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan beyan ve deliller, istinaf mahkemesi kararı, alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;Dava ve talep açıklama dilekçeleri değerlendirildiğinde, dava, temel ilişkiye dayalı alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, davacı karşı davalı tarafça, 95.100,00 Euro alacağın 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca vade tarihlerinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalı karşı davacıdan tahsili talep edilmiştir.Cevap ve karşı dava dilekçesi değerlendirildiğinde, Türk Mahkemelerinin yetkisine itiraz edildiği, zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davanın usulden ve esastan reddinin talep edilmiş olduğu, karşı davanın, tazminat ve istirdat istemine ilişkin olup, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak haczedilerek satılan mallarının parasal karşılığı olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve haciz baskısı altında ödenen bedele ilişkin 500,00 TL bedelin istiradatı talep edilmiştir.Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;Her iki tarafın Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olduğu, bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK kapsamında eldeki uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanması gerektiği, davacı karşı davalı ... ile dava dışı ... arasında yapılan 12.04.2000 ve 25.05.2000 tarihli ortaklık sözleşmelerinde şirket merkezin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ve şirket Almanya merkezli ise de dosyamız davalısı karşı davacı ...'nın bu sözleşmelerde taraf olmadığı, bu kapsamda bu yetki şartının davamızda uygulanamayacağı dolayısı ile davada Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davalı karşı davacı tarafın Türk Mahkemelerinin yetkisine yönelik yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.Davacı karşı davalı ...'in ...’ye sessiz kar payı ortağı olduğu, 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli yazıları ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunduğu ve ayrılma akçesi muhtemel karşılığını oluşturmak üzere toplam 150.000 DM miktarlı 12.04.2000 düzenleme tarihli poliçelerin düzenlendiği ve söz konusu poliçelerde ...’nin muhatap,...’in ise muhatap lehine avalist olduğu hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, yine davacı karşı davalı ...'in 12.04.2002 ve 25.05.2002 vadeli, toplam 186.000 DM (95.100 EURO) bedelli 4 adet poliçenin vadesinde ödenmemesi üzerine Kambiyo Senetlerin Özgü İcra Takip yolu ile 01.08.2003 tarihinde takibe başladığı, zamanaşımının kesildiği, bu kapsamda bir takım hacizlerin de yapıldığı, davalı karşı davacı ...'nın takibe itiraz ettiği, davacı karşı davalı ...'in de 29.05.2006 ila 24.08.2009 tarihleri arasında 3 yıldan uzun bir süre işlem yapmaması nedeniyle takip içi zamanaşımının gerçekleştiği, söz konusu poliçelerin takip içi zamanaşımına uğradığında duraksama olmamakla beraber söz konusu poliçelerin taraflar arasındaki temel ilişkiden (ortaklık) kaynaklandığı hususunda da taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, dolayısıyla esasen düzenlenen poliçeler zamanaşımına uğramış olsalar bile taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan borç-alacak ilişkisinin kanıtlanmasında delil niteliğini kaybetmeyeceği, TBK m. 147/I-5. bendine göre “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar” beş yıllık zamanaşımına tabi iseler de, TBK’nın “Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde” başlıklı 156. maddesinin ikinci fıkrası, “Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır” hükmünü havi olduğu, buna göre taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacağın, takip içi zamanaşımına uğramış olan poliçeler ile ikrar edilmiş ve davalı karşı davacı tarafın işbu senetlerin takibe konulduğu tarihte uyuşmazlıktan ve alacak miktarından haberdar olduklarında kuşku olmadığı, dolayısıyla temel ilişki olan ortaklık ilişkisine dair alacak konusundaki uyuşmazlığın zamanaşımı 10 yıllık süreye tabi olacağı, takip içi zamanaşımına uğramış olan poliçelerin takibe konulduğu 01.08.2003 tarihi temel ilişkiden kaynaklanan alacak bakımından zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih olduğu ve dava tarihi olan 24/04/2013 tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davalı karşı davacı tarafın zamanaşımı def'ine itibar edilmemiştir.Dava şartlarının tam olduğu, başkaca incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığı anlaşıldığından davanın esasına geçilmiştir.Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan ve karar vermeye uygun bulunan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporuna göre;Davacı karşı davalı ... ile ... adına ... arasında 12.04.2000 tarihli ve 25.05.2000 tarihli ortaklık sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmelerde ...’in sessiz ortak olarak anıldığı, sözleşmelerin imza tarihinden itibaren 2 yıl süreli olduğu ve 2 yıllık sürelerin dolmasına müteakip ... tarafından 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli dilekçeler ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunulduğu; Davacı karşı davalı ...'in olası ayrılma talebine istinaden önceden dava dışı şirketçe ayrılma akçesi karşılığını oluşturmak üzere tarihleri itibariyle 2 yıl vadeli poliçelerin tanzim edildiği, poliçelerin arka yüzünde “Muhatap Lehine Aval’dir” açıklaması ile ... kaşe ve yetkilisinin imzasının bulunduğu; Poliçelerin Alman Markı olarak düzenlenmiş olup ... değişim paritesi üzerinden senetlerin değerlerinin toplam 95.100,29 Euro olarak hesaplanmış olduğu, davacının da takipte ve iş bu dava da 95.100 Euro tutar talepte bulunduğu ; Berlin Mitte Bölge Kamu Dairesi tarafından Konsolosluk aracılığı ile gönderilen ... (Limited Şirket)’e ilişkin ticaret sicil kayıtlarında şirketin hakim ortağı ve yasal temsilcisinin davalı karşı davacı ... olduğu ve 21.09.2001 tarihinde şirketin feshini (tasfiyesi) sicile bildirdikleri; Dosyada mevcut Ticaret Sicil kayıtları uyarınca Halil ...’in 19.02.2002 tarihli Olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde “...’nın 250.000 YTL tutarındaki şirket sermayesinin 198.642 YTL ile şirketin %79,46 oranında ortağı olduğu, 26.02.2002 tarihli idare Heyeti kararı ile Yönetim Kurulu Başkanlığına ...’nın ve başkan vekilliğine İbrahim Demirkaya’nın getirildiği, buradaki bilgilerden de Halil ...’in hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanının ... olduğu, adı geçen Holdingin diğer hissedarlarının ise aile üyelerinden ve aynı zamanda Almanya menşeli ...’den oluştuğu; Davacının dava dışı şirkette sessiz ortak olarak 12.04.2000 tarihinde 50.000 DM ve 25.05.2000 tarihinde 100.000 DM olmak üzere toplam 150.000 DM ödeyerek atipik sessiz kar ortağı olarak iştirak ettiği, 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli yazılar ile şirketten ayrılmak istediğini ...’ye bildirdiği ve bunun üzerine şirkete ödemiş olduğu toplam tutara ilişkin kar payı da ilave edilerek dava konusu 4 adet poliçenin (12.04.2002 vadeli 61.000 DM tutarında 2 adet poliçe ve 25.05.2002 vadeli 125.000 DM tutarındaki 2 adet poliçe ) davacı karşı davalı ...'e verildiği ve onun tarafından ... sayılı dosyasından borçlular ... ve ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yoluna dayalı olarak 01.08.2003 tarihinde takip talebinde bulunulduğu; Davalılardan ...’nın ortaklık sözleşmesinde ve poliçelerde kendi şahsi adına imzası bulunmamakta olduğu, ancak diğer davalı ... ... (Limited Şirket)’e ilişkin ticaret sicil kayıtlarında şirketin hakim ortağı ve yasal temsilcisinin ... olduğu, ... (Limited Şirket) lehine aval veren ...’in hakim ortağı, yönetim kurulu başkanının yine ... olduğu, ... (Limited Şirket)’nin 21.09.2001 tarihinde feshini (tasfiyesi) sicile bildirdikleri, dosyaya sunulan belgelere göre kar ortaklarına ve bu arada davacı karşı davalı ...'e gönderilen mektuplarda ...’nın isminin ve imzasının yer aldığı; Aval veren olarak atılmış poliçeler üzerinde aval veren olarak “...” ibaresinin yasal bir tüzel kişiliği ifade etmediği, dolayısıyla bu kaşe üzerine davalı karşı davacı ... tarafından atılmış imzanın şahsi avali olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak aksi düşünüldüğünde yani davalı karşı davacı ...’nın doğrudan davacı karşı davalı ...'e karşı borçlu olmadığı değerlendirildiğinde de, ... ve ...’in kontrolünü elinde tutan hakim ortağı ve yöneticisi olduğu, adı geçen şirketlerin tüzel kişilik yapısını kullanarak ve şirketlerin şahsi sorumluluklarının arkasına sığınarak davacı karşı davalı ...'i zarara uğrattığı, bu durumda TMK m. 2 gereğince şirketlerin tüzel kişilik perdesi kaldırılarak adı geçen davacının şahsi sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, anlaşılmakla ve değerlendirilmekle;Davacı karşı davalı ...'in ortaklıktan kaynaklı 95.100,29 Euro alacağı bulunduğu, davadaki talebinin 95.100,00 Euro olduğu, bu kapsamda taleple bağlılık kuralı gereği 95.100,00 Euro alacaktan davalı karşı davacı ...’nın sorumlu olduğu, temerrütün poliçe vade tarihleri olan 12.04.2002 ve 25.05.2022 tarihlerinde oluştuğu, davacı tarafın talebine nazaran poliçe vadelerine göre hesaplanan bedellerin kuruş hanesinin birler basamakları (0) olarak dikkate alınarak,Toplam 95.100,00 Euro alacağın, 25.564,50 Euro'luk ve 5.624,20 Euro'luk kısımlarına 12.04.2002 tarihinden itibaren, 51.129,10 Euro'luk ve 12.782,20 Euro'luk kısımlarına 25.05.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca faiz talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı ... tarafından açılan karşı davada, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak haczedilerek satılan mallarının parasal karşılığı olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve haciz baskısı altında ödenen bedele ilişkin 500,00 TL bedelin istiradatı talep edilmiş ise de, davalı karşı davacı ...'nın ortaklıktan dolayı yukarıda açıklanan nedenler ile davacı karşı davalı ...'e borçlu olduğu, icra dosyasında yapılan işlemlerin mevcut bir borcun tahsilini temin için yapıldığı, işlemlerde herhangi bir usulsüzlük olmadığı, dolayısı ile tazmini gereken bir zararın bulunmadığı, icra dosyasına davalı karşı davacı tarafça yapılan bir ödeme tespit edilemediği, olsa bile mevcut bir borcun ödemesi niteliğinde olacağından istirdatının istenemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davalı tarafça açılan karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.Tüm bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Toplam 95.100,00 Euro alacağın, 25.564,50 Euro'luk ve 5.624,20 Euro'luk kısımlarına 12.04.2002 tarihinden itibaren, 51.129,10 Euro'luk ve 12.782,20 Euro'luk kısımlarına 25.05.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,''-DAVALI TARAFÇA AÇILAN KARŞI DAVANIN REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı / karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden eksik hüküm kurulduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda dava tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılarak hem karar ve ilam harçları hem de vekalet ücreti hesaplaması yapıldığını, bunun yasa ve usule aykırı olduğunu, bu durumun davalı-karşı davacı yanca istinaf yoluna başvurmasında peşin karar harcının eksik alınmasına hem de mahkeme karar ve ilam harcının eksik belirlenmesine sebep olduğunu, söz konusu kararın düzeltilerek karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini ve yargılama giderleri, karar ve ilam harcı ile vekalet ücretinin bu bedel üzerinden hesaplaması gerektiğini,Davaya konu senetlerin kambiyo vasfını kaybeder halde olsa da temel ilişkiyi ispatlamaya yeter delil niteliğini korumaya devam ettiğini, takip içi zamanaşımı olmuşsa da zamanaşımı kesilmesi halinde bu işlemlerin geçerliliğini yitirmeyeceğini, dava açılışında da zamanaşımı süresinin geçmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının hüküm kısmının düzeltilerek yeniden karar verilmesini talep etmiştir.Davalı / karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerine mahsus yolla girişilen icra takip dosyası ve alacak talebinin zaman aşımına uğradığını, İcra Hukuk Mahkemesinin zamanaşımına yönelik kararına yönelik davacının ikame ettiği dava talebini safahatta değiştirdiğini, ihtilafı "kök ilişkiden kaynaklanan alacağının tahsili" olarak tespit ettiğini, böylece icra takibi ve takip taleplerinin konusuz kaldığını, kambiyo takibine yönelik olmadığını, artık kambiyo takibi ve zamanaşımına uğrayan takip nedeni ile herhangi bir alacak talebinin söz konusu olmadığını, zamanaşımına uğramış bir borcun dava edilemeyen eksik bir borç olduğunu, müvekkil bakımından öncelikle incelenmesi gereken hususun senetlerin hangi ticari ilişki karşılığında neden ve hangi şirket tarafından verildiği olduğunu, bu irdelenmeden müvekkilin şahsen borçlu ya da aval veren olarak tespitinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımına uğrayan ve artık dava konusu da olmayan bu takip ve mesnedi belgelerin hiçbirinde müvekkilin şahsen borçlu olmasını gerektirecek herhangi bir imzasının bulunmadığını, avalistin, poliçe zamanaşımına uğradıktan sonra temel ilişkiden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi kararının hüküm metninde karar gerekçesinin bildirilmediğini, bir mahkemenin, hukuk devleti ilkelerinin ve yasaların dışına çıkarak yasalara aykırı hüküm vermesi ve gerekçesiz olarak dilediği şekilde zamanaşımını, zamanaşımının başlangıç tarihini nitelemesi ve yorumlamasının mümkün olamayacağını, davacının icra dosyasının zamanaşımına uğrayan senetler ile bir alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, asıl davanın reddinin gerektiğini,Taraflar arasında kambiyo senetlerine mahsus yolla devam eden ve cari bir icra takibinin mevcut olmadığını, icra takip dosyası zımmında yapılan işlemlerin de iptalinin gerektiğini, var olmayan takip dosyasından yapılan işlemlerin mahkeme kararı ile onaylanması hukuk sisteminde söz konusu olamayacağından haksız, usul ve yasaya aykırı ve akim kalmış işlemler nedeni ile doğan zararında giderilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 13/02/2020 tarih ve 2018/1421 Esas - 2020/170 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava ve talep açıklama dilekçelerine göre asıl dava, temel ilişkiye dayalı alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.Karşı dava ise, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak haczedilerek satılan malların parasal karşılığı olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve haciz baskısı altında ödenen bedele ilişkin 500,00 TL bedelin istirdadı talebine ilişkindir.Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Huzurdaki davada davacının Almanya'da kurulu olan ... şirketine sessiz ortak olarak katıldığı, davacı /karşı davalı ... ile ... adına ...arasında 12.04.2000 tarihli ve 25.05.2000 tarihli ortaklık sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmelerde ...’in sessiz ortak olarak anıldığı, sözleşmelerin imza tarihinden itibaren 2 yıl süreli olduğu ve 2 yıllık sürelerin dolmasına müteakip ... tarafından 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli dilekçeler ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunduğu; Davacı karşı davalı ...'in olası ayrılma talebine istinaden önceden dava dışı şirketçe ayrılma akçesi karşılığını oluşturmak üzere tarihleri itibariyle 2 yıl vadeli poliçelerin tanzim edildiği, poliçelerin arka yüzünde “Muhatap Lehine Aval’dir” açıklaması ile ... kaşe ve yetkilisinin imzasının bulunduğu icra takibine ve davaya konu poliçelerin düzenlenerek verildiği hususunda bir ihtilaf yoktur. Davalı ... ... şirketinin yetkilisi olması sebebiyle dosyada mübrez poliçelerde davalı hem muhatap şirket adına hem de aval veren olarak poliçeleri imzalamıştır.Somut davada,... (Kapanan ...) ... sayılı dosyası ile davacı/alacaklı ... tarafından borçlular ... ve ...'ye karşı 01/08/2003 tarihinde 12/04/2002 vadeli 50.000 DM. Bedelli poliçe, 12/04/2002 vadeli 11.000 DM. Bedelli poliçe, 25/05/2002 vadeli 100.000 DM. Bedelli poliçe, 25/05/2002 vadeli 25.000 DM. Bedelli poliçeden kaynaklı kambiyo senedine özgü icra takibi başlatıldığı, İstanbul 15 İcra Hukuk Mahkemesinde (Kapanan Şişli 1 İHM.) 16/07/2010 tarihinde İİK 33 Maddesi uyarınca takibin geri bırakılması davası açıldığı, Mahkemece 17/04/2012 tarihinde davanın kabulü ile davacı açısından takibin geri bırakılmasına karar verildiği,kararın Yargıtay 12 HD.nin 25/03/2013 tarih ve 2013/3571 Esas, 2013/11221 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmekle hükmün 25/03/2013 tarihinde kesinleştiği ve karar düzeltme talebinin reddine dair kararın Davacı ... vekiline 17/04/2013 tarihinde tebliğ edildiği ve somut davanın süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. HMK'nın 282. maddesinde, hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceğinin düzenlendiği, bilirkişi raporu takdiri delil olup, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alınıp dosya kapsamına göre gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla; Mahkemece asıl davanın kabulüne, dava tarihindeki ...B efektif satış döviz kuru Türk Lirası karşılığı üzerinden dava değeri tespit edilip karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı lehine vekalet ücretine, harca hükmedilmesi ,karşı davanın reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf eden taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı/karşı davalı ve davalı/karşı davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı/karşı davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacı/ karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davalı/karşı davacının asıl davaya yönelik istinafı yönünden; Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.277,30 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı/karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.819,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.457,95 TL'nin davalı/ karşı davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davalı/karşı davacının karşı davaya yönelik istinafı yönünden; Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı/karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davalı/ karşı davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1266, K. 2025/608, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1266-e-2025-608-k-3d649820041c