Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1501 E. 2025/620 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1501
Karar No
2025/620
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ... KARAR NO : ...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar

İSTİNAF EDEN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 22/04/2025 YAZIM TARİHİ : 22/04/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 10/07/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Akşehir ...... silesi ... bl.no:...adresinde işletmekte olduğu ...... Ticaret namıyla ...... Traktör yedekleri ticarethanesinde bulunan işyerini kapatarak içerisinde bulunan malzemeleri davalıya sattığını, davalı müvekkilinin işletmesindeki malzemeleri ekteki faturalar karşılığı satın aldığını, tarafların her ikisinin de tacir olduğunu, işyeri kül halinde davalıya devredildiğini, müvekkilinin fatura karşılığı malzemeleri teslim ederek ticareti bıraktığını, davalının bu malzemeleri testim alarak ticari kayıtlarına işlettiğini, anlaşmalarına göre borç, senetlere bölündüğünü, davalı halen bu işletmenin sahibi olduğunu, Akşehir'de ticari faaliyetine devam ettiğini, müvekkilinin Akşehir Sanayi esnafını iyi tanıdığından bir süre ticarethaneyi devretmiş olsa da davalının isteği ile yanında kaldığını, daha sonra Polatlı ilçesine taşındığını, davalının borçlu olduğu senetlerin bir kısmını ödediğini, bir kısmını ise ödemediğini, satılan malzemeler karşılığı düzenlenen senetlerden 70.000,00 TL'lik kısmını ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine Akşehir İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de ;borçlu işyeri ve ikamet adresinin Konya olduğu gerekçesi ile usul yönünden “alacaklı tarafa böyle bir borcum yoktur" ifadesi ile de esas yönünden takibe itiraz ettiğini, herhangi bir zamanaşımı veya ödeme def'i de ileri sürmediğini, borçlu takibe konu senetlerdeki imzaya itiraz etmediğini, yetki itirazı nedeni ile dosyanın Konya....İcra Dairesi'ne gönderildiğini, davalının Konya...İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine de itiraz ettiğini, takibe konu bono vade tarihi itibariyle kambiyo vasfını kaybettiğini, işyerindeki tüm malzemelerin fatura karşılığı davalıya devredildiğini, davalının bu faturaları ticari defterlerine işlediğini, takibe konu senetlerdeki borcunu ödediğine ilişkin ispat yükünün davalıya ait olduğunu beyanla davalının Konya....İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibi 70.000,00 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığını ancak dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterildiğini, eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, takibe konu bonoların zamanaşımına uğradığını, bu bonolar ile genel haciz yolu takibi yapılabilmesi için zamanaşımına uğrama süresinden sonra ilk 1 yıl içerisinde genel haciz yolu ile icra takibi yapılabileceğini, bonoların zamanaşımına uğramış olması sebebi ile davacının müvekkilinden alacak talep etme hakkının son bulduğunu, davacı, müvekkili itiraz dilekçesinde imza itirazından ve zamanaşımından bahsedilmesi sebebi ile bu haklarını yitirdiğini ve borcu kabul ettiği yönünde beyanda bulunmuş olsa da itiraz dilekçesinde belirtilen itirazların, itirazın iptali davasında öne sürülebilecek diğer itirazların önüne geçemeyeceğini, ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "..davacı vekili davalı aleyhine İtirazın İptali davası açmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlendiği, 6102 Sayılı TTK'nın 750. Maddesinde; "Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir. " ve 6098 Sayılı TBK'nın 117. Maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." şeklinde yapılan düzenlemeler de dikkate alınarak, Mahkememiz dosyasına bilirkişiler Nitelikli Hesap bilirkişisi ...... ve Mali Müşavir ...... tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Sayın mahkemeye sunulan Kırmızı kapaklı defterin delil niteliği taşıdığı kanaatine varılması halinde, defterdeki açıklamalara yukarıda yer verildiği; Yukarıda açıklandığı üzere, Konya....İcra Dairesi ... Esas dosyasında 06.02.2015 takip tarihi itibarı ile; toplam 70.000,00TL Asıl Alacak ve 3095 sayılı yasanın 2.2 maddesi gereğince değişen oranlarda işlemiş avans faiz miktarı 44.411,85 TL olmak üzere toplam 114.411,85 TL. yönünden itirazın yersiz olduğu, takip tarihinden itibarende değişen oranlarda avans faizinin işletilmesi gerektiğini bildirir rapor dikkate alınarak, Konu ile alakalı olarak; İcra İnkar Tazminatı; İtirazın iptali davasında, borçlunun itirazsında haksız olduğu mahkemece tespit edilir ise, borçlu hükmolunan borç miktarının yüzde yirmisinden aşağı olmayacak şekilde tazminata mahkum edilir. Buna "icra inkar tazminatı" denir İcra İnkar Tazminatı Şartları; 1-Geçerli bir ilamsız genel icra takibi olmalıdır. 2-Borçlu yedi günlük süre içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır. 3-Bir yıl içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunmalıdır. 4-Talep Şartı. 5-İtirazın kötü niyetle yapılmış olması (itirazın haksızlığına karar verilen borçlunun iyi niyetle ya da kötü niyetle itiraz etmiş olmasına bakılmaz. Ancak ödeme emrine itiraz eden borçlunun velisi, vasisi, kayyımı veya mirasçısı ise bu halde borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için, bu kimselerin ödeme emrine kötü niyetle itiraz ettiklerinin ispat edilmiş olması gerekir. ) 6-Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi (mahkeme, itirazın iptali davası hakkında yaptığı inceleme sonucunda, borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar vermesi gerekir, haksızlık itirazın yapıldığı tarihe göre belirlenir) 7- Alacak (takip konusu alacağın miktarı bellidir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. Alacağın gerçek miktarını tespit etmek için alacaklı ve borçlunun anlaşmalarının veya böyle bir anlaşma olması bir mahkeme kararına gerek yoktur. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda ise alacak likit olacaktır... Alacakların var olup olmadığı, hangi miktar alacağın var olduğu, tarafların anlaşması ya da mahkeme kararını gerekli kıldığından... Açılan itirazın iptali davasında davacının davayı kazanması halinde dahi borçlu icra inkar tazminatına mahkum edilemez. ) Yargıtay Üyesi Mahmut Çoşkun (İtirazın İptali Menfi Tespit Ve İstirdat Tasarrufun İptali, İflas Ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetveline İtiraz Davaları Genişletilmiş 4. Baskı Kitabı, Davacı yan alacağı konusunda takip öncesi temel ilişkiye dayalı alacağı noktasında davalı - borçluyu temerrüde düşüren bir hukuksal işlem yapmamıştır. Dolayısıyla yukarıdaki kanuni düzenlemeler dikkate alındığında takip tarihinden itibaren faiz istenilebileceğinden takip öncesi faiz talebinin reddine karar verilmiştir. (davacı yan dilekçesinde itirazın tümünün iptalini istemiş, harç tamamlama yoluna gitmiştir. Yatırılan harç ve verilen hüküm itibariyle bir eksiklik olunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.) Davalı borçlu ödeyeceği borcu bilebilecek durumda olduğundan alacak Mahkememizce likit kabul edilip, icra - inkar tazminatına hükmedilmiştir. 02/07/2012 tarihinden sonra dava açıldığından %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir. (Yargıtay 19. HD'nin 17/02/2014 Tarih, 315/3052 ilamı) TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; Konya... .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından yapılan itirazın iptali ile 70.000,00TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Hükmedilen 70.000,00TL'nin %20'si olan 14.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından yapılan itirazın iptali ile 70.000,00TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen 70.000,00TL'nin %20'si olan 14.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinafa konu hususun kısmen redde ilişkin icra takip işlemindeki işlemiş faizin reddedilmesi olduğunu, davada, müvekkilinin ticari işletmesinin iki adet fatura karşılığı kambiyo senetleriyle davalıya devredildiğini, bir kısmının ise çek karşılığı ödendiğinin sabit olduğunu, tarafların tacir olması ve alacağın yazılı belgeye, kambiyo vasfındaki bonoya dayanması nedeniyle bonodaki vadenin belirlenebilir olduğunu, kaldı ki davalı borçlunun bononun içeriğini ve imzasını inkar etmediğini, vade veya temerrütle ilgili itirazda bulunmadığını ve hem faturaların hem de bonoların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalının itirazı yalnızca borcu ödediğine yönelik olduğunu, bilirkişi raporuna göre, Konya.... İcra Dairesi ... Esas dosyasında 06.02.2015 tarihinden itibaren 70.000,00 TL asıl alacak ve 44.411,85 TL işlemiş faiz miktarına yönelik itirazın yersiz olduğunu, mahkeme, raporu yeterli bulmuş olsa da işlemiş faiz yönünden davanın kabul edilmesi gerekirken, borçlunun temerrüde düşmediği gerekçesiyle bu kısmın reddinin yasaya uygun olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kısmi ret kararı yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya eksik inceleme ile karar verildiğini, deliller yeterince incelenmediğini ve bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde kırmızı defter incelemesi yapıldığını, ancak defterin sonunda kapak sayfasında bulunan ve davacı eli ürünü yapılan hesabın dikkate alınmadığının tespit edildiğini, bu hesaplamaya göre, alınan çekler, senetler ve yapılan ödemeler çıkarıldığında, bakiye tutarın davacının talep ettiği alacak miktarından çok daha düşük olduğunu, kaldı ki böyle bir borcun da mevcut olmadığını, ilk derece mahkemesi, asıl alacak talebini kabul ederken faiz alacağını reddettiğini, faiz alacağı yönünden istinaf taleplerinin bulunmadığını ancak müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını ve borcun olmadığını gösteren çek, senet, PTT ödemesi gibi deliller dosyaya sunulduğunu, davacının kendi el yazısıyla tuttuğu kasa defterlerinde de alacaklı olmadığının kabul edildiğini, buna rağmen davacı zamanaşımına uğramış senetlerle haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibi başlattığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kısmi kabul kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya işyeri devrettiğini, karşılığında da bono aldığını, davalının bonolardan bir kısmını ödemediğini, ödenmeyen bonolardan kaynaklanan alacağın tahsili için Konya....İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını,davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmekte, davalı ise takip dayanağı bonoların zamanaşımına uğradığını, davacının herhangi bir alacağı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir. Davanın temelini oluşturan Konya....İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında 700.000,00 TL asıl alacak,44.509,00 TL faiz olmak üzere toplam 114.509,00 TL alacağın tahsili talep edilmiştir. İtiraz üzerine açılan istinaf incelemesine konu itirazın iptali davasında ise harca esas değer 100.000,00 TL olarak gösterilmiş ve bu değer üzerinden peşin harç yatırılmıştır. Ancak dava dilekçesinin netice ve talep kısmında "itirazın iptali" denilerek, takip konusu alacağın tamamının dava konusu yapıldığına dair izlenim yaratılmıştır. Davacı vekili yargılamanın devamı sırasında 15.12.2020 tarihli dilekçesi ile "...konusu itirazın iptali olan davada Konya...İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyada takibe konu alacak miktarı 70.000 TL'dir. 70.000-10.000=60.000 TL.alacak miktarı üzerinden 1.024,65 TL harcı tamamlıyoruz..." şeklinde beyanda bulunarak 70.000,00 TL üzerinden tamamlama harcı yatırmış, 24/03/2021 tarihli duruşmada ise "...alacağımız kambiyo vasfına yönelik yazılı belgeye dayanmaktadır, yazılı belgede bulunan vade tarihine göre faiz işletmiştir..." şeklinde beyanda bulunmuş, istinaf talebinde de davanın işlemiş faiz yönünden de kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda; öncelikle mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen "Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi" ilkesi çerçevesinde işin esasına girilmeden önce davacının talebinin icra takibindeki (harca esas değer olarak gösterilen) asıl alacağa yönelik mi, yoksa dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde belirtildiği üzere icra takibindeki toplam alacağa yönelik mi olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Zira, davanın takip talebindeki toplam alacağa yönelik olduğunun tespiti halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/a ve 32. maddeleri uyarınca eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyeceğinden öncelikle eksik peşin harcın tamamlatılması gerekecektir. Davacının talebinin harca esas değer olarak gösterilen takipteki asıl alacağa yönelik olduğunun anlaşılması halinde ise taleple bağlı kalınarak söz konusu tutar üzerinden değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununda, harç alınması veya tamamlanması tarafların isteğine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Harçlar Kanunu gereğince eksik harç tamamlanmadan yargılama devam edilememesi kamu düzenine ilişkin bir aykırılık olup mutlak bir istinaf sebebi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Zira HMK’nın 355. maddesi gereği de Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu resen gözetir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 31. maddesi çerçevesinde davacı vekiline davadaki talebi açıklattırılarak belirtilen usul kuralları çerçevesinde işlem yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kabule göre de;Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "belge" kenar başlıklı 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı kanunun 202. maddesinde ise; "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" hükmü bulunmaktadır. Dava konusu somut olayda davalı, delil olarak ibraz ettiği kırmızı defterin son sayfasında dava konusu alacakla ilgili olarak davacının el yazısı ile bir kısım hesaplamaların yapıldığını, bu hesaplamalara göre davacının alacağının davacının talep ettiğinden çok daha düşük olduğunu savunduğu, davacının ise defterdeki el yazılarının davacıya ait olmayabileceğini beyan ettiği görülmektedir. Mahkemece sözkonusu defterdeki el yazısı hususunda davacının beyanının alınması ve sözkonusu defterin son sayfasındaki kayıtların belge niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1/a-6 maddesi gereğince esasa ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerektiği, kaldırma nedenine göre davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesine gerek bulunmadığı gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan toplam 1.195,43 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/04/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1501, K. 2025/620, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1501-e-2025-620-k-dbbaac8ed58e