Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/986 E. 2025/1527 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/986
Karar No
2025/1527
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/986

KARAR NO : 2025/1527

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/02/2023

NUMARASI : 2022/1121 E. - 2023/198 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü ...esas sayılı icra takibinde yer alan alacaklar hakkında haricen anlaşmaya varıldığından ve yapılan sulh ve ibra protokolü doğrultusunda ödemeler yapıldığından dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari uyuşmazlılarda dava şartı zorunlu arabuluculuğun yerine getirilmediğini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, takibe konulmanın ardından 2 yıl boyunca hiçbir itirazda bulunulmadığını, 03/06/2022 tarihinde dosyadan almış oldukları 21.849,29 TL nin ... adına gelen ödeme tahsil harcının borçluya ait olmak üzere haricen tahsil edildiğini, talebini 04/06/2022 tarihinde bildirdiklerini, bu davanın temelinin yapılan sulh sözleşmesi taksitlerin ödenme zamanını belirleyip şarta bağlı hüküm ifade ettiğinden İİK m. 71 anlamında borcun ve ferilerinin itfa edildiğini ispat eden belge niteliğinde olmadığını, davacının çekteki imzaları kabul etmediğini, davada çekin geçersiz olduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu, hukuken geçerli bir kambiyo senedinin bulunduğunu, davacı tarafın kötüniyet tazminatına ve %40 dan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmolunmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/1121 esas, 2023/198 karar sayılı, 28/02/2023 tarihli kararı ile; "Taraflar arasındaki 19/04/2022 tarihli sulh ve ibra protokolü incelendiğinde; davacıların borçlu, davalının alacaklı olduğu Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası, Ankara 1. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, İstanbul 23. İcra Dairesi'nin 2022/4971 esas sayılı dosyası, İstanbul 23. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, Ankara 8. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2021/215 esas sayılı dosyası, Ankara 9. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki davalı alacağı için davacıların toplam 125.000,00 TL ödemesi, bedelin 80.000,00 TL sinin 19/04/2022 tarihinde, 45.000,00 TL sinin 19/05/2022 tarihinde ödenmesi hususunda anlaşıldığı, ödemeler yapıldıktan sonra taraflar arasında protokolde belirtilen dosyalar için hiç bir borç-alacak ilişkisinin kalmayacağının, davalının icra ceza mahkemesindeki şikayetinden vazgeçeceği, icra dosyalarına haricen tahsil bildiriminde bulunacağını hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan banka dekontlarında sulh ve ibra protokolü kapsamında davacılar tarafından 80.000,00 TL nin 19/04/2022 tarihinde, 45.000,00 TL nin 03/06/2022 tarihinde ödendiği ve protokol kapsamında anlaşılan bedelin davalıya ödendiği görülmüştür. Taraflar arasında yapılan sulh ve ibra protokolü ile protokol kapsamında belirtilen dosyadaki borçlar tasfiye edilmiş ve protokol ile tüm dosyalardan davacıların 125.000,00 TL borçlu olduğu hususunda anlaşılmıştır. Söz konusu protokol ile belirlenen borç, protokol kapsamındaki dosyalardaki borçları tasfiye eden ve önceki borcu sona erdiren yeni bir borçtur. Davacılar tarafından da protokol kapsamındaki belirlenen borç ödenmiştir. Borcun vadesinden sonra ödenmesi, bir başka deyişle borçlunun temerrüte düşmesi protokolü geçersiz kılacak bir sonuç doğurmaz. Bu durumda alacaklı protokol kapsamındaki yeni borç yönünden 6098 Sayılı TBK'ndaki borçlunun temerrütü halinde alacaklıya tanınan haklardan yararlanabilir. Yoksa tasfiye edilen eski alacakların talep edilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda davalının protokol kapsamında tasfiye edilen ve sona eren Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasındaki alacağı için takibe devam etmesi taraflar arasındaki sulh ve ibra protokolüne ve usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeplerle açılan davanın KABULÜ ile;-Davacının Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine,-Davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden ve kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,-Davalı vekilinin Mahkememizin 21/12/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı icra takibine konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar verildiğini, usule ilişkin olarak ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, bu durumun HMK m.114 gereği davanın usulden reddini gerektirdiğini, TTK m.5/A ve emsal içtihatlarla menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise, yapılan anlaşmanın (protokol) yeni bir anlaşma olarak yorumlanamayacağını, vadesinde ödenmeyen ikinci taksitten dolayı müvekkilinin sözleşmeden dönme/fesih hakkını kullandığını, geçmişe dönük olarak sulh protokolü sözleşmesinin sona erdiğini ve hüküm ve sonuçlarının ortadan kalktığını, aksinin kabul edilmesinin hukuk dışı olacağını, ihtiyati tedbir kararının İİK m.72’ye aykırı olduğunu, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması için borcun tamamının (%115'i) teminat yatırılması gerektiğini, sadece %15 teminatla kararın verilemeyeceğini, bu teminat miktarının muhtemel zararları karşılayacak oranda ve miktarda olmadığını, davacı borçluların kötü niyetli olduğunu, borçlarını ödememek için hukuki mekanizmaları kullandığını, ispat külfetinin davacılarda olduğunu, çekteki borcun sonlandığını davacının ispatlaması gerektiğini ve ilk duruşmada ön incelemede etkili bir savunma yapamadan karar verildiğini, adil yargılanmadan ve hukuki dinlenilme hakkından söz edilemeyeceğini belirterek, istinaf başvurusunun esastan reddine yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili borçlu, sulh protokolündeki hükümlere sadık olup borcunu ödediğini ve davalı alacaklının haksız gerekçelerin ardına sığınarak sulh protokolünü usule uygunsuz feshettiklerini beyan edip protokol hükümlerine aykırı bir şekilde müvekkili aleyhine başlatmış oldukları takip hukuka aykırı olup, müvekkilin herhangi bir borcu kalmadığından açmış olduğu menfi tespit davasında yerel mahkemenin vermiş olduğu karar kanunlara ve hukuka uygun olduğunu, davalının istinaf başvuru talebinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takibine konu borcun taraflar arasındaki sulh ve ibra protokolüne göre tasfiye edilmesi ve ödenmesine rağmen icra takibine devam edildiği iddiasına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından usule ve esasa yönelik yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Davalı vekili tarafından arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu ve bu şart yerine getirilmeden dava açıldığı savunulmuş ise de 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak belirtildiği yasal düzenleme, 7445 sayılı Kanun'un 31 ve 43. maddesi gereğince 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup menfi tespit davasının 19/12/2022 tarihinde açıldığı, bu hâli ile davanın açıldığı tarih itibari ile arabulucuya başvurmanın zorunlu olmadığı anlaşılmıştır. Menfi tespit istemine konu Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; davacılar aleyhine 44.180,27TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin derdest göründüğü, taraflar arasında akdedilen 19/04/2022 tarihli sulh ve ibra protokolüne göre davacıların borçlu, davalının alacaklı olarak göründüğü, Büyükçekmece 2. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası, Ankara 1. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası, İstanbul 23. İcra Dairesinin 2022/4971 esas sayılı dosyası, İstanbul 23. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası, Ankara 8. İcra Ceza Mahkemesinin 2021/215 esas sayılı dosyası, Ankara 9. İcra Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki davalı alacağı için davacıların toplam 125.000-TL'sinin iki taksit halinde ödenmesi hususunda anlaşıldığı görülmüştür. Davacıların ilk taksiti vadesinde, ikinci taksiti ise vadesinden sonra ödediği, ikinci taksitin vadesinden sonra ödenmesi sebebiyle davalının Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasındaki icra takibine haksız olarak devam ettiği, borcun ödenmesi sebebiyle söz konusu icra takibine konu alacaktan borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi talebi ile menfi tespit talebinde bulundukları, davalı tarafın ise borcun vadesinde ödemediğini, bu sebeple sulh ve ibra protokolünün hükümsüz kaldığını savunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki 19/04/2022 tarihli sulh / ibra protokolü incelendiğinde; davacıların borçlu, davalının alacaklı sıfatı ile göründüğü, bahsi geçen dosyalar kapsamındaki davalı alacağı için davacıların toplam 125.000-TL ödeme yapmasının kararlaştırıldığı, bedelin 80.000-TL'sinin 19/04/2022 tarihinde, 45.000-TL'sinin 19/05/2022 tarihinde ödenmesi hususunda anlaşıldığı, ödemeler yapıldıktan sonra taraflar arasında protokolde belirtilen dosyalar için hiçbir borç/ alacak ilişkisinin kalmayacağının, davalının icra ceza mahkemesindeki şikayetinden vazgeçeceği, icra dosyalarına haricen tahsil bildiriminde bulunacağının düzenlendiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından ibraz edilen banka dekontlarında görüldüğü üzere, sulh/ ibra protokolü kapsamında davacılar tarafından 80.000-TL'nin 19/04/2022 tarihinde, 45.000-TL'nin 03/06/2022 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 132. maddesi gereğince borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. TBK'nın 133. maddesi uyarınca ise yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Dolayısıyla anılı sulh/ibra protokolü, protokol kapsamındaki dosyalara konu borçları tasfiye ederek önceki borcu sona erdirmiş olup davacılar tarafından protokol kapsamında belirlenen yeni borcun ikinci taksitinin vadesinden sonra ödendiği dosya kapsamında sabit olmakla birlikte yeni borcun vadesinden sonra ödenmesinin, bir başka deyişle borçlunun temerrüte düşmesinin protokolü geçersiz kılacak bir sonuç doğurmayacağı, nitekim protokolde bu yönde hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekilinin sulh/ ibra protokolünden dönme/ fesih hakkının kullanıldığı ve protokolün hükümsüz kaldığı savunması yönünden Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/1845 esas, 2022/2256 karar sayılı dosyası ile aynı mahkemenin 2022/1793 esas, 2022/2165 karar sayılı dosyalarına delil olarak dayanılmış ise de karar suretlerinin sunulduğu, davacılar tarafından açılan davaya konu icra takibinin iptali ile davalı tarafından açılan şikayet istemli oldukları, sulh/ ibra protokolü yönünden dönme/ fesih hakkının kullanıldığına yönelik bir beyan ve tespit bulunmadığı, protokol altındaki imza ve dava dilekçesi ekinde bulunan dekontlarla yapılan ödemenin inkar edilmediği gibi taraflar arasındaki protokolün vekillerce e-imzalı olarak imzalandığı, bu durumda anılı sulh ve ibra sözleşmesinin “imzası ikrar edilmiş bir belge” haline gelip gelmediği yönünde İİK'nın 71. maddesi kapsamında dava konusu olduğu görülmüştür. Bu durumda alacaklının protokol kapsamındaki vadeden sonra ödeme yönünden TBK kapsamında borçlunun temerrütü halinde alacaklıya tanınan haklardan yararlanabilmesi mümkün olmakla birlikte tasfiye edilen eski alacakların talep edilmesi mümkün olmadığından ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ve İİK'nın 72/3. maddesinin yasal koşulları oluşmakla ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Ayrıca her ne kadar davalı tarafça ilk celse davanın kabulüne karar verilmesi nedeni ile hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de davanın basit yargılama usulüne tâbi olmakla HMK'nın 320. maddesi kapsamında ön inceleme ve tahkikat aşamaları birlikte düzenlenmiş olup ilk celse ön inceleme ve tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra sözlü yargılamaya geçilerek karar verilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/02/2023 tarih ve 2022/1121 E., 2023/198 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.653,94 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.163,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.490,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/986, K. 2025/1527, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-986-e-2025-1527-k-2ed2acac8986