Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1037 E. 2025/1833 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1037
- Karar No
- 2025/1833
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1037
KARAR NO : 2025/1833
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/03/2022
NUMARASI: 2020/535 E. - 2022/160 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında 01.01.2016-31.12.2016 yürürlük tarihlerini kapsayan bölge bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin 5.maddesinde ödeme şartları ve süresinin açıkça belirtildiğini, işbu sözleşme metninde belirlenen koşullara uymayarak ödemede temerrüte düşen davalı bayi hakkında Uşak 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas, Uşak 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas, Uşak 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İzmir 23. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyaları tesis edildiğini, icra takipleri sonrasında tarafların karşılıklı olarak anlaşmaya vararak 08.11.2017 tarihli protokol ile gerek anılı icra dosyalarının gerekse ticari diğer borçlarının (kur farkı ve vade farkı gibi) itfa ve tasfiyesini kararlaştırdığını, hem bayi sözleşmesinin 5. maddesinde hem de anılı protokolün b) maddesinin son cümlesi gereğince, davalı-borçlu yanın ödemelerini, belirli vadelerle ve ödeme günündeki kur paritesi üzerinden hesaplanacak olan kur farkı vb. alacaklarını yine EURO cinsinden ödemesi gerektiğini, vade farkına faiz yürütülebileceğinden davacının vade farkı alacağının yanında vade farkı miktarının ödenmesinde temerrüte düşüldüğünden ayrıca en yüksek ticari reeskont temerrüt faizi de talep etiklerini, davalı borçlunun vadeye bağlanarak ödeme yapacağı kararlaştırılan borçlarının vade tarihleri ve fili ödeme yapılan tarihlerin ekli cari hesap özetinde yer aldığını, buna istinaden davalıya İzmir 29.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 14.10.2019 tarihli ihtarının keşide edildiğini, ancak olumlu sonuç alınamadığını, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmen 5.000,00 EURO bedelli vade farkı alacağının temerrüt tarihinden itibaren tahakkuk edecek en yüksek ticari temerrüt reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlığın 08.11.2017 tarihli protokolden kaynaklandığını, bayilik sözleşmesinden kaynaklanmadığını, protokolde yetki ile ilgili bir hüküm bulunmadığını, bu sebeple davalının yerleşim yeri Uşak mahkemelerinin yetkili olduğunu, anılan protokol incelendiğinde taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisinin revize edilip ödeme şartlarının düzenlendiğini, davacının iddiasının davalının ödemesi gercken 115.000 EURO'nun peyder pey ödenmesinden sonra tahakkuk etmiş olan kur farkı ve vade farkı bedelleri olduğunu yönünde olduğunu, bu iddiaların kabul edilemeyeceğini, zira davalının davacıya borcu olmadığını, taraflar arasında daha öncesinden kurulmuş olan ticari iş ve ilişkiler neticesinde doğan borçlar sebebiyle 08.11.2017 tarihli protokol akdedildiğini, 115.000 EURO borcun ödenmesi hususunda anlaşma sağlandığını, borcun yenilendiğini, protokolün 6.maddesinin d) bendi uyarınca Mesut Karakaya adına kayıtlı Manisa İli Salihli İlçesi Torunlu Köy civarı 209 ve 214 nolu (şimdiki tapu bilgileri Manisa Salihli İlçesi Torunlu M. Köycivarı ... ada 11 parsel) 2 adet taşınmaz davalı şirket lehine ipotek olarak verildiğini, protokol uyarınca ekte sunulan şekilde borçlarını ödediğini, buna göre ödemelerin tamamlandığını, davacının İzmir 29. Noterliğinin 14.10.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarında da ''bayilik sözleşmesinin 5. Maddesinde yer alan ödeme şartları düzenlemesine aykırı olarak gecikmeli yapılan ödemelere ilişkin oluşan vade farkından dolayı tahakkuk etmiş bakiye borcunuz bulunmaktadır'' demek suretiyle protokole konu edilen 115.000 EURO borcun bittiğinin davalı tarafça açıkça kabul edildiğini, aynı ihtar ile protokol gereğince 115.000 EURO'nun ödendiği tarihteki kur farkından kaynaklı borcun geç ödendiği, bundan dolayı taraflar arasında protokol tarihinden önce akdedilen bayilik sözleşmesinin 5.maddesi uyarınca vade farkı alacağı bulunduğu ve 20.000 EURO tutarındaki bu alacağın ödenmesinin ihtar edildiğini, protokole konu 115.000 EURO borcun yukarıda ve ek tabloda sunulan kambiyo senetleri ile vadesinde ödendiğini, davalının bu ihtara Uşak 3. Noterliğinin 23.10.2019 tarih ve 16122 yevmiye nolu cevap ve karşı ihtarı ile borcun olmadığı ve ipoteklerin kaldırılması yönünde cevap verildiğini, ancak ipoteklerin kaldırılmadığını, akdedilen protokol ile borcun yenilendiğini, borcun yenilenmesinde taraflar aynı kalsa da eski borcun ortadan kalkacağını, yerine yeni bir borç doğacağını, bunun en önemli sonuçlarından birisinin de borcun yenilenmesiyle eski borca bağlı olan bütün teminatlar ve sözleşmeden kaynaklı borçların ortadan kalkacağını, davalının borcun yenilenmesi anlaşmasıyla ortaya çıkan borcu ve borcun ödeme günündeki kur farkından doğan tutarı ödediğini kabul ettiğini, ancak davalının protokol ile borç yenilenmiş olmasına rağmene eski borcun kaynaklarından olan bir sözleşmedeki maddeye dayanarak fazladan para talep ettiğini, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamında oluşan alacağın tahsili amacı ile açılan alacak davasıdır. ... Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 08/11/201 tarihli protokolün borcun yenilenmesi olarak kabul edilip edilmemesi ve bu kapsamda davacının davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. ... Davacı şirket ile davalı taraflar arasındaki 08/11/2017 tarihli protokole göre, davalının uşak 2. İcra Müdürlüğünün ... E., Uşak 4. İcra Müdürlüğünün ... E., Uşak 4. İcra Müdürlüğünün ... E., İzmir 23. İcra Müdürlüğünün... E. Dosyaları kapsamında davacıya 115.000 Euro borçlu olduğunda mutabık kalırdığı, sözleşme metninde yenileme ibaresi açıkça bulunmasa bile protokolde ödemelerin hangi tarihlerde ne ile yapılacağının belirlendiği, protokolde ilgili borçlar için yeni vadeler öngörüldüğü, icra takiplerinin harçlarının belirlendiği, 115.000 Euro borç ödenmediğinde güncel bakiyenin ödeceğinin yazıldığı, yeni vadeler belirlendiği, protokolün ihlali halinde önceki borcun avdet edeceğine dair bir koşulun getirilmediği dikkate alındığında, tarafların borcu yenileme iradelerinin bulunduğu gibi, borcun yenilenmesi olarak kabul edilemeyeceği şeklinde protokolde herhangi bir hükme de rastlanılmadığı gözetildiğinde, protokolün yenileme sözleşmesi ve borcun naklini de içeren sözleşme olduğu, protokolde vade farkına ilişkin düzenleme yer almadığı dolayısıyla davacının vade farkı talebinde bulunamayacağı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. ( Yargıtay 19 HD, 03/10/2018 tarih, 2016/19520 -2018/4773 E.K , İstanbul BAM 44. HD., 2020/406 E., 2021/734 K., , Trabzon 4. HD., 2021/1292 E., 2021/6647 K., İstanbul BAM 13. HD., 2021/508 E., 2021/959 K., sayılı emsal ilamlar)" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın konusunun davalıdan tahsil edilemeyen, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinde düzenlenen, başkaca bir sözleşmeyle de ortadan kaldırılmayan "vade farkı alacağı"na ilişkin olduğunu, 08.11.2017 tarihli protokolün borcun yenilenmesi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, borcun yenilenmesi için taraflar arasında "açık irade" olması gerektiğini, 08.11.2017 tarihli protokolde borcun yenilenmesine ilişkin açık irade bulunmamasının yanında, protokolde yer verilen icra takip dosyalarındaki mevcut borcun kambiyo senetleri ile ödenmesine ilişkin düzenlemeye yer verilmesinin, protokolün ilgili kanun hükmü gereğince de tek başına borcun yenilenmesi olarak kabul edilmeyeceğini ortaya koyduğunu, dolayısıyla yapılan hukuki değerlendirme ve varılan tespitinm hukuka uygun olmadığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/18425 E. 2015/32598 K. 22.12.2015 Tarihli kararının bu beyanlarını desteklediğini, protokole göre derdest bir icra takip borcunun ifası amacıyla 24 adet bono verildiğini, bu bonoların ödenmesi halinde icra dosya borcunun kalmayacağının belirtilmesi nedeniyle, taraflar arasında borcun yenilenmesi sözleşmesinin yapılmadığını, mevcut borç için bono verilmesinin tek başına yenileme anlamına gelmediğini, vade farkı alacağının taraflar arasındaki "... 2016 Bölge Bayilik Sözleşmesinden" kaynaklandığını, 08.11.2017 tarihli protokolün ise bu sözleşmenin ödemeye ilişkin tamamlayıcısı ve bütünsellik arz eden bir başka parçası olduğunu, bu iki sözleşme birbirinden bağımsız olmadığını, bu hususun gerek bayilik sözleşmesinde yer alan kur farkının 08.11.2017 tarihli protokol sonrasında davalı tarafından ödenmiş olması gerek bayilik sözleşmesinde yer alan kur farkı vb. oluşan diğer alacakların ödenmesine ilişkin maddeye aynı şekilde protokolde de yer verilmesinden de kolaylıkla anlaşıldığını, maddi hukuk anlamında bayilik sözleşmesinde yer alan vade farkı alacağını talep haklarının mevcut olduğunu, ticari defterlerde vade farkına ilişkin fatura kesilmemiş olmasının da aksi yönde bir emare yaratmadığını, fatura kesilememesinin tek sebebi vade farkı borcunun ödenmemiş olması olduğunu, bahsedilen hususlar yanında, 08.11.2017 tarihli protokolün b) fıkrasında yer alan hüküm aynen; "(...) olmak üzere 13 adet anılı kambiyo senedi alacaklıya teslimi karşılığında ve bu kambiyo senetlerinin tamamı tahsil edildiğinde ve TL ve USD birimli kambiyo senetlerinin tahsil tarihinde o günkü Euro kur paritesi üzerinden oluşacak farkı vb. alacakları yine euro cinsinden ödeyerek kapatacak ve bu şekilde borç tamamen ödenmiş sayılacaktır" şeklinde olduğunu, yani protokolde vade farkına ilişkin düzenlemeye yer verildiğini, bu noktada, protokolün yorumlanmasında, müvekkilin davalıdan olan tüm alacağı bir zincir olarak düşünülürse zincirin ilk halkasını asıl alacağın oluşturduğunu, ikinci halkayı ödeme tarihinde oluşan kur farkı alacağının oluşturduğunu, buna göre 8.781,66 Euro kur farkı ödenmesi gerektiğini, üçüncü halkanın ise ur farkı dışında oluşan alacaklar olduğunu, buna göre taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine bakılması bir zorunluluktur ki ancak o şekilde müvekkilinin vb. alacak statüsüne giren bir alacağının olup olmadığı belirlenebilceğini, çünkü 08.11.2017 tarihli protokolün bayilik sözleşmesinde yer alan vade farkı alacağını ortadan kaldırmayıp aksine bayilik sözleşmesinde yer alan hükme aynen yer vererek vade farkına ilişkin alacağı da koruma amacı güttüğünü, bilirkişi raporlarında da anılı sözleşmelerin hükümleri incelenerek vade farkı hesaplaması yapıldığını, vade farkı alacağının belirlendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesi ve 08.11.2017 tarihli protokol uyarınca vade farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ''... 2016 Bölge Bayilik Sözleşmesi '' başlıklı bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalının bayi olarak sözleşmede yer aldığı, davacının pazarladığı deri finisaj mamullerinin satışı için tarafların anlaştığı, sözleşmenin ''Ödeme Şartları ve Süresi'' başlıklı 5.maddesinde, bayi davalının, alacağı malların fatura tutarını 10 gün içinde ve fatura tarihinden itibaren vadesine uygun aylık çeklerle ödeyeceği, geç ödemelerde fatura tarihinden itibaren 1-3 aya kadar olan ödemelerde %1, 2-3 ayı aşan ödemelerde aşan kısmına %1,5 aylık EURO para cinsinden finansman masrafı uygulanacağı ve KDV'li olarak fatura edileceği hususlarının hüküm altına alındığı, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan Uşak 2. İcra Müdürlüğünün... Esas, Uşak 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas, Uşak 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İzmir 23. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyaları ile davalı yanca ödenmeyen çeklerin takip konusu edildiği, daha sonra taraflar arasında 08.11.2017 tarihli protokol imzalandığı, protokol ile yukarıda belirtilen icra dosyalarının asıl alacak, vekalet ücreti ve masrafları dahil olmak, yasal harçlar hariç olmak üzere davalının 115.0000 EURO tutarında borçlu olduğunun kabul edildiği, protokolün a) bendinde bu tutarın 30.00 EURO'sunun 08.11.2017 'de nakden peşin ödeneceği, b) bendinde bakiye 85.000 EURO'nun 03.03.2018 ile 10.12.2018 tarihleri arasında değişen vadeli 13 adet çek ve senetlerle ödeneceği, bu senetlerin tamamı tahsil edildiğinde TL ve USD birimli kambiyo senetlerinin tahsil tarihinde o günkü EURO kur paritesi üzerinden oluşacak farkı ve benzeri alacakları yine EURO cinsinden ödeyerek kapatacağı, bu şekilde borcun tamamen ödenmiş sayılacağı, c) bendinde kambiyo senetlerinin vadelerinde tahsil edilmesi karşılığında icra dosyalarından feragat edileceği, takip dayanağı çeklerin iade edileceği, kambiyo senetlerinden herhangi birinin ödenmemesi halinde hiç bir icra dosyasından feragat edilmeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, bayilik sözleşmesinin 5.maddesine göre belirlenen sürelerde ödeme yapılmadığından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, daha sonra icra takibine konu borçların protokolle belirlenen kambiyo senetleri ile tasfiye edildiğini, ancak takip konusu borçların 2 yıllık sürede ödendiğini, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca vade farkı alacağı bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise söz konusu protokolle borcun yenilenmiş sayılacağını ve 115.000 EURO'nun ödenmesi ile borcun kalmadığını savunmuştur.Uyuşmazlık, 08.11.2017 tarihli protokolün borcun yenilenmesi sayılıp sayılmayacağı ve bunun sonucuna göre davacının vade farkı alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Borcun yenilenmesi, 6098 sayılı TBK m. 133 hükmü gereği borcu sona erdiren bir müessesedir. Ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulmasının veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesinin, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılamayacağı açıkça düzenlenmiş olup yenileme suretiyle eski borcun sona ermesi için yeni borç yaratma iradesinin açık olması aranmaktadır (KILIÇOĞLU Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Turhan Kitabevi, 14. Bası, s. 816).Borçlunun temel borç ilişkisine dayalı bir borcun ödenmesi amacı ile kambiyo senedi düzenleyerek alacaklısına vermesi halinde temel borç ilişkisi varlığını devam ettirecek, ancak kambiyo senedinin ifa uğruna değil de, ifa yerine geçmek üzere düzenlendiği takdirde borç yenilenmiş sayılacaktır. Kambiyo senedinin ifa uğruna düzenlemesi durumunda ise birisi temel borç ilişkisinden diğeri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkı ortaya çıkacaktır. Tarafların ifa uğruna edim hususunda mı, yoksa ifa yerine edim hususunda mı anlaştıkları açıkça anlaşılamıyorsa doktrinde ifa uğruna edimin varlığı kabul edilmektedir.Somut olayda taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 5.maddesine göre davacının ödemelerini çek ile yapacağı kararlaştırılmış ve davalının çek ile ödemeleri kabul ettiği nazara alındığında, çekin geç ödendiğinden bahsedilemeyecektir. Öte yandan, protokolde belirtilen ve temel bayilik ilişkisinden doğan alacaklara dayalı icra takiplerinde davalının 115.000 EURO tutarında borçlu olduğu, bu borcu 13 adet kambiyo senedi ile ödemesinin kararlaştırıldığı, kambiyo senetlerinin herhangi birinin ödenmemesi halinde hiç bir icra dosyasından feragat edilmeyeceği, takiplere devam edileceği belirtilmiş olup, bu durumda protokolde belirtilen kambiyo senetlerinin ifa yerine geçmek üzere verildiği, yeni vadeler belirlendiği, borç ilişkisinin bu şekilde sonlandırıldığı, tasfiye edildiği görülmektedir. Bu nedenle, davacının aradaki borç ilişkisinden dolayı başkaca bir alacak talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.11.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.