Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/188 E. 2025/1835 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/188
Karar No
2025/1835
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA N : 2022/1064

KARAR NO : 2025/1835

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/04/2022

NUMARASI : 2020/188 E. - 2022/281 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.05.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşme ile davalının bu tarihten itibaren davacının bayiliğini yürütme hakkını elde ettiğini, davalının hiçbir bildirimde bulunmadan mağaza olarak kullanılan adresi kapatarak bayilik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, davacının, sözleşmenin devam edeceği inancı ile bugüne kadar davalıya kira desteği, devir bedeli desteği, iskonto ve sair desteklerde bulunduğunu, davacı tarafından bayilik sözleşmesinin devam edeceği inancı ve güveni ile yapılan bu desteklerin sözleşmenin feshine sebebiyet veren davalıdan tahsili gerektiğini, davalının haksız eylemleri ile sözleşmenin süresinden önce feshine sebep olduğunu, davacının sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi sebebi ile kar kaybına uğradığını, davacının uğradığı kar kaybının da yine sözleşmenin haksız olarak süresinden önce feshine sebep olan davalıdan tahsili gerektiğini, 01.05.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 18.maddesinin c) bendinde bayilik sözleşmesinin feshine kusuru ile sebep olacak taraf için 100.000 EURO cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı ve haksız rekabet içeren davranışları ile sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğinden cezai şartın davalıdan tahsili gerektiğini, davalının bayi olarak kullandığı adreste asılı olan tabelanın davacı tarafından yapıldığını, sözleşmenin feshi halinde taraflar arasında yapılan tabela taahhütnamesi gereği tabelanın tüm masraflarının kendilerine ait olmak üzere davalı tarafından davacıya aynen iade edilmesi gerektiğini, davalının bugüne kadar tabelayı iade etmediğini, tabela değeri ile bayilik sözleşmesinin 18.maddesinin b) bendi gereği tabelanın geç teslimi sebebi ile geciken hergün için 2000 EURO tazminatın davalıdan tahsili gerektiğini, bayilik sözleşmesinin haksız olarak süresinden önce feshine sebep olmasından doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 1000,00 TL kar kaybından doğan ve sair maddi zararların, 100.000,00 EURO cezai şart bedelinin, 2.000,00 EURO tabelanın geç tesliminden kaynaklı tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; beş yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, mahkemenin yetkili olmadığını, davacıyla bayilik sözleşmesi yapıldıktan sonra 2011 yılı sonuna doğru davalının da rızası ile davacının aynı yerle ilgili dava dışı ... ve ...'la bayilik sözleşmesi yaptığını, taşınmazın kiralayanının davalının babası ... olduğundan bu şahısa 5-6 yıl bayilik sözleşmesi gereği kira ödediklerini, daha sonra davacının bayilik konusu yeri bizzat kendisinin çalıştırdığını, 2018 yılında söz konusu taşınmazı 2 aylık kirayı da ödemeden tahliye ettiğini, bunun üzerine davalının babası ...'ın İstanbul 8.Anadolu İcra Müdürlüğünün 2019/21171Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının da İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçerek davalıdan bayilik sözleşmesine dayalı olarak 20.000 EURO talep ettiğini, ancak davalının böyle bir borcu olmaması sebebiyle takibe 05.12.2019 tarihinde takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, davacının bu sözleşmeyle ilgili müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı ile davalı arasında 01/05/2011 tarihli bayilik sözleşmesinin bulunduğu, davacının, davalı şirketin bu tarihten itibaren müvekkil şirketin bayiliğini yürütme hakkını elde ettiğini, davacıya hiçbir bildirimde bulunmadan mağaza olarak kullanılan adresi kapatarak bayilik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, sözleşmenin devam edeceği inancı ile bugüne kadar davalıya kira desteği, devir bedeli desteği, ıskonto ve sair desteklerde bulunduğunu, fesih sebebi ile kar kaybına uğradığını, sözleşmenin 18. maddesini c bendinde gereği 100.000 EURO cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirkettin bayi olarak kullandığı adreste asılı olan tabelanın davacı tarafından yapıldığını, aynen iade edilmesi gerektiğini, sözleşmenin 18.maddesi b bendi gereği tabelanın geç teslimi sebebi ile geciken her gün için 2.000 Euro tazminatın davalıdan tahsili gerektiğini iddia ettiği, davalı ise; sözleşmenin kurulmasından kısa bir süre sonra davacının onayı ile bayilik sözleşmesinin devredildiğini, başka bir kişi ile ticari ilişkinin sürdüğünü, daha sonra bu kişilerin de bayiliği sürdürmediğini davacının bizzat kira sözleşmesinden doğan borcunu ödeyerek kendisinin mağazayı işlettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Davalı tarafın delillerinden; davacı ile davalı şirketin yetkilisinin babası ... arasında 16.01.2017 tarihinde dava konusu mağazaya ilişkin kira sözleşmesi akdedildiği, Davacının 05.02.2019 tarihli ve 06301 yevmiye nolu ihtarnamesi ile kira sözleşmesini feshettiğini belirttiği, iş yeri sahibi davalının babasının ödenmeyen iki aylık kira için davacı şirket hakkında İstanbul Anadolu 8.İcra müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı, davacı şirketin buna itiraz etmesi üzerine İstanbul Anadolu 20.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/782 esas nolu davası ile itirazın iptali davası açıldığı ve sunulan 05/10/2021 tarihli duruşma tutanağına göre davanın kabulüne ve itirazın iptaline karar verildiği, buna göre davacı ile dava dışı ... arasında bir kira sözleşmesi ve ödenmeyen kira bedeli olduğu anlaşılmıştır.Davalı tanıkları ... ve ...; bu mağazayı 2012 yılında devir aldıklarını beyan ettikleri, 2012-2015 yılları arasında bu mağazanın ... ve ... adi ortaklığı tarafından işletildiği, 2015-2017 yılları arasında ... tarafından işletildiği ve 2017 yılı sonlarında bu yerin davacıya devrildiği yönündeki beyanları, davacı tarafından incelemeye sunulan muavin kayıtlarına göre 2011 ve 2012 yıllarında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, 2013 yılından sonra ise herhangi bir ticari ilişki olmadığı gibi davacı şirketin davalı taraftan bir alacağının da bulunmadığına dair bilirkişi tespiti, sözleşmenin akdedilmesinden sonra 2012-2017 yılları arasında bu yerle ilgili dava dışı ... ile ticari ilişkinin sürdürüldüğüne ilişkin hesap hareketleri, ödemelerin ... tarafından düzenli yapılması birlikte değerlendirildiğinde; davacının bu devirden haberdar olduğu ve devre onayı olduğu ve ...'ın ticari ilişkisinin durması ile birlikte, davacının davalının babası ... ile kira sözleşmesi yapmış olduğu anlaşıldığından, sürecin başından beri haberdar olan davacının, TMK.nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olarak sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.05.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşme ile davalının bu tarihten itibaren davacının bayiliğini yürütme hakkını elde ettiğini, davalının hiçbir bildirimde bulunmadan mağaza olarak kullanılan adresi kapatarak bayilik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, davalının yazılı izin olmaksızın bayi işletmesini 3 kişilere devrederek bayi sözleşmesini haksız nedenle feshettiğini, davacının, sözleşmenin devam edeceği inancı ile bugüne kadar davalıya kira desteği, devir bedeli desteği, iskonto ve sair desteklerde bulunduğunu, davacı tarafından bayilik sözleşmesinin devam edeceği inancı ve güveni ile yapılan bu desteklerin sözleşmenin feshine sebebiyet veren davalıdan tahsili gerektiğini, sözleşmenin 16.maddesine göre davacının yazılı izni olmaksızın bayiin işletmesini üçüncü kişilere devrinin haksız nedenle fesih kapsamında sayıldığını, davalının, davacının yazılı izni almadığını, hatta sözleşmenin devredildiğine dair herhangi bir bilgilendirmede dahi bulunulmadığını, bilirkişi tarafından huzurdaki davanın konusu tazminat davası olmasına rağmen adeta cari hesap alacağıymış gibi yalnızca ticari defterlerin incelendiğini, bilirkişi tarafından bayilik sözleşmesi incelemesi, tazminat miktarı hesaplanması ve haksız fesih sebebiyle oluşmuş olan cezai şartın incelenmesi gerekmekteyken hiçbirinin incelenmediğini, mahkemeden yeni bilirkişi raporu talep edilmesine rağmen bu talebin dikkate alınmadığını, konuyla alakalı inceleme yapılmadan hazırlanan bu raporun kabul edilip karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ticari bir dava olduğu gözetilmeksizin adeta tanık beyanları kesin delil niteliği taşıyormuşçasına doğru kabul edilerek hüküm kurulduğunu, tabelanın davacıya iade edilmediğini, bayilik sözleşmesinin cezai şart başlıklı b) bendi ne göre haksız feshedilen sözleşme uyarınca cezai şart başlığında da belirtilen tabelanın iadesinin gerçekleştirilmediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber tabela iadesi bayilik sözleşmesinin haklı veya haksız nedenle feshedilmesine bakılmaksızın sözleşmenin feshedildiği tarihin 3. gününden itibaren tabelanın iade edilmesi aksi takdirde iade edilmeyen her gün için 2.000 EURO cezai şart ödemesi yapılması gerektiğini, davalının tabelayı iade etmediğini, iade ettiğine yönelik ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının tabelayı iade etmeyerek aleyhine cezai şartın doğmasına sebebiyet vermesine rağmen mahkemece davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, kararın eksik ve gerekçesiz olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi tazminat ve cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; sözleşmenin davalı yanca haksız olarak süresinden önce feshedildiğini, davalının sözleşmeyi devrettiğine dair davacıdan yazılı izin almadığını, devredildiğine dair davacıya bilgilendirme de yapmadığını ileri sürerek, 1000,00 TL kar kaybından doğan ve sair maddi zararların, 100.000,00 EURO cezai şart bedelinin, 2.000,00 EURO tabelanın geç tesliminden kaynaklı tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde ve 30.11.2020 tarihli beyan dilekçesinde; söz konusu bayilik sözleşmesi ile davacının '' Osman Yılmaz Mah. İstanbul Cad.Fatih Devlet Hastanesi karşısı Gebze/Kocaeli'' adresinde babasına ait binada bayilik yapmak üzere davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının işlerinin iyi gitmemesi sebebiyle davacının onayı ile iş yerinin ... ve ...'ın davacı ile yaptıkları sözleşme ile işletildiğini, davacıyla bayilik sözleşmesi yapıldıktan sonra 2011 yılı sonuna doğru davalının da rızası ile davacının aynı yerle ilgili dava dışı ... ve ... 'la bayilik sözleşmesi yaptığını, bu şahısların taşınmazın kiralayanının davalının babası ... olduğundan bu şahısa 5-6 yıl bayilik sözleşmesi gereği kira ödediklerini, daha sonra davacının bayilik konusu yeri bizzat kendisinin çalıştırdığını, 2018 yılında söz konusu taşınmazı 2 aylık kirayı da ödemeden tahliye ettiğini, davacının bu sözleşmeyle ilgili müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasında 01.05.2011 tarihli ve beş yıl süreli bayilik sözleşmesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının onayı alınmaksızın bayilik faaliyetini icra ettiği belirtilen adreste bulunan iş yerinin devredilip devredilmediği, buna göre sözleşmenin davalı yanca haksız feshedilip edilmediği, bunun sonucuna göre de davacının iddia ettiği zarar bedellerinin ve cezai şart alacağının davalıdan tahsili gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece, davacının, dava dışı ... tarafından yapılan ödemeler ve aynı yere ilişkin davacının iş yeri sahibi ile bizzat yaptığı kira sözleşmesi nazara alındığında davalının iş yeri devrinden davacının haberdar olduğu, bu sebeple sözleşmeye dayalı talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece alınan 07.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ticari defter kayıtlarında davalı ile arasında 2011-2012 yıllarında ticari ilişki bulunduğu, 2013 yılında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının tespit edildiği, davalının savunmasında bayiliği devam ettirdiği belirtilen ... ile davacı arasındaki hesap hareketlerine göre ilişki bulunduğu, davalının bayilik faaliyetini icra ettiği '' Osman Yılmaz Mah. İstanbul Cad.Fatih Devlet Hastanesi karşısı Gebze/Kocaeli'' adresindeki iş yerinin davacı tarafça imzalanan16.01.2017 tarihli kira sözleşmesi ile bizzat kiralandığı, kira sözleşmesinde kiralananın mobilya ürünleri satış mağazası nitelikli ticarethane olarak kiralandığının belirtildiği birlikte dikkate alındığında, davalı savunmalarının yerinde olduğu, davacının dava konusu iş yerinin devredildiği konusunda bilgisi bulunduğu, sözleşmenşn haksız feshinin söz konusu olmadığı, bilakis davacının bilgisi dahilinde devrin söz konusu olduğu kanaatine varılmış olup mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece; alınan bilirkişi raporları, taraf ticari defterleri, banka hesap hareketleri, dava konusu iş yerinin bulunduğu adrese ilişkin olarak davacı yanca daha sonra yapılan kira sözleşmesi birlikte değerlendirilerek ve gerekçesi yazılmak suretiyle karar verildiği anlaşıldığından aksi yöndeki davacı istinaf sebepleri ve istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/188, K. 2025/1835, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-188-e-2025-1835-k-4216d682adb8