Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/906 E. 2026/863 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/906
Karar No
2026/863
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/906 Esas

KARAR NO:2026/863

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:06/02/2023

NUMARASI:2016/31 Esas, 2023/97 Karar

DAVA:TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:11/06/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin G.Antep, Ş.Urfa, K.Maraş, Adıyaman ve Kilis illerinde davalı ... ... AŞ'nin Bölge Çözüm Ortağı olarak 01.09.2014 tarihinde işe başladığını, sözleşmenin yazılı olmadığını, iş tanımı olarak bölgedeki baz istasyonlarının ve benzer merkezlerin inşaları, davalının sağladığı ekipmanın montajı, alternatif ve orta gerilim hatlarının bağlanması ile sair enerji işlerinin öngörüldüğünü, ayrıca ihale ile yüklendikleri 1064 adet sahanın 7/24 arıza giderim, bakım, demontaj, yeniden kurulum ve kiralama yönetim işlerinin de sözleşmeye dahil olduğunu, davalının 2015 yılı Temmuz ve Ağustos ayında sahalara çıkılmaması talimatı vermesi nedeniyle müvekkili şirketin işi görmek için üstlendiği maliyetleri göğüsler şekilde beklediğini, sözleşme geçerliliğini korurken davalıdan kaynaklı yetersiz hakediş vb nedenlerle nakit akışında ciddi sıkıntılar yaşayan müvekkili şirketin 06.08.2015 tarihinde Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1656 Esas sayılı dosyasında iflas erteleme talebinde bulunmak zorunda kaldığını, mahkemenin 11.08.2015 tarihinde müvekkili lehine tedbir kararı verdiğini, davalının iflas erteleme sürecinden haberdar edilmesinden sonra sözleşmenin 01.09.2015 tarihinde yazılı hale getirildiğini, yazılı sözleşmede, sözleşme süresinin 01.06.2014 ve 31.05.2016 tarihleri arası olarak belirtildiğini, sözleşmenin 01.09.2015 tarihinde yazılı hale getirilmesinden sonra davalının müvekkili şirketin mali durumunu ve işin ifasına yönelik tehlikeyi gerekçe göstererek 15.09.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin feshedilebilmesi için tasfiye sürecine girmeleri gerektiğini, iflas erteleme talebinde bulunmanın tasfiye durumu anlamına gelmediğini, sözleşmenin feshinin, iflas erteleme kurumunun amacına aykırı olduğu gibi davalıdan kaynaklı nedenlerle iflas erteleme sürecine girildiğinden davalının sözleşmeyi feshetmesinin hakkın kötüye kullanılması olacağını, ayrıca davalının iflas erteleme sürecini bilmesine rağmen yazılı sözleşme imzalamasının iş ilişkisine devam edileceği taahhüdü olduğunu, iş bedelinin ödenmemesinden kaynaklı zararların, ayrıca haksız fesihten kaynaklanan zararlar olarak; işin yerine getirilebilmesi için girişilen harcamaların, işe özgülenen işçilerin işçilik alacaklarının, sözleşme süresine güvenilerek üçüncü şahıslarla yapılan sözleşmelerden kaynaklanan cezai şart ve tasfiye giderlerinin, mahrum kalınan karın, sahalara çıkılmaması talimatı nedeniyle doğan zararların, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle itibar kaybı zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla oluşturulan eser karşılığı alacaklar için 2.400,00 TL, mobilizasyon maliyetleri için 1.900,00 TL, işçilik alacakları için 400,00 TL, üçüncü kişilerle girişilen sözleşmelerin tasfiye maliyetleri için 900,00 TL, mahrum kalınan kar için 3.000,00 TL, iş sahibinin talimatı sebebiyle iş görülmemesinden kaynaklı zararlar için 360,00 TL ve itibar kaybından kaynaklanan maddi zarar için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 10.960,00 TL'nin hakedişe ilişkin tutara hakediş tarihinden, diğer tutarlara sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP, KARŞI DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP

Davalı karşı davacı vekili cevabında; müvekkili şirketin elektronik haberleşme hizmetlerini sunma hak ve yükümlülüğüne sahip imtiyazlı bir işletmeci olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.2 maddesi gereği taraflardan herhangi biri borç ödemekten aciz hale düşerse diğer tarafın sözleşmeyi feshedebileceğini, sözleşmenin feshi için aciz halinde bulunmak veya iflasa konu olmak yeterli olup, tasfiye sürecine girme zorunluluğu bulunmadığını, mali durumu kötüleşen davacının iflas erteleme talebinde bulunmasının dahi sözleşmenin feshi için yeterli olduğunu, davacıya avans ödenmesine rağmen mali durumunda iyileşme görülmemesi ve müvekkili şirketin yürüttüğü kamu hizmeti niteliğindeki haberleşme hizmetlerinin sekteye uğraması riski nedeniyle haklı nedenle sözleşmeyi feshettiklerini, kaldı ki sözleşmenin 1.1 maddesine göre de müvekkili şirketin hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetme yetkisi bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin, yazılı sözleşmenin imzalandığı 01.09.2015 tarihinden önce başladığını, davacının iflas erteleme talebinde verilen tedbir kararının yazılı sözleşme düzenlenmesinden sonra, 15.09.2015 tarihinde verildiğini ve kararın müvekkiline 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı beyanının aksine davacının iflas erteleme sürecini müvekkilinden gizlediğini, davacının sözleşme hükümlerine uygun yaptığı işleri ispatlaması gerektiğini, davacının sözleşmenin feshine kadar hakedişlerinin ödenmediği yönünde hiçbir girişimde bulunmadığını, hakedişi olmamasına rağmen davacıya 700.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının değeri 10.000.000,00 TL olan ürünleri iade etmeyip ikinci el fiyatına satmaya başladığını, bu durum nedeniyle sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının tahakkuk ettirdiği fatura bedellerinin bloke edildiğini, davacının çalışanlarına ödediğini iddia ettiği ücret ve işçilik alacaklarının müvekkili şirketten talep etmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, sözleşmenin 3.2 maddesi uyarınca davalıya belirli bir iş hacmi taahhüt edilmediğinden, 2015 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin tazminat talebinin sözleşmeye aykırı olduğunu, itibar kaybı nedeniyle maddi tazminat talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının bir taraftan elde edebileceği karı talep ederken, diğer taraftan kar elde edebilmesi için yapması gereken yatırım giderlerinin tazminini talep etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı karşı davacı vekili karşı davasında; davacı karşı davalıya elektronik haberleşme altyapısının kurulması, bakımı ve onarımı işlerinin yapılması için toplam değeri 10.111.827,08 TL tutarında malzeme teslim edildiğini, karşı davalının müvekkilinden para alabilmek için malzemeleri pazarlık ve tehdit unsuru olarak kullandığını ve malzemeleri ikinci el fiyatına nakde çevirdiğini, şikayetleri üzerine soruşturma dosyasında el koyma kararı verildiğini, elkoyma kararı kapsamında bir kısım malları teslim almışlarsa da elkoyma esnasında bulunamayan birçok mal nedeniyle müvekkili şirketin ciddi zarara uğradığını, menkul mallardaki eksikliğin ayrıca bildirileceğini, davacının bu malzemelere ek olarak avans ödemesinden kaynaklı borcu da bulunduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin ihtarname tebliği tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevabında; malların tamamının müvekkili şirketin zilyetliğinde olmadığını, olanlar üzerinde de hapis hakları bulunduğunu, malzeme bedellerinin tutarsız olduğunu, malzemelerin toplam değerinin 10.111.827,08 TL olduğunu ileri süren karşı davacının buna yönelik herhangi bir fatura veya irsaliye yahut sair delil sunmadığını, ikinci el fiyatına nakde çevirme iddiasının tutarsız olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin B.11. maddesinde aciz hali "alacaklılarla göllü olarak borçların yeniden yapılandırılmasına yönelik anlaşmaya varmak, iflas idaresi kararına tabi olmak, aciz hali söz konusu olmaksızın tasfiye sürecine girmek, bir takyidat sahibinin mal varlığına el koyması veya mal varlığının yönetiminin kayyuma devredilmesi, ticari faaliyette bulunmaya son verme tehlikesi içierisinde bulunma, herhangi bir ilgili yargı dairesi nezdinde herhangi bir benzer durum" şeklinde tanımlandığı, sözleşmenin "Bölüm:F Süre ve Fesih" başlıklı 1.1 maddesinde taraflar arasındaki sözleşmenin 0106/2014-31/05/2016 tarihleri arasında yürürlükte kalacağı ve taraflardan birinin aczi halinde diğer tarafa önelsiz ve derhal haklı fesih hakkı tanınacağının kararlaştırıldığı; davacı karşı davalının 06/08/2015 dava tarihinde iflas erteleme talebinde bulunduğu, 01/09/2015 tarihinde taraflar arasında devam eden sözleşme ilişkisinin yazılı hale getirildiği, iflas erteleme talebinde alacaklılar için gerekli TSG ilanı için13/08/2015 tarihinde, 01/09/2015 olan yazılı sözleşme tarihinden önce müzekkere yazıldığı, davacı karşı davalının sözleşmedeki aciz halinin varlığına rağmen bu durumu bildirmeyerek karşı tarafı ekonomik durumu itibariyle yanılttığı, davalı karşı davacının durumu öğrenmesi ile 15/09/2015 tarihinde sözleşmeyi feshettiği, davacı karşı davalı şirketin sözleşmedeki aciz hali tanımlamasına dair şartlarının mevcut olduğu, dolayısıyla davalı karşı davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı feshe dayandığı, sözleşmenin feshi haklı nedene dayandığından davacı karşı davalının haksız fesih nedeniyle zararların tazmini talebinin yerinde olmadığı, ayrıca tamamlanmış hak edişler yönünden usulünce belge sunulmadığı, faturalandırılmayan taleplerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine;Karşı dava yönünden ise; karşı davacı ...'nin sözleşmenin feshi üzerine teslim edilmesi gereken malzemlere dair bir liste sunmuş ise de, bu belgenin her zaman tek taraflı olarak düzenlenebilecek nitelikte olduğu, karşı yanın imzasının bulunmadığı, sözleşme eki olarak da; teslim alınan, tedarik edilen malzeme listesinin bulunmadığı, irsaliyeli faturaların teslim edilen malzemelere mi yoksa eksik kalan malzemelere mi yönelik olduğunun bilirkişi tarafından da anlaşılamadığı, sözleşme kapsamında teslim edilen malzemelerin ayırt edici niteliği bulunmadığından, teslim alınan ve alınamayanların varlığı ve eksikliği noktasında tespit yapılamadığı, bu yönden karşı davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği, ceza dosyasında beraat kararı verildiği, sanıklara nihai olarak ceza verilse dahi bu kabulün "bir kısım malzemenin iade edilmemesi" şeklindeki maddi vakıaya yönelik olacağı, daha ileri gidemeyeceği, hangi sayı ve cinste malzemenin teslim edilmediğinin tespit edilemeyeceği, dolayısıyla ceza yargılamasının kesinleşmesinin beklenmesine yer olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Müflis davacı karşı davalı vekili asıl davada istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporlarının aksi yönünde asıl davanın reddedildiğini, müvekkili şirketin ekonomik durumunu karşı taraftan gizlediği iddiasının dosyadaki deliller ve gerçeklerle uyuşmadığını, iflas erteleme talebinde alınan 12.08.2015 tarihli ara kararı aynı gün davalı karşı davacıya e-posta ile bildirdiklerini, müvekkili şirketin iflas etmesinin müsebbinin davalı karşı davacı olduğunu, iflas ertelemenin borca batıklık bildirimi olup, mahkemenin iflas erteleme talebinde bulunmanın borca batıklığın somut göstergesi olduğunu kabul etmesinin hatalı olduğunu, iflas erteleme kararı davalı karşı davacıya bildirildikten sonra da iş ataması yapıldığını, yine sözleşmenin feshinden sonra müvekkili şirkete ödeme yapıldığını, sözleşmenin feshinin, verilen hizmet ve yapılan eserlerin yokluk hükmüyle yorumlanmasını gerektirmeyeceğini, sözleşmenin feshine kadar müvekkili tarafından yapılan imalat ve diğer alacakların tahakkuk ettiğinin açık olduğunu, sözleşmenin feshi haksız olduğundan; işsahibi ... AŞ'nin feshe kadar mevcut alacağı, sözleşmenin devamına inançla yapılan masrafları (işçilik alacakları, mobilizasyon maliyetleri vb), 3. kişiler ile yapılan anlaşmaların tasfiyesi nedeni ile doğan zararı ve sözleşme devam etseydi sağlayacağı karını ve tüm tazminat haklarını ödemesi gerektiğini, mahkemece tamamlanmış işler yönünden usulünce belge sunulmadığı ve bu alacağın faturalandırılmadığı kabul edilmişse de, Yargıtay kararları gereği eser sözleşmesinde hesaplamanın faturadan bağımsız yapılması gerektiğini, davalı sözleşmeyi haksız fesih ettiğinde müvekkilinin atanan işlerin bir kısmını bitirip kontrol aşamasında olduğunu, bir kısmı içinde ciddi emek ve para harcadığını belirterek kararın kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı karşı davacı vekili karşı davada istinaf nedenleri olarak; talep etmelerine rağmen malzeme yönetiminin sağlandığı kayıtlar ve müvekkili şirket sistemleri üzerinde inceleme yapılmadan karar verildiğini, sözleşme gereği teslim aldığı envanteri iade etmediği sabit olan karşı davalının müvekkili şirketin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu, karşı davalının envanteri iade ettiğini ispatlaması gerektiğini, karşı davalının müvekkiline ait bir kısım envanteri, borcuna karşılık dava dışı ... AŞ verdiğini, sözkonusu malzemelerin müvekkiline ait olduğunun tespiti üzerine dava dışı şirket ile yapılan protokol kapsamında malzemenin müvekkiline teslim edildiğini, karşı davalının kendisine teslim edilen envanteri suç teşkil edecek şekilde elinden çıkardığını belirterek karşı davada kararın kaldırılarak karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

Dava, iş bedelinin ödenmesi ile sözleşmenin haksız feshi iddiasıyla uğranılan zararın tazmini, karşı dava ise sözleşme kapsamında verilen emtianın iade edilmediği iddiasıyla tazminat talebine ilişkindir.Yargılama sırasında davacı karşı davalının iflasına karar verilmesi üzerine davacı karşı davalı adına iflas masası huzuru ile davaya edilmiştir.Mahkemece; davacı karşı davalının iş bedelini ispatlayamadığı, davalı karşı davacı ...'nin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi nedeniyle davacının haksız feshe dayalı zararın tazminini isteyemeyeceği, davalı karşı davacının da karşı davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle dava ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı karşı davalı müflis, karşı davada davalı karşı davacı tarafından istinaf edilmiştir.

1-Asıl davada davacı karşı davalının istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacı karşı davalının iş bedeli ve sözleşmenin feshi nedeniyle maddi tazminat alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; davacı karşı davalının iflas erteleme talebinde bulunmasının kendisine tanınmış bir hak olup, bir hakkın kullanılmasının borçlunun aciz durumunda olduğunu göstermeyeceği, iflas erteleme kararının alınmasıyla davacı karşı davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğine, dolayısıyla aciz haline düştüğüne ilişkin bir duruma rastlanmadığı, tam aksine davalı karşı davacının sözleşmeyi feshetmesinden sonra davacı karşı davalıya ödeme yapıldığı, sözleşmenin yazılı hale getirilmesinden 14 gün sonra sözleşmenin feshedilmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, bu nedenli feshin haklı olmadığı; davacı karşı davalının haksız fesih nedeniyle müspet zararını, dolayısıyla kar kaybını talep edebileceği, davacı karşı davalının yeni bir iş kurması için gerekli makul süre üç ay olarak değerlendirildiğinden, kar mahrumiyetinden kaynaklı tazminatın üç aylık bedelle sınırlı tutulması gerektiği belirtilmiştir.Talimat mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; toplam hakediş alacağının KDV dahil 2.048.660,81 TL olduğu, davacı defterlerinde mobilizayon maliyetleri olarak 1.760.759,38 TL harcamanın bulunduğu, SGK primleri, vergi ve işçilik alacaklarının toplamının 541.974,77 TL olup yerinde olduğu, kar mahrumiyetinin 1.568.423,68 TL olması gerektiği belirtilmiş, bilirkişi ek raporda, kök rapordaki görüşlerini tekrar etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olmasından doğmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bunun sonucu olarak yüklenicinin sözleşmenin haksız feshi halinde sözleşmenin ifa olunacağına güvenerek yaptığı masraflar ve kâr kaybını istemesi mümkündür.Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin "Bölüm:F Süre ve Fesih" başlıklı 1.1 maddesinde; sözleşmenin 0106/2014-31/05/2016 tarihleri arasında yürürlükte kalacağı ve taraflardan birinin aczi halinde diğer tarafa önelsiz ve derhal haklı fesih hakkı tanınacağı kararlaştırılmıştır.Sözleşmenin B.11. maddesinde aciz hali; "alacaklılarla göllü olarak borçların yeniden yapılandırılmasına yönelik anlaşmaya varmak, iflas idaresi kararına tabi olmak, aciz hali söz konusu olmaksızın tasfiye sürecine girmek, bir takyidat sahibinin mal varlığına el koyması veya mal varlığının yönetiminin kayyuma devredilmesi, ticari faaliyette bulunmaya son verme tehlikesi içierisinde bulunma, herhangi bir ilgili yargı dairesi nezdinde herhangi bir benzer durum" şeklinde tanımlanmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 01.09.2015 tarihinde imzalanan yazılı sözleşmeden önce başladığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı karşı davalı, borca batık olduğu bildiriminde bulunarak iflas erteleme talebinde bulunmuş, davalı karşı davacı 15.09.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiştir. Davacı karşı davalının borca batık olduğu gerekçesiyle iflas erteleme talebinde bulunması, davalı karşı davacı şirketin yürüttüğü haberleşme hizmetinin aksaması ve hizmet sağlayamama riskine neden olma ihtimali karşısında, davalı karşı davacıdan ticari ilişkinin devam ettirilmesinin beklenmesi doğru değildir. Sözleşmenin B.11 maddesinde aciz halleri "herhangi bir benzeri durum" denilerek sınırlı olarakta sayılmamıştır. Davacı karşı davalının borca batık olduğu gerekçesiyle iflas erteleme talebinde bulunması, sözleşmede belirtilen aciz haline uygun olup, diğer tarafın aciz hali ile sözleşmeyi feshetmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki sözleşme ile davalı karşı davacıya sözleşmeyi gerekçesiz şekilde feshetme hakkı da tanınmıştır. Buna göre davalı karşı davacı sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinden, davacı karşı davalının haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep etmesi mümkün olmayıp, mahkemenin davacı karşı tarafın haksız feshe dayalı tazminat talebini reddetmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Ayrıca davacı karşı davalı sözleşme gereği iş bedeli alacağı bulunduğunu belirtmiştir.HMK'nın 190/1 fıkrası uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Somut olayda davacı karşı davalının ileri sürdüğü alacağı fatulandırmadığı ve kendi kayıtlarında dahi yer almadığı, davacı karşı davalının usulünce sözleşme gereği yaptığı iş karşılığı alacağı bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemenin davacı karşı davalının bu alacak talebini reddetmesi de yerindedir.

1-Karşı davada davalı karşı davacının istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; karşı davacıya ait ancak karşı davalı uhdesinde kalan emtia bulunup bulunmadığı ile varsa bedeli hususunda toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; hangi ürünlerin davacı karşı davalıya teslim edilip geri iade edilmediği, hangi tarihte teslim edildikleri ve hangi bedelle satın alındıklarına ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir.Talimat mahkemesinde alınan elektrik mühendisi bilirkişi raporunda; savcılığın el koyma kararı ile davacı karşı davalının deposunda bulunan malzemelerin davalı karşı davacı ...'ye tesliminden sonra deponun kapatıldığı, incelemenin evrak üzerinden yapıldığı ve savcılık tutanaklarının esas alındığı, ... AŞ'nin sunduğu excel çalışmasının tek taraflı olması nedeniyle dikkate alınmadığı, savcılığın bilirkişi nezaretinde ve ...'nun üç yetkilisi ile aldığı malzemeler için yapılan tanımlar ile ...AŞ'nin CD içinde sunduğu listeler karşılaştırıldığında malzemenin adı, seri nosu ve kodlarının eksik ve farklı olduğu, ... AŞ yetkililerine rağmen savcılıkta yapılan malzeme tanımlarının ...AŞ'nin belirlediği standartlarda yapılmadığından malzemeleri karşılaştırma olanağı kalmadığı, bu nedenle hangi malzemelerin davacı karşı davalı uhdesinde kaldığının tespiti olanağının bulunmadığı, ... AŞ'nin CD ile sunduğu delillerin ispat için yeterli olmadığı belirtilmiştir. HMK'nın 190/1 fıkrası uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Somut olayda karşı davacı sözleşme kapsamında karşı davalıya teslim edilip iade edilmeyen envanter bulunduğu gerekçesiyle alacak talebinde bulunmuşsa da, alınan rapor ve dosya kapsamına göre hangi ürünlerin davacı karşı davalıya teslim edilip geri iade edilmediği, hangi tarihte teslim edildikleri ve hangi bedelle satın alındıklarına ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı ve sunulan delillerin karşı davayı ispata elverişli olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin karşı davayı reddetmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/31 Esas, 2023/97 Karar sayılı ve 06/02/2023 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı karşı davalı tarafından yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacı karşı davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı karşı davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davalı karşı davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/906, K. 2026/863, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-906-e-2026-863-k-8041c0f6c886