Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/782 E. 2024/619 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/782
Karar No
2024/619
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/972 KARAR NO : 2025/1284 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/04/2025 NUMARASI : 2025/217 Esas DAVA : TAZMİNAT - İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ : 03/07/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2025 Taraflar arasında görülen tazminat davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sırasında verilen ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne dair ara karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati haciz talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 21.04.2025 tarihli ara kararda "...Davacılar vekili dava dilekçesi ve 07/04/2025 uyap tanzim tarihli dilekçesi ile, 20.10.2023 günü davacı ....'ın eşi ve diğer davacılar ... ve ....'ın annesi olan ... ...'ın, davalılardan ....'ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı minibüse binmesiyle beraber .....'ın minibüsün kapısını kapatmadan, araç kapısı açık durumda uzun bir süre ilerlediğini ve aniden sola doğru sert manevra yapması neticesinde.......'ın minibüsten düştüğünü, düşme sonucu kafasını yere çarptığını ve hayatını kaybettiğini, davalı .....'ın bu eylemi nedeniyle Karşıyaka 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/782 E. 2024/619 K.sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 31.10.2024 tarihli karar ile bilinçli taksirle ölüme sebep olma suçundan dolayı 4 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 2025/103 E. 2025/255 K.sayılı ve 31.01.2025 tarihli kararı ile kesinleştiğini, müvekkillerinin zararını tazmininin teminat altına alınması için davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep etmiştir. Talep, İİK'nun 257 vd.madde hükümlerine göre yapılmış ihtiyati hacze ilişkindir. Davacılar vekilince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkili ..... için 750.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, müvekkili .... için 1.500.000,00 TL müvekkili .... için 1.500.000,00 TL ve müvekkili .... için 3.000.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiştir. İİK’nun 257 vd.maddelerinde geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati haciz müessesesi düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilecektir. İhtiyati haciz talep edebilme şartları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Muaccel alacaklarda,alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacak rehinle temin edilmemiş olmalıdır.Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenilemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. İİK’nun 258.maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat edinilmesi yeterlidir. Alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır.Özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Öte yandan, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacının manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz taleplerinin tamamının tek kalemde istenebileceği göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul-kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 Sayılı HMK'nun 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür (22/06/1966 tarihli 7/7 sayılı İBK). Olayda, zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Alacağın kesin olarak kanıtlanması gerekmez. Dosyada bulunan Karşıyaka 6.Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında sanığın bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabulü sonucu verilen ceza kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmesi, ceza dosyasında alınan kusur raporu ve adli tıp raporunun dikkate alındığında, davacıların, davalılar sürücü ve araç işletenden dava konusu tutarların bir kısmından dolayı alacaklı oldukları, dolayısıyla iddialarını yaklaşık ispat seviyesinde ispatladıkları anlaşılmıştır. Davacıların alacağı rehinle de temin edilmediğine göre maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davacıların ve davalılar sürücü ve araç işletenin durumları, menfaat dengesi ve ölçülülük ilkesinin gözetildiği..." gerekçesi ile; Davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜ ile, İİK.nun 257 v.d maddeleri uyarınca, davacı .... yönünden 50.000,00.TL maddi tazminat; davacı..... yönünden 50.000,00.TL, davacı .... yönünden 50.000,00.TL ve davacı .... yönünden 50.000,00.TL manevi tazminat olmak üzere toplam 200.000,00.TL borca yetecek miktarda davalılar .... ve ....'in taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE karar verilmiş, verilen bu ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haciz taleplerinin davanın niteliği de gözönünde bulundurularak dava dilekçesindeki tüm talepleri yönünden tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, trafik kazasından dolayı müteveffa yolcu tüketicinin taraf olduğu taşıma sözleşmesinden kaynaklı olarak açılan maddi ve manevi tazminat davasında verilen ihtiyati haczin kısmen reddine yönelik ara karara ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İİK kapsamında ihtiyati hacze ilişkin görevli mahkeme konusunda düzenleme yapılmadığından göreve ilişkin genel hükümlerin uygulanması gereklidir. HMK'nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, basit yargılama usulü sadece ve münhasıran sulh hukuk mahkemesinde değil diğer mahkemelerinin görev alanına giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir. Öte yandan, ihtiyati haciz istemi, mahiyeti gereği, 6100 Sayılı HMK'nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir "iş" niteliğinde olup ihtiyati hacizde görevli mahkeme işin mahiyetine göre belirlenmelidir. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. "...I. BAŞVURU Başvurucu Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 27.11.2024 tarih, 2024/844 muhabere sayılı yazısı ile taşıma ilişkisine dayalı taşıyıcı, sürücü ve sigorta şirketleri aleyhine açılan tazminat davalarının birlikte tüketici mahkemesinde görülüp görülemeyeceği hususunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4, 5, 13. Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasında farklılık bulunduğunu belirterek bu farklı uygulamaların giderilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 03.01.2025 tarihli ve 2024/21 Esas, 2025/2 Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı ile; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2024/3345 E. sayılı kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2024/590 E., Bursa 13. Hukuk Dairesinin 2022/408 E., Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/456 E. sayılı kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğuna, uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birlikteliğinin sağlanması amacıyla 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca ilgili belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine oy birliği ile uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin kararları yönünde giderilmesine dair görüşte bulunulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR A.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2024/3345 E., 2024/2582 K. sayılı kararıyla; "... bir davalı yönünden görevli olan tüketici mahkemesi ile diğer davalı yönünden görevli olan ticaret mahkemesi değerlendirildiğinde, ticaret mahkemesinde yazılı yargılama usulünün uygulanırken, tüketici mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Her iki mahkemede açılacak davalarda alınacak harç farklıdır.Bu durumda her ne kadar somut olayda uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve davacının taleplerinden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte ise de, davalıların sorumluluğuna ilişkin hukuki sebeplerin niteliğine göre davaların görülmesi gereken asliye ticaret mahkemesi ve tüketici mahkemesinin yargılama usullerinde esaslı farklılıklar bulunduğundan aynı dava dilekçesi ile birden fazla davalı hakkında açılan bu davada tüm davalılar hakkındaki davanın bir bütün olarak asliye ticaret mahkemesinde ya da tüketici mahkemesinde görülmesi mümkün değildir. O halde ticaret mahkemesince davalı gerçek kişiye yönelik davanın tefrik edilerek tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi, davalı sigorta şirketi ile ilgili davanın ise esasının görülmesi için Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği, B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin ve 2024/590 E, 2024/618 K. sayılı kararıyla; "... davanın, müteveffa ....’in yolcu olarak seyahat ettiği davalı .... Ltd. Şti şirketin işleteni olduğu otobüsün kaza yapması sonucu vefat etmesinden doğan maddi-manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, muris/müteveffanın tüketici vasfına sahip olup, davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle, davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden uyuşmazlık tüketici mahkemesi görev alanına dahil değil ise de, usul ekonomisi, ihtiyari dava arkadaşlığı ve müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince bu davalı hakkındaki davanın diğer davalı ile birlikte tüketici mahkemesinde görülmesinin zorunlu olduğu, ilk görevsizlik kararı veren mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin taraflara tebliğ edildiği, dosyaya her iki davalı tarafça cevap dilekçesinin ibraz edildiği gözetildiğinde, davalı .... Ltd.Şti vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği, C.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/408 E. ve 2023/804 K. sayılı kararıyla; ".... Kaza tarihinde davacı ile bir kısım davalılar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki bulunmaktadır. Davacının bu sözleşme uyarınca tüketici (yolcu), davalı ....'nın da mesleki ve ticari faaliyeti kapsamında (kazanın ticari aracın seyir faaliyeti sırasında meydana gelmesi nedeniyle) hareket eden gerçek kişi olduğu ve dava tarihi gözetildiğinde, davanın temel dayanağının bizatihi tüketici işleminden (taşıma sözleşmesinden) kaynaklandığı ve eldeki davanın daha özel nitelikte mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, her ne kadar davalı ..... yönünden genel mahkemeler görevli ise de; davacı tarafça davalıların müteselsil sorumluluğuna dayanıldığı, 6100 sayılı HMK 57. maddesi gereği davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, diğer davalı .... yönünden de özel görevli mahkemenin uyuşmazlığa bakmakla görevli olduğu ... göz önüne alındığında, tüm taraflar yönünden uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılarak diğer dava şartlarının değerlendirilmesi gerekmekte olup ilk derece Mahkemesi tarafından davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği, D.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/456 E., 2024/926 K. sayılı kararıyla; "... Somut olayda; taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacıların da tüketici vasfına sahip olması, davacı yolcular ile davalı ... .... Ltd. Şti. arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında kalması gözetilerek, davanın görülmesinde Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde yargılamaya devam edilerek esastan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf eden davacılar vekili ve davalı ..... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, taşıma ilişkisine dayalı, birden çok kişi aleyhine, ihtiyari dava arkadaşlığı şeklinde açılan davalarda, davalılardan biri yönünden tüketici mahkemesi, diğeri yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu durumda, davaların birlikte tüketici mahkemesinde mi, yoksa ayrı ayrı görevli mahkemelerde mi görülmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. B. İlgili Hukuk 1.Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesinde yer alan düzenlemedir. 2.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK). C. Değerlendirme 1.TKHK'nın 3/1-l bendi, "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder," düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 2.Anılan hükümler çerçevesinde, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden tüketicinin taraf olduğu bir taşıma sözleşmesi, tüketici işlemidir. Böyle bir sözleşme/işlem nedeniyle sürücü ve işleten/malik olanlara karşı birlikte açılan davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir. Taşınan tüketici ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketine/ şirketlerine karşı açılan davalarda ise görevli mahkeme, ticaret mahkemesidir. 3.Dava, sürücü ve işleten/malik olanlarla birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir. V. KARAR 1.Taşıma ilişkisine dayalı, birden çok kişi aleyhine, ihtiyari dava arkadaşlığı şeklinde açılan davalarda, davalılardan biri yönünden tüketici mahkemesi, diğeri yönünden ticaret mahkemesinin görevli olduğu durumda, davaların birlikte tüketici mahkemesinde mi, yoksa ayrı ayrı görevli mahkemelerde mi görülmesi gerektiği noktasında toplanan uyuşmazlıkta, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kalması, ihtiyari dava arkadaşlığı, usul ekonomisi ve özellikle müteselsil sorumluluk ilkesi gözetilerek davaların birlikte TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE GÖRÜLMESİNİN GEREKTİĞİNE, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine,..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2025 tarih ve 2025/616 Esas 2025/1428 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair ilamı) Bu açıklamalar uyarınca somut olayda; davacıların eşi ve annesi olan müteveffa yolcu ....'ın davalı işleten ....'e ait, davalı ....'ın sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine sigorta poliçeleri ile sigortalı .... plakalı minibüsün tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda vefatından doğan maddi ve manevi tazminat ile ihtiyati haciz isteminden kaynaklanmakta olup, kaza tarihinde davacıların murisi ile davalı işleten arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki bulunmaktadır. Davacıların murisinin bu sözleşme uyarınca tüketici (yolcu), davalı işletenin de mesleki ve ticari faaliyeti kapsamında hareket eden kişi olduğu ve dava tarihi gözetildiğinde, davanın temel dayanağının bizatihi tüketici işleminden (taşıma sözleşmesinden) kaynaklandığı ve eldeki davanın daha özel nitelikte mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. (Aynı yönde Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2019 tarih ve 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklandığı üzere tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar yönünden ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesine dair görev tüketici mahkemesine aittir. (Yargıtay 11 HD'nin 2013/7481/11622, 19. HD'nin 2016/15544-15814 Esas-Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) O halde yerel mahkemece; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 83/2. maddesinde yer alan ve taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine ilişkin hüküm ile bu davanın açıldığı Karşıyaka İlçesi'nde müstakil Tüketici Mahkemesi'nin bulunduğu gözetilerek uyuşmazlığı esas yönünden ve ihtiyati haciz ile ihtiyati haciz kararı verilmesi halinde ihtiyati hacze itirazı incelemede yetki ve görevin Karşıyaka Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilerek dosyanın Karşıyaka Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi olarak talebin değerlendirilip yazılı şekilde ara karar verilmesi doğru görülmediğinden, HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-3. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen ara kararın re'sen kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran ihtiyati haciz talep eden davacılar vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/217 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü yönünde verilen 21/04/2025 tarihli ARA KARARIN, dava dosyasının esası incelenmeksizin 6100 sayılı HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-3 maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince; davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre, ihtiyati haciz talep eden davacılar vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusunun kabulü nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi ihtiyati haciz talep eden davacılara iadesine, 5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi ihtiyati haciz talep eden davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati haciz talep eden davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a ve 362/(1)-f maddeleri gereğince kesin olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/782, K. 2024/619, T. 14.02.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-782-e-2024-619-k-696b554ae443