Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/640 E. 2024/581 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/640
- Karar No
- 2024/581
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/2075 KARAR NO:2025/102 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:12/06/2024 NUMARASI:2023/640 Esas, 2024/581 Karar DAVANIN KONUSU:Terditli Olarak Açılan Gabin Sebebiyle Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ:04/01/2023 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/01/2025 HMK. m. 354 KAPSAMINDA İNCELEME (ESASA İLİŞKİN) Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin karı koca olarak iki adet hisseleri için ... Kooperatifine 25 sene önce üye olduklarını, müvekkilerinin tüm birikimi ile İstanbul'da bir taşınmaz sahibi olabilmek amacı ile kooperatif üyesi olarak ödemelerini düzenli olarak yapmış olduklarını, müvekkillerine kooperatif tarafından İstanbul İli, Pendik İlçesi, .. pafta ... parselde iki adet daire vaaddedilmiş olduğunu, müvekkillerinin kooperatife 25 yıl aidat ödediklerini, ancak üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen dairenin teslim edilmediğini, müvekkilleri ile davalı arasında 31.12.2021 tarihli iki adet geçici devir protokolü yapılmış olduğunu, işbu protokole göre müvekkillerinin kooperatifteki haklarına karşılık davalı tarafından müvekkillerine 20.01.2022 tarihinde 450.000.-TL (toplamda 900.000.-TL ) ödemeyi taahhüt etmiş olduğunu, verilen bu bonolar karşılığında müvekkillerinden sadece ...'a 215.000.-TL ödeme yapıldığını, diğer müvekkili olan ...'e ise hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı ile aralarında 11/05/2022 tarihinde yeniden protokol düzenlendiği beyan ederek müvekkilleri ile davalı arasında yapılmış olan 31.12.2021 tarihli geçici devir sözleşmesinin iptalini bu mümkün değil ise sözleşmenin uyarlanmasını ve yargılama masraflarının ve avukatlık ücretinin davalı yana hasredilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle Davacıların haksız davasına konu kooperatif üyeliğinin devri sözleşmesi olup, tacir olan müvekkili ile kooperatif üyesi olan davacılar arasında ki devir protokolü kooperatif hissesine ait olduğundan görev yününden itirazımın kabulü ile dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafından huzurda ki yersiz ve mesnetsiz dava süresinden sonra açılmış olup, hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerektiğini, tarafların özgür iradesi ve hukuka uygun akdedilen devir protokolüne rağmen haksız yere ikame edilen davanın reddi gerektiğini, zira davacıların fiili ehliyete sahip, okuma yazma bilen, çalışan kişiler olduğunu, yüklenici olan müvekkilinin anılı kooperatife yaklaşık 40 hisse devir almış olup, tarafların iradeleri ile akdedilen protokollerin iptalinden söz edilemeyeceğini, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek usul yönünden itirazlarının kabulü ile, görevsizlik kararı ile dava dosyasının görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini ve zamanaşımı itirazları ve eksik harçtan kaynaklı itirazımın kabulü ile davanın usulden reddini, huzurda ki protokol zaten taraflarca 05.11.2022 tarihli yeni protokol ile hükümsüz kılındığı, gelinen gün itibari ile tarafların özgür iradesi ve hukuka uygun akdedilen devir protokolüne rağmen haksız yere ikame edilen ve her halükarda yersiz ve mesnetsiz davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Dava dosyası ilk olarak İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve bu mahkemece verilen görevsizlik kararı verilmesi üzerine dava dosyası İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince "1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Görevli mahkemenin İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, " karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın konusunun Kooperatif Üyeliğinin Devri Sözleşmesi olup tacir olan müvekkil ile kooperatif üyesi olan davacılar arasındaki devir protokolünün kooperatif hissesine ait olduğundan uyuşmazlığın çözümü bakımından Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkisinin şüphesiz olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen ve Kooperatif Hissesinin Devrine ilişkin olan bir uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmüş olup kamu düzenine ilişkin olan ve her aşamada re'sen araştırılan görev hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun kabul edildiğini, yine müvekkiline karşı açılmış aynı kooperatifin başka eski üyelerinin açtığı aynı davalarda da taraflarınca görev itirazında bulunulmuş olup işbu itirazlarının İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/657 Esas ve İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi2022/662 Esas sayılı dosyalarında kabul edilerek dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderildiğini, emsal yargı kararları ve hukuk kuralları da gözetilerek huzurdaki uyuşmazlığı çözmeye İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğunun tespitinin gerektiğini belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/640 E. ve 2024/581 K. sayılı kararının kaldırılmasını, dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek tahkikata devam edilmesini, nihai olarak her halükarda davacının yersiz ve mesnetsiz davasının reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Değerlendirme:Dava, terditli olarak açılan gabin sebebiyle sözleşmenin iptali, olmadığı takdirde uyarlanması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. Maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık oluşturan haller ile istinaf sebepleri ile sınırlı ve dosyanın safahati ile geldiği aşama ve istinaf nedenleri dikkate alınarak takdiren duruşmasız olarak yapılan inceleme neticesinde;Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile özetle; davacıların dava dışı ... Kooperatifinin 25 yıllık üyeleri oldukları, davalının ise, söz konusu kooperatifin yüklenicisi olduğunu, kendilerine vaadedilen 2 adet dairenin tesliminin gerçekleşmemesi sebebiyle davalı ile iki ayrı protokol tanzim edilerek vaadedilen dairelere karşılık bonoların tanzim edildiğini, daha sonra yapılan 11/05/2022 tarihli protokol ile geçmişte yapılan bu iki protokolün geçersizliği kabul edilerek bila bedel ile bonolarla alacaklarının tahsili yoluna gidebileceklerini, ancak davalının edimleri arasında aşırı bir orantısızlık bulunduğunu, davalının davacıların tecrübesizliğinden yararlanarak kendisine aşırı menfaat temin ettiğini, bu nedenle 31/12/2021 tarihli geçici devir protokolünün iptalini, olmadığı takdirde sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkin davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde mahkemenin görevsizliğine karar verilerek görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu yönünde karar verildiği, davalı vekili tarafından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu ifade edilerek kararın kaldırılması istemi ile istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta, davalının da görev itirazı olduğu dikkate alınarak öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur.Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir.Taraflar arasında iptali veya uyarlanması istenilen geçici devir protokolünün incelenmesinde; davacılar ile ayrı ayrı tanzim edildiği, davacıların bu protokol ile kooperatif hissesinin davalıya devrinin taahhüt edildiği, karşılığında belirli bir meblağın belirlendiği görülmüştür.Şu halde, taraflar arasında yapılan ve geçici devir protokolü olarak adlandırılan sözleşmede davacılar satıcı davalı ise alıcı olarak yer almakta, satım konusunun kooperatif hissesi mukabili taşınmaz olduğu anlaşılmakta ve satım bedeli belirlenmiş olmakla davalı tarafından bu bedel de taahhüt edilmiş olmakla davacıların satıcı konumunda olmaları sebebiyle tüketici sıfatına sahip olmamaları ve yukarıda ifade edilen ticari davaya dava konusu sözleşmenin vücut vermediği anlaşılmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun m.353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,3.Alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 15/01/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.