Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/631 E. 2026/1324 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/631
- Karar No
- 2026/1324
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/631 KARAR NO : 2026/1324
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/67 Esas 2022/1007 Karar KARAR TARİHİ : 08/11/2022 DAVA : Maddi Tazminat (Haksız Eylemden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.01.2019 tarihinde... İli,... İlçesi, .... Caddesi ile ... sokak kesişimi adresinde bulunan davacı şirkete ait yer altı fiber optik kablo tesislerine davalı kurum çalışanları tarafından zarar verildiğini, olay hakkında kolluk güçlerine haber verildiğini ve aynı gün polis tutanağı düzenlendiğini, oluşan hasarın onarımının davacı şirket tarafından .... firmasına yaptırıldığını, hasar giderim maliyetinin 17.931,73 TL olup, buna ilişkin fatura ve diğer belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, zarar bedelinin ödenmesi konusunda davalı kuruma yazı gönderilmesine karşılık, bu talebin davalı kurum tarafından “anılan tarihte söz konusu adreste herhangi bir çalışmanın olmadığı” gerekçesi ile reddedildiğini, oysa 08.01.2019 günü saat 15.40'da Bornova Kaymakamlığı Pınarbaşı Polis Amirliği tarafından düzenlenen "Görgü ve Tespit Tutanağı'nda; ... kablolarının zarar gördüğünün bildirilmesi üzerine adrese intikal edildiği, ....'nun su hatlarına yönelik olarak yaklaşık 2,00x1,40 metre ebatlarında ve 1,30 metre derinliğinde çukur kazılmış olduğu, ....'a ait telefon kablolarının içinden geçtiği künkün kırılarak zarar gördüğü" detaylı şekilde belirtilerek imza altına alındığını, haricen yapmış oldukları araştırmada da davalı kurum tarafından davacı şirketten gözlemci talebinde bulunulmadığının öğrenildiğini, gözlemci talep edilmiş olsa idi söz konusu hasarın meydana gelmeyeceğini, davalı yanca kazı çalışması dikkatli bir şekilde yürütülmediğinden söz konusu hasarın meydana gelmiş olması sebebiyle davalı tarafın kusurlu olduğunu, davacı şirketin zararını gidermesi gerektiğini belirterek, hasar bedeli olan 17.971,73 TL'nın olay tarihi olan 08.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, meydana geldiği iddia edilen zarar ile davalı idare arasında hiçbir illiyet bağının olmadığını, söz konusu adres olan .... Caddesi No:....ile ... Sokak kesişiminde davalı idare yüklenicisi .... firması tarafından yürütülen ... İli 3. Kısım... ve ... İlçelerinde Tekli Yağmursuyu Izgarası ve Yağmursuyu Izgarası Kolu ile Bina Kolu Bağlantılarının Bakım ve Onarım İnşaatı işi kapsamında 05.12.2018 tarihinde bina kolu çalışmalarının yapıldığını, ... A.Ş. tarafından davalı idareye gönderilen 17.01.2020 tarih ve 7108 sayılı yazıda; 08.01.2019 tarihinde davalı idare tarafından yapılan çalışmalardan kaynaklı olarak ... Caddesi ile .... Sokak kesişiminde yer altı telefon kablolarına zarar verildiğinden bahisle 22.007,00 TL zararın ödenmesinin istendiğini, söz konusu adreste 08.01.2019 tarihinde davalı idare tarafından bir çalışma yapılmadığının 25.02.2020 tarih ve 17846 sayılı müvekkili idare yazısı ile .... A.Ş. ... İl Müdürlüğüne bildirildiğini, 08.01.2019 tarihinde davaya konu adreste davalı idare ekiplerince yada ihaleli işler kapsamında herhangi bir çalışma yapılmadığını, bu nedenle yüklenici firmanın sorumluluğu bulunduğundan davanın Yüklenici.... firmasına ihbarı gerektiğini, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla iddia edilen zarar ile davalı idarenin yükleniciye ihale ettiği yağmursuyu kanal inşaatı işi arasında bağlantı olmuş olsa, söz konusu zararın işin yapıldığı tarihlerde ortaya çıkması gerektiğini, çalışmanın tamamlanmasından 9 gün sonra davacı tarafından zarar iddiası ile talepte bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, fiber-optik kablo ve tesislerde meydana gelecek zarar ve hasarın hizmetin sunulmasına anında etki edeceğini, dolayısıyla bu durumdan davacı tarafın anında haberdar olacağını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafça talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, ayrıca dava haksız fiil nedeniyle açıldığından yasal faiz talep edilebileceğini, avans faizi talebine itiraz ettiklerini belirterek, davanın davalı idarenin yüklenicisi olan ..... firmasına ihbarını ve reddini istemiştir. DELİLLER : Bilirkişi raporları, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacıya ait kabloların geçtiği ve düzenlenen tutanakta da belirtilen ... Caddesi ile.... sokak kesişiminin olduğu zararın meydana geldiği yer altından geçen bakır kabloların bulunduğu yerde davalı idarenin borularının geçirildiğinin tespit edildiği, davalı tarafından yapılan işin ihale usulü ile üçüncü kişiye yaptırıldığı, ancak yapım esnasında davacı şirketten gözlemci istenmediği, yağmur suyu şebekesi bakım ve onarım işinin yapılması esnasında bu işi üstlenen üçüncü kişinin gerekli özen ve yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle hasarın meydana geldiği, davalının yüklenicinin kusuru ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, davacı şirketin tesisinde meydana gelen hasar bedelinin bilirkişi tarafından KDV hariç 16.707,73 TL, KDV dahil 19.715,12 TL olarak hesaplandığı, davacının bu hasar onarım ve bakım işini yüklenici firmalara ihale yolu ile yaptırdığı ve buna göre belirli bir tenzilat uyguladığı, raporda ayrıca davacı tarafından karşılanan 1800 çiftlik 3 adet 15 metre uzunluğunda 45 telefon kablosunun 3 adet çekt ek takımının ve iletkenlerin eklenmesinde kullanılan 8400 adet küçük konnektör malzeme bedelinin hasar bedeline dahil edilmediği, davacı tarafından verilen dilekçe ile taşeron firmaya kesilen fatura fiyatının bilirkişi tarafından hasar bedeli olarak gösterilmesine rağmen davacı şirketin zararının 17.971,73 TL olduğu hususunun beyan edildiği, davacı vekilinin bu beyanı rapor ile birlikte değerlendirildiğinde istemin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; 17.971,73 TL tazminatın 08/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu hasarın meydana geldiği iddia edilen adresin... Cad. No:... ile ... Sokak kesişimi olan bölgede olduğunu, idarenin kazanın meydana geldiği 08/01/2019 tarihinde bu civarda çalışması olmadığından, meydana gelen zararda idarenin illiyet bağı olmadığından kusur izafe edilmeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilen tazminat miktarının iddia edilen zarar ile orantılı olmadığını, hükmedilen fahiş miktar zararın bilirkişi raporu ile uyumlu olmadığını, bilirkişi raporu ile belirlenen miktardan daha fazlasına hükmedildiğini, kaldı ki alınan bilirkişi raporlarının da denetim açısından hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kök ve ek rapora itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kararda kurulan hükümde avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, kamu hizmeti veren idare hakkında aleyhe hüküm kurulurken en fazla yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tüzel kişiliği haiz bir ticari işletme olduğunu, huzurdaki dosyaya konu olan olayın da ticari işletmesine ilişkin bir hasar olduğunu, tüzel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda uygulanacak faiz oranının avans faizi olduğunu, Yerel Mahkeme kararının isabetli, yasal mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, davalının istinaf taleplerinin bu yönüyle dayanağı bulunmadığını belirterek, Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, yağmursuyu ızgarası kolu ile bina kolu bağlantılarının bakım ve onarım inşaatı çalışmaları sırasında davacı şirkete ait yer altı fiber optik kablo tesislerine davalı kurum çalışanları tarafından zarar verilmesi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda gösterilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizce HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 50/1. fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Kusursuz sorumluluk türlerinden olan 6098 Sayılı TBK'nun 69. maddesi gereğince bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden dolayı oluşan zararı gidermekle yükümlüdür. Yargıtay kararlarında, öğretide bina ve yapı malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" "olağan sebep sorumluluğu" olarak isimlendirilen bir kusursuz sorumluluk halidir. Zarar ile özen eksikliği arasında uygun nedensellik bağının sorumluluk için yeterli olup özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi durumlarda kusur aranmayacaktır. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Başka bir anlatımla, bir bina ve yapı tesis ve benzerlerinin zarara neden olması durumunda yapı malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın bina ve yapının yapımı veya bakımındaki özen eksikliğinden doğmuş olması zarar ile yapımı veya bakım eksikliği arasında uygun bir nedensellik bağı bulunması yeterlidir. Genel bir tanımla toprağın altında yada üstünde sürekli ya da geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan, kurulmuş, dikilmiş, takılmış, döşenmiş, eklenmiş tüm nesnelere yapı eseri denilir. 6098 Sayılı TBK'nun 66. maddesine göre; ''Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür." Buna göre; adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi gerekecektir. Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadir. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir. 6098 Sayılı TBK'nın 61. maddesi uyarınca; birden çok kişi birlikte bir zarara neden oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Bu nedenle davalı ile dava dışı yüklenici arasındaki sözleşmenin sorumluluğa ilişkin hükümleri sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler bakımından geçerli olmayacağından aynı yasanın teselsül hükümlerini düzenleyen 163. maddesi uyarınca ise; alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceğinden, davalı şirketin dava dışı ihbar edilen yükleniciden zararın istenilmesi gerektiğine değinen istinaf nedenleri usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Maddi tazminat yönünden; hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Gerçek zarar, kişinin isteği dışında gerek malvarlığında ve gerekse kişi varlığında meydana getirilen bir eksilmedir. Miktarı ise malvarlığında hukuka aykırı tecavüzün meydana gelmeden önceki ve sonraki durumları arasındaki fark olarak tanımlanabilir. Malvarlığındaki eksilmenin saptanması için zarar bırakıcı eylemden sonra meydana gelen durum ile bu davranış yapılmasa idi gösterecek olduğu durumun karşılaştırılması gerekir. Zararın varlığı ile tutarının belirlenmesi tazminatın saptanmasından önceki bir evredir ve onun dayanağını oluşturur. Tazminat miktarı hiçbir zaman meydana gelen gerçek zarar tutarını aşmamalıdır. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz. Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalı kurum tarafından ... İli 3. Kısım .... ve ... İlçelerinde Tekli Yağmursuyu Izgarası ve Yağmursuyu Izgarası Kolu ile Bina Kolu Bağlantılarının Bakım ve Onarım İnşaatı işinin ihale ile davanın ihbar olunduğu ....'a verildiği, yüklenici tarafından kazı ruhsatı alınmadan, kazı alanında davacı .... A.Ş.'ye ait yer altı tesisi bulunup bulunmadığı araştırılıp, davacı şirkete müracaat ederek davacı şirketin teknik görevlileri bulunmaksızın yapılan kazı çalışmaları neticesinde davacı .... A.Ş.'ye ait beton borunun parçalandığı ve kabloların kısmi olarak zarar verildiği sabit olduğundan, davalının davacının zararından sorumlu tutulmasında dosya içeriğine aykırılık görülmediğinden davalının sorumluluğa ve illiyet bağına yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Zarar yönünden yapılan inceleme üzerine düzenlenen 06/06/2022 tarihli rapor içeriğinde hasar bedeli KDV dahil 19.715,12 TL olarak hesaplanmış ise de; davacı şirket tarafından dosyaya sunulan 10/04/2019 tarihli 17.073,15 TL bedelli fatura içeriğininden bahisle ilk derece mahkemesince davacı şirketin zararının 17.971,73 TL olarak kabul edilmesinde ve oluşan bu zarardan davalı ....'nun davalının yapı maliki olarak sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin zarar miktarına yönelik istinaf istinaf nedenleri de yerinde bulunmamıştır. Hükmedilen tazminata işletilen faiz yönünden yapılan incelemede; Hukuk Genel Kurulu'nun 03/07/2007 tarih ve 2007/4-597 Esas, 2007/694 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; davalı ..... Genel Müdürlüğü'nün tacir olduğu ve tacir sıfatını taşıyan davacı .... A.Ş. ile arasındaki dava; tacirler arası haksız fiil sebebiyle alacak istemine ilişkin olduğundan talep gibi 08/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar tarihi itibari ile alınması gereken 1.227,59 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 307,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 920,59 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 05/06/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.