Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/432 E. 2026/1754 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/432
- Karar No
- 2026/1754
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/432
KARAR NO: 2026/1754
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/177 Esas- 2022/701 Karar
TARİH: 24/10/2022
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile yürüttüğü ticari faaliyet gereğince icra takibine konu ....09.2020 tarihli .....nolu 2.393,88 USD bedelli e-fatura içeriğinde belirtilen malları satışını gerçekleştirdiğini, fatura üzerindeki son ödeme tarihi...-09-2020 olarak belirlenmesine rağmen fatura bedellerinin süresinde ödenmediğini, ödemenin gecikmesi üzerine davalının mevcut fatura borcu nedeniyle 17/12/2020 tanzim 31/05/2021 vade tarihli 17.834,40 TL bedelli bono düzenlenerek müvekkiline verildiğini, iş bu itirazın iptali davasının konusu olan 08.09.2020 tarihli ... nolu 2.393,88 USD bedelli e-faturanın 18.01.2022 tarihinde takibe konularak öncelikle ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan takip başlatılmış , yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği ....İcra Dairesi ...esas sayılı dosyada vaki borca itiraz üzerine takip durduğunu, dava dışı 17/12/2020 tanzim 31/05/2021 vade tarihli 17.834,40 TL bedelli bono da mezkur fatura ile aynı gün alınan ihtiyati haciz kararı ile birlikte 18.01.2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan tahsilde tekerrür olmamak üzere takibe konulmuş ve 02/02/2022 tarihinde yapılan ödemeler akabinde dosyanın infazla kapatıldığını, .... İcra Dairesi nezdinde başlatılan takibe konu senet borcunun ödenmiş olmasının temel borç ilişkisi / fatura borcunu da sonlandırmayacağından ve yapılan ödemelerin fatura borcunun karşılamadığından taraflarınca .... İcra Dairesi nezdinde başlatılan takibe bakiye alacak yönünden devam edilmesi hususunu dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı olan ve tamamen ödenen senetin müvekkili tarafından davacıya dava konusu icra takibine dayanak fatura borcuna karşılık olarak verildiğini, davacı tarafça fatura bedeli 2393,88 USD bedeli ile senet bedeli olan 17.834,40 TL arasındaki ödeme tarihlerindeki kur bedeline göre oluşan miktar farkı talep edildiğini ve senet borcunun ödenmesi sebebiyle de dava dilekçesiyle ödeme emrinde de görüldüğü üzere birçok kez tahsilde mükerrer olmamak üzere şeklinde beyanları bulunduğunu, Müvekkili tarafından, davaya konu icra takibine dayanak olan faturaya karşılık olarak 17/12/2020 tanzim 31/05/2021 vade tarihli 17.834,40 TL bedelli bono davacı tarafa verildiğini,. Senedin düzenlenme tarihi olan 17/12/2020 tarihindeki güncel kur oranına bakıldığında 2393,88 USD miktarın senet bedeline yakın bir miktar olduğunun görüldüğünü, dava konusu icra takibine dayanak fatura borcuna karşılık olarak müvekkilince davacı tarafa verilen ve tamamı ödenmiş bulunan dava dışı senedin borç yenileme amacı ile verildiği kabulünde, muhasebe kayıtlarından anlaşılacağı üzere, mahkemenizdeki işbu davaya konu takip mükerrer tahsile yönelik haksız bir icra takibi olduğundan davanın reddine karar verilmesi ve davacı taraf ilgili icra takibinde sehven adi kanuni faiz talep edildiğini belirtse de icra takip talebi ve ödeme emrinde belirtilen faiz oranının değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle ilgili taleplerinin reddi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 24/10/2022 tarih ve 2022/177 Esas- 2022/701 Karar sayılı kararında;Dava, takip talebine itirazın iptaline ilişkin olduğu, davaya konu ....İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının .... Şti. olduğu, borçlusunun ... olduğu, takip konusu alacak miktarının 2.393,88 USD, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğu, borçlunun 07/02/2022 tarihinde İcra Müdürlüğü'ne itiraz dilekçesini sunmuş olduğu ve takibin İİK m.66 gereğince durdurulduğu, Mahkememizce resen görevlendirilen Mali Müşavir ...marifetiyle hazırlanan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacı tarafından ....İcra Müdürlüğüne ait ...E. Sayılı dosyası ile 2.393,88 USD alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalı tarafın yasal defterleri inceleme için hazır edemediği, İcra takiplerinde tahsilde tekerrüre neden olmayacak şekilde yapılan alternatifli hesaplamalarda; Sayın Mahkemece Borcun TL olarak ödenmesi yönünde tarafların anlaşma sağladığının Kabulüne Göre davalı tarafın davacı tarafa borcunun olmadığı, Sayın Mahkemece yapılan ödemelerin USD cinsinden Kabulüne Göre 04.02.2022 tarihi itibariyle Davacı tarafın davalı taraftan 2.393,88 USD - 1.329,82 USD= 1.064,06 USD alacaklı olduğu..." yönünde kanaat bildirildiği, Yargıtay 12. HD'nin 2020/7710 Esas - 2020/10119 Karar sayılı ilamında: "..6098 sayılı TBK.nun 133. maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, mevcut bir borç için salt poliçe taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi düzenlemek tek başına yenileme anlamına gelmez. Yenilemenin varlığını kabul için bu konuda yenileme sözleşmesi yapılmış olmalıdır.
Bu sözleşmenin varlığını ispat yükü ise bunu iddia edene aittir..." belirtildiği üzere davalı tarafından verilen bononun USD alacağından feragat niteliğinde olmadığı, başka bir ifadeyle, borcun TL olarak ödenmesi yönünde tarafların karşılıklı bir mutabakatının bulunmadığı anlaşıldığından işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkemece hükme esas alınarak takibin devamına ancak davalının borç miktarı bilirkişi raporu ile belirlenebilir hale geldiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf ilgili davayı kısmi alacak olarak 100,00 USD bedelle açtığını, bilirkişi raporunun dosyaya sunulması akabinde ıslah yolu ile dava bedelini 1.064,46 USD ye çıkardığını, dava konusu icra takibine dayanak olan fatura bedelinin miktarı ilgili icra ödeme emrinde de belirtildiği üzere 2393,88 USD olarak sabit olduğunu, kısmi bedelli dava açılabilmesi için dava konusunun bölünebilir olması ve davacı tarafın kısmi dava açmakta menfaatinin olması gerektiğini, ancak davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafça ilgili senedin müvekkil şirkete, fatura borcuna mahsuben verilmiş olduğu iddia edilse de dava dışı olan ve tamamen ödenen senet müvekkil tarafından davacıya dava konusu icra takibine dayanak fatura borcuna karşılık olarak verildiğini, davacı tarafından fatura bedeli 2393,88 USD bedeli ile senet bedeli olan 17.834,40 TL arasındaki ödeme tarihlerindeki kur bedeline göre oluşan miktar farkının talep edildiğini ve senet borcunun ödenmesi sebebiyle de dava dilekçesiyle ödeme emrinde de görüldüğü üzere birçok kez tahsilde mükerrer olmamak üzere şeklinde beyanları bulunduğunu, bu talep ve beyanlar dikkate alındığında müvekkil şirket tarafından senedin fatura borcuna karşılık olarak verildiği, karşı tarafça senedin kabul edildiği ve bu sebeple de borcun yenilendiği dikkate alınması gerektiğini, müvekkil tarafından, davaya konu icra takibine dayanak olan faturaya karşılık olarak 17/12/2020 tanzim 31/05/2021 vade tarihli 17.834,40 TL bedelli olarak davacıya verilen bononun düzenlenme tarihinde güncel kur oranına bakıldığında, 2393,88 USD olan fatura miktarının karşılığına yakın bir bedel olduğunun görüldüğünü, bu husus gözetilerek de ilgili bononun fatura bedeline karşılık olarak düzenlendiğinin anlaşılabildiğini, bahsedilen döneme ait kur oranları; dosyada sunulan 15.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda, kambiyo takibine konu edilen bedelin diğer icra dosyasındaki alacaktan mahsup edilerek kalan kısım yönünden takip yapılması gerekirken, bono bedeli tefrik edilmeksizin takibin başlatıldığı belirlendiğini, bu usulün yerleşik yargıtay kararlarına aykırı olduğu, davacı tarafından kabul edilen bononun USD alacağından feragat niteliğinde yani artık borcun TL olarak ödenmesi yönünden tarafların anlaştığı kabul edilmesi ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan tespit gözetilerek, müvekkil şirketin davacıya borcu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, davaya konu USD alacağı takibe konu senet ile TL olarak düzenlendiğini, TL olarak belirlenen bu bedel davacı muhasebe kayıtlarına fatura olarak işlendiğini, davacının haksız olarak talep ettiği kur farkını gösteren herhangi bir hesap hareketi veya fatura düzenlenmediğini, bu durum karşısında davacının iradesinin borcu yenilemek olduğunu, USD olarak belirlenen borcun TL olarak senet karşılığı sonlandırıldığı, bu senedin de icra takip dosyasında tüm fer'ileriyle ödendiğini, davaya konu takip talebi ve ödeme emrinde davacı tarafından adi kanuni faiz taleplerinde bulunulduğunu, davacı taraf ilgili icra takibinde sehven adi kanuni faiz talep edildiğini belirtse de icra takip talebi ve ödeme emrinde belirtilen faiz oranının değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle haksız faiz taleplerinin reddi gerektiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli 08/09/2020 düzenleme 15/09/2020 vade tarihli 2.393,88 USD bedelli mal faturasının gösterildiğinden icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında söz konusu fatura dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Taraflar arasında takip dayanağı fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiğine, davalı tarafından bu fatura bedeline karşılık 17/12/2020 tanzim 31/05/2021 vade tarihli 17.834,40 TL bedelli bononun verildiğine ve bononun ayrı bir icra takip konusu yapılarak davalıdan tahsil edildiğine dair bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı tarafından fatura karşılığı verilen bononun borcun yenilenmesi niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, mevcut bir borç için bono verilmesi TBK'nın 133/2. maddesi gereğince tarafların açık yenileme iradesi olmadığından borcun yenilendiği anlamına gelmemektedir. Bu sebeple söz konusu bononun fatura borcuna mahsuben verildiğinin kabulü gerekmektedir.
Dava tarafından düzenlenen icra takibi dayanağı fatura ticari defterlerine 17.834,40 TL olarak kaydedilmiş olup, davalı tarafından bu bedele karşılık gelen miktarda bono verilmiş ve bono bedeli davacı tarafından tahsil edilmiştir. Davacı her ne kadar iş bu davada 2.393,88 USD bedelli mal faturasına ilişkin takip başlatmış ve fatura bedelinin tahsilini talep etmiş ise de, davacının talebinin hukuki niteliği USD bedelli faturanın ödeme tarihinde oluşan kur farkı alacağına ilişkindir. Ancak davacı icra takibinde takip dayanağını kur farkı alacağı olarak göstermediğinden ve iş bu itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak çözümlenmesi gerektiğinden somut uyuşmazlıkta davacının kur farkı talebinin incelenip çözüme kavuşturulması yasal olarak mümkün değildir.
Mahkemece bu husus gözetilerek davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilmediğinden ve koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın yanlış olarak nitelendirilmek suretiyle davalı tarafından ödenen fatura bedeline ilişkin bakiye alacak kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve verilen karara göre davalının sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2022 tarih ve 2022/.... Esas- 2022/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın REDDİNE,
-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşullarının oluşmaması sebebiyle reddine,
İLK DERECE YÖNÜNDEN:
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından 80,70 TL peşin harç ve 300,00 TL ıslah harç olmak üzere toplam 380,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 351,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 19.051,17 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00TL nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
8-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
11-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 72,00 TL istinaf masrafı olmak üzere toplam 564,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
12-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
13-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile karar verildi.