Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/375 E. 2026/1175 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/375
- Karar No
- 2026/1175
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/375
KARAR NO: 2026/1175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2022
NUMARASI: 2020/658 Esas - 2022/1094 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili 28/09/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalıya ait nakliye firmasının; müvekkil şirket sigortalılarından ... A.Ş'ye ait ... isimli malzemeyi taşıdığını, söz konusu malzemenin raf ömürlü olduğunu ve belirli bir sıcaklığın altında muhafaza edilmemesi gerektiğini, taşıma işinin soğuk zincir ile yapılmasının zorunlu olduğunu, sigortalılar ile davalı arasında sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmede tüm taşımaların -180C'de... araçlarda yapılması gerektiğini, araç dorselerinin sürekli -18 oC'de sıcaklıkta olması gerektiğini, tarafların imzaladıkları protokoller ile sözleşme süresini uzattıklarını ve taşımanın -250C'de yapılmasını kararlaştırdıklarını, dava konusu taşıma işi esnasında davalı tarafından temin ... plaka numaralı aracın kullanıldığını, nakliye öncesinde nakliyenin -25 oC'de yapılması gerektiğine dair talimatın da ayrıca taşıma senedi üzerinde belirtildiğini, söz konusu yükün 05/10/2018 tarihinde sigortalıya teslim edildiğini, araç içinde bulunan sıcaklık ölçüm cihazı kayıtları incelendiğinde ürünlerin 190 saatten fazla -180C sıcaklık üzerinde taşındığının tespit edildiğini, ürünlerin kalite kontrolünün yapıldığında ise teslim edilen malzemenin kullanılamayacak durumda olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple müvekkilin sigortalıya 49.267,00 $ karşılığı 302.274,92 TL ödeme yaptığını, nakliye firmasının taşıma senedinde bulunan talimata aykırı bir şekilde taşıma işini yaptığını bu sebeple meydana gelen tüm zarardan sorumlu olduğunu beyan etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar vekili 30/10/2020 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; poliçe süresi ve tanzim tarihi dikkate alındığında hasarın poliçe kapsamında olmadığını, hasar ihbarının zamanında yapılmadığını, taşıma senedinde hiç bir hasar şerhinin olmadığını, malın teslimi ile hasar başvuru tarihi arasında 7 aylık bir süre olduğunu, bu yedi ay boyunca ürünün nerede hangi koşullarda saklandığının belli olmadığını, taşıyıcıya rücu meblağının cmr hükümlerine göre hesaplanmadığını, faiz başlangıç tarihinin davacının sigortalıya ödeme yaptığı tarih olmayacağını, davacının açılış tarihi olduğunu, CMR 27'ye göre faiz oranın %5 olduğunu beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Somut olayın incelemesinde; CMR'nin 17/1. maddesi gereğince taşıyıcıların, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğranılan ziya, gecikme ve hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, CMR'nin 17/2 maddesi uyarınca, eğer kayıp, hasar ya da gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacıların hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacıların sorumlu tutulamayacağı, CMR’nin 18/2 maddesi uyarınca, kayıp, hasar ve gecikmenin 17/2 maddede öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlama yükünün taşımacılara ait olduğu, Davaya konu ürünün belirtilen taşıma şartlarında taşınmadığı, kalan sürede de ürünün kullanılmasının malzemenin güvenliği/güvenirliği/kalitesine ilişkin riskler taşıdığı, malzemenin kullanılacağı alanın /sektörünün ... kanadı /havacılık sektörü olduğu, bu nedenle CMR’nin 17/1. maddesi uyarınca emtianın taşıma sırasında hasara uğramasından davalı taşıyıcıların sorumlu olduğu, rapordaki tekstil ve ... mühendisi bilirkişi görüşleri dikkate alınarak taşımacı bilirkişinin değerlendirmesine katılınmadığı, ürünün sigorta şirketi tarafından hurdaya ayrıldığı ve imha edildiği, bu nedenle sovtaj bedelinin olmadığı, hasarın teminat kapsamında olduğu, davalı tarafın ağır kusurunun olduğu bu nedenle sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağı bununla birlikte hasarın 49.267,35 USD olduğu, sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesinde belirtilen 6,1354 TL döviz kuru üzerinden ödeme yapıldığı ancak Mahkememizce ödemenin yapıldığı 4.10.2019 tarihindeki USD efektif satış kuru üzerinden 5,7082 TL üzerinden hesaplama yapılarak davacının 281.227,89 TL talep edebileceğinin değerlendirildiği, davacı tarafın icra takibinde işlemiş faize ilişkin talep olmadığı, takibin TL değer üzerinden istenildiğinden CMR 27. Maddesinin uygulanmayacağı, davacının avans faizi talep edebileceği, alacağın likit olmadığı, yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat şartları oluşmadığını ve davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasında aldırılan her iki bilirkişi heyet raporuna göre davanın reddi gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporlarının hilafına davanın kısmen kabulüne kararı verdiğini, hasar ihbarı yapılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarından taşıma konusu malların teslim edildiğinde kullanılabilir vaziyette olduğunun görüleceğini, zararın dahi belli olmadığı bir durumda ağır kusurdan/kasta eşdeğer kusurdan bahsedilmeyeceğini, davalı şirketin ağır kusurunu ortaya koyan hiçbir delil veri bulunmadığını, ağır kusur halinde ispat yükünün karşı tarafta olmasına rağmen buna yönelik bir delil de ibraz edilemediğini, bilirkişi raporlarında da taşıyıcının ağır kusura gidilmemesi gerektiğinin belirtildiğini, kullanılabilecek ürünlerin alıcının kaprisleri sebebiyle kullanılmadığının iddia edildiğini, ürünlerin akıbetinin de bilinmediğini, mahkemece bu hususun araştırılmadığını ve salt davacının beyanına itibar edildiğini, ürünlerin davacının sigortalısı tarafından kullanılmış olabileceğini, herhangi bir imha belgesinin sunulmamasının bu şüpheyi arttırdığını, ürünler teslim edildiğinde kullanılabilir vaziyette olduğu için taşıyıcının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, CMR 27. Maddesine göre yıllık en fazla %5 faiz talep edilebileceğini, ancak ilk derece Mahkemesi takip tarihinden itibaren %19,50 avans faiz oranı uygulamasına hükmettiğini, bu oranın CMR 27. Maddesine aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında uluslararası taşıma esnasında meydana geldiği iddia edilen hasarı alıcı sigortalısına ödeyen sigortacının akti ve fiili taşıyıcıdan rücuen tahsili istemiyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.İstinafa konu uyuşmalık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davaya konu taşıma Fransa-Türkiye arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu konularında TTK hükümleri esas alınacaktır.
6102 sayılı TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.
CMR Konvansiyonun 17/1. maddesinde taşımacının, eşyayı teslim aldığı andan teslim edinceye kadar tam veya kısmi ziyadan, hasardan teslimdeki gecikmeden sorumlu olduğu; 3. maddesinde taşımacının, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden, sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacağı düzenlenmekle; 29. maddesi de aynen "Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu dışlayan veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. 2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından yahutta taşıma işinde kullanıldığı başka kişiler tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller, çalışanlar ve diğer kişiler, kişisel sorumlulukları yönünden birinci paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar." düzenlemesi bulunmaktadır.
30. maddesinde; 1. Alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan veya hasarlarda bildirme yazılı olarak yapılacaktır.
Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
Hasarın ihbarı yönünden cmr üzerine hasar kaydının düşülmediği gibi CMR 30. Maddesinde belirtilen 7 günlük sürede davalılara ihbar edilmediği yaklaşık 7 ay sonra yapıldığı sabittir. Ancak ihbarın süresinde yapılmamış olması yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturur. Bu durumun aksinin ispatı ise her zaman mümkündür.
Davacı sigortalısı ...tarafından ........ülkesindeki üreticiden "..." isimli ... yapılarında kullanılan bir malzeme satın alındığı ve taşıma konusunun bu ürün olduğu, akti taşıyan ...A.Ş. İle taşımaya ilişkin düzenlenen sözleşmenin 5.2 maddesinde taşımanın -18 derecede yapılmasının hüküm altına alındığı, bilahare düzenlenen 1 nolu ek protokolde taşıma sıcaklığının -25. Derce olarak revize edildiği, CMR belgesinin gönderici talimatı kısmında da "-25 °C" kaydının bulunduğu, Sözleşmenin 5.6 maddesinde satıcı firma tarafından ürün ile birlikte teslim edilecek olan "......"in dorse içinde çalışır durumda muhafazasının sağlanması"nın taşıyıcının yükümlüğü olarak düzenleme altına alındığı görülmektedir.
Yükün ...unvanlı ..... tekstil ürünleri üreten ......Menşeli firmadan ... ... kullanılmak üzere sipariş edildiği, ürünün stoklama ısısının -18 C olduğu, oda ısısında raf ömrünün 30 gün olduğu, yapışma ömrünün 10 gün olduğu, Malzemenin 27.09.2018 tarihinde 15.31 de yüklendiği, 5.10.2018 tarihi saat 14.20'ye kadar 190 saat boyunca -18C üzerinde varış saatine kadar -11 C de seyrettiği takriben -8,33 C kadar da çıktığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde de bu hususta, "taşıyıcının soğutucuyu çalıştırdığı ancak malı istenen derecede soğutamadı" şeklinde belirtildiği dosyaya toplanan deliller özellikle ısı kayıtlarına ilişkin veriler ve bilirkişi raporu ile taşımanın gerek sözleşmede ve ek protokolde gerek CMR belgesinde belirtilen sıcaklıkta taşınmadığı sabittir.
Yükün yapışma ömrü süresi için oda ısısı şartlarında (23 C/73 F) 10 günlük bir süre olarak belirtildiği, 10 günün (10*24 saat) 240 saat olduğu, yapışma ömrüne ilişkin -25 C altında yapılan 190 saat taşıma düşüldüğünde geriye 50 saatlik bir yapışma ömrünün kaldığı, bu sürenin (2*24 saat;48 saat) 2 günlük bir süreye tekabül ettiği, bu sürenin yeterli olup olmadığının imalat prosedürüne göre değişeceği dosya kapsamında ürünün sigortalı tarafından kullanılacağı imalat süreci, süresi ve aşamalarına ilişkin belge olmadığı, bununla birlikte havacılık sektöründe sıfır hatanın beklendiği, talep edilen koşullara uyulmadan taşınan bir ürünün / malzemenin kullanılmasından doğabilecek risklerin kabul edilemeyeceği de anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir; ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Maddi olgu ve teknik incelemeler bakımından raporun esas alınması mümkün ise de kusurun ağırlığı, taşıyıcı hareketinin kusurlu, kötü veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusur olup olmadığı hususları hukuki nitelendirmedir. Ancak hâkim tarafından değerlendirilebilir. Bilirkişilerce yalnızca teknik hususlarda inceleme yapılabileceği, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapmasının yasak olduğu gibi hâkimin hukuki nitelendirme yapma görevini bilirkişiye devredemeyeceği, böyle bir intibanın oluşmasına dahi izin veremeyeceği hususu tartışmasızdır. Aynı yasanın 282 maddesine göre de Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Hiçbir zaman hakimin bilirkişi görüşünü kabul etmek gibi bir zorunluluğundan bahsedilemez. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta bilirkişi raporunun maddi olgu ve teknik incelemeler bakımından bu kapsamda taşınan ürünün özellikleri, kullanım ömrü, belirli ısıda taşınmamasının oluşturduğu hasar gibi ... mühendisleri tarafından birbirine uyumlu olarak verilen iki ayrı rapordaki görüşlerin esas alınması, taşıyıcıların kusuru, kötü hareketi ve sorumluluğu gibi hususlarda ise rapora değere verilmemiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile ürünün belirtilen ısı derecesinde taşınmamasından kaynaklı olarak tamamen kullanılamaz hale geldiği anlaşılmakla yargıtay yerleşik uygulamalarında sözleşmede yada CMR belgesinde belirtilen ısı derecesinde ürünün taşınmamasından kaynaklanan hasarların CMR 29 maddesi kapsamında pervasızca hareket sayılıp davalı taşıyanın sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilmektedir. (Emsal yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/1854 E, 2019/968 K., 2015/13387 E. 2017/2722 K. Sayılı kararları) Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafça Alacak TL'ye çevrilerek talep edildiğinden CMR 27. Maddesindeki %5 oran yerine ticari işlere uygulanacak avans faizi yürütülmesinde de isabetsizlik yoktur. (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/6266 E. 2013/21985 K. Sayılı ilamı )
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 9.605,34 TL harcın, alınması gerekli olan 19.210,68 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.605,34 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026