Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/316 E. 2026/1033 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/316
Karar No
2026/1033
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/316 KARAR NO : 2026/1033

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2022 NUMARASI : 2021/155 Esas 2022/687 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 21/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince müvekkili firma tarafından davalının talep etmiş olduğu malların imal edildiğini ve davalı firmaya teslim edildiğini, davalının malları teslim almış olmasına rağmen takibe konu edilen faturalardan kaynaklı borcunu yerine getirmediğini, Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2018/88 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın iptaline yönelik olarak başlatılan ara buluculuk sürecinin de sonuçsuz kaldığını, daha sonra davalının kötü niyetli olarak itirazına rağmen bir süre sonra müvekkilinin banka hesabına farklı tarihlerde parça parça olarak faturaların tutarınca ödeme gerçekleştirdiğini, ancak davalının halen borçlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının sıklı kalmak kaydı ile, davalı borçlunun takibe ve borca dair haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile bakiye alacak yönünden takibin devamına, borçluya icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya tarafça esasa cevap süresi içerisnde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ......Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2018/88 sayılı takip dosyası ile davacı tarafından davalı aleyhine faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla faiz, masraf ve ferrilere mahsup edilecektir. 34.326,80 EURO x 4,5369TL=155.737,24TL TL asıl alacak için icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği ile süresi içinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; cari ilişki kapsamında faturaya dayalı icra takibinin İİK 67/1 gereğince itirazın iptali, takibin devamı, %20 İİT'na hükmedilmesi istemine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası davacının icra takibinde haklı olup olmadığının tespiti noktalarında inceleme yapılmak üzere Çorum Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişinin ibraz ettiği ayrıntılı ve gerekçeli raporunda; Davacı şirketin E- Deftere tabi olduğu, Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir kayıtlarının ve Beratlarının TTK. Hükümlerince açılış kapanış kayıtlarının uygun bulunduğu, e-defter sistemi üzerinden yevmiye ve defterin kebir kayıtları incelenerek faturaların kayıtlı olduğu, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve vergi usul kanuna uygun olarak kaydedilmiş olduğu, Cari hesap kayıtlarının incelendiği, BA-BS formlarının düzenlendiği kayıtlara uygun olarak bildirildiği, yapılan incelemeler sonucunda 21.06.2018 tarih itibariyle borç bakiyesi kalmadığı en son 7.300,35 TL davacı şirketin Halk Bankası hesabına ödeme yapılarak sıfırlandığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2018/88 sayılı takip dosyası ile yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de dosya kapsamına göre; Davacı şirketin E- Deftere tabi olduğu, Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir kayıtlarının ve Beratlarının TTK. Hükümlerince açılış kapanış kayıtlarının uygun bulunduğu, e-defter sistemi üzerinden yevmiye ve defterin kebir kayıtları incelenerek faturaların kayıtlı olduğu, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve vergi usul kanuna uygun olarak kaydedilmiş olduğu, Cari hesap kayıtlarının incelendiği, BA-BS formlarının düzenlendiği kayıtlara uygun olarak bildirildiği, yapılan incelemeler sonucunda 21.06.2018 tarih itibariyle borç bakiyesi kalmadığı en son 7.300,35 TL davacı şirketin .... hesabına ödeme yapılarak sıfırlandığı anlaşılmakla davacının icra takibi yapmakta haklılığını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur."şeklindeki gerekçe ile" Davacının davasında, alınan bilirkişi raporuna en son 21/06/2018 tarihinde borcun yatırılıp sona erdiği, davanın ise 2020 tarihinde açılması nedenleriyle davacının davasının reddine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alacağına ilişkin takibin 11.01.2018 tarihinde açılmış olup sözkonusu takibe tümüyle itiraz sebebiyle takibin durduğunu, bu süreçte parça parça ödemeler ile en son ödemenin de 21.06.2018 tarihinde yapıldığını, ancak icra dosyasının kapanması için gerekli tüm tutarın yatırılmadığını ve borçlu tarafın icra dosyasında mevcut itirazından da vazgeçmediğini, bu durum karşısında kalan tutarın ödeme yapılmayan tutar için itirazın iptali davasının açıldığını ve açılan davada mahkemece red kararı verildiğini, öncelikli olarak icra dosya kapak hesabının çıkarılarak mevcut ödemelerle karşılaştırıldığında, dosya borcunun kapanmadığını halen borcun mevcut olduğunu ve itirazı iptali talebinde haklı oldukları gerçeğini ortaya çıkardığını, takip sonrası ödeme sebebiyle bir karar verilmesi gerekiyorsa bu kararın davanın asıl alacak yönünden konusuz kaldığı, avukatlık ücreti faiz ve giderlerin takibin devamı yönünden karar verilmesi gerekeceğini, bu sebeple davanın reddi yönünde verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, kapanmayan bir icra dosyasının varlığının söz konusu olup avukatlık ücreti ve yargılama giderleri yönünden alacakların görmezden gelinmesinin kanunun ruhuna aykırı olduğunu, yerel mahkemenin bilirkişi raporunun hükme esas alınarak müvekkili şirketin e- deftere tabi olduğunu, yevmiye defteri, defter-i kebir kayıtlarının ve beratlarının TTK hükümleri gereğince açılış kapanış kayıtlarının uygun bulunduğunu, e-defter sistemi üzerinden yevmiye ve defteri kebir kayıtlarının incelenerek faturaların kayıtlı olduğu, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve Vergi Usul Kanuna uygun olarak kaydedilmiş olduğunu, cari hesap kayıtlarının incelendiğini, BA-BS formlarının düzenlendiği kayıtlara uygun olarak bildirildiğini, yapılan incelemeler sonucunda 21.06.2018 tarih itibariyle borç bakiyesinin kalmadığının en son 7.300,35 TL müvekkili şirketin Halk Bankası hesabına ödeme yapılarak sıfırlandığının bilirkişi görüş ve kanaati doğrultusunda davanın reddi yönünde hüküm kurulduğunu ve bu hükmün haklı sebeple açılan bir icra dosyasının varlığını görmezden gelen bir karar olduğunu, her ne kadar cari hesapların defterler incelense dahi ticari defterlerde icra dosyasında mevcut verilerin bulunmadığını, itirazın iptali talebinin tüm ödemelerin takip sonrası yapıldığının da göz önünde bulundurulacak olursa verilen kararın yerinde bir karar olmadığını ortaya çıkaracağını, bilirkişi raporuna gerek değerlendirmeler yönünden gerekse hesaplamalar yönünden tümüyle itiraz ettiklerini, bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınmaması gerektiğini, 12/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalı ve davacı şirket defterlerinde yapılan hesaplama ve değerlendirmelere itiraz ettiklerini, davalı şirket tarafından icra takibine konu borca istinaden yapılan ödemelerin, davanın açıldığı tarihten sonra yapılmış olduğu için davalı şirketin itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet verdiğini, bu sebeple davalı şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini ve yine davalı şirketin takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini, ayrıca konusuz kalan davanın reddedilmeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğini, tarafların dava tarihindeki haklılık durumuna göre de, vekalet ücretine hükmedileceğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davacının davasında, alınan bilirkişi raporuna en son 21/06/2018 tarihinde borcun yatırılıp sona erdiği, davanın ise 2020 tarihinde açılması nedenleri ile davacının davasının reddine " karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2018/88 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 11.01.2018 tarihinde toplam 34.326,80 EURO asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takibe dayanak olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen toplam 17 adet faturanın gösterilmiş olduğu görülmüştür. davaya konu icra takip talebinde takip çıkış tutarı toplam 34.326,80 EURO ve TL karşılığı olarak da 155.737,24 TL gösterilmesine rağmen dava dilekçesinde harca esas değer olarak 12.082,15 TL gösterilmiştir. Dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ise, davalının dava konusu icra takibine vaki itirazının tamamen iptaline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece harca esas değer davacı tarafa açıklatılmak suretiyle sunulacak beyana göre eksik harç bulunması halinde tamamlatılmaksızın yazılı olduğu şekilde esas hakkında karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Ayrıca kabule göre de ;Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen rapora göre; 2017 yılında davacı tarafça davalı adına dava konusu 17 adet fatura da dahil olmak üzere toplam 229.745,57 TL bedelli 29 adet fatura düzenlendiği ve davalıya borç kaydedildiği, buna karşılık 21.02.2017, 24.02.2017, 22.03.2017, 05.06.2017 tarihli iade faturaları ile 29.09.2017 tarih 2.509,11 TL masraf faturası olmak üzere toplam 66.478,61 TL'nin davalıya alacak kaydedilmesi ve ayrıca 24.03.2017 tarihinde 741,00 TL, 02.06.2017 tarihinde 20.000,00 TL, 08.08.2017 tarihinde 10.000,00 TL ve 01.12.2017 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 35.741,00 TL havalenin davalıya alacak kaydedilmesi neticesinde davacı alacak bakiyesi olan 134.150,35 TL'nin 2018 yılına devrettiği, 2018 yılında 02.03.2018 tarihinde 44.525,00 TL, 16.03.2018 22.250,00TL, 21.03.2018 tarihinde 24.475,00 TL 24.03.2018 tarihinde 35.600,00 TL ve en son 21.06.2018 tarihinde 7.300,35 TL olmak üzere davalı hesabına kaydedilen ödemeler ile hesabın tamamen kapatılmış olduğunun bildirildiği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden mahkemece yapılan yargılama sırasında 31.01.2022 tarihli celsede oluşturulan 4 nolu ara kararı gereğince ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için davalı vekiline çıkartılan ihtaratlı tebligatın davalı vekiline 05.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ticari defterler ibraz edilmediğinden davalı ticari defterlerinin incelenemediği görülmüştür. Eldeki dava itirazın iptali davası olup takibe sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bu nedenle itirazın iptali davalarında incelemenin takip dayanağı belgelerle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir . Dava konusu somut olayda alınan bilirkişi raporuna göre, takip ve davaya konu 17 adet faturanın davalı cari hesabına borç kaydedildiği, bunun karşılığında rapor içeriğinde ayrıntısı gösterildiği üzere, takipten önce bir kısım iade faturalarının ve bir kısım ödemelerin davalıya alacak kaydedildiği ve yine takipten sonra ve ancak davadan önce davalı cari hesabına bir kısım ödemelerin davalıya alacak kaydedildiği görülmüştür. Eldeki dava itirazın iptali davası olduğundan değerlendirmenin takip tarihi itibarıyla yapılması ve varsa bir davacı alacağı öncelikle takip tarihi itibarıyla ne miktar alacak olduğunun belirlenmesi gerekmektedir . Ancak icra takibinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile ilgili olarak davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Fakat bakiye kalan bir alacak varsa bu alacak ve fer'ileri ile ilgili dava açılabilir. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ise icra müdürü tarafından infaz sırasında dikkate alınır. (TBK. m.100) ( Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2015/9735 Esas ve 2016/1063 Karar sayılı ve 28/01/2018 tarihli kararı da bu yöndedir.) Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, takipten sonra ve davadan önce yapılan ödemeler açısından, takibe konu asıl alacağa ilk takip tarihinden ilk ödemeye kadar faiz hesaplanarak ilk ödemenin önce faizden sonra kalan kısım varsa ana paradan düşülmesi, daha sonra kalan ana paraya ilk ödeme tarihinden ikinci ödeme tarihine kadar faiz işletilerek yine ikinci ödemenin aynı şekilde düşülüp, dava tarihi itibariyle davacı alacaklının davalı borçludan alacağının olup olmadığının tespit edilmesi, dava tarihinden önce yapılan ödemelerle sona eren borç için davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığının dikkate alınması, ancak dava tarihi itibariyle davacının alacağı varsa itirazının sadece dava tarihi itibariyle bakiye borç miktarı yönünden iptaline karar verilmesinden ibaret olmalıdır.Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yazılı olduğu şekilde şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/19526 E, 2018/4927 K sayılı kararı da bu yöndedir.) Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/10/2022 tarih ve 2021/155 Esas 2022/687 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 21/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/316, K. 2026/1033, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-316-e-2026-1033-k-ef572a602efc