Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2161 E. 2026/1132 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2161
- Karar No
- 2026/1132
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2161 Esas
KARAR NO : 2026/1132 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/161 Esas- 2023/480 Karar
TARİH: 25/05/2023
DAVA: İtirazın İptali (Tüketim Ödüncü Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ve davacı ... Aş nin ortakları olduklarını, davalı yanın şirket ortaığı olduktan sonra ve hisse oranının artmasını takiben şirket kasasından aşırı derecede harcamalar yapmaya başladığını, kendisinin şahsi borçlarını ve kredi kartı borçlarını sürekli şirkete ödetmiş ve paralar aldıklarını, kendisinin aldığı paraların bir kısmını 12/05/2015 tarihli genel kurulda beyan ederek zapta geçirttiğini, bu olayların devamında davalı yanın sürekli para talebinde bulunduğunu ve tehditlerine devam ettiğini, davalı yana yapılan ödemelerin şirket muhasebesi gereği müvekkil ve şirketin diğer ortağı üzerinden yapıldığını ve muhasebe kayıtlarında müvekkilinin borcu olarak geçtiğini, davalının şirketten ve müvekkili üzerinden aldığı paraların meblağlarının çok artması üzerine kendisine ihtarnameler keşide edilerek borçlarını ödemesi istenmiştir. Ancak davalı yanın borçlarını ödemediğini, bunun üzerine aleyhine İstanbul Anadolu 7.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 143.889,50TL asıl alacak ve ferileri üzerinden icra takibine geçildiğini, davalı yanın yapılan takibe borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, davalı yanın itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, kendisinin genel kurul tutağına geçen beyanında aldığı paraları zapta geçirdiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının %20 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını gibi bahsi geçen şirketten de alacaklı olduğunu, müvekkilinin 12/08/2015 tarihli şirket genel kurul toplantısında şirketten alacaklı olduğunu ayrıntılı bir şekilde izah ettiğini ve şirketin kar-zarar ve mali durumuna ve mükerrer kayıtlar hakkında itirazlarını bildirdiğini, bir takım kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan yardımların da kendi cari hesabında gösterildiği ve bu nedenle kendi hesabından para çıkışı yapılmış gibi gösterildiği itirazlarını genel kurul tutanağına kaydettirdiğini, bu genel kurul toplantısı akabinde şirket ortakları tarafından şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bağımsız denetim kararı alındığını, şirketin ortaklarının şirket kayıtları üzerinde usulsüzlük yaparak müvekkil şirkete borçlu gibi göstermeye çalıştıklarını, şirket karda olduğu halde zarar ediliyormuş gibi gösterilerek kar dağıtımı yapılmasının önüne geçildiğini, müvekkilinin davacıdan ve ... Aş'en alacaklı oduğunu, müvekkilinin almış olduğu miktarlar ancak ve ancak davacıdan alacakları ile sınırlı olduğunu, konuya ilişkin olarak davacı tarafından gönderilen ihtarnameye İstanbul 29.Noterliğinin 05/02/2016 tarihi ve ... sayılı ihtarnamesi ile cevap verdiğini, müvekkilinin şirketteki ortaklığını bitirmek üzere gerek dava yoluyla gerekse hukuksuz yollarla müvekkilinin ortaklığını sona erdirmek istediğini, açıklanan nedenlerle hukuki temelden yoksun davanın reddine, müvekkili lehine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 25/05/2023 tarih ve 2019/161 Esas- 2023/480 Karar sayılı kararında; davanın İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine ilişkin itirazın iptali davası olduğu, yukarıda da açıklandığı üzere "davalının, dava dışı şirket ortağı olunca ve şirketin hisseleri de değer kazanınca şirket kasasından aşırı harcama yapmaya başladığı, kendi şahsi borçlarını ve kredi kartlarını şirket hesabından kapattığı, aldığı paraların bir kısmının 12/08/2015 tarihinde genel kurul tutanağına geçtiği, davalıya ödemeler davacı ve şirketin diğer ortağı üzerinden yapıldığı, şirket muhasebe kayıtlarına göre davacıya borç yazıldığı, davacının dava dışı şirkete karşı borçlu olurken davalıya karşı alacaklı olduğu, davalının bu borçlarını davacıya ödemediği" yönünde olduğu, davacının dava dışı şirketten borç alarak davalıya borç verdiği (taraflar arasında ödünç sözleşmesi veya bu amacı karşılayan isimsiz bir sözleşme bulunduğu) hususunu ispatlamakla mükellef olduğu, bilirkişi raporlarında çelişki olmayacak şekilde davacının hesabından davalının hesabına 1.431.092,15 TL gönderilmiş olduğu tespit edilmiş ise de, bu paranın ne için gönderildiği hususunda herhangi bir açıklama veya senet bulunmadığı, bu paranın davacının iddialarında yer alan amaç doğrultusunda gönderildiği hususunda da herhangi bir ispat faaliyeti bulunmadığı, bu sebeple davacının davalıya takibe ve davaya konu miktarı borç olarak verdiği ve geri ödenmediği hususunu ispatlayamadığı, bu hususta mahkememizin bilirkişi raporlarındaki hukuki nitelendirme ile bağlı olmadığı, hukukun uygulanması ve hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu, davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğunu gösteren de bir delil bulunmadığı kanaatine varılmış, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalıya yapılan ödemelerin ne amaçla verildiğinin ispat edilemediği ve borç olarak ödendiğinin ispat edilmediği kabul edilmiş ise de dosya içindeki davalının cevap lahiyasında ve genel kurul tutanağına göre davalı yan şirketten para aldığını ve müvekkil tarafından dava konusu paranın hesabına geçirildiğini kabul ettiğini, kendisinin açık ikrarının mevcut olduğunu, İstanbul Anadolu 1. Ağır ceza Mahkemesinin 2018/19 E sayılı dosyasında ise şirkete sermaye koymadan ortak olduğunu iş takip karşılığında para aldığını beyan ettiğini, davalı mahkeme huzurundaki ifadelerinde ve genel kurulda şirketten iş takibi neticesinde para aldığını açıkça beyan ettiğini, bu durumda şirketten kendisine gönderilen paraların bir kısmı müvekkil üzerinden gönderildiğini, hukuki ortamda davalı bu paraları müvekkilden aldığını ve alacaklı durumunda olan müvekkil olduğunu, davalıya ödenen paralar şirket kayıtlarında müvekkilin borcu olarak göründğünü, yapılan ödemeler davalının talepleri ve zorlamaları çerçevesinde ve davalının kendisine ve kredi kartlarına yapılan ödemeler olduğunu, bir kişinin kredi kartı borçlarının ödenmesi borç ödemesi olmadığını, davalının müvekkile borç verdiğine ilişkin bir belgede davalı tarafından sunulmadığını, bu durum dahi dikkate alınmadan dava dışı şirket içi işlemlerden dolayı müvekkilin alacağının ispat edilmediğinin kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu bilirkişi raporunda da bahsi geçen İstanbul Anadolu 1. Ağır ceza Mahkemesinin 2018/19 E sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkil adına borç olarak şirket kasasından çıkan paraların davalıya gönderildiğini, işlemlerin aynı tarihlerde olduğunu, müvekkilin davalının kredi kartı borcunu, sağlık masraflarını ödemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu paraların davalıya borç olarak gönderildiği sabit iken bilirkişi raporundaki teknik inceleme yerinde görülmeyerek ve mahkemece var ise çelişkiler giderilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacı tarafından davalının hesabına borç olarak gönderildiği iddia edilen bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, tarafların dava dışı .... A.Ş.'nin ortakları olduğunu, davalının dava dışı şirketten fazla miktarda para aldığı ve kredi kartı borçlarını ödettiğini, şirketin muhasebesi açısından sıkıntılı olması sebebiyle davalıya para ödemesinin ve kredi kartlarının ödemesinin davacı ve şirketin diğer ortağı üzerinden gerçekleştiğini, bu durumda davacı ve diğer ortağın şirkete borçlandığını ileri sürerek davacı tarafından davalıya borç olarak gönderildiği iddia edilen bedelin tahsilini talep etmiş, davalı vekili, davacının iddialarının aksine davalının dava dışı şirket ve davacıdan alacaklı olduğunu, davacı tarafça borç verildiğinin ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dava dışı şirketin ticari defterleri ve davacının banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporları ve İstanbul Anadolu 1. Ağır ceza Mahkemesinin 2018/19 E sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile dava dışı şirket tarafından ve davacı tarafından davalının hesabına para gönderildiği ve dava dışı şirket tarafından davacıya para gönderildiği tarihte aynı gün davalıya para gönderildiği ve kredi kartlarının ödendiği tespit edilmiş olup, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafından davalıya gönderilen paranın ve kredi kartı ödemesinin borç olarak gönderilip gönderilmediği hususuna ilişkindir. Davacı tarafından taraflar arasında ödünç sözleşmesi kurulduğu ve davalıya gönderilen paralar ile davalının kredi kartı ödemelerinin bu sözleşme kapsamında yapıldığı hususunun yazılı deliller ile ispat edilemediği, davacı tarafından davalının hesabına gönderilen paralara ilişkin havalelerde borç olarak gönderildiğinin belirtilmediği, "Hesaba Havale, Virman İşlemi, Havale, ... Tarafından Gönderilen, ... Sağlık Hizmet Bedeli" şeklinde açıklamanın içerdiği, TBK 102. maddesi uyarınca Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılacağından gönderilen paraların borç ödemesi için yapıldığının kabulünün gerektiği, aksinin davacı tarafından yazılı deliller ile ispat edilemediği, paranın dava dışı şirket tarafından davacıya gönderildiği gün davalıya gönderilmesinin de sonuca etkisinin bulunmadığı, davalı tarafından genel kurul toplantısında ve ceza dosyasında söz konusu paraların kendisine borç verildiğinin kabul edildiğine dair bir beyanın bulunmadığı, davacının iddiasının aksine davalıya borç verildiği ve borcun ödenmediği iddia edilmesine karşılık sürekli bir şekilde davalıya para gönderilmesi ve kredi kartı borcunun ödenmesinin ödünç sözleşmesi kapsamında yapıldığının iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 269,85 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.