Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2154 E. 2026/1553 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2154
Karar No
2026/1553
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/2154

KARAR NO: 2026/1553

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 31/03/2023

NUMARASI : 2020/564 Esas - 2023/267 Karar

DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ: 24/06/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın 09.08.2019 tarihinde Amasya İli, ... İlçesi, Bahçelievler mevkiinde, maliki ..., sürücüsü de ... olan ... plaka sayılı motosikletin, kendinin kullanmakta olduğu elektrikli bisiklete çarpması netiçesinde ağır derecede yaralandığını, birçok ameliyat geçirdiğini, tedavi gideri yapmak zorunda kaldığını, büyük üzüntü yaşadığını belirterek; 6100 sayılı Kanunun 107.maddesine göre belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 11.000.00 TL maddi tazminatın (geçici ve sürekli iş göremezlik, doğmuş ve ilerde doğacak tedavi giderlerini de kapsayacak şekilde) malik ve sürücü yönünden olay tarihinden, ... yönünden ise başvuru tarihi olan 11.10.2019 tarihinden işletilecek faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davaya konu olay nedeni ile büyük elem ve acı duyan müvekkili hakkında 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalı araç maliki ve sürücüsünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 42.186,13 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru şartının yerine getirilmediğini, Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporu Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre raporun en az 7 kişiden oluşan bir heyet tarafından düzenlenmesi gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun oluşan heyet tarafından verilmediğini, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden sorumluluğu olmadığını, maluliyet raporu nedeniyle ödenen giderden müvekkilinin sorumlu olmayacağını, kusur ve zararın bilirkişi raporu ile tespiti gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafa ... tarafından yapılan bir ödeme varsa bu ödemenin tespit edilmesinin gerektiğini ve bu miktarın belirlenecek tazminattan mahsubunun gerektiğini, temerrüde düşürülmediklerini, faiz uygulanacaksa dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz uygulanabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; maddi ve manevi tazminat talebiyle huzurdaki davayı ikame eden davacı ...'nın % 75 asli kusurlu olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, müvekkili davalıların dava konusu kazadaki eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Diğer davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Maddi tazminat talebi yönünden: 2.299,25 TL geçici iş göremezlik, 36.579,26 TL sürekli iş göremezlik, 2.675,63 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 41.554,14‬ TL'nin davalı ... yönünden 20/10/2020 tarihinden itibaren, davalı ... ve ... yönünden ise 09/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine; manevi tazminat yönünden: 35.000,00 TL' nin 09/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... ve ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı ... vekili ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; başvuru şartının yerine getirilmediğini, Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporu Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre raporun en az 7 kişiden oluşan bir heyet tarafından düzenlenmesi gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun oluşan heyet tarafından verilmediğini, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden sorumluluğu olmadığını, davacının motosiklette takılması zorunlu ekipmanları kullanmadığını, bu nedenle tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, kaza tespit tutanağında kazaya karışan aracın motosiklet olarak belirtilmesine rağmen dava dilekçesinde elektrikli bisiklet olarak belirtilmesi sebebiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, silindir hacminin 50 cc altında bulunan motosikletlerde müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, kusur oranının bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olması gerektiğini, davacı tarafa ... tarafından yapılan bir ödeme varsa bu ödemenin tespit edilmesinin gerektiğini ve bu miktarın belirlenecek tazminattan mahsubunun gerektiğini, tazminat hesaplanması konusunda TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini ve hesaplanacak faizin 1,65 teknik faiz üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının %75 oranında asli kusurlu olduğunu, oluşan zarar ile müvekkilinin eylemi arasından illiyet bağının bulunmadığını, bu sebeplerle müvekkili aleyhine maddi manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından, 09/08/2019 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile davalı ...'a ait olup, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, sigortasız ... plakalı motosikletin karıştığı kaza neticesinde yaralanan davacının, sürekli ve geçici iş göremezlik ile tedavi zararının ve manevi zararlarının tahsili için eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.

Polis memurları tarafından düzenlenen ve aksi sabit olana kadar geçerli kabul edilen kaza tespit tutanağında, olay yerinin kontrolsuz dörtlü kavşak olduğu, davalı aracın seyrettiği yolun ağaçlık alan ile ayrılmış, 6

metre genişlikte, tek yönlü olduğu,havanın açık, görüşün normal, zeminin kuru olduğu, davalının, davacının kullandığı motosiklete göre sağdan gelerek kavşağa girdiği belirtilip bu nedenle olyda motosiklet sürücüsünün asli, davalının tali kusurlu olduğunun belirtildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 30/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %25, davacının %75 kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda kaza tespit tutanağı ile uyumlu kusur bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi, kusur raporu alınmadan karar verildiği yönündeki istinaf da yerinde görülmemiştir.

Bilindiği üzere, ağır kusur kavramı özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Dava konusu olayda ise, yaralanan davacının kazada %100 kusurlu bulunması, başlı başına kasıtlı ya da ağır kusuru olduğunun kabulünü gerektirmemektedir. Bu nedenle davacının ağır kusurlu olduğu ve illiyet bağının kesildiği yönündeki istinaf da yerinde değildir.

Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı ...yazılı olarak başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı anlaşılmış olup, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiği kabul edilerek karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden, davalının geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatından sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun, davacının yaralanma bölgeleri ile uyumlu oluşturulan ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olmasına göre bu yönlere değinen istinaf itirazı yerinde değildir.

Davalı ... vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; trafik kaza tespit tutanağından elektrikli bisiklet sürücüsü olan davacının kask takmadığı anlaşılmakta ise de, yaralanan bölgenin omuz bölgesi olması nazara alındığında davacının kask takmamasının zarara etkili olmadığı değerlendirildiğinde hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik yoktur.

... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden gelen ... plakalı motosikletin tescil evraklarına göre, silindir hacminin 97 cc olduğu ve 50 cc'yi aştığı anlaşılmakla, ...'nın, motosiklet hacminin tespit edilemediği ve bu nedenle sorumlu olmadıklarına yönelik istinafları yerinde görülmemiştir.

...Güvenlik Merkezinin 16/11/2020 tarihli müzekkere cevabı ve eklerinden, davacının 2009 da emekli olduğu, yaşlılık aylığı aldığı ve davacıya rücuya tabi ödeme yapılmadığı görülmekle, rücuya tabi ödemenin mahsup edilmediğine yönelik istinaf yerinde değildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).

Bu nedenlerle; davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı ... ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN AYRI AYRI REDDİNE,

2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.229,41 TL harçtan peşin alınan 1.307,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,922,06 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.838,56 TL harçtan peşin alınan 1.127,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.531,00 TL harcın davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.24/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2154, K. 2026/1553, T. 31.03.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2154-e-2026-1553-k-26fb44b13370