Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2024 E. 2026/2275 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2024
- Karar No
- 2026/2275
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2024 KARAR NO : 2026/2275
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/05/2023 NUMARASI : 2022/588 Esas - 2023/313 Karar DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 19/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/10/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ nin ... Gazetesinin imtiyaz sahibi, davalı ...' nın ... Gazetesinin 20/09/2021 tarihli yazı işleri müdürü olduğunu, davalıların 09/08/2020 tarihinde ... Gazetesi manşet sayfasında 13. Sayfasında " yolun sonu yolsuzluk" başlıklı yazısında davacı şirket hakkında itibarı zedeleyici, habercilik ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde haber yapılarak davacının zan altında bırakıldığını, manşet sayfasında "Aydın Kuşadası'nda ... isimli vatandaşın yol yapılması için 2010 yılında bağışladığı arsanın ... li Belediye Başkanı ....tarafından yandaş firmaya peşkeş çekildiğin yazıldığını , davacı şirketin kurulduğu günden itibaren Kuşadası Belediyesi ile herhangi bir arsaya ilişkin arsa payı karşılığı inşaat sözleşme akdetmediğini, yandaşlığının söz konusu olmadığını, haberin devamında gösterilen binanın davacı şirket tarafından imal edildiğini ancak haberde beyan edilen hususların gerçeğe uygun olmadığını, davacı şirketin inşaatı yaptığı arsanın 3. Kişilere ait olduğunu, arsanın önceki malikleri arasında Kuşadası Belediyesi ve ....' un yer almadığını , karalayıcı bu haber nedeniyle davacı şirketin toplumsal ve ticari itibarının zedelendiğini, asılsız gerçeğe aykırı haber yayınlamak suretiyle davacı şirketin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan bahisle , 10.000 TL manevi tazminatın dava konusu gazete nüshasının yayım tarihi olan 09/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden öncelikle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini , davalının dava konu haberin yayınlandığı .... Gazetesinde yazı işleri müdürü olduğunu, eser sahibi veya yerin sahibi olmadığından husumet yöneltilemeyeceğini ,davaya konu olan haberin tamamen görünen gerçekliğe uygun olarak hazırlandığını, davaya konu olan haberde ... ve ...' un açıklamalarının ve iddialarının herhangi bir ekleme ve yorum yapmadan yayınlandığı, bu iddiaların resmi makamlara yansıdığını resmi makamlara yansıyan heberlerin haberleştiğinden bahisle ve davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Dava konusu yayın , ... Gazetesi’nin 09/08/2020 tarihli künyesi, tapu kayıtları tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : Karşıyaka 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/01/2022 tarih 2020/472 esas 2022/8 karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesi kararında özetle : davaya konu 09.08.2020 tarihli ... Gazetesi içeriğindeki haberinde doğrudan davacının kişilik haklarına yönelik bir ifade bulunmadığı gibi gazete haberlerinin sert eleştiriler içermesinin basının konumu gereği olağan karşılanması gerektiğini , gazetecilik tekniği açısından okuyucunun ilgisini çekmek için çarpıcı başlıkların kullanılması da haberi başlı başına hukuka aykırı hale getirmeyeceğini , davaya konu haberin basın özgürlüğü içinde kaldığı ve davacının kişilik haklarının zarar görmediği, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı, yararlar dengesinin bu tip davalarda davalı lehine korunması gerektiğini , tanıkların haber içeriğinde geçen şirketin yetkilisi ve inşaat alanı için verilen arsanın sahibi olduğu değerlendirilerek davacı şirket yetkilisinin dosyada davacı şirket nedeniyle taraf olduğu anlatımlarına değer verilemeyeceği yine diğer tanığın davacı şirket ile sözleşme imzalayan malik olduğu, haber içeriği ile davalı gazete ile menfaat çatışmasının bulunduğu anlatımlarının objektif değerlendirilemeyeceğini , yazı işleri müdürüne husumet yöneltilemeyeceği" gerekçesi ile davasının reddine karar verilmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haberde doğrudan davacının kişilik haklarına yönelik bir ifade bulunmadığı gibi gazete haberlerinin sert eleştiriler içermesinin basının konumu gereği olağan karşılanması gerektiğini , gazetecilik tekniği açısından okuyucunun ilgisini çekmek için çarpıcı başlıkların kullanılmasının da haberi başlı başına hukuka aykırı hale getirmeyeceğini , davaya konu haberin basın özgürlüğü içinde kaldığı ve davacının kişilik haklarının zarar görmediği, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı, açıklanan çatışan yararlar dengesinin bu tip davalarda davalı lehine korunması gerektiğinin kabiul edilmesi gerektiğini , tanıkların haber içeriği ile davalı gazete ile menfaat çatışmasının bulunduğu anlatımlarına değer verilmediğini , yazı işleri müdürüne husumet yöneltilemeyeceğinden bahisle , davalılardan ... bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,davalılardan ... Bakımından davanın reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın haberi servis ederken davacıya “yandaş müteahhit, peşkeş çekildi, yolsuzluk binaları” şeklinde en ağır ithamlarda bulunduğunu, açıkça hakaret ettiğini, haberin gerçek dışı olduğunun gazetecinin asgari bir araştırması ile açıkça anlaşılacak düzeyde olduğunu, söz konusu taşınmazın tapu kayıtları incelendiğinde anılı parselde ne Kuşadası Belediyesi ne de ... isimli şahsın yer aldığını, ayrıca söz konusu parselin, her daim imarlı kadastral parsel olup hiçbir zaman yol vasfında olmadığını, başlıkta kullanılan ifadenin okuyucunun ilgisini çekmek için yazılandan fazlası olup, salt sansasyon yaratma saiki ile yapılan yayının hukuka aykırı olduğunu, davacının kişilik haklarının zarar gördüğünü, somut kaynaklara dayanmayan bilgilerin de yer aldığı haberde Gazetecilik Meslek İlkeleri’nin 11. ve 20. maddeleri ihlal edildiğini, kamu yararı içermediğini, güncel olmadığını, davalılardan ... bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; husumet yokluğundan dava reddolunan davalılardan ... yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle ... yönünden kararın kaldırılarak husumet yokluğundan davanın reddi ile ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ...'nın "yayın sahibi" ve "eser sahibi" olmadığından husumet nedeni ile red kararına yapılan istinaf isteminin yerinde olmadığını, dava konusu yayın dava dışı ...ve ...’un açıklamaları ve iddiaları doğrultusunda görünen gerçekliğe ve dolayısıyla hukuka uygun olarak kaleme alındığını, dava konusu haberde şikayetçi ....’un davacının inşaat işini üstlendiği parsellerdeki inşaata ilişkin resmi makamlara da yansıttığı iddiaları ve açıklamaları hiçbir ekleme ve yorum yapmadan aynen yayımlandığından bahisle istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle :davanın sıfat yokluğundan ret kararının usulden bir ret kararı olmayıp, davanın esasına ilişkin bir ret kararı olduğunu, dolayısıyla hem ... hem .... A.Ş. bakımından davanın esastan reddedildiği, ret sebebi aynı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmeyeceği gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bölgesel gazetede yer alan haber içeriğindeki ifadeler nedeniyle tüzel kişinin ticari itibarının zedelendiği iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince re'sen gözetilecekler dışında istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan incelemede; 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1. fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 58/1. fıkraya göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1. fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 58/1. fıkraya göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul edilmektedir. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Bunun yanında iftira suçu “ihbar” veya “şikâyet” etmek suretiyle ya da “basın yayın” yoluyla olmak üzere üç şekilde gerçekleştirilebilir. Bu üç durum dışında bir kişiye hukuka aykırı eylem isnadı şartları varsa hakaret suçunu oluşturur. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Basın özgürlüğünün hukuka uygunluk sınırı belirlenirken; haberin gerçekliği, kamu yararı taşıması, güncelliği ve özle biçim arasındaki denge unsurları gözetilir. Yargıtay kararlarında da istikrarlı şekilde belirtildiği üzere, basının bir haberi yaparken mutlak ve adli gerçeği araştırma yükümlülüğü bulunmayıp, haberi yaptığı andaki "görünürdeki gerçekliğe" uygun hareket etmesi yeterlidir. Somut olayda, ... Gazetesi'nin 09/08/2020 tarihli haberinin "Aydın Kuşadası'nda ... adlı vatandaşın yol yapılması için 2010 yılında bağışladığı arsa ....'li Belediye Başkanu .. ..tarafından yandaş firmaya peşkeş çekildi." "Belediye Meclisi'nde hızlıca alınan karar ile arsa ve yanındaki yeşil alan imara açıldı. Belediye'ye yakınlığı ile bilinen ... adlı müteahhit firma, arsaya 36 dairelik 4 bina dikti. Arsasındaki binayı gören ..., mahkemeye başvurdu ve binalar için yıkım kararı aldı. Ancak hem .... hem de önceki başkan ... kararı uygulamadı." şeklinde olduğu, Dosya kapsamı ile dava dışı ...'a ait Aydın-Kuşadası-... Mah. ... ada, ... parselin yanındaki ..parselde 07/06/2010 tarih ve 18 sayılı Kuşadası Belediye Meclis Kararıyla imar plan tadilatı yapıldığı, tadilat sonrası ... parselin ...ve ... parsel olmak üzere ifraz edildiği, anılan plan tadilatına dayalı olarak 18/10/2010 günlü imar durum belgesi ile ... parselde ayrık nizam 5 kat E:1,20 olmak üzere inşaat yapılabileceği hususuna yer verildiği, yine aynı parsele ilişkin olarak 12/11/2010 günlü yapı ruhsatının düzenlenmesi davacı tarafından ilk olarak adı geçen planın iptali istemiyle açılan davada bahsi geçen plan değişikliğinin iptal edildiği, Aydın İli, Kuşadası İlçesi, ... Mahallesi,... ada, ... ve ... sayılı parsellerde kayıtlı toplam 4 adet binanın yıkılması için 20/09/2013 tarihinde ihale yapılmasına yönelik idari şartnamenin; söz konusu inşaatların %80'lik kısmının tamamlandığı, Aydın 1. İdare Mahkemesinin 2012/78 esasında verilen kararda ...ada, ... sayılı parselde bulunan taşınmazın 5. katının imara aykırı olması nedeniyle ruhsatsız olan bu kısmının yıkılması gerektiği belirtilmesine karşın davalı idarece dava konusu işlemle ... ada .. ve .. sayılı parsellerde yer alan 4 adet binanın yıkımı için ihale düzenleneceği, öte yandan söz konusu karar kesinleşmeden yıkım yoluna gidilemeyeceği, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için dava açıldığı, Bilahare dava dışı .... tarafından Aydın İli, Kuşadası İlçesi, ... Mahallesi, ...ada.. ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda 03/05/2016 günlü, 205 sayılı belediye meclis kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada. dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Dava dışı....tarafından (...parsele) komşu olan ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki yapılarla ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen tüm yapı kayıt belgelerinin iptali için dava açıldığı, bir kısım yapı kayıt belgelerinin iptal edildiği, bilahare davadan feragat edilmesi nedeni ile yapı kayıt belgelerinin aktif edildiği anlaşılmaktadır. Müşteki vekili tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen şikayet dilekçesinde müvekkili hakkında ... Gazetesi'nin 09/08/2020 tarihli ve "Yolun sonu Yolsuzluk" başlıklı haberi ile 22/08/2020 tarihli ve "Yıkım Kararı Çıkan Binaları Boyadılar" başlıklı haberi hazırlayan ve bu haberlerle ilgili olarak beyanatta bulunan şüpheliler... ve .. ..'un müvekkilinin taşınmazı üzerine yapılan binaların fotoğraflarının izinsiz kullanılması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ettikleri, huzur ve sükununu bozdukları, asılsız iddialarla suç isnadında bulunarak iftira attıkları ve haberlerde geçen çeşitli ifadelerle hakarette bulunduklarından bahisle suç duyurusunda bulunulduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/116921 soruşturma sonucunda 02/12/2020 tarihinde 2020/77044 sayılı karar ile "söz konusu haberlerin kişilik haklarına saldırı niteliği taşımayacak şekilde orantılılık özelliğini barındırması, verilen haberlerle olay arasında nedensellik ilişkisinin olması, ayrıca haberin güncelliği ve verilmesinde kamu yararı bulunması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şikayet konusu haberlerde geçen ifadelerin eleştiri sınırları içinde kaldığı ve isnat edilen suçların unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmakla" gerekçesi ile şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, anlaşılmaktadır. İncelenen kararlar, tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemeler tarafından iki kez imar planı iptal edilmiş ve yıkım kararı verilmiş yapıların yapı kayıt belgelerinin iptali istemli dava aşamasında özellikle yol, park gibi kamunun genel kullanıma etki eden, yani güncel, kamusal yarar taşıyan hususlarda haber yapılması, haberin nesnel verilere ve mahkeme kararlarına dayandırılması, İfade ve Basın Özgürlüğü yönünden hukuka uygundur. Haber metninde uyuşmazlığın karşı tarafı için kullanılan "yandaş müteahhit, peşkeş çekildi, yolsuzluk binaları" gibi ifadeler yönünden ise, öncelikle kamusal yararı yüksek olan imar usulsüzlükleri, çevre hakkı ve mülkiyet uyuşmazlıkları gibi konularda basının belli ölçüde abartılı, çarpıcı ve hatta kışkırtıcı (tahrik edici) bir dil kullanma hakkının saklı olduğu kabul edilmektedir. Söz konusu ifadelerin haber bütünlüğü içinde iki kez mahkeme kararı ile hukuka aykırılığı saptanmış imar sürecine ve idarenin bu süreci koruma olarak algılanacak tasarruflarına, yani kamusal bir gücün veya imar hakkının, hukuka aykırı şekilde bir şahsın veya şirketin lehine kullanılmasına karşı duyulan tepkiyi açıklamak için "değer yargısı" ve eleştiri niteliğinde, ifade özgürlüğünün ve eleştiri sınırlarının içinde kaldığı değerlendirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; dava konusu haberin güncel ve kamusal yarar taşıdığı, görünürdeki gerçekliğe uygun olduğu, haberde kullanılan üslubun basının kamusal konulardaki abartı ve kışkırtma hakkı sınırları içerisinde kaldığı, davacı şirketin kişilik haklarına ya da ticari itibarına yönelik hukuka aykırı ve dayanaksız bir saldırı oluşturmadığı kanaatine varılarak, basın özgürlüğü üstün tutularak davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin manevi tazminat koşullarının oluştuğuna değinen istinaf isteminin reddi gerekmiştir. 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesinde "Basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hüküm, süreli veya süreli olmayan yayınlarda yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten veya herhangi bir sıfatla yayımlayan, yayımcı gibi hareket eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında da uygulanır. Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." denilmekle hukuki sorumluluğun esasları düzenlenmiştir. Bu durumda, 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesine göre dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen sorumlu yazı işleri müdürü ...'nın dosya kapsamındaki diğer belgelerden davalı sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesinin 3/2 fıkrasına göre; müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. 7/2. fıkrasına göre, davanın (...) husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları (maktuyu) geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı (nisbi) avukatlık ücretine hükmolunur. 10/3.fıkraya göre, bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne (maktuya) göre hükmolunur. 13/1.fıkra gereğince, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası(nisbi), 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası (maktu)... hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına (nisbiye)göre belirlenir. Somut olayda, kendisini vekil ile temsil ettiren ... ile diğer davalı hakkında verilen ret sebebi faklıdır. Davalı ... hakkındaki dava husumet yokluğundan reddedilmiştir. Diğer davalı yönünden manevi tazminat istemi esastan reddedilmiş ve 9200 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bu durumda, davalı ... bakımından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2.fıkrası gereğince red sebebi farklı olduğundan reddedilen tazminat tutarı üzerinden aynı tarifenin 7/2 ve 13/1.fıkrası gereğince (10.000 x % 16=) 1600 TL vekalet vekalet ücretine hükmedilmesi, gerektiği belirlendiğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı hüküm kısmının B 3. Bendinin " AAÜT uyarınca 9.200,00 + 1600,00 TL olmak üzere toplam 10.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine (... lehine hükmedilen miktar 1.600,00 TL olmak üzere) şeklinde düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 3-İlk Derece Mahkemesi olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/05/2023 tarih, 2022/588 Esas - 2023/313 Karar sayılı kararının hüküm kısmının B 3. Bendinin " AAÜT uyarınca 9.200,00 + 1600,00 TL olmak üzere toplam 10.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine (... lehine hükmedilen miktar 1.600,00 TL olmak üzere) şeklinde düzeltilmesine) 4-Davalılar tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalılara iadesine, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 179,90 TL karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 552,10 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davalılar tarafından yapılan 128,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 9-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 19/10/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birligi ile karar verildi.