Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1915 E. 2026/1502 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1915
- Karar No
- 2026/1502
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1915
KARAR NO : 2026/1502
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/05/2023
NUMARASI : 2019/160 Esas - 2023/355 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/04/2015 tarihinde Bursa'da meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının imam nikahlı eşi ve desteği ...'ın vefat ettiğini, kaza sonrasında davacının maddi ve manevi olarak mağdur olduğunu, davalı ... şirketine sigortalı bulunan ... plakalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 4.000 TL maddi tazminatın 14/11/2018 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada vefat edenin işleten konumunda olduğunu, mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı poliçe kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 154.449,48-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt 26/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi kök raporu ve ek raporda da belirtildiği üzere davacı ile müteveffa dava konusu kazadan yaklaşık 4 ay önce boşandıklarını, yeni boşanmış kişilerin birbirine destek olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müteveffa ile davacının boşandıktan sonra ilişki kurması iddiası küçük çocuklarından kaynaklanmış olabileceğinden, irtibatları olsa bile bunun destek olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığını, boşanmış eşlerin birbirine destek olacağı iddiası hukuki dayanaktan yoksun olup, tanık beyanları ile de delillendirilemeyeceğini, tanıklar davacı ile müteveffanın uzun yıllardır imam nikahlı olarak yaşadıklarını beyan etmeleri müteveffa ile davacı arasındaki ilişkiyi bilmediğini gösterdiğini bu nedenle tanık beyanları dikkate alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava açıldığında davacının adı soyadı Pınar Uçak olup, yerel mahkeme tarafından hüküm kurulduğunda davacı yanın adı soyadı ... olduğunu bu durumda davacının evlenmiş olup, evlenen davacının destek alacaklısı olarak kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilinmeyen dönemin davacının evlenme tarihi dikkate alınarak yeni bir hesaplama yapılması gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu md.92 Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar "Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri, "açık hükmü gereğince destek şahsın kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat kapsamında olmadığını, dava konusu kazada müteveffa %100 kusurlu bulunduğundan haksız davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1/Kn tablosu (progressif rant) kullanılarak hatalı şekilde hesaplama yapıldığını, dava konusu kaza 07.11.2017 tarihinde meydana gelmiş olup, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geçmişe yürümeyeceğinden kaza tarihinde yürürlükte olan 1,8 teknik faiz hesap yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, eksik yargılama yapılmış olmasından dolayı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 E. ve 2017/919 K.sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 E. ve 411 K.sayılı kararı, 22.2.2012 gün, 2011/17-787 E. ve 2012/92 K. sayılı kararı, 16.1.2013 gün 2013/17-1791 E. ve 2013/74 K. sayılı kararları).
Davacı yakını sürücüsü olduğu araç ile 11/04/2015 tarihinde meydana gelen kazada tam kusurlu olarak vefat etmiştir. Davalı nezdinde ... poliçesi tanzim tarihi 05/02/2015 tarihidir. Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinde, Karayolları Trafik Kanununun 92. maddesinde değişiklik yapan yasa ise 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut uyuşmazlıkta poliçe tarihinde yürürlükte bulunmayan Yeni Genel Şartlar hükümlerinin, dava konusu olayda uygulanması olanaklı değildir. Bu halde yukarıya aktarılan Yargıtay kararları gereğince davacıların, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle desteğin kusurunun, davacıya yansıtılamayacağı, destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebileceği anlaşıldığından bu hususa yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
Destekten yoksun kalma tazminatının yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi olup destek kavramı, hukuki bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu amaçlar ve hısımlık ilişkisine ya da yasanın nafaka hakkındaki düzenlemelerine dayanmaz. Yasa gereğince bir kimseye yardım etmek zorunda bulunan kişi değil, eylemli ve düzenli olarak onun geçiminin bir bölümünü veya tümünü sağlayacak biçimde yardım eden ve olayların olağan akışına göre, eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Destek mutlaka para veya maddi katkı şeklinde olmayabilir. Bunun dışında çeşitli hizmet ve yardımlar ile de destek olunabilir.
Yine destekten yoksun kalma tazminatı niteliği itibarıyla, üçüncü kişilere, desteğin gelir ve yardımından yoksun kalmaları nedeniyle tanınmış, bağımsız bir hak olup, mirasçılık sıfatı ve miras hukuku ile ilgisi yoktur. Çünkü bu hak, mirasçılık sıfatından değil, eylemli olarak destek olanın ölümü nedeniyle, onun gelir ve yardımından yoksun kalma ya da farazi destek olma olgusundan kaynaklanmaktadır.
Bu itibarla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesinde “ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler” tabirinden, ölenle aralarında yakın ilişki bulunan anası, babası, eşi, çocukları, kardeşleri, nişanlısı, hatta evlilik dışı birlikte yaşadığı kimsenin anlaşılması gerektiği; miras hukuku ile ilgili olmadığı için de, mirasçı olmak veya ölen yönünden nafaka borçlusu bulunmak zorunluluğunun bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır (Turgut Uygur, Açıklamalı Içtihatlı Borçlar Kanunu Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Ankara 2003, 2.Cilt, s:2062). Bu haliyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek kimseler yönünden herhangi bir sınırlama yapılmadığı ve müteveffanın yardımından mahrum kalma esasının kabul edildiği kuşkusuzdur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/15974E. ve 2025/10047 K. sayılı kararında; "...Sonuç olarak, destekten yoksun kalma tazminatı nitelik itibariyle bağımsız bir hak olup ölen kimse ile davacılar arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmediğinden, boşandığı eşi ... ile fiilen birlikte yaşadığını iddia eden davacı ...'nin destekten yoksun kalma davası açmasına engel değildir. Yine destek kavramı eylemli ve düzenli bir durumu ifade edip mutlaka para ve maddi katkı şeklinde olması da gerekmemektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince sosyal ekonomik durum araştırması ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacıya eylemli yardımın kaza öncesine kadar sürdüğünün davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de somut olayda mahkemece dinlenen müteveffa ...'in erkek kardeşinin eşi ve davacının kapı komşusu, müteveffanın ölene kadar davacı ... ile birlikte yaşadığını ihtiyaçlarını da müteveffanın karşıladığını beyan etmişlerdir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince mütevaffa ...'in davacı ...'ye fiilen desteğinin bulunduğunun kabulü ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, yukarıda açıklanan ilkeler ve belirtilen sebeplerle hükmün bozulmasına "karar verilmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/9754 E. ve 2025/5985 K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalıya ... ile sigortalı ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın 11/04/2015 tarihinde tam kusuru ile gerçekleşen çift taraflı kazada vefatı nedeniyle tazminat talep edildiği, davacı ile müteveffanın kazadan yaklaşık 4 ay önce boşanmış oldukları nüfus kayıtları ile sabittir. Mahkemece dinlenen davacı tanık beyanları ile boşanmadan sonra da davacı ile ilgilendiği geçimlerini sağladığı, ölümü ile desteğini kaybettiği belirtilerek karar verilmiş ise de eksik incelemeye dayalı zolmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "... rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve ... rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).
Dosya kapsamında bulunan nüfus kaydına göre davacının 05/07/2021 tarihinde evlendiği görülmüş, bu durumda hükme esas hesap raporunda davacının yeniden evlenme tarihine kadar tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken bakiye ömür dikkate alınarak tazminat hesaplanması doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken; destek olgusunun öncelikle zabıta marifetiyle araştırılması, boşanma dosyasının getirtilerek incelenmesi, davacıya nafaka bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, ilgili muhtarlık kayıtlarının getirtilmesi, elektrik, su, telefon aboneliği kayıtlarının araştırılması, seçim kurulu kayıtlarının getirtilmesi, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek desteklik olgusunun mevcut olup olmadığı hususunda varılacak sonuca göre karar verilmesi ayrıca davacının destekten yoksun kalma tazminatının bilinmeyen dönem için yeniden evlenme tarihine kadar hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak sonrasına göre bir karar vermek olmalıdır .
Açıklanan nedenlerle, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026