Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1715 E. 2026/849 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1715
- Karar No
- 2026/849
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1715 KARAR NO : 2026/849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 NUMARASI : 2018/462 Esas - 2023/512 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Hasar ve Değer Kaybı Bedeline İilişkin) DAVA TARİHİ : 27/12/2018 BAM KARAR TARİHİ : 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2023 tarihli 2018/462 Esas ve 2023/512 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalı maliki... ve kaza tarihinde sürücüsü ... idaresindeki ... plakalı araçla, davacının maliki olduğu ve kaza tarihindeki sürücüsü ... olan ... plakalı araca çarpması nedeni ile hasarlandığı, davacının kazada kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası davalı sigorta şirketine zararın tazmini için müracaat edilmesi üzerine davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyan ederek şimdilik 50,00 TL hasar bedeli, 50,00 TL değer kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın haksız olduğunu, davalının davacıya borcu bulunmadığını, dava konusu kaza ile ilgili olarak davalı şirkete bildirim yapılmadığını, hasara ilişkin taleplerin kabul edilebilir olmadığını, araçtaki hasarların kaza ile uyumsuz olduğunu, davalı şirketin ancak gerçek zarardan sorumlu olduğunu, somut olayda illiyet bağının kesilmiş olması nedeniyle davacının hasar ve değer kaybı talep edemeyeceğini, usulüne uygun başvuru bulunmaması nedeniyle davaya itibar edilemeyeceğini, aksi halde kusur oranlarının tespiti için bilirkişiden rapor alınması gerektiğini belirttiği ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece;"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 26.09.2018 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı adına kayıtlı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında trafik kazası meydana geldiği, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından 5755441 numaralı poliçe ile 28.11.2017-28.11.2018 dönemine ilişkin zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğu, kazanın teminat süresi içinde gerçekleştiği, Mahkememizce alınan 14.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının, davacı adına kayıtlı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporunda araçta tespit edilen hasarların nitelik ve boyut itibariyle kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu tespiti ile davacıya ait araçta 20.000,00 TL hasar bedeli hesaplandığı, aracın tamirinin ekonomik olmadığı, araç pert total kabul edilerek pert olan araçta değer kabı oluşmayacağının tespit edildiği, bilirkişi raporuna itiraz üzerine alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 31.03.2016 tarihli raporunda ekspertiz raporlarında belirtilen hasar kalemlerinden birçoğunun kazaya ilişkin araç fotoğraflarında görülemediği, dosyada mevcut fotoğraflara göre ekspertiz raporunda belirtilen kalemlerin birçoğunda hasara uğrayacak derinlikte bir darbeden söz edilemeyeceği, meydana gelen kaza ile bu kaza neticesinde dava konusu araçta oluşan hasarın birbiri ile uyumlu olmadığı, sağlıklı değerlendirme yapılamayacağı kanaatinin bildirildiği, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ Karayolları Kürsüsünden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 18.02.2022 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, hasarın maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin kayıtlarında farklı gösterilmiş olması nedeniyle dava konusu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda kanaat oluşturulamadığının bildirildiği görülmekle Karayolları Trafik Fen Heyetinden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 11.04.2023 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, kaza nedeniyle hasar meydana gelebilecek araç parçaları belirtilerek 26.835,75 TL hasar bedeli hesaplandığı, ekspertiz raporundaki araçta meydana gelen hasar ile onarım kalemlerinin uygun olduğu, 14.08.2019 tarihli bilirkişi raporu ve İTÜ Karayolları Kürsüsünden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 18.02.2022 tarihli raporda belirtilen görüş ve kusur dağılımın olayın oluşumuna uygun düştüğünün belirtildiği, davalı sigortalı araç sürücüsünün mahkememizce alınan her üç bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, KTK 85/1 maddesi ve KZMSS Genel Şartları gereği hasar bedelinin sigorta teminat kapsamında olduğu ve davalı sigorta şirketinin teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğu anlaşılmakla aracın tamirinin ekonomik olmadığı, araç pert total kabul edildiği tespit edildiğinden değer kaybı alacağına ilişkin talebin reddine, hasar bedeli alacağına ilişkin talebin davacı tarafın ıslah dilekçesi de dikkate alınarak kabulüne karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle "...Davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL hasar bedeli alacağının 12/10/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, değer kaybı alacağına ilişkin talebin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlığa konu kaza ve zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından, eksik inceleme ile müvekkili şirket aleyhine hükmedilen, davacının haksız taleplerinin reddinin gerektiğini, hükme esas alınan 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda, kusura ilişkin 14/08/2019 tarihli ve 18/02/2022 tarihli raporlar değerlendirilmişse de 09/04/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporun değerlendirilmediğini, zira söz konusu raporda kaza ile hasarın uyumsuz olduğuna yönelik kanaat belirtilmekte olduğunu, işbu rapor dikkate alınmadığı gibi söz konusu uyumsuzluğa yönelik de herhangi bir incelemenin yapılmadığını, kazaya ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağı gerçeği yansıtmadığından itibar edilemez nitelikte olup, dava konusu aracın hasarı ile kazanın uyumsuz olduğundan davacının haksız taleplerinin reddinin gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, izah olunan sebepler ile kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle araç hasar ve değer kaybı bedeline ilişkin maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Davacı vekilinin dava dilekçesinde, 26.09.2018 tarihinde davacının aracı ile davalıya ZMMS Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının aracının hasar gördüğünü, değer kaybına uğradığını, davacının aldığı eksper raporuna göre davacının aracındaki hasar miktarının iskontolu ve KDV hariç 19.999,00 TL olarak tespit edildiğini, araçtaki hasar ve değer kaybı bedelinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı sigorta şirketi vekili tarafından cevap dilekçesinde kaza ile hasarın uyumsuz olduğu, kazaya karışan araç sürücülerinin beyanlarından bu araçları kaza tarihinde söz konusu sürücülerin kullanmadıklarının tespit edildiğini, kaza anında çekilen fotoğraflar ile ekspertiz raporunun farlılık gösterdiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2. 26.09.2018 tarihli kazaya karışan sürüler tarafından kendi aralarında düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının incelenmesinde; davalıya sigortalı ... lakalı araç sürücüsünün ..., davacıya ait ... plakalı araç sürücüsünün ... olarak gösterildiği, davalıya sigortalı aracın 4 yönlü kontrolsüz kavşakta sola dönmek istediği esnada, sağından gelen davacıya ait aracı yoldaki çalılardan dolayı fark edemeyerek davacıya ait aracın sol yan tarafına sürttüğü ve davacı aracının sağ taraftaki kaldırıma çıktığı sürücü beyanları ile tespit edilmiştir. 3. Davacıya ait aracın tramer kayıtlarına göre, dava konusu kazadan evvel farklı tarihlerde 4 ayrı kazaya daha karışmıştır. 4. Davacının, davalı sigorta şirketine başvurusu üzerine açılan hasar dosyasında kaza tespit tutanağında ismi geçen sürücülerin el yazılı ve imzalı beyanlarının alındığı, davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'in 13.10.2018 tarihli imzalı beyanında; "arkadaşı olan ....'in kendisini arayarak, 26.09.2018 tarihinde ... plakalı ...Marka araç ile ... plakalı bir araçla kaza yaptığını, daha önceden başka kazalarının da olduğunu, kendisinin sürücü belgesi üzerinden tutanak tutulmasını kazadan birkaç gün sonra söylediğini, arkadaş oldukları için bunun suç teşkil edeceğini düşünmeden tutulan anlaşmalı tutanağın altını imzaladığını, ... plakalı aracı hiç kullanmadığını, kazaya karışmadığını" ifade ettiği, davacıya ait aracı kullanan sürücü ...'ın 16.10.2018 tarihli imzalı beyanında; "fotoğraf karesinde araç sürücüsünün bulunmadığını, kazadan sonra aralarında konuşup anlaşarak kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, araç sahibi olan ....'in cep telefonundan arayıp kaza yaptığını bildirdiğini, aracının ... ile konuşup tamirhanesine götürmesine getirmesini söylediğini, çekici ile görüşüp aracı .....ya çektirdiğini, kaza yaptığı aracın yürür vaziyette olduğunu, ... plakalı araçla birlikte ...ya gittiklerini, aralarında anlaşmalı tutanak düzenlediklerini" ifade etmiştir. 5. Dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen ve dava dilekçesi ekinde sunulan 23.10.2018 tarihli ekspertiz raporunun 4 sayfa olduğu, kaza ile hasarın uyumlu olup olmadığı yönünde rapor içeriğinde bir tespitin bulunmadığı ancak Tramer kayıtlarında aynı kazaya ilişkin olarak aynı eksper tarafından düzenlenen aynı tarihli raporun ise 6 sayfa olduğu, hasar gören parçalar yönünden her iki raporun birbirinden farklı olduğu, ayrınca Tramerde kayıtlı raporun 4. Sayfasında eksper notu başlıklı kısımda "aracın olay yeri fotoğrafları incelendiğinde hasarların uyumsuz olduğu kanaatine varıldığından araştırmaya verilmesinin tarafınca uygun görüldüğü, araştırma ve incelemelerde bahse konu araların sürücülerinden alınan beyanlarda bu sürücülerin bu araçları kullanmadığı, aynı zamanda kaza anında çekilen mağdur araç fotoğrafının ekspertiz esnasında farklılık göstermesi sebepleri ile hasarın ret edilmesi yönünde görüş bildirildiği" görülmüştür. 6. Davacıya ait aracın, kaza tarihinde tamir edilmek üzere götürüldüğü "...." isimli tamirhanenin sahibi ....'in, davacının Uyap sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğine göre eşi olduğu anlaşılmıştır. 7. Mahkemece otomotiv uzmanı bilirkişiden aldırılan 14.08.2019 tarihli kusur ve hesap raporunda, kazaya karışan sürücülerin yazılı beyanları ile aynı ekspertiz raporu arasındaki farklılıklar, fotoğraflar irdelenmeden kaza ile hasarın uyumlu olduğu, aracın pert totale tabi tutulması gerektiği mütalaa edilmiştir. 8. Mahkemece davacı vekiline, eksper tarafından çekilen araç fotoğraflarının sunulması için verilen süre üzerine davacı vekili 19.03.2021 tarihli dilekçesi ekinde davacıya ait aracın renkli fotoğraflarını sunmuştur. 9. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 09.04.2021 tarihli raporda; "dosyaya eklenen araç hasar fotoğrafları ve 23.10.2018 tarihli ekspertiz raporunun ekinde bulunan hasar fotoğrafları tarafımızca incelendiğinde, ekspertiz raporlarında belirtilen hasar kalemlerinden birçoğunun bu fotoğraflarda görülemediği mevcut bu resimlere göre ekspertiz raporunda belirtilen kalemlerin yine birçoğunda hasara uğrayacak derinlikte bir darbeden söz edilemeyeceği, dolayısıyla meydana gelen kaza ile bu kaza neticesinde dava konusu otomobilde oluşan hasarın birbiri ile uyumlu olmadığı" mütalaa edilmiştir. 10. İTÜ Trafik Kürsüsünde görevli öğretim üyesi makine mühendisi bilirkişi heyetinden aldırılan 18.02.2022 tarihli raporda "Davacının dava dosyasına 19.03.2021 tarihi ile sunmuş olduğu dava konusu kazaya ait olduğu belirtilen fotoğraflarda dava konusu aracın sol yanında ön çamurluktan sol ön ve arka kapı eteklerini kapsayarak uzanan bir deformasyon ve ayrıca arka tamponda hasar izleri ile birlikte sol ön teker jant kapağında hasar görüldüğü, fotoğraflarda görülen dava konusu hasarın sol yan kısımda ve sol ön tekerde olan kısımlarının kaza ile uyumlu olduğu, arka tampon kısmının ise tanımlanan kaza ile uyumlu olmadığı, ayrıca sağdan kaldırıma çıkmış olma nedeniyle ortaya çıkmış olması beklenen hasarın ekspertiz raporunda sıralanan turbo radyatörü, motor radyatörü ve klima radyatörü ile ilgili kısımlarına dair herhangi bir fotoğrafın dosya kapsamına sunulmadığı, eksper raporunda sunulan hasar analizindeki fiyatların günün rayicine uygun olduğunu belirlemiş olmakla birlikte, hasarın tutanakta ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin kayıtlarında farklı gösterilmiş olması nedeniyle dava konusu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda kanaat oluşmadığı" görüşü bildirilmiştir. 11. İstanbul Karayolları Fen Heyetinden aldırılan 21.2.2022 tarihli kök ve 11.04.2023 tarihli ek raporda ise "hasar ile kazanın uyumlu olduğu, aracın pert totale tabi tutulamayacağı" belirtilmiştir. 12. Mahkemece gerekçeli kararda; İTÜ'den aldırılan 18.02.2022 tarihli heyet raporundaki görüş ve kusur değerlendirmesinin somut olaya uygun olduğu belirtilerek, davanın hasar bedeli yönünden kabulüne, araç pert olduğundan değer kaybı isteğinin reddine karar verilmiştir. 13. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan İTÜ heyet raporunda, kaza ile hasarın uyumsuz olduğu, hasarın tutanakta belirtilen kazadan kaynaklandığı konusunda kanaat oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece karara dayanak yapılan rapordaki görüşe aykırı olarak hasar bedeline ilişkin isteğin kabulüne karar verilmiş, bu kanaatin gerekçesi ise açıklanmamıştır. 14. Somut olayda, kaza tespit tutanağında imzası bulunan sürücülerin, daha sonra davalı sigorta şirketi tarafından açılan hasar dosyasına sundukları yazılı ve imzalı beyanlarında, kaza tarihinde davalıya sigortalı aracın kaza tarihinde ... tarafından değil ....'in kullanıldığını ifade ettikleri, dolayısıyla sürücüler arasında tanzim edilen kaza tespit tutanağındaki davalıya sigortalı araç sürücüsü olarak gösterilen ...'in kazanın oluş şekline ilişkin tutanaktaki yazılı beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacıya ait aracın kazadan hemen sonra eşi olan ....'in tamirhanesine götürüldüğü, tamirhanede araç üzerinde inceleme yapan Eksper.... tarafından düzenlenen aynı tarihli farklı içerikli iki ayrı kesin ekspertiz raporunun bulunduğu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin kayıtlarındaki rapor ile dava dilekçesi ekinde sunulan raporun hasar tespiti yönünden birbirinden tamamen farklı olduğu, eksper raporunda gösterilen hasar kalemlerinin bir çoğunun davacı vekili tarafından sunulan fotoğraflarda görülmediği, davacıya ait aracın sol yan kısımlarından çarpılmasına rağmen aracın arka tampon kısımlarında fotoğraflarda görünen hasarın bu kazada oluşmasının teknik açıdan mümkün olmadığı, tarafların tüm delillerinin toplandığı, bu haliyle davacının aracındaki hasarın dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde meydana gelip gelmediğinin sabit olmadığı, dosyadaki belgeler, gerek ATK'dan gerekse İTÜden aldırılan bilirkişi raporları kapsamında davacının aracındaki hasar ile 26.09.2018 tarihinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazası arasında uygun bir nedensellik bağı kurulamadığı, buna göre dosyadaki delillerin davacının iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür. 15. Fakat, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddi yönünde HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/462 Esas - 2023/512 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "a)Davacının maddi tazminat davasının REDDİNE, b) Karar tarihinde alınması gereken 732,00 TL maktu ret karar ve ilam harcından, peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 376,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 355,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, ç)Dava tamamen reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 20.050,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine. d)HMK.nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine” ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; Davalı tarafından karşılanan toplam 341,75-TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından karşılanan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/05/2026