Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1412 E. 2025/567 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1412
Karar No
2025/567
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1412 Esas

KARAR NO: 2025/567 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/04/2023

NUMARASI: 2021/163 E. - 2023/377 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 29/04/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA: Davacı vekili Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hisselerinin devri amacıyla davalılardan müvekkili şirketin eski yetkilisi olan ... ile dava dışı ... arasında 30.12.2015 tarihli "Şirket ve Gayrimenkul Devir Sözleşmesi" adı altında bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye diğer davalı ve kendi ifadeleri ile ...' in gayri resmi ortağı ...'ın da tanık olarak imza attığını, bu sözleşmenin amacının bir kısım taşınmazlar üzerine kurulacak güneş enerjisi santrallerinin kurulacağı taşınmazların devri ve yine güneş enerjisi santralleri için hak sahibi olan davacı ve diğer şirket hisselerinin devri olduğunu, davacı ve dava dışı diğer şirketlerin gerek sözleşme öncesi tarihte ve gerekse de sözleşme tarihinde aktif bir ticareti bulunmadığını, davacı müvekkili şirketin kurulma tarihinin 12.06.2015 ve davalı ...'in yetkileri ile birlikte hissesini devretme tarihinin de 11.01.2016 tarihi olduğunu, sözleşmeden bir zaman sonra ...'in müvekkili şirkette bulunan hisselerini devrederek artık müvekkili şirketin hisse sahibi ve yetkilisi olmaktan çıktığını, ilerleyen zamanlarda gerek taşınmazların sözleşmeye uygun ve süresinde devredilememesi ve gerekse de güneş enerjisi santrallerinin kurulması için yasal sürelerin daralması ve/veya bitmesi sebebiyle davalı ... ve ... ile dava dışı sözleşme imzalayan kişiler arasında ödeme-alacak/verecek-tapu devirleri-hisse devirleri meseleleri yüzünden hukuki ihtilaf çıktığını, bu arada geçen sürede de müvekkili şirketin hak sahibi olduğu çağrı mektubu gereğince güneş enerjisi santralinin kurulduğunu ve şirketin nominal ve gerçek anlamda kıymetlendiğini, davalı ... ve ...'in dava dışı sözleşme imzalayan kişilerle olan hukuki ihtilaflarını barışçıl, uscul ve hukuki yöntemle halletmek yerine, hukuka aykırı ve suç teşkil eden eylemleri ... ile birlikte işleyerek haksız ve kötü niyetli olarak kısa sürede müvekkili şirketin mağduriyetine yol açacak muvazaalı şekilde, gerçek bir alacağa taalluk etmeyen, içerik olarak sahte bir senet düzenleyerek Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 24.07.2019 tarihinde icra takibine giriştiğini, oysa ne sözleşmenin imza aşamasında, ne sonrasında yapılan şifahi görüşmelerde, ne şirketin devrinde, ne daha sonrasında Mehmet'in gönderdiği ihtarnamelerde bu senetten hiç bahsedilmediğini, şirketin kayıtlarında da hiç yer almadığını, senet incelendiğinde "07.07.2015 Düzenlenme tarihli, 07.07.2018 vade tarihli, 60.000 Euro bedelli, alacaklısı/lehtarı(emruhavalesi) ..., keşideci-borçlular ... ile ... olan, arka yüzünde lehtar ...' ın cirosu olan ve sonrasında ...' ın cirosu olan, bedelinin nakden ve/veya malen alındığına ilişkin kayıt içermeyen, keşide yeri olmayan ancak sonradan ekleme yapılarak TC Küçükçekmece ibareleri eklenen" bir senet olduğu görülen ve sahte olarak, gerçek bir alacağa dayanamadan üretilen bir senet olduğunu, bu senet ve yapılan icra takibinin tamamen muvazaalı, haksız ve kötü niyetli olduğunu, sahte olarak üretilen senet için haber alınır alınmaz derhal tüm davalılar (keşideci ..., lehtar ... ve hamil ...) hakkında şikayetçi olunduğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/48950 Soruşturma sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçlarından tahkikatın devam ettiğini, davalı ... tarafından takibe konulan senede ilişkin müvekkili firmanın kimseye herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, takibe ve davaya konu senedin müvekkili şirket açısından bedelsiz olduğunu, müvekkilinin davalılar ile şirket bağlamında herhangi bir ticareti, borcu, alacağı, vereceği bulunmadığını, davalılardan ... ve ...'in savcılık dosyasında alınan ifadelerinde ve ifadelerinin ekinde sundukları protokolde de şirketin kendilerine herhangi bir borcu olmadığını doğruladıklarını, davalı hamil Necip'in vadeden önce senedi iktisap ettiğini ve vadesinde ödenmemesi üzerine icra takibi yaptığını belirttiğini, senedin vadesinin 07.07.2018 tarihi olduğunu, ancak takip tarihinin ise 24.07.2019 tarihi olduğunu, vadeden 1 sene sonra takibe geçmesinin hamilin de haksız ve kötü niyetli olarak senedi iktisap edip, diğer davalılar ile muvazaalı şekilde müvekkili şirket aleyhine zararlandırıcı işlem tesis ettiğini ispatladığını, takip ve davaya konu senedin protesto edilmediğini, davalı hamilin takip yetkisi olmadığını, ayrıca işlemiş faiz ve faiz oranlarının da yasanın belirlediği orandan fahiş olduğunu beyanla; öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, ilk olarak senette sahtecilik iddialarına binaen iddialarının ciddiliği ve davalılar hakkında müsnet suçtan savcılık tahkikatı olduğu gözetilerek HMK'nın 209. maddesi gereğince teminatsız olarak dava konusu icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte olursa İİK'nın 72/3. maddesi gereğince kanunen mahkemece belirlenecek dava değerinin %15'ine tekabül eden miktarca teminat yatırıldığında icra dosyasına-veznesine girecek paraların alacaklıya ödenmemesine, Küçükçekmece ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ve bu dosyada takibe dayanak edilen bono sebebiyle müvekkilinin tüm davalılara (lehtar ve hamil) İİK'nın 72.maddesi gereğince borçlu olmadığının tespitine ve Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibin iptaline, müvekkilinin zararına karşılık olarak İİK'nın 72/5. maddesi gereğince takip miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine ve davalılar aleyhine zarar/tazminata ve bu zarar/tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların HMK'nın 326. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin haricinde/dışında ayrıca HMK'nın 329/1. maddesi gereğince müvekkili ile aralarında kararlaştırılan yasal ve nispi vekalet ücretinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

GÖREVSİZLİK KARARI: Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 2021/38 Esas, 2021/71 Karar ve 16/02/2021 tarihli kararla görevsizlik kararı verilerek, dosya Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, yargılamaya bu mahkemede devam edildiği anlaşılmıştır.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senedinden kaynaklanan huzurdaki uyuşmazlık için arabuluculuğun zorunlu olduğunu, davacının arabuluculuk yoluna başvurmaksızın huzurdaki davayı açtığını, davacıya son tutanak aslını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesini, aksi takdirde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini talep ettiklerini, davalı müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olduğunu, davalı müvekkili ...'ın, sadece diğer davalılardan son ciranta ...'ı tanıdığını, diğer davalı ve davacı şirketi tanımadığını, bilmediğini, müvekkilinin bir arsa alım satım işlemi için ... ile görüştüğünü, davalı ...'la Çatalca'da bulunan arsaları için kendisine satışı konusunda anlaşan ve bir kısım ödeme yapan müvekkilinin arsa satışının uzaması sebebiyle iş bu ödemelerin karşılığı olarak huzurdaki dava konusu senedi ...'tan aldığını, ...'ın uzun süre arsaların devri için "resmi sıkıntıları var biraz bekleyelim" diyerek müvekkilini oyaladığını, resmi işlemler çözülmediği için bu nedenle müvekkilinin belli bir süre beklediğini ve daha sonra senedi tahsil etmek amacıyla icra takibi açtığını, müvekkilinin iyiniyetli olmadığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin de bu iş sebebiyle çok mağdur olduğunu, iyiniyetli olmadığı ve muvazaa iddiaları doğru olmadığı gibi, dava dilekçesindeki gibi varsayımsal iddialar ve senaryolar ile ispatın söz konusu bile olamayacağını, senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereği yazılı delille ispatlanmak zorunda olduğunu, söz konusu bononun kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmekte olup, bononun tüm unsurlarını taşıdığını, davacı vekili senedin gerekli unsurları taşımadığı iddiasında bulunsa da, bu iddiasının yerinde olmadığını, dava- takip konusu senedin zorunlu olan bütün unsurları ihtiva ettiğini, bu sebeple borç ödemeden kaçınma ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, önce imza itirazı davası açtığını, davanın reddedildiğini, davacının icra takibinden sonra Küçükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinde borca ve imzaya itiraz davası açtığını, davasının 2019/354 Esas, 2020/350 Karar sayılı ilamla reddedildiğini, daha sonra uzun süre müvekkili ile pazarlıklar yaptığını, ancak müvekkilini de oyaladığını, ödemelerini yapmadığını, davacının kötüniyetli tutumunu haciz aşamasında da devam ettirdiğini, davacı borçlu şirket aylarca müvekkiline karşı ödeme sözlerini yerine getirmediği için icra dosyasından davacının şirketinin şubesine fiili menkul haczine gidildiğini, davacının muvazaalı kira sözleşmeleri ve sahte faturalar ve muvazaalı vergi levhaları ile istihkak iddiasında bulunduğunu, istihkak iddiasının da Küçükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/41 Esas, 2021/52 Karar sayılı ilamıyla reddedildiğini, huzurdaki davanın takip açıldıktan, hacizler yapıldıktan "557 gün" sonra açıldığını, haklı olduğunu düşünen kişinin 557 gün beklemeyeceğini, İcra Hukuk Mahkemesinde borca, imzaya itiraz ve istihkak davası reddedilince dava açılmasının kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, dava konusu icra takibinin 2019 yılında açıldığını, borçlunun ödeme emirlerini aldığını, borca itiraz etmediğini, menfi tespit davası açmadığını, hatta alacaklı müvekkilini arayıp ödeme için süre istediğini, alacaklı müvekkili tarafından da süre bile verildiğini, ancak bunun da suistimal edildiğini, daha sonra davacı borçlunun aldığı tüm sürelere rağmen ödeme yapmaması sebebiyle haciz işlemleri yapıldığını, aradan 2 yıla yakın - 557 gün- geçtikten, fiili haciz yapıldıktan sonra istihkak iddiası da çökünce, birden borçlu olmadığı aklına gelmiş olsa gerek, son çare ve son kurşun olarak huzurdaki davayı açtığını, huzurdaki davanın yegane amacının alacağın tahsilini geciktirmek ve uzatmaya matuf bu davayı da pazarlık aracı olarak kullanmak olduğunu, bu nedenle huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, davacı-borçlunun dava konusu bono nedeniyle borcu olmadığını, senedin karşılıksız olduğunu ve sonradan düzenlendiğini - sahte senet olduğunu iddia ettiğini, bu yazılı itirazların iyiniyetli 3.kişi müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, bu iddiasını senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davacının gerçek ve hukuk dışı iddialarla açtıkları bu dava ile alacağın tahsilini geciktirdiğini, kendi hür iradesi ile imzalanan senet bedelini ödemekten kaçındığını, bu sebeple senede karşı senetle ispat yükümlülükleri dışında tanık ve sair delillere muvafakatleri bulunmadığını, davacı borçlu tarafından takibe konu senedin müvekkiline olan borcu sebebiyle imzalandığını ve müvekkiline verildiğini, söz konusu bononun tüm şartları taşıyan ve imzası ikrar edilmiş bir kambiyo senedi olup, sebepten mücerret olduğunu, temel ilişkiyle bağlı tutulamayacağını ve ilintilendirilemeyeceğini, davacının davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının iş bu davayı açmakta kötüniyetli olup, icra takibini sürüncemede bırakmaya çalıştığını beyanla; öncelikle; arabuluculuk dava şartı yönünden davanın usulden reddine, icra takibini sürüncemede bırakmak için iş bu davayı açan davacı-borçlunun icranın tedbiren geri bırakılmasına dair verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ispatlanamayan davanın reddine, kötü niyetle borcu inkar eden davacının % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yapılacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise davacı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ...'a usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermedikleri görülmüştür.

MAHKEME KARARI: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2023 tarihli 2021/163 Esas - 2023/377 Karar sayılı kararıyla; "...Davacı vekili, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş ise de ödeme emrinin ve takip talebinin incelenmesinde davalılar ... ve ...'in de davacı gibi dosyada borçlu olarak yer aldığı, takibe konu senette ...'in kefil olarak olarak imzasının bulunması sebebi ile bu davalıların işbu dosya kapsamına pasif husumetlerinin bulunmadığı kanaati ile belirtilen davalılar yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davalı ...'ın takibe konu senette ciranta olarak yer alması, ciro silsilesinin usulüne uygun olması ve kıymetli evrakın tedavül niteliği göz önünde bulundurulduğunda davalının takibe konu senet nedeni ile alacaklı olmadığının kabul edilebilmesi için senedi iktisapta kötüniyetli ve ağır kusurlu olması gerektiği, ne var ki savcılık dosyasında verilen takipsizlik kararı, soruşturma dosyasında tarafların mahkeme dışı ikrarını içerir herhangi bir kaydın yer almaması ve yukarıda belirtilen sebepler bir arada değerlendirildiğinde davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere:A- Davalı ... yönünden;Açılan davanın REDDİNE,B- Davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE REDDİNE,C- Kötüniyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından REDDİNE..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin gerekçe yazıldığı halde, davanın reddine karar verildiğini, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesine verilen dilekçelerde bononun borca karşılık verilmediği-protokole bağlandığının, senedin vade tarihinden sonra ciro edildiğinin ikrar edildiğini, bu hususların Mahkemece değerlendirilmediğini, delillerin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, takipsizlik kararına bağlı kalınarak karar verildiğini, ...'in şirket yetkilisi olduğunun gözden kaçırıldığını, ...'in tanık olmadığını, beyanlarının doğrudan ikrar olduğunu, lehtarın protokolde tanık olması, diğer davalıların göstermelik olarak borçlu yapılması, taraflar arasındaki bağlantıya ve kötüniyetli olmalarına rağmen diğer ... ve ... hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu, Şirket hisselerini devreden davalılara sonradan geriye dönük olarak senet düzenlemek suretiyle maddi açıdan zarara sokmak ve dolandırmak imkanı tanındığını, Muvazaa iddiasının her türlü delille ispatı mümkün olduğu halde Mahkemece delillerin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, ticari kayıtlarının incelenmediğini, isticvap ve yemin delillerinin yerine getirilmediğini, Davalılardan ... ve ...'in savcılık ifadelerinde müvekkili şirketten herhangi bir alacaklarının olmadığını beyan ettiklerini, eğer bir borç varsa bu borcun ... ve ...'in borcu olduğunu, Bu davalıların aralarında imzaladıklarını beyan ettikleri ve savcılık dosyasına sundukları protokol incelendiğinde, müvekkili şirketten bir alacaklarının olmadığının açıkça görüldüğünü, bu protokolün de her zaman düzenlenebilecek bir belge olduğunu, davaya konu bononun müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığını, Davalı ... ve ...'in ifadelerinin senedin verilme nedeniyle ilgili çeliştiğini, davalı ...'in senedi borcuna karşılık verdiğini iddia etmesine rağmen, ...'in teminat olarak aldığını beyan ettiğini, ...'in senedi ciroyla devrettiği davalı ... ile olan alacak-borç ilişkisi hakkında bir beyanda bulunmadığını, kendisine ...'in borçlu olduğunu, davacı şirketin borçlu olmadığını ikrar ettiğini, Davalılar ... ve ...'in senedin ihdas nedenini talil etmeleri nedeniyle ispat yükünün davalılar üzerinde olmasına rağmen, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Senedin bir borç için verilmediği, teminat olarak verildiği anlaşıldığından, ispat yükünün lehtar davalı ... üzerinde olduğunu,Davalı ...'in iyiniyetli kabul edilemeyeceğini, diğer davalılara karşı ileri sürdükleri şahsi defileri ona karşı da ileri sürebileceklerini, Davalının bilerek müvekkilinin zararına hareket ettiğini, buna ilişkin iddialarını ispatlayacak delillerinin Mahkemece toplanmadığını,Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dilekçesinde, senedi alacağına karşılık aldığını, tarafların kendisini zarara uğratmak için birlikte hareket ettiklerini beyan etmişse de, icra dosyasındaki eylemleri ile bu beyanlarının birbirini tutmadığını, diğer davalılarla birlikte muvazaalı olarak, müvekkilini zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini,Senedin vade tarihinden bir yıl sonra, protesto edilmeden icraya konu edilmesinin davalı ...'in kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, Davalı ...'in senedi hangi alacağı için aldığına dair dosyaya bir delil sunmadığını, davalılar ... ve ... için herhangi bir haciz işlemi yapmadığını, Senedin protesto edilmemesinin vade tarihinden sonra davalı ...'e ciro edildiğini gösterdiğini, vade tarihinden sonra yapılan cironun alacağın temliki niteliğinde olduğunu, davalı hamil ile davalı ... arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından, davalı ...'in yetkili hamil sayılamayacağını, Senette ihdas nedeni bulunmadığından, davalı ...'in ancak lehtar ...'in haklarına halef olabileceğini, senedin kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içerdiğinin kabul edilemeyeceğini, davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Senedin üzerine keşide yeri olarak Küçükçekmece ibaresinin sonradan yazıldığının sabit olduğunu, davalı ...'in kendi ikametinin olduğu yeri keşide yeri olarak yazmasından da kötüniyetli olduğunun anlaşıldığını,Davalı ...'in icra dosyasında borçlu olarak gösterdiği diğer davalıların mal varlıkları bulunmasına rağmen, onlar hakkında haciz ve takip işlemlerini gerçekleştirmediğini, yalnızca müvekkiline karşı işlem yaptığını, kötüniyetli olduğunun anlaşıldığını,Davalı ...'in kayda değer bir malvarlığının bulunmadığının tespit edildiği, adresinde de bulunamadığı, davaya konu senedi alabileceği bir ticari ilişkiye girmesinin mümkün olmadığını, Davalılar hakkında takipsizlik kararı verilmiş olmasının davanın reddi için gerekçe olamayacağını, Senedin 2019 yılında düzenlenmiş olmasına rağmen, sanki 2015 yılında düzenlenmiş gibi tarih yazılmasının senedin sahte olduğunu gösterdiğini, bu durumun yazı-mürekkep yaşı ile tespit edilebileceğini,Dava konusu senedin protesto edilmediğini talep edilen faizin ve faiz oranlarının da fahiş olduğunu, davanın bu yönüyle de kabul edilmesi gerektiğini,Diğer davalılara karşı icra takibindeki alacaklıyla birlikte dava açılmasında hukuki bir sakınca olmadığını, aralarındaki muvazaa nedeniyle olası bir rücu-istirdat eyleminden sorumlu olduğunu, buna rağmen Mahkemece keşideci-lehtar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Tüm davalıların davaya konu icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduklarını, yargılama giderlerinden birlikte sorumlu olduklarını, müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, açıklanan ve re' sen gözetilecek sebeplerden ötürü;öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne (davalı-alacaklının icra dosyasına yatırılan parayı çektiği gözetilerek ve yine haksız takibine devam ettiği de göz önünde bulundurularak mahkemece: ilk olarak senette sahtecilik iddialarına binaen iddialarının ciddiliği ve davalılar hakkında müsnet suçtan savcılık tahkikatı olduğu gözetilerek HMK'nın 209. maddesi gereğince teminatsız olarak dava konusu icra takibinin istinaf incelemesi ve dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına, hacizlerin kaldırılmasına, ilgili kararın Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas (eski Küçükçekmece ...İcra Dairesi ... esas) sayılı dosyasına bildirilmesine, istinaf itirazlarının kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, Mahkemece esas hakkında yeniden karar verilerek davacının Küçükçekmece İcra Dairesinin ... Esas (eski Küçükçekmece ...İcra Dairesi ... esas) sayılı dosyası ve bu dosyada takibe dayanak edilen bono sebebiyle müvekkilin tüm davalılara (lehtar ve hamil) İİK'nın 72.maddesi gereğince borçlu olmadığının tespitine ve Küçükçekmece İcra Dairesinin ... Esas (eski Küçükçekmece ...İcra Dairesi ... esas)sayılı takibin iptaline, icra dosyasındaki para alacaklıya ödendiğinden ödenen tüm paranın davalılardan istirdadına, eldeki davayı açmaya zorlayan takip haksız ve kötü niyetli olduğundan dava sebebiyle zarara uğrayan müvekkilinin zararına karşılık olarak İİK'nın 72/5. maddesi gereğince takip miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere ve haksızlık-kötü niyetin ağırlığı da göz önüne alınarak bu alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle müvekkili lehine ve davalılar aleyhine zarar/tazminata ve bu zarar/tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, HMK'nın 326 gereğince yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kötü niyetli davalıların HMK'nın 326. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin haricinde/dışında ayrıca HMK'nın 329/1. maddesi gereğince müvekkili ile aralarında kararlaştırılan yasal ve nispi vekalet ücretinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine arar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davacının huzurdaki davayı, tamamen kötüniyetli olarak; sadece ve sadece alacağın tahsilini geciktirmek ve süreci uzatmak için açtığını, İcra İflas Kanununun 72/4. maddesin göre borçlunun talebi üzerine alınmış tedbir kararı nedeniyle alacaklının alacağını alamamış veya geç alması durumunda alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini,Emsal Yargıtay kararlarına göre de, müvekkil/alacaklı lehine bir tazminata hükmedilmesi için ayrıca bir talebe de gerek duyulmadığını, resen bu kararın verilmesi gerektiğini,Bu kapsamda ilgili kanun maddesi gereğince 60.000,00 Euro alacağın % 20si olan 12.000,00 Euro'dan az olmamak üzere yerel mahkemece resen bir tazminata hükmedilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen, mahkemece de re'sen dikkate alınacak sebeplerle; istinaf başvurularının kabulüne, eksik tesis edilen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2023 tarihli, 2021/163 Esas, 2023/377 Karar sayılı kararın kaldırılarak/bozularak; açılan davanın reddi ile birlikte, İİK’nın 72/4. maddesi kapsamında müvekkilinin alacağını geç almasından kaynaklı uğradığı zarar için 60.000,00 Euro alacağın % 20si olan 12.000,00 Euro'dan az olmamak üzere resen tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının örneği incelendiğinde; davalı ... tarafından davacı ... San.ve Tic. Ltd. Şti., davalı ... ve davalı ... aleyhine 60.000,00 Euro bono, 5.983,56 Euro işlemiş faiz, 180,00 Euro bono komisyonu olmak üzere toplam 66.163,56 Euro üzerinden 24/07/2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip dayanağının 07/07/2015 düzenleme, 07/07/2018 vade tarihli, 60.000,00 Euro bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. Takibe konu senet örneği incelendiğinde; davacı şirketin keşideci, davalı ...'in avalist, davalı ...'ın lehtar olduğu, düzenlenme tarihinin 07/07/2015, ödeme tarihinin 07/07/2018 olduğu, bedelinin 60.000,00 Euro olduğu ve senedin arka yüzünde davalılar ... ve ...'a ait ciroların yer aldığı ve senet üzerinde nakden ya da malen ibaresinin yer almadığı görülmüştür. İhtiyati tedbir kararı; Mahkemece 24/02/2020 tarihinde Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında takip konusu alacağın tamamının davacı tarafından icra veznesine yatırılması halinde İİK 72/3. maddesi uyarınca dava değeri üzerinden %15 teminat yatırıldığında (62.921,55-TL) yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi için davanın taraflarıyla sınırlı kalmak kaydıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, teminatın davacı tarafça yatırıldığı, kararın uygulandığı tespit edilmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşme örneği incelendiğinde; 30/12/2015 tarihli, "Şirket ve Gayrimenkul Devir Sözleşmesi" başlıklı sözleşme olduğu, satıcı ..., satıcı ..., alıcı ..., tanık ..., tanık ... tarafından imzalandığı, aralarında davacı şirketin hisselerinin de bulunduğu üç ayrı şirket hisseleri ile bir kısım gayrimenkullerin devrine ilişkin sözleşme yaptıkları, sözleşme gereğince satıcılara 15.000,00'er Euro ödendiğinin, gayrimenkul devirlerinden sonra 285.000,00 Euro daha ödeneceğinin, bu paranın 1/3'ünün davalı ...'e ödeneceğinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Mut C. Başsavcılığının 2021/1810 soruşturma sayılı dosyasına davalı ... tarafından fotokopisi sunulduğu anlaşılan 07/07/2015 tarihli protokol incelendiğinde; davalı ...'ın davacı şirketin gayriresmi ortağı olduğu, ... tarafından hisse satışı yapılması halinde ... tarafından kendisine 60.000,00 Euro ödeneceği, bunun için ...'ın şirkete kefil olduğu 07/07/2015 keşide, 07/07/2018 vade tarihli 60.000,00 Euro bedelli senet düzenlendiğinin yazıldığı tespit edilmiştir. Dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan Mut Noterliğinin 13 Haziran 2019 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarname örneği incelendiğinde; keşidecinin ..., muhatabın ... olduğu, tapu ve şirket hisse devirleri nedeniyle ödenmesi gereken 110.000,00 Euro paranın kendisine ödenmesi için ...'a ihtarda bulunduğu tespit edilmiştir. Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ... olduğu, davacı ile davalı ... arasında 30.12.2015 tarihinde akdedilen şirket ve gayrimenkul devir sözleşmesine binaen tamamı davacıya ait ... Sanayi ve Limited Şirketi hisselerinin taraflar arasında akdedilen 30.12.2015 tarihli sözleşmeye göre kararlaştırılan 110.000,00 Euro hisse devir bedelinin ödenmemesi nedeniyle, 110.000,00 Euro’nun fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı ile yine hisse devir tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesap edilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi talebiyle dava açıldığı, UYAP üzerinden yapılan sorgulama ile yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda kararın kaldırıldığı tespit edilmiştir. Mut Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/1810 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçinin ..., şüphelilerin ..., ... ve ... oldukları, şüphelilerin üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan ise 25/03/2022 tarihinde 2022/606 Karar sayılı kararla kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. Davalı/Şüpheli ...'in alınan savunmasında özetle; şüphelilerden ... ile ... isimli şirkette gayri resmi olarak ortak olduklarını, bu ortaklıktan dolayı şirketin devri halinde hissesine karşılık ...'a 60.000,00 Euro ödeme yapılacağına dair protokol yaptıklarını ve ...'a bu meblağda senet düzenleyerek verdiğini, şirketi 110.000,00 Euro karşılığı ...'a devrettiğini, ...'ın bu durumu bildiğini, söz konusu senedi şirket defterine işlemeyi unuttuğunu, diğer şüpheli ...'ı tanımadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği; Davalı/Şüpheli ...'ın alınan savunmasında özetle; şüphelilerden ... ile ... Enerji isimli şirkette gayri resmi olarak ortak olduklarını, bu ortaklıktan dolayı şirketin devri halinde hissesine karşılık kendisine 60.000 Euro ödeme yapılacağına dair protokol yaptıklarını ve ...'in bu protokolden dolayı kendisine 60.000 Euroluk senet düzenleyerek verdiğini, ...'ın bu durumu bildiğini, ...'ın şirketi alacakları ve borçları ile devraldığını, ancak ...'ın ...'e şirket devrinden dolayı olan borcunu ödemediğini, ...'in de kendisine senet bedelini ödemediğini, bunun üzerine senedi cirolayıp başka bir borcuna karşılık olarak şüphelilerden ...'a verdiğini, ...'ten İstanbul ilinde bulunan kendisine ait 3 adet arsanın satışı karşılığında 60.000,00 Euro aldığını ancak sonrasında arsaları devredemediğinden aldığı paraya karşılık söz konusu senedi verdiğini, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği; Davalı/Şüpheli ...'ın alınan savunmasında özetle; dosya kapsamında ismi geçenlerden sadece ...'ı tanıdığını, 2018 yılında bu şahsa 60.000,00 TL borç verdiğini, buna karşılık İsmail'in kendisine Çatalca'da bulunan arsayı devredeceğini, ancak sonradan bu devri yapamadığını, bu sebeple kendisine söz konusu senedi cirolayarak verdiğini, kendisinin de alacağını tahsil etmek için senedi takibe koyduğunu, üzerine atılı bulunan suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

G E R E K Ç E: Dava, icra takibinden sonra açılan borçsuzluğun tespiti davasıdır. Mahkemece davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle, davalı ... hakkındaki davanın esastan reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf talepleri incelendiğinde; her ne kadar mahkemece davanın kabulüne dair gerekçe yazıldığı halde davanın reddine karar verildiği belirtilmişse de, Mahkeme gerekçesinde buna ilişkin bir çelişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir.Davacı vekilinin yemine ilişkin istinaf talebi incelendiğinde; davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı, Mahkemece davacı vekiline davalılara yemin teklif etme hakkını hatırlatmadan davanın reddine karar verilmişse de, davacı tarafça senedin sahte olarak düzenlendiği iddia edildiğinden, HMK’nun 226/1-c maddesi uyarınca bu husus yemine konu olamayacağından, istinaf talebi kabul edilmemiştir. Davacı vekili ticari kayıtlarının incelenmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde, defter ve kayıtlarda bulunmayan senedin muvazaa iddiasını kanıtlanamayacağı, bu nedenle incelenmesinin de muvazaa iddiası için gerekli olmadığı, Mahkemece inceleme yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak, her ne kadar Mahkemece davalı ... hakkındaki davanın icra dosyasında alacaklı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmişse de, davacı takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle de dava açılmış olduğundan, bonoda lehtar ve ilk ciranta olan ve taraf sıfatı bulunan davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf talebi ile davacı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı ... tarafından Mut C. Başsavcılığının 2021/1810 soruşturma sayılı hazırlık soruşturmasına delil olarak sunulan ve davalılar ... ve ... arasında imzalanan 07/07/2015 tarihli protokolün ve davalılar ... ve ...'ın hazırlık soruşturması sırasında alınan ifadelerinin davacının iddiaları kapsamında incelenerek, davalı ...'ın davada taraf sıfatı bulunduğu da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı ... vekilinin istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/04/2023 tarihli 2021/163 E. - 2023/377 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı ... vekilinin istinaf talebi incelenmediğinden istinaf peşin harcının talebi halinde davalı ...'a iadesine, 5-Davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 29/04/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1412, K. 2025/567, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1412-e-2025-567-k-acc429d1cab0