Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/925 E. 2022/856 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/925
- Karar No
- 2022/856
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/925
KARAR NO : 2022/856
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/02/2022
NUMARASI : 2020/264 E. 2022/40 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Gemi ve yük alacaklılığından kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, davasında özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin toplam ağırlığı 3.230 metrik ton olan 159 adet rulo sacın İskenderun Limanı'ndan İzmit Limanı'na taşınması için e-posta yolu ile bağlama notu (recap) üzerinde mutabakata vardıklarını, 11.08.2017 tarihinde navlun sözleşmesinin akdedildiğini, 18.08.2017 tarihinde yükün Türk Bayraklı ... gemisine yüklendiğini ve akabinde gemi kaptanının konşimento düzenlediğini, yapılan kontrollerde denize, yüke ve yola elverişli bulunan geminin 18.08.2017 tarihinde saat 14.00 sularında çıkış yaparak İskenderun Limanı'ndan ayrıldığını, ancak kısa bir süre sonra makine dairesinden su almaya başladığını, kaptanın mürettebatı ile derhal gerekli önlemleri aldığını, ve geminin yükleme limanına geri dönmek zorunda kaldığını, bunların ardından müvekkilinin hak kazanmış olduğu navluna ait faturayı davalıya gönderdiğini, fakat davalı tarafından faturaya ne bir itiraz ne de bir ödeme yapılmadığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine Anadolu ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, e-posta yolu ile navlun sözleşmesi kurulabileceğini, ... ile akdettikleri sözleşmede , navlunun yüklemeden itibaren 3 gün içerisinde ödeneceğini kararlaştırdıklarını, yükleme limanında yükün gemiye yüklenmesiyle birlikte müvekkilinin navluna hak kazandığını, geminin elverişliliğine ilişkin tüm sörvey ve kontrollerin eksiksiz biçimde yapıldığını, geminin denize elverişli halde limandan ayrıldıktan 3saat sonra makine dairesinden su alıp limana geri dönmek zorunda kaldığını, arızanın seferden önce taşıyan ve idare tarafından yapılan kontrol ve sörveylerde ortaya çıkmadığını, dolayısıyla müvekkilinin TTK 1141/2 hükmü gereğince mesul tutulamayacağını, TTK m.1179 uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun gündeme gelmeyeceğini, bu hususun 18.08.2017 tarihli kaptan raporuyla sabit olduğunu, davalının müvekkili şirkete navlun borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin 20.10.2017 tarihinde navlun alacağını davalıya fatura ettiğini, davalının navlun borcunu ödemediği gibi faturaya da TTK m.21/2 de kendisine tanınan süre içinde itiraz etmediğini, davalı borçlunun haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; TTK m.1246/1'de navlun sözleşmelerinden doğan bütün alacakların bir yılda zaman aşımına uğrayacağının düzenlendiğini, zamanaşımının alacağın muaccel hale gelmesiyle birlikte işlemeye başlayacağını, yükleme tarihinin 18.08.2017 olduğunu, yükleme limanına geri dönmenin aynı gün olduğunu, davacının icra takip tarihinin Ağustos 2019 olduğunu, bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, Dörtyol İcra Daireleri ve Dörtyol Mahkemelerinin yetkili mahkemeler olduğunu, taraflar arasında navlun sözleşmesi bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde navlun sözleşmesinin sunulmadığını, dava konusu olayda davacı taşıyanın sorumluluğunun mevcut olduğunu, olay günü hava ve denizin normal olduğunu, bu yüzden navlun talep edilemeyeceğini, ISM güvenlik sistemi kurulmamış olan gemilerde taşıyanın sorumluluktan kurtulamayacağını, taşıyanın sorumluluğunu sınırlandıran veya daraltan hükümlerin TTK uyarınca geçersiz olduğunu, tüm defi ve itirazlarının kabul edilmemesi halinde, mesafe navlunu uygulanması gerektiğini, TTK m. 1210 uyarınca geminin aldığı mesafe, riziko ve katlanılan zahmete göre mesafe navlununun hesaplanması gerektiğini, bu kabul edilse bile zamanaşımı süresinin dolduğunu, bağlama notunu, tüm itirazlarını tekrar ettiklerini, bu itirazları kabul edilmese dahi davanın bağlama notundaki tahkim şartı sebebiyle reddi gerektiğini, tahkim şartının dava şartı olduğunu, davanın HMK ya göre basit usulde görülecek olduğunu, dava dilekçesinde ayrı bir dilekçe ile delillerin sunulacağı belirtilmişse de hukuken buna imkan olmadığını, HMK 318. Maddesine göre tüm delillerin dava dilekçesinde bildirilmesi ve ekinde sunulmasının esas olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davaya konu hadisede ; 18/08/2017 tarihinde yükün ... gemisine yüklendiği ve akabinde gemi kaptanının konşimento düzenlediği, 18/08/2017 tarihinde saat 14.00 sularında geminin çıkış yaparak İskenderun Limanı'ndan ayrıldığı, ancak kısa bir süre sonra makine dairesinden su almaya başladığı, bunun üzerine yardım talebinde bulunulduğu ve geminin yükleme limanına geri dönmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla, yük aynı gün yükleme limanına geri dönmüştür. Navlun sözleşmesi gemi varma limanına ulaşamadan yükleme limanına geri dönmek suretiyle sona ermiştir. Diğer bir anlatımla, navlun sözleşmesi varma limanında yükle ilgiliye yükün teslimi gerçekleşmeden geminin yükleme limanına geri dönmesi ile sona ermiş, davacı taşıyan navlun sözleşmesi ile üstlendiği yükü taşıyarak ilgiliye teslim borcunu ifa edememiştir. Zira davacının da belirttiği gibi gemi su almaya başlayarak yükleme limanına geri dönmek zorunda kalmıştır. Navlun ücreti, taşıyanın yükü deniz yoluyla taşıyarak ilgilisine teslimi karşılığında ödenen ücrettir. Farkı bir ifadeyle , taşıyanın yükün kararlaştırıldığı şekilde taşıması ve ilgiliye teslimi karşılığında navlun ücreti ödenmektedir. Dava konusu olayda yükün kararlaştırıldığı şekilde taşınmadığı, varma limanında ilgilisine teslim edilmediği açıktır. Bu sebeple, navlun alacağının muaccel olması bakımından olası boşaltma tarihinin değil, yükün yükleme limanına geri döndüğü tarihin esas alınması gerektiği mahkemece kabul edilmiştir. Yükün 18/08/2017 tarihinde yükleme limanına geri döndüğü ve navlun alacağına ilişkin alacağın 1 yılda zamanaşımına uğraycağı göz önünde bulundurulduğunda alacağın zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmediği, icra takibinin başladığı 08/08/2019 tarihinde zamanaşımı süresinin geçtiği kabul edilmiştir. Zira davacı vekili de dava dilekçesi ile borcun ya yükleme limanında yükleme ile ya da boşaltma limanında muaccel olacağını belirterek, taraflar arasındaki navlun sözleşmesi gereği Gencon 94 hükümlerinin uygulanacağını ve buna göre taraflarca navlunun peşin ödeneceği kararlaştırıldığından, navlunun yükleme limanında muaccel olduğu hususunun ortada olduğunu bizzat açıklamıştır. Açıklanan nedenlerle alacağın muaccel olduğu 18/08/2017 tarihinden itibaren TTK 1246 maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmeyen alacak bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine ilişkin aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Önceki beyanlarını tekrarlamış ve dava konusu yükün 18.08.2017 tarihinde gemiye yüklendiğini, geminin çıkış yapmasından kısa bir süre sonra makine dairesinin su almaya başladığını, gerekli önlemler alınmasına rağmen suyun gemi içerisindeki yükselişinin önlenemediğini, bu sebeple geminin yükleme limanına geri dönmek zorunda kaldığını, TTK'nın 1246/2. maddesi uyarınca navlun alacağının muaccel olacağı tarih hesaplanırken ilk derece mahkemesince TTK'nın 1197. maddesinin tamamen göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, zira somut olayda davalı tarafından eşyanın teslimine ilişkin veya teslimi istemine dair herhangi bir belge bulunmadığını, Taraflarınca borcun muaccel olduğu tarihe ilişkin olarak 02.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelere de itiraz edilmesine rağmen ek rapor alınmaksızın itirazların göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, Dava açılısından önce taraflarınca 13.06.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiğini, dolayısıyla somut olayda TBK'nın 149. maddesinin dikkate alınması gerektiğini, yani borcun muaccel olduğu tarih kesin belirlenebilir nitelikte değil ise en erken ihtarnamenin gönderildiği tarih ve her halde davaya esas icra takip tarihinde alacağın muaccel olduğunun da değerlendirilmesi gerektiğini, Bir an için borcun zamanaşımına uğradığı kabul edilse dahi davalı vekilinin zamanaşımı definin süresinde ileri sürmediğini, zira davalı tarafın icra takibinde zamanaşımı itirazda bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz yoluyla yük taşımaktan kaynaklı navlun alacağının tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 1246. maddesi gereğince zamanaşımı definde bulunulmuş olup anılan maddede, ''1188. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanışına uğrar. Bu süre alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalı vekili, esasa cevap süresi içerisinde zamanaşımı defini ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince de zamanaşımı defi haklı bulunmuş ve dava bu nedenle reddedilmiştir.İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., Borçlunun ..., asıl alacağın 36.696,64 USD, işlemiş faizin 3.927,04 USD, toplam alacağın 40.623,68 USD olduğu, takip sebebi olarak 20.10.2017 tanzim ve 26.10.2017 vade tarihli ... gemisi İskenderun Yılport Liman Nakliyet hizmet bedeli olarak gösterildiği; borçlu vekilinin itirazında, ödeme emrinin taraflarına usulsuz tebliğ edildiğini, icra takibinin taraflarınca 02.09.2019 tarihinde haricen öğrenildiğini, 02.09.2019 tarihli itiraz dilekçesiyle beyan etmiştir. Müvekkili şirketin merkezi Dörtyol/Hatay'da olduğundan icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, takip dayanağı faturada belirtilen hizmetin müvekkili şirkete verilmediğini bu sebeple takip dayanağı faturaya ve içeriğine itiraz ettiklerini bildirmiştir. İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında aldırılan 02.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; 18.08.2017 tarihindeki yükün ... gemisine yüklendiği, akabinde gemi kaptanı tarafından konişmento düzenlendiği, geminin 18.08.2017 tarihinde saat 14.00 sularında çıkış yaparak İskenderun Limanından ayrıldığı, ancak seyir halindeyken kısa bir süre sonra makine dairesi su almaya başladığından geminin aynı gün içerisinde limana geri dönmek zorunda kaldığı, dolayısıyla somut olayda yükün alıcısına tesliminin gerçekleşmediği belirtilmiştir. Somut olayda konşimentoya ekli olarak 11.08.2017 tarihli ... taşıma sözleşmesinin yapıldığını, aynı zamanda konşimentoda “Freight payable as per Charter Party dated:11.08.2017" hükmünün bulunduğu, fixture recap (bağlantı özeti) son maddesinin 21. Maddesinde açıkça; diğer durumlarda esas şartlara uygun olarak makul şekilde tadil edilmiş temyiz ... hükümlerin kiracının ifa edilmiş ... proforma çarter partisindeki gibi olduğunun belirtildiği, dolayısıyla uyuşmazlığın temelinde çarter parti anlaşmasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bağlama özetinin 23. maddesinde malikin belli koşullarda Carter'ın ana sözleşmesindeki yükün yüklenmesi sırasında deniz suyundan ve geçişlerinden korunması hariç diğer tüm zararlarda sorunlu olduğu ve zararı ödeyeceği düzenlenmiştir. Bağlama özetinde yükün yükleneceği İskenderun limanına tahmini varış zamanı olarak 16.08.2017 tarihinin gösterildiği, yine konçello: 16/17 Ağustos 2017 ibaresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Taşıyanın gemiyi yüklemeye hazır bulundurmak zorunda olduğu tarihe kançello günü denir. Sözleşmede kançello günü olarak nihai bir tarih belirtildiği takdirde taşıyan gemiyi hazır bulundurmazsa, taşıtan farklı herhangi bir şey yapmadan sözleşmeyi feshetme hakkı elde eder. Somut olayda kançello tarihine ilişkin olarak bağlama özetinde yüklemenin en erken 16 Ağustos 2017 en geçte 17 Ağustos 2017 tarihinde başlayacağı belirlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta yükün gemiye 18.08.2017 tarihinde yüklenmiş olduğu anlaşılmakla yüklemenin başlamış olduğu tarih konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bağlama özetinde yükün varış limanına hangi tarihte ulaşması gerekeceğine ilişkin bir vade günü belirtilmemiştir. Ancak bağlama özetinin 8. maddesinde; yükün boşaltma işlemine başlanmadan önce konşimentoların imzalanmasının ardından üç iş günü içinde navlunun tamamının ödeneceği belirtilmektedir. 9. maddesinde ise konşimento üzerinde, "temizdir kaydı + navlun Charter partiye göre ödenebilir veya navlun kiracının obsiyonundan önceden ödenir..." şeklinde ibare bulunduğu görülmüştür. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde; yükün 18.08.2017 tarihinde çıkış yaparak İskenderun Limanından ayrıldığını, kısa bir süre sonra geminin makine dairesine su almaya başladığını, tüm müdahalelere rağmen suyun yükselişinin önlenemediğini, yardım talebinde bulunarak yükleme limanına geri dönüldüğünü, hak kazanılan navlun faturasının davalı tarafa gönderildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine de Kartal ... Noterliğinin 13.06.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bahsi geçen faturanın yedi gün içinde ödenmesinin davalıya ihtar edildiğini öne sürmektedir.Davalı vekili esasa ilişkin cevap dilekçesinde; somut olaydaki yükleme tarihinin 18.08.2017 olduğunu, geminin aynı tarihte yükleme limanına döndüğünü, davacı tarafın 2019 Ağustos ayı içinde takip başlattığını, ancak zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, bu sebeple zamanaşımı dolduktan sonra takibin yapıldığını belirterek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalının zamanaşımı define yönelik olarak TTK'nın 1246 ve 1197. maddelerindeki düzenlemelerin yorumlanması gerektiğini, ancak davalının davaya konu eşyanın teslimin hangi tarihte istendiği hususunda hiçbir belgeyi dosyaya sunamadığını, hatta eşyanın tesliminin istenip istenmediğinin dahi belirsiz olduğunu, somut olayda geminin boşaltma limanına dahi ulaşamadığını, dolayısıyla huzurdaki davaya ilişkin zamanaşımı süresinin taraflarınca girişilen takip ile başlatılmış olduğunu, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığını ileri sürmektedir. Navlun sözleşmeleri Carter ve Kırk ambar sözleşmeleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Somut olayda Carter sözleşmesi mevcut olmakla sözleşme; bağlama özetinde belirtilmiş olduğu üzere davacı Donatan ve davalı satıcı (yükleten) arasında yapılmıştır. Yükleten yükün gönderilen tarafından teslim alınmasına kadar navlun borcunu ödemekle yükümlüdür. Gönderen alıcı boşaltma limanında yükü teslim almasıyla gönderilen satıcı navlun alacağından kurtulacaktır. Gönderilen ile taşıyan arasındaki hukuki ilişki de konişmento da yer alan düzenlemeler uygulanacaktır. Davaya konu konşimentoda yer alan “freight payable” ,kaydının yalnız navlun ücretine ait olduğu, bu kapsamda navlun ücretinden dava dışı alıcının sorumlu olduğu yönünde ibare bulunmuş olsa da ; TTK'nın 1237.maddesi uyarınca Carter taşımalarda ise konşimento yalnız taşıyan ile gönderilen arasında hüküm ifade edecek taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiye ise navlun sözleşmesi hükümleri uygulanacaktır. Esasen somut uyuşmazlıkta davalının taşıma işini gemide ortaya çıkan su alma olayı nedeniyle yerine getiremediği, yükün bu nedenle alıcısına tesliminin söz konusu olmadığı, yükün gemiye yüklendiği gün yükleme limanına geri dönerek yükü boşalttığı ve taşımayı gerçekleştiremediği sabittir. Bu nedenle somut olayda, navlun alacağının muacceliyeti bakımından TTK'nın 1197. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, somut olayda davaya konu navlun alacağı bakımından zamanaşımı süresinin hangi tarihte başladığının belirlenmesi gerekir. Geminin 18.08.2017 tarihinde, yani yükün taşınmak üzere gemiye yüklendiği gün, yükleme limanına geri döndüğü, geminin su alması nedeniyle taşıma yapılamadığından, yükün yükleme limanına tahliye edildiği tartışmasızdır. Bu durumda, davacının taşımayı gerçekleştiremeyeceğinin anlaşıldığı bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin başladığının kabulü gerekir. İlk derece mahkemesini bu konudaki değerlendirmesi isabetli olmakla birlikte bir an için aksi düşünülse bile, muacceliyetin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında düzenlenen bağlama özetinin 8. maddesinde, yükün boşaltma işlemine başlanmadan önce konişmentoların imzalanması ardından üç gün içinde navlunun tamamının ödeneceğinin belirtildiği görülmektedir. Davaya esas konişmento ise 18.08.2017 tarihinde, yani yükleme tarihinde düzenlenmiştir. O halde somut olayda alacağın, en geç bu tarihten üç gün sonrası olan 21.08.2017 tarihinde muaccel hale geldiğinin kabulü gerekmektedir. TBK'nın 154/2.maddesi uyarınca, alacaklı tarafından icra takibine girişilmesi, zamanaşımı süresini keser. Somut olayda davacı tarafın, İstanbul Anadolu ... İcra Müd. ... E sayılı dosyasıyla 08.08.2019 tarihinde icra takibine giriştiği anlaşılmaktadır. Navlun alacağının tabi olduğu zamanaşımı süresi, TTK'nın 1246. maddesi uyarınca alacağın muaccel olduğu tarihten (en geç 21.08.2017 tarihinden) itibaren bir yıl olup, zamanaşımı süresinin 21.08.2018 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından girişilen icra takibinin, zamanaşımının dolmasından uzunca bir süre sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, icra takibinden önce zamanaşımını kesecek başkaca bir işlem yaptığını kanıtlayamamıştır. Davacının davalıya gönderdiği ihtarname de zamanaşımı süresi geçtikten sonraya ilişkindir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinni istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin ve başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16.06.2022 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.