Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/805 E. 2026/792 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/805
- Karar No
- 2026/792
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/805
KARAR NO:2026/792
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/11/2021
NUMARASI:2020/745 Esas, 2021/818 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:15/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava;taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan, davacı yüklenici tarafından iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalı iş sahibinin itirazının iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı yüklenici vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki söz konusu olduğunu, takibe konu olan alacağın, davacı tarafından, davalının siparişi üzerine teslim edilen ürünlerden kaynaklandığını, davalının sipariş ettiği ürünlerin davalıya teslim edildiğini ancak davalının ürünlerin bedelini ödemediğini, belirterek, bu nedenle başlattıkları takibe davalı yan tarafından yapılan itirazın iptalini ve davalı aleyhine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı iş sahibi vekili; davacı yüklenici tarafından, davalı şirketin müşterisi olan ... firmasına 743 adet pantoton üretildiğini, dava korusu ödemenin nedeni olan ürünlerin, Fransa'daki alıcılar tarafından defolu üretim olduğu gerekçesiyle kabul edilmediğini, bu bilginin davalı şirkete ulaşması üzerine mail ve telefon yolu ile davacı firmanın haberdar edildiğini, davalı şirketin sorunu çözmek adına verdiği tüm uğraşlara rağmen; davacı tarafın olumlu bir yaklaşım göstermediğini, yine davacı tarafından üretimi yapılan, davalının mümessilliğini yaptığı bir firma olan ... firması için 152 adet ceket ürettiğini, oradan da ayıplı ürünlerin iade edildiğini, davacı şirketin alacağının büyük bölümünü ödediğini, hem de bu ihracattan alacağını alamadığını, ayrıca aynı firmaya yaptığı diğer ihracatların bedelini sadece bu ayıp ürünler nedeniyle alamadığını, davacı firmadan komisyon alacağı ile gümrük işlemleri masrafını da alamadığını, belirterek; davanın reddini ve kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini mahkeme aksi kanaatte olur ise davalı şirketin alacağının davacı tarafın alacağından mahsup edilmesini, talep etmiştir. Mahkemece 17.11.2021 tarihli karar ile; Kural olarak, kur farkı alacağının talep edilebilmesinin, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlı olduğu, somut olayda, davacının kur farkı alacağına dayandığı faturaların TL üzerinden düzenlendiği ve üzerlerinde döviz karşılığının gösterildiği, cari hesapta döviz borcundan dolayı ödemelerin yapıldığı tarihteki döviz kuru baz alınarak gerçekleştirildiği, kur farkı alacağının koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacının cari hesabına kaydettiği kur farkı alacağına ilişkin herhangi fatura düzenlemediği, taraflar arasında kur farkı alacağına ilişkin sözleşme bulunmadığı veya bu hususta anlaşıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, bilirkişi raporunda belirlenen defter kayıtlarına göre kur farkı için kaydedilen ve dava konusu edilen 3 kayıt dışında bir kayıt olmadığı, bu nedenle kur farkı alacağı yönünden tarafların ticari ilişkileri çerçevesinde bir teamülden de bahsedilemeyeceği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile;
1-Davalının 28.01.2021 tarihli cevap dilekçesinin 3. sayfasında ''Müvekkil şirket, ödemesini alamadığı (...) ve eksik aldığı (...) tutarlara rağmen davacı ...’e , yaklaşık 71.000 Euro olan ödemenin büyük bölümünü yapmış olup, bu hesaptan kalan bakiye de icra takibinde belirtilen 8.885,12 Euro değil, 8.550 Euro’ dur.'' şeklindeki beyanıyla; dava değerinin 8.500 Euro'luk kısmını açıkça kabul ve ikrar ettiğini,
2-Faturalarda görüleceği üzere malların döviz ve TL karşılığı ile fatura tarihindeki kur karşılığının birlikte gösterildiğini, dolayısıyla taraflar arasında kur farkı alacağına ilişkin ticari teamül meydana geldiğini,
3- Her zaman faturalarda döviz tutarı ile TL karşılığı belirtilerek; fatura kesildiğini ve davalının da bu şekilde kesilen faturaları kabul edip ödediğini,ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapıldığını; kalanının ise cari hesapta kur farkı olarak eklendiğini, ayrıca davalı firma, davacı şirketten aldığı malları doğrudan yurt dışına gönderdiği için bu malların ''ihraç kayıtlı'' olarak gönderildiğini, faturanın Euro üzerinden kesildiğini,
4- Konuya ilişkin Yargıtay 19. HD'nin 11.09.2018 tarihli 2017/3549 E. 2018/4033 K. Sayılı kararında; ''Mahkemece,...davacı tarafından kur farkına ilişkin bir fatura düzenlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. ...dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığınında gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." denildiğini,
5-Bilirkişi raporunda tarafların daha evvel yapmış olduğu alım-satım ve faturalarının değerlendirilmediği ve bu hususa ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında; süre gelen ticari iş ilişkisi bulunmaktadır. Somut olayda, davacı yüklenici vekili kur farkı alacağını takibe koymuş, davalı iş sahibinin takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasını ikame etmiştir. Mahkemece kural olarak, kur farkı alacağının talep edilebilmesinin, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlı olduğu, somut olayda, davacının kur farkı alacağına dayandığı faturaların TL üzerinden düzenlendiği ve üzerlerinde döviz karşılığının gösterildiği, cari hesapta döviz borcundan dolayı ödemelerin yapıldığı tarihteki döviz kuru baz alınarak gerçekleştirildiği, kur farkı alacağının koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacının cari hesabına kaydettiği kur farkı alacağına ilişkin herhangi fatura düzenlemediği, taraflar arasında kur farkı alacağına ilişkin sözleşme bulunmadığı veya bu hususta anlaşıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, bilirkişi raporunda belirlenen defter kayıtlarına göre kur farkı için kaydedilen ve dava konusu edilen 3 kayıt dışında bir kayıt olmadığı, bu nedenle kur farkı alacağı yönünden tarafların ticari ilişkileri çerçevesinde bir teamülden de bahsedilemeyeceği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dava ve takip konusu alacak kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan faturalarının incelenmesinde, faturaların Euro olarak düzenlendiği ve TL karşılığınında gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumludur. Mahkemece davacının kur farkı alacağının; alınacak rapor veya ek rapor ile ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/11/2021 tarih, 2020/745 Esas, 2021/818 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.