Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/736 E. 2025/1655 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/736
Karar No
2025/1655
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/736

KARAR NO : 2025/1655

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/02/2022

NUMARASI : 2020/123 Esas - 2022/81 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirketin Simav ve yöresinde üreticiden toplanan sütün Kütahya-Hisarcık'ta bulunan fabrikasına olan nakil işlemini uzun yıllar gerçekleştirdiğini ve 2014 yılı sonu itibariyle taraflar arasındaki ilişkiden müvekkili lehine 288.557,78 TL tutarında hesap bakiyesinin oluştuğunu, işbu bedelin ödenmesi hususunda gerçekleştirilen girişimlerin sonuçsuz kaldığını, ilaveten müvekkili adına ve bakiye alacak tutarı nispetinde elden ödemeye ilişkin belgelerin gerçek dışı düzenlendiğine ilişkin duyumlar karşısında alacağın tahsili için İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, takibin de itiraz ile durdurulduğunu, arabuluculuk girişimlerinin de anlaşamama ile neticelendiğini, Müvekkilinin davalı şirket adına ve yaklaşık 4 yıl boyunca süren ham süt nakliye işleminin muntazaman fatura edildiğini, işbu faturaların tarafların ticari defterlerine kayıt ve beyannamelere aynen yansıtıldığını, ödemelerin de müvekkili hesabına yapılan havale veya verilen çeklerin tahsili suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin 2014 yılı ticari kayıtlarına ilişkin muavin defterlerde yer alan 31.12.2014 tarihli bakiyenin talebini içeren ilamsız takibe karşı taraflar arasındaki var olduğunu iddia ettikleri ticari ilişkinin dahi inkâr ile müvekkiline herhangi bir borcun bulunmadığı, takibe yetkili icra dairesi de gösterilmeden yapılan usulsüz yetki itirazı yanında soyut olarak borca ve talep edilmediği halde işlemiş faiz alacağına dahi itiraz edildiğini beyanla; Davanın kabulü ile davalı şirketin takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkâr tazminatı ile mahkûmiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin uzun yıllardır Süt ve Süt Ürünleri sektöründe faaliyet sürdüren köklü bir firma olduğunu, ticari durumu kötüleşen davacı ... ... ve eşi ... ...'a müvekkili şirketin avans sağladığını, davacıya ait araç yakıtlarını müvekkili şirketin kendi kredi kartlarıyla ödemelerini gerçekleştirdiğini, çünkü müvekkili şirketin üreticiden toplanan sütlerin fabrikaya nakline ihtiyaç duyduğundan davacıya da nakliye konusunda ihtiyaç duymakta olduğunu, müvekkili şirket ile ... ... arasında süt nakliyesi ilişkisinin 2014 yılında ... ...'ın eşi ... ...'ın ticari işlerden dolayı piyasaya borçlanması sonucunda nakliye işini artık yapamayacaklarına bildirmeleri üzerine nakliye sözleşmesinin sonlandığını, sözleşmenin sona ermesiyle davacının, müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının kalmadığını, davacının eşi ... ...’ın üretici (müvekkili şirkete süt sağlayan köylü üretici) ile arasındaki ilişkiyi şantaj malzemesi yaparak, müvekkil şirketten batık durumda olduklarını ve kendilerine yardım etmeleri konusunda talepte bulunduğunu, ancak bu haksız ve yersiz talepleri sonuçsuz kaldığından, müvekkili şirkete husumet beslemeye başladığını ve icra takibine giriştiklerini, davalının iddia ettiği miktardaki bir alacağının varlığını ki davacı borca batık bir durumdayken, bu alacağını çok uzun (5 yıl) bir süre sonra gündeme getirip istemesinin de basiretli bir tacir ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu beyanla; öncelikle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı tarafından davalı şirketin Simav ve yöresinde üreticiden toplanan sütün Kütahya-Hisarcık'ta bulunan fabrikasına olan nakil işlemini uzun yıllar gerçekleştirildiği ve 2014 yılı sonu itibariyle taraflar arasındaki ilişkiden 288.557,78 TL tutarında hesap bakiyesinin oluştuğuiddiasıyla alacağın tahsili için İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile takip başlatıldığı görülmüştür. Davalı tarafça cevap dilekçesi ile “ticari durumu kötüleşen davacı ... ... ve eşi ... ...'a şirketin avans sağladığı ve davacıya ait araç yakıtlarını davalı şirketin kendi kredi kartlarıyla ödemelerini gerçekleştirdiği...” iddia edilmesi nedeni ile mahkememizce 08.09.2020 tarihli celse, 5 no.lu ara kararı ile “Davalı cevap dilekçesi ile avans sağlayıp araç yakıtlarının şirket tarafından ödendiği iddiasında bulunduğu görülmekle buna ilişkin açıklama yapmak ve belgeleri sunmak için isticvap yerine kaim olmak üzere davetiye tebliğine, tebliğden itibaren iki hafta kesin süre içerisinde beyanda bulunmak ve belgeleri sunmak üzere süre verilmesine, sunulmadığı takdirde bu yöndeki beyanının nazara alınmayacağı hususunun ihtarına,” şeklinde isticvap davetiyesi tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça herhangi bir belge ve bilgi sunulmamıştır. Her ne kadar davalı cevap dilekçesi ile zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; taraflar arasında temel ilişki nakliye hizmeti sözleşmesi olup takibin nakliye hizmeti gereği düzenlenen faturaya dayalı bakiyedeki alacak takibi olup 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olup TBK 154 maddesi uyarınca 23/12/2019 takip tarihi ile zaman aşımının kesildiği ve 10 yıllık zaman aşımı süresinde davanın açıldığı hususu nazara alınarak zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Anılan durum karşısında; Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi en son davacı faturası 31.10.2014 tarihli olup, anılan tarih itibariyle 308.557,78 TL olan davacı alacağına karşılık davalı tarafça 23.12.2014 tarihinde 20.000,- TL ödeme yapıldığı bu kapsamda davacı şirket alacağı 288.557,78 TL olup davacı şirket ticari defter kayıt ve belgelerine göre; davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle 288.557,78 TL borçlu olduğu, anılan tutarın tahsili amacıyla 24.07.2019 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, davalının, cari hesap bakiyesini oluşturan davacı faturaları içeriği hizmetin alınmadığı, faturaların tebliğ edilmediği yönünde itirazlarının bulunmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmakla takibe yönelik itirazın iptali ile takibin takip koşulları ile devamına karar vermek gerektiği ve takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak davanın kabulüne" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından, ileri sürdükleri itirazların yeterince değerlendirmeden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ve müvekkilinin süresi içinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, bunun üzerine davacı tarafından itirazın iptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davası açıldığını, davacı tarafın, 24.07.2019 tarihli, İzmir 17. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından başlattığı ilamsız icra takibinde, dosyaya takibe dayanak herhangi bir dayanak belge sunmadığını, kabul anlamına gelmemekle TTK. md. 101 maddesinde ifade edilen zaman aşımı itirazlarını tekrarla taraflar arasındaki iş ilişkisi davacının icra takip tarihinden önce yani 5 yıllık zaman aşımı süresi dolduğundan iddia konusu alacağın da zamanaşımına uğradığını, davacının haksız ve hukuksuz davasının reddi gerektiğini, beyanla İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08/02/2022 tarih 2020/123 E., 2022/81 K. sayılı davanın kabulüne dair kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, yurtiçi taşımaya dair bakiye alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık, icra takibinin usulüne uygun olup olmadığı, dava ve takip konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Taraflar arasındaki nakliye hizmeti ilişkisinden doğan 31.12.2014 tarihi itibariyle oluşan bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 288.557,78 TL alacağın tahsili istemiyle 24.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İİK'nun "Takip talebi ve muhtevası" başlıklı 58. maddesinin 2. Fıkra 4 bendi "4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;"nin takip talebinde gösterilmesi gerektiği , 2. Fıkrası ise "Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir" düzenlemesini içermektedir.Elinde kambiyo senedi ya da bir ilam olmayan ve alacağına icra yoluyla kavuşmak isteyen alacaklı; borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başvurabilir. Borçlu takibe itiraz ederse, alacaklı itiraz eden takip borçlusuna karşı, itirazın kaldırılması için icra hukuk mahkemesine başvurabileceği gibi genel mahkeme de itirazın iptali davası açabilir. Alacaklı itirazın kaldırılması yolunu seçtiği taktirde İİK 68. Maddede sayılan belgelerden birisine sahip olması gerekir.Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ile davacı alacaklı tarafından takip talebine eklenmeyen bir belgenin sonradan ileri sürülemeyeceği açıktır. İİK'nın 63/2. maddesinde "...Borçlu itiraz sebeplerini değiştirmez ve genişletemez..." düzenlemesi bulunmasına göre davacı alacaklının da takip talebine sonradan belge ekleyebilmesi ve takip talebine eklemediği belgeyi itirazın kaldırılması davasında bu belgeye dayanması mümkün değildir.Alacaklı, dar yetkili icra tetkik hukuk mahkemesi yerine doğrudan genel mahkeme de itirazın iptali davası açtığı taktirde alacaklının elinde İİK 68-68a maddelerinde belirtilen belgelerden birisi olabilir ya da olmayabilir. Bu durumda davanın konusu normal bir alacak davası ile aynı olup, dava normal bir alacak davasının tabi olduğu usul ve ispat kurallarına tabidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu vurgulanmıştır. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz ettiği alacak üzerine açılan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere, takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. (Emsal Yargıtay 3. H.D.'nin 2015/18122 Esas, 2016/1805 Karar sayılı 15/02/2016 tarihli ilamı) Davada toplanacak ve ispata ilişkin deliller de takibe konu alacağın niteliği ve niceliğine göre belirlenecektir. Eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkin olup, takip dayanağı faturaların takip talebine eklenmemiş olması takip hukukunu ilgilendiren bir husustur. Davacı tarafça dava dilekçesinde borcun sebebini açıklanarak ön inceleme aşamasında dayanak belgeler delil olarak sunulmuş olup, İİK'nun 58. ve 60. Maddeleri gereğince takip talebinde gösterilmesi zorunlu olan borcun sebebinin davaya konu icra takibinde belirtildiği gözetildiğinde bu yönüyle takipte bir eksiklik yoktur. Genel hükümlere göre görülmekte olan itirazın iptali davasında borç ve borcun sebebini değiştirmemek şartıyla, delil bildirme sürecinde takip talebine eklenmeyen faturaya dayanılarak ibrazı mümkün olup, itirazın iptali davasında davanın niteliğine göre yemin, keşif, bilirkişi incelemesi gibi delillere dayanmak da mümkündür. Bu delillerin icra takip talebine eklenmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında bu haliyle usulüne uygun bir talep bulunmadığından söz edilemez. Bu nedenle davalının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Dosya kapsamından taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmamakla birlikte taşıma ilişkisi bulunduğu, Simav ve yöresinde üreticiden toplanan sütün Kütahya-Hisarcık'ta bulunan fabrikasına naklinin davacı tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.Davacı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defterlerine göre 2014 yılı içinde davacının davalıya 10 adet süt teslim faturası düzenlendiği ve 2013 yılından devreden 217.442,88 TL borç bakiyesi ile birlikte davalıdan 31.12.2014 tarihi itibariyle 459.047,88 TL alacaklı görüldüğü, davacının davalıdan 2014 yılı içinde 7 kalem olarak görülen ve toplamda 170.490,01 TL ödeme aldığı ve sonuç olarak muavin kayıtlarına göre davacının davalıdan 31.12.2014 tarihi itibariyle 288.557,78 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı vekili, cevap süresi içerisinde 6100 sayılı HMK'nun 141.maddesince süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Zamanaşımı, kanunların ön gördüğü belli bir sürenin geçmesiyle bir hakkın kazanılmasına veya bir borçtan kurtulmaya imkan veren hukuki bir müessesedir. Borçtan kurtulma imkanı tanıya yönüyle zamanaşımı maddi hukuka ilişkin bir müessese olmayıp borçluya borçtan kurtulmasını sağlayacak savunma vasıtalarını sunsa da, gerçekte bizatihi kendisi borcu ortadan kaldırmaz; sadece alacağın istenebilmesi hakkını zaman itibariyle kısıtlar. Diğer bir deyişle, bir maddi hukuk kurumu olmayan zamanaşımı bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımından zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Borç varlığını sürdürdüğü halde borçlu zamanaşımı müessesine dayanarak artık o borcun kendinden istenilemeyeceğini savunabilir; yargılama usulüne ilişkin kurallar kendisine böyle bir zamanaşımı def'inde bulunma imkanı tanır. Zamanaşımına uğrayan borç eksik bir borçtur. Zamanaşımı müessesinin bu yapısının doğal sonucu olarak borçlu tarafından kanuni süre içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı taktirde Hakim tarafından resen nazara alınamaz. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 855. maddesi "Bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğünü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem hakları on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar" şeklindedir. Madde gerekçesinde dördüncü kitap hükümlerine tabi taşımadan doğan her türlü talep haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu açıklanmış olup, bu nedenle taşıma sözleşmesinden doğan ücret vs alacaklar da bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Eşya taşıması halinde bu süre aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca eşyanın gönderilene teslim tarihinden itibaren başlayacaktır.Somut olayda; davacı tarafından iddia edilen alacağın dayanağı TTK'nın dördüncü kitap hükümlerinde düzenlenen taşıma sözleşmesi olduğundan, ücret alacağı da olsa bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacı tarafından taşımaya konu süt emtiasının tesliminden sonra faturaların düzenlenmesi sebebiyle bir yıllık süre, son fatura tarihinden itibaren başlayacak olup, davacı tarafından düzenlenen son faturanın tarihinin 31.10.2014 olduğu ve davacı tarafından 24.07.2019 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı gözetildiğinde takip ve dava tarihinde 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Buna göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı alacaklı takip başlatmakta haksız ise de kötüniyetli olduğu dosya kapsamındaki delilleri ile ispatlanamadığından davalı vekilinin yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 3.485,06 TL harcın alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 2.869,66 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T hükümleri uyarınca 46.169,24 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.320TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 50,00 TL olmak üzere toplam 270,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/736, K. 2025/1655, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-736-e-2025-1655-k-fbb76ed1e7c4