Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/595 E. 2025/1754 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/595
Karar No
2025/1754
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/595

KARAR NO : 2025/1754

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/02/2022

NUMARASI : 2020/381 Esas - 2022/123 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin %44 oranında paya sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığının iptali talep edilen genel kurul toplantısı öncesinde hileli bir şekilde dava dışı ... ... tarafından ele geçirildiğini; bu yönetim kurulu başkanının hukuka aykırı işlemler ve usulsüzlükler yaptığını; davalı şirketin 09/03/2020 tarihli 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 2, 3, 4 ve 5 numaralı kararların yasaya, şirket ana sözleşmesine, objektif iyiniyet kurallarına ve usule aykırı olduğunu; gündemin 2 ve 3 numaralı kararıyla alınan yönetim kurulu faaliyet raporlarının ve şirket bilançosunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin incelemesine gönderilmediğini; yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin gündemin 4.maddesiyle herhangi bir karar alınmadığını, ... ... ile Ayten ...'in ibra edilmediğini; YK üyelerinin seçilmesine ilişkin gündemin 5.maddesiyle alınan kararın yasaya, ana sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, ibra edilmeyen YK üyelerinin yeniden seçilmesinin mümkün olmadığını, yine yönetim kurulunun kaç kişiden oluşacağına yönelik belirleme yapılmadan gündemin bu maddesinin onaylandığını, ana sözleşmeye aykırı olarak genel kurulda müzakere edilmeden iki kişinin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, alınan kararlara muhalefet şerhlerinin yazdırıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı şirketin 09/03/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 2, 3, 4 ve 5 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketteki imza yetkisini kötüye kullandığını, şirket adına yapması gereken ödemeleri yapmadığını, bu nedenle ödemelerin ... ... tarafından yapıldığını, imza yetkisinin kötüye kullanılmasından dolayı ana sözleşmenin temsile yönelik düzenlemenin değiştirilmesi amacıyla genel kurulun toplantıya çağrıldığını ancak, davacının imza vermemesi nedeniyle karar alınamadığını, akabinde alınan mahkeme kararı doğrultusunda atanan kayyım ile genel kurulun toplantıya çağrılarak genel kurulda ana sözleşme değişikliğinin kabul edildiğini, davacının şirkette birçok usulsüzlük yaptığını, bu hususta İstanbul CBS'na suç duyurusunda bulunulduğunu; davacının yönetim kurulu toplantılarına çağrıldığını ancak, katılmadığını, bu çağrının şekle tabi olmadığını, sözlü olarak gerçekleştirildiğini; davacının somut herhangi bir delile dayanmadan şirket genel kurul kararlarının iptalini istediğini, davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, tüm evrak, raporlar ve kayıtların incelemesine açık olduğunu, şirketin 2010 yılından bu yana gayri faal olduğunu, şirketin haklı sebeple feshi istemli dava açıldığını; YK üyelerinin ibrasına ilişkin maddenin iptalinin istenemeyeceğini, YK üyelerinin tekrar seçilmesinin ibra ile ilgili olmadığını, YK'nun TTK ve ana sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Yönetim Kurulu Üyelerinin Seçimine ilişkin gündemin 5.maddesiyle alınan kararın iptali istenilmiş ise de; benimsenen bilirkişi kurulu raporunda açıklandığı üzere, şirket ana sözleşmesinde ve kanunda, ibra edilmeyen YK üyelerinin tekrar seçilemeyeceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı; diğer yandan, üye sayısının alt ve üst sınırının anasözleşmede gösterildiği hallerde, genel kurulda öncelikle YK üye sayısının belirlenmesi yönünde herhangi bir düzenleme bulunmadığı; her ne kadar uygulamada öncelikle üye sayısı belirlenip seçimi yapılmakta ise de, somut olayda, üye sayısının ve seçimlerinin birlikte yapılmasıyla alınan kararın iptalini gerektirecek bir durum olmadığı, her iki uygulamanın da aynı sonuçları doğurduğu, dolayısıyla alınan kararın yasaya ve ana sözleşmeye aykırılığından bahsedilemeyeceği kanaatine varıldığından bu yöndeki istemin reddine, " karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kuruluşu, ortaklık ve yönetim kurulu yapısı ile davacı ... ...’in şirket hissedarlığına ilişkin açıklamalarının, davaya konu edilen ve iptali talep etmekte olunan genel kurul kararları ve muhalefet şerhine ilişkin açıklamalarının ... ... San. Ve Tic. A.Ş’nin 09.03.3020 tarihinde gerçekleştirilen 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul tutanağında 2, 3, 4 ve 5 numaralar alınan kararlar yasaya, şirket ana sözleşmesine, özellikle objektif iyiniyet kurallarına ve usule aykırı olduğundan haklı davanın kabulü gerekirken reddinin hukuken isabetsiz olduğunu, mahkeme dosyasına ibraz edilen bila tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rapora karşı ileri sürülen itirazların dikkate alınmadığını, sunulan deliller ışığında ek rapor alınması gerekirken eksik ve hatalı değerlendirme sonucunda nihai karar verildiğini, bu nedenle nihai kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, davalı şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ait 09/03/2020 tarihli olağan genel kurulunda alınan 2, 3,4 ve 5 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davaya konu genel kurul toplantısının ortakların tamamının katılımı ile gerçekleştiği ve kararların davacı ... ... ile birlikte ... ... ve ... ... Vekilinin muhalefeti ile ve oy çokluğu ile alındığı görülmektedir. Davalı şirketin TTSG kayıtlarına ve hazirun cetveline göre ortaklık yapısı ve pay oranları şöyledir:Pay Sahibi Payların Toplam İtibari Değeri Pay Oranı... ... 8.092.680,00-TL%51Mehmet 6.981.920,00-TL %44 ... ...396.700,00-TL%2,5Hande ...396.700,00-TL%2,5Genel kurul kararları birer hukuki işlemdir. Hukuki işlemlerin sakatlığı ve bunlara bağlanan yaptırımlar genel olarak borçlar kanununda düzenlenmiştir. TBK 27 ve 30 gibi. Bu durumda butlan ve yokluk hallerinin sonuçları bakımından TBK 27 hükmüne tabi olmakla birlikte sebepleri hakkında TTK da yapılana özel düzenleme geçerlidir. TTK da butlan halleri hakkında düzenleme içermekle birlikte yokluk müeyyidesinin hangi hallere ilişkin olduğuna dair bir düzenleme içermemektedir. Bu durumda “yokluk” müeyyidesiyle ilgili genel hükümlere müracaat gerekmektedir.Bir genel kurul kararının kurucu unsurlarının olmaması halinde karar "yok" hükmündedir. Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Uygulamada karar alınmadığı halde alınmış gibi gösterilmesi, Bakanlık temsilcisinin bulunması gereken toplantılarda bulunmaması, sahte imza ile karar alınması, usulüne uygun davet ve toplantı yapılmaması, toplantı yapılmadan elden dolaştırma usulü ile imzaların alınması, mektup, e posta ile genel kurul kararı alınması gibi durumlar kurucu ve şekli unsur eksikliği nedeniyle yok hükmünde görülmektedir.Borçlar hukukuna göre butlan bir hukuki işlemin hukuk düzeni tarafından öngörülen geçerlilik şartlarını içermemesi nedeniyle başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmamasıdır. Geçersiz hukuki bir işlem, sözleşme ya da karar kurucu unsurları içermekle birlikte geçerlilik unsurlarından kamu düzenini ilgilendirecek derecede önemli olanları içermemesi halidir. Geçersizlik halleri genel kural niteliğindeki TBK 27 maddede düzenlenmiştir. Genel kurul kararı şekil ve usul bakımından geçerli olmakla birlikte konusu itibarıyla TBK 27 ye aykırı ise geçersizdir. Alınan bir genel kurul kararı TBK 27 maddesine göre kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız ise hükümsüzdür.Bu genel düzenlemenin yanında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 447 Maddesinde, genel kurulun, özellikle; Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. İptal davasından farklı olarak genel kurul kararlarının butlanı TTK'nın 447'nci maddesinde düzenlenmiş ve herhangi bir süre ile sınırlandırılmamıştırGenel kurul kararlarının Yokluk ile Butlan sebepleri birbirinden farklı olmakla birlikte müeyyidesi bakımından bir farklılık yoktur. Her iki sebebe dayanan tespit istemleri zaman aşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadan ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir. Genel kurul kararlarının butlanı yada yokluğunun tespiti istemi kural olarak herhangi bir süreye tabi değilse de bu hak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmayacak şekilde dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmaldır. Ögretide ve Yargıtay uygulamalarında bu hususun ileri sürülmesi bir kararın uygulanmasını ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca itiraz etmeden rıza ve tahammül gösterilip de sonradan butlanın ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararlarının butlanı eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplamayadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanı tespiti dava etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde sayılmıştır. Kesin hükümsüzlüğün ileri sürülmesi hakkının kötüye kullanılması mahiyetinde ise kesin hükümsüzlüğü ileri süren korunmaz.Genel kurulun, yasaya ve esas sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından toplantıya çağrılması halinde, o genel kurulda alınan kararlar yok hükmünde kabul edilir. (bkz. Hasan Pulaşlı, Şirket Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, Ankara 2021, s. 354) Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması da; genel kurulun toplanması için çağrı yapan kişi ya da kurulun toplantıya çağrı yapmaya yetkili olmaması halinde yapılan çağrının yok hükmünde olduğu, bu çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde olduğu yönündedir(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/1052 esas, 2022/763 Karar sayılı 01/02/2022 tarihli, 2015/3475 esas 2015/10856 karar sayılı, 21/10/2015 tarihli; 2005/14116 esas, 2007/5618 karar sayılı, 10/04/2007 tarihli kararı ). TTK'nun 416 maddesi, çağrısız genel kurul toplantısı yapılması için, pay sahiplerinin tamamının ortak iradesini arar. Dolayısıyla çağrısız genel kurulun varlığından bahsedebilmek için pay sahiplerinin tamamının toplantıya katılmış olması yeterli değildir. Bir kez toplantı çağrısı yapılmış ise artık çağrılı genel kurula ilişkin TTK'nun 410 ila 415 maddelerinde düzenlenen usule uyulması zorunlu olup, çağrısız genel kurula ilişkin TTK'nun 416 maddesi usulünün uygulanması ihtimali ortadan kalkar. TTK'nun 410/1 maddesi uyarınca genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ve görevi yönetim kuruluna ve görevleri ile ilgili konularla sınırlı olmak üzere tasfiye memurlarına aittir. Somut olayda iptali istenilen 2017 ve 2018 yıllarına ait olup 09/03/2020 tarihinde yapılan genel kurul çağrısına ilişkin 2020/2 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/172 E. 2020/382 K sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği, kararının istinaf üzerine İstanbul BAM 12. Hd. 2020/1484 e. 2021/781 K sayılı ilamı ile istinaf isteminin reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hd. 2021/6232 E. 2023/653 K. Sayılı ilamı ile; TTK 390 maddesindeki düzenlemeye riayet edilmeksizin alınan kararın anonim şirketin temel yapısına bozucu nitelikte olduğu, kararın yok hükmünde olduğu gerekçesi ile BAM kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu 2023/485 Esas, 2023/718 K. Sayılı ilamı ile "Davanın kabulüne, Davalı şirketin 2020/02 karar nolu 13/02/2020 tarihli 2017-2018 yılı Olağan Genel Kurul toplantısı gündemli yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine," karar verildiği kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. HD. 2024/1613 E . 2024/6929 K. Sayılı ilamı ile onanmasına 01.10.2024 tarihinde kesin olarak karar verildiği görülmektedir. Davalı şirketin genel kurulun çağrısına ilişkin 2020/02 sayılı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu kesinleşen yargı kararı ile sabittir. Bu haliyle usulsüz çağrı ile yapılan genel kurul kararı yok hükmündedir. Bir an için tüm ortakların genel kurula katılmış olmaları nedeniyle çağrısız genel kurul şartlarının oluşmuş olabileceği düşünülse dahi genel kurul toplantı tutanağında şirket ortağı ... ... vekilince 2020/02 sayılı yönetim kurulu kararı hakkında dava bulunduğu bu nedenle genel kurul yapılması ve karar alınmasının mümkün olmadığına dair itirazı karşısında çağrısız genel kurul şartlarının da oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda genel kurul kararın yok hükmünde olduğunu tespiti gerekirken davanın reddine dair verilen kararda isabet bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davalı şirketin 09/03/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yıllarına ait olağan genel kurulunda alınan 2, 3,4 ve 5 numaralı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, 2-Alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan, başlangıçta peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 561,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu bilirkişi ücreti 3.500,00 TL ve posta gideri 156,75 TL olmak üzere toplam 3.656,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333. maddesi gereğince yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta gideri 61,20 TL olmak üzere toplam 281,90 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/595, K. 2025/1754, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-595-e-2025-1754-k-52bacd0abe2b