Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/700 E. 2025/598 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/700
- Karar No
- 2025/598
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/700 KARAR NO : 2025/598 KARAR TARİHİ : 10/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2021 NUMARASI : 2020/... Esas, 2021/... Karar
DAVACI : ... - TCK NO:..., ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/04/2025 YAZIM TARİHİ : 10/04/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... esas ve 2021/... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif üyeleri ... ve ...'in 30/10/2014 tarihinden itibaren kullanacakları kredilerin teminatına mesken vasıflı taşınmazı 150.000,00.TL limitle sınırlı olarak ipotek ettirildiğini, kooperatif yönetiminin kredileri iptal ettirerek kullandırmadığını, müvekkiline ait taşınmazın ipoteğin geçmiş borçları kapsadığı iddiasıyla kredi borçluları ve ipotek borçlusu müvekkili aleyhine Adana 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/... ve 2015/... esas sayılı dosyalarında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, ipoteğin 30/10/2014 tarihinden sonra kullandırılacak kredilere teminat oluşturduğundan bahisle takibe itiraz edildiğini, itirazın Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/... esas ve 2015/... esas sayılı dosyalarıyla reddedildiğini, ipotek teminatının güvence oluşturduğu alacağa bağlı feri nitelikte sınırlı bir ayni hak olduğunu, ipoteğin temin ettiği 150.000,00.TL'lik kredilerin kullandırılmadığını, ipoteğin doğmuş borçları kapsamadığını, temin ettiği bir alacak bulunmadığından müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti ile ipoteğin fekkini gerektiğini, davalı kooperatifin başkaca rehinleri olmasına rağmen asıl borçlu ve kefillerinin şahsi malvarlığına yönelik bir işlem başlatmamasının kötüniyetinin göstergesi olduğu iddialarıyla kullandırılmayan krediler nedeniyle müvekkilinin 150.000,00.TL borçlu olmadığnın tespitine ve takipteki alacağın %40'ından az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacının maliki olduğu Adana ili, Seyhan ilçesi, Kanalüstü Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı ana taşınmazda mevcut B Blok, 1. Kat ... nolu bağımsız bölümün tapu kaydı üzerinde davalı kooperatif lehine 150.000,00.TL bedel üzerinden ... yevmiye numarasıyla 30/10/2014 tarihinde 1.ve 2.derecede ipotek tesis edildiği, söz konusu ipotek tesisi sözleşmelerinde dava dışı ... ve ... adlarına ayrı ayrı "... açılan 150.000,00.TL ve bundan sonra açılacak kredilere karşılık ..." ipoteğin tesis edildiğinin belirtildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından dava dışı kooperatif ortakları ... ve ...'in söz konusu ipotek tesislerinden sonra kredi kullandırılıp kullandırılmadığı ve ipotek tesisinden önce kullandırılan kredilerin ipotekle temin edilip edilmediği hususlarında olduğu, dosya arasına getirtilen ve bilirkişi marifetiyle incelenen kooperatif kayıtlarına göre uyuşmazlık konusu ipoteklerin tesisinden sonra adı geçen kooperatif ortaklarına kredi kullandırılmamış olduğu, davalı kooperatif tarafından adı geçen kooperatif ortaklarından ipotek tesisinden önce olmak üzere ...'in 05/08/2013 tarihinde 100.000,00.TL ve ...'ye 27/12/2013 tarihinde 80.000,00.TL tutarlı krediler kullandırılmış olup davalının bu krediler için kefalet ve menkul rehni aldığı ve davalılardan ... adına açılan kredi borcunun ilk kuruluş aşamasında alınan araç rehinlerine ilişkin olarak borcun ödendiğinden bahisle kaldırılması için trafik tescil müdürlüklerine yazılar yazıldığı hususu da gözönüne alındığında ipotek tesisi sözleşmelerinde dava dışı ... ve ... adlarına ayrı ayrı "... açılan 150.000,00.TL ve bundan sonra açılacak kredilere karşılık ..." şeklindeki 30/04/2014 tarihli üst sınır ipoteklerin adıgeçen davadışı ortaklara bu tarihten önce kullandırılan kredilerin teminatı niteliğinde olmadığı ve dolayısıyla davacının söz konusu kredi borçlarından dolayı davalıya karşı hukuki sorumluluğunun bulunmadığının kabul edildiği, yargılama sırasında davacıya ait taşınmazın Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... esas sayılı takip dosyasında 21/11/2018 tarihinde yapılan birinci açık artırma sonucu cebri icra yoluyla satılmış olduğu, her ne kadar ihale bedeli 95.500,00.TL ise de davacının davasına hukuki sorumluluğun bulunmadığı borçtan dolayı ipotekli taşınmazının cebri icra yoluyla satışı sebebiyle tazminat davası niteliğinde olduğu dikkate alındığında davalı tarafından tazmin edilmesi gerekli tutarın zararın ve dolayısıyla ipotekli taşınmazın bedeli olan 180.000,00.TL tutarında olması gerektiği gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, davacının Adana 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/... esas ve 2015/... esas sayılı takip dosyalarına konu alacak sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 180.000,00.TL tazminatın taşınmazın birinci açık artırmada satış tarihi olan 21/11/2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı takibinde haksız bulunmakla birlikte uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiği ve davalının takibinde kötüniyetli olduğuna dair dosyaya yansıyan bilgi ve belge bulunmadığından davacının yasal koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin başkanının, yenilenecek olan seçimde kendisi için çalışmayı reddeden, başka bir adayı desteklediğini iddia ettiği davacının eş ...’u işten çıkardığını, davacıya ait taşınmazın teminat olarak gösterildiği krediyi kullanacak olan dava dışı ... ve ...’in önceki borçlarının kredi teminatları olan araçlar üzerindeki rehinleri yönetim kurulu kararı ile kaldırtmış, sahte olarak oluşturulan bir bilgisayar çıktısı şeklindeki yönetim kurulu kararını yıllar sonra dosyaya koymuş, davacı müvekkilenin taşınmazını herhangi bir kredi kullanılmadığı halde, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açtırdığı icra takibinde sattırdığını, ancak bir mahkeme kararı ile davalının yapmış olduğu tüm bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunın tescil edildiğini, bu olayların “davalının son derece de yoğun bir kötü niyetle” hareket ettiğini ortaya koyduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eşi ... aracılığı ile müvekkili kuruma başvuran ... ve ...'e kredi kullandırıldığını, ...'un müvekkili kurumda bir takım hile ve desiseli işlemlerle bu kredilerin teminatsız kalmasını sağladığını, dava dışı üçüncü kişiler ... ve ...'in müvekkili kuruma olan borçlarını ödemediklerini, Adana 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/... ve 2015/... esas sayılı dosyaları ile bu hususun sabit olduğunu, bu kişilerin dosya borçlarını ödemeleri halinde bu takiplere karşı itiraz edilmesinin, borcun ödendiğine dair belge sunulması ile takiplerin hükümden düşürülmesinin mümkün iken gerek adı geçen borçluların gerekse de davacı tarafından bu yola başvurulmadığını, bu kişilerin müvekkili kuruma olan borçlarını ödemediklerini, birbirlerine çapraz şekilde kefil olan bu kişilerin kredi dosyası ve güncel borç durumlarını gösterir dökümün ibraz edildiğini, Mahkeme tarafından yalnızca Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne yazılan yazılarda yer alan "borcun ödenmesi nedeniyle" şeklindeki ibareye dayanılarak bu kişilerin borcununun olmadığı yönünde bir tespitte bulunulmasının hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunun kabul edildiğini, ...'in 05/08/2013 tarihinde 100.000,00.TL ve ...'ye 27/12/2013 tarihinde 80.000,00.TL tutarlı kredilerin kullandırıldığının açık olduğunu, Mahkemenin her iki kredi bedelinin üst sınır ipotek miktarı olan 150.000,00.TL ile farklı miktarda olması hususuna dayanarak ipoteğin bu kredilerin teminatı olmadığına hükmettiğini, sırf bu hususa dayanılarak ipoteğin bu kredilerin teminatı olmadığı sonucuna dayanılamayacağı gibi böyle bir kabulün üst sınır ipoteği müessesini işlevsiz kılacağını, ayrıca böyle bir kabulün ticari teamüllere de aykırı olduğunu, müvekkili kurumun dava dışı kişilere sağladığı ayrı ayrı krediler nedeniyle her iki kredi için öngörülen risk priminin 150.000,00.TL olduğunu, 1. ve 2. sıradaki ipotek miktarının 150.000,00.TL olarak belirlendiğini, davanın türünün tazminat davası olarak değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda "Davacı vekili, yargılama sırasında uyap üzerinden vermiş olduğu 06/02/2020 tarihli dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davalının takibi sonucu cebri icra yoluyla satıldığını, bu sebeple HMK'nın 125.maddesi gereğince seçimlik haklarını satış dosyasında taşınmazın 180.000,00.TL olarak belirlenen kıymeti üzerinden tazminat davası olarak davalıya karşı davaya devam etmek şeklinde kullandıklarını beyan etmiştir. " denildiğini, HMK'nin 125. maddesinin somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı ... ve ...'in davalı kooperatiften kullanacakları kredi borçlarının teminatı olmak üzere müvekkiline ait taşınmaz üzerinde 30/10/2014 tarihli ipotek senedi ile davalı kooperatif lehine ipotek tesis edildiğini, ancak sözleşme tarihinden sonra kooperatif tarafından adı geçen üyelere her hangi bir kredi kullandırılmadığını, ayrıca ipoteğin geçmiş borçları kapsamadığını, ipotek tarihinden itibaren kullandırılacak kredilere teminat teşkil ettiğini, böyle bir kredi kullandırılmadığı halde adı geçen üyelerin geçmiş kredi borçlarından dolayı müvekkili hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, oysa müvekkilinin iş bu icra dosyalarından dolayı davalı kooperatife borcu bulunmadığını belirterek dava konusu icra dosyalarından dolayı müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine ve ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise ipoteğin doğmuş ve doğacak bütün borçlar için teminat teşkil ettiğini ve üyelerin kredi borçları bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede; 1-Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Bir başka deyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir anlatımla, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyatî tedbir kararı verilmemiş olması veya ihtiyatî tedbir kararının kaldırılması sebebiyle, menfi tespit davası görülürken borç davalı alacaklıya ödenirse, menfi tespit davası istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda İİK’nın 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır. Somut olayda, iş bu dava menfi tespit talebiyle açılmış olup, yargılama sırasında davacıya ait taşınmazın satılması sonucu ipotekli taşınmaz ile temin edilen borcun bir kısmının davalıya ödendiği, bu itibarla İİK 72/6 maddesi uyarınca davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerekirken, mahkemece davacı vekilinin 06/02/2020 tarihi beyan dilekçesi uyarınca yanılgılı değerlendirme yapılarak 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi gereği davaya tazminat davası olarak devam edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, yukarıda zikredilen kanun hükmünün emredici nitelikte olduğu ve taşınmazın satılması ile birlikte tahsil edilen miktar yönünden menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü gözetilmeksizin davaya tazminat davası olarak devam edilmesinin emredici kanun hükümlerine aykırı olduğu, davacının taşınmazın satılmasından kaynaklı tazminat isteminin ayrı bir davanın konusunu oluşturduğu anlaşılmakla istinafa konu kararın bu sebeple kaldırılması gerekmiştir. 2-6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Yine HMK'nın 297/2 maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Somut olayda davacı taraf dava dilekçesinde menfi tespit istemi ile birlikte aynı zamanda alacağın doğmamış olması sebebiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini de talep etmiştir. Ancak mahkemece gerekçeli kararda davacının işbu talebi ile ilgili 4721 sayılı TMK'nın 881 vd maddeleri uyarınca olumlu ya da olumsuz herhangi değerlendirme yapılmaması ve hüküm kurulmaması da açıkça usul hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olup, kararın bu sebeple de kaldırılması gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf talepleri yönünden yapılan incelemede; Somut olayda; davacının maliki olduğu Adana ili, Seyhan ilçesi, Kanalüstü Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı ana taşınmazda mevcut B Blok, 1. Kat, ... nolu bağımsız bölümün tapu kaydı üzerinde davalı kooperatif lehine 30/10/2014 tarihli ve 150.000,00.TL bedelli bila faizsiz ipotek tesis edildiği, söz konusu ipotek tesis sözleşmelerinde dava dışı kooperatif üyeleri ... ve ... adlarına açılan 150.000,00.TL ve bundan sonra açılacak kredilere karşılık ipoteğin tesis edildiğinin belirtildiği, davacı tarafından iş bu ipotek sözleşmesinin 30/10/2014 tarihinden sonra kullandırılacak kredilerin teminatı olarak imzalandığı iddia edilmiş ise de ipotek senetlerindeki "açılan ve açılacak krediler" ibaresinin daha önce kooperatif tarafından borçlulara kullandırılan kredileri de kapsadığı, ipoteğin limit ipoteği niteliğinde olup, doğmuş ve doğacak borçları 150.000,00.TL'ye kadar teminat altına aldığı, ipotek bedelinin kullandırılan kredilerle aynı miktarda olması gibi bir zorunluluk bulunmadığı, nitekim kredi kullandıran kooperatif tarafından kredi borcunu teminen başkaca teminatlar da alındığı, bu itibarla davacının ipotekli taşınmaz maliki olarak sadece 30/10/2014 tarihinden sonra kullandırılacak kredilerden sorumlu olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından davalı kooperatifin dava dışı ... ve ...'e kullandırdığı krediler için ipotek tesis tarihinden önce araç rehinleri tesis edildiği ve kredi borcunun ilk kuruluş aşamasında alınan araç rehinlerine ilişkin olarak borcun ödendiğinden bahisle rehinlerin kaldırılması için trafik tescil müdürlüklerine yazılar yazıldığı belirtilmiş ise de, söz konusu rehinlerin borçlu ...'nin kredi borcu için alındığı ve adı geçen borçlu yönünden rehin kaldırma yazıları yazıldığı, diğer borçlu ... yönünden alınan rehinlerle ilgili rehin kaldırma işleminin bulunmadığı anlaşılmakla her iki borçlu yönünden ipotek tesis tarihinden önce borcun sona erdiği kabul edilerek sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır. Yine ipotekli taşınmazın Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... Esas sayılı icra dosyasından haczedildiği ve 21/11/2018 tarihli ihale ile 96.150,00.TL bedelle cebri icra yoluyla satıldığı, işbu icra dosyasından düzenlenen 24/12/2018 tarihli sıra cetveli yapılmasına yer olmadığına dair icra müdürlüğü kararında satış bedelinden arta kalan miktardan sarf edilen masraflar düşüldükten sonra kalan miktarın 88.732.77.TL olduğu, taşınmazın tapu kaydında 1. ve 2. sıradaki ipotek alacaklısı olan S.S. ... ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi'nin alacağının 261.740,44.TL olduğu, yine kooperatifin icra dosyasında yapılan satışla ilgili ipoteğin altında satışa muvafakat ettiğine ilişkin beyanları ve satış bedelinden arta kalan miktarın ipoteği dahi karşılamadığı anlaşılıp birlikte değerlendirilmekle satış bedelinden arta kalan miktar olan 88.732.77.TL'nin ipotek alacaklısına ödenmesine karar verildiği, akabinde 26/12/2018 tarihinde davalı kooperatifin banka hesabına 84.943,88.TL para aktarıldığı, bu itibarla ipotekli taşınmazın satışından dolayı kooperatife ödenen paranın 84.943,88.TL olduğu, ilk derece mahkemesince kooperatif tarafından tahsil edilen iş bu paranın kooperatifin alacaklı olduğu dava dışı ... ve ...'in borçlarından ne şekilde mahsup edildiği, hangi borçlu yönünden ne miktarda tahsilat işlemi yapıldığı, bahsi geçen borçlularla ilgili Adana İcra Müdürlüğü'nün 2015/... Esas ve 2015/... Esas sayılı icra dosyalarındaki takibin ve cebri icra işlemlerinin devam ettiği ve istirdada dönüşen menfi tespit isteminin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken ipotekli taşınmaza ilişkin Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... Esas sayılı dosyasındaki kıymet takdiri üzerinden tazminata hükmedilmesi de doğru olmamış, tüm bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2)-Davalı vekili tarafından Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... esas ve 2021/... karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 3)-Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... esas ve 2021/... karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 5)-a-)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE, b-)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 3.133,25.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE, 6)-Taraflarca istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 7)-2004 sayılı İİK.'nın 36/5 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafın istinaf başvurusunun haklı görülmesi nedeniyle davalı tarafından Adana Genel İcra Dairesi'nin 2021/... Esas sayılı dosyasına konu ... Bankası/Yüreğir-Adana Şubesi'ne ait 03/01/2022 tarihli, ... numaralı, 319.147,08.TL TEMİNAT MEKTUBUNUN ÜZERİNDE HACİZ YA DA TEDBİR BULUNMADIĞI TAKDİRDE İADESİNE,
8)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 9)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 10)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 10/04/2025 tarihinde karar verildi.
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır