Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/3089 E. 2026/971 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/3089
Karar No
2026/971
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/3089

KARAR NO:2026/971

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:17/03/2022

NUMARASI:2015/1258 Esas, 2022/217 Karar

DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:14/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı yüklenici vekili; davalı tarafından 07/06/2011 tarihinde ihalesi yapılan "Tahtakale Santral Binası Güçlendirme, Bakım, Onarım ve Müşteri Hizmetleri Konsept Projesi Uygulama İşi"ni 2.550.000 TL + KDV bedelle, davacının uhdesinde kalması sonucunda; taraflar arasında 30/06/2011 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre; sözleşmenin imzalandığı 30/06/2011 tarihini takip eden 5 iş günü içinde yani en son 07/07/2011 tarihinde, davalı tarafından yerin tesliminin gerektiği, akabinde ise bunu takip eden 300 takvim gününde inşaatın bitirilmesi gerektiğini, buna göre bitirme tarihinin 02/05/2012 olması gerektiğini, ancak davalı tarafından 1 yıl gecikme soncunda yer tesliminin 19/06/2012 tarihinde yapıldığını, fakat anahtar teslimi götürü bedel ile ihale edilen mevcut projenin; davalı tarafından süreç içerisinde, defalarca değiştirildiğini, ilave işler yapılmak durumunda kalındığını, nihayetinde davalının 19/06/2012 tarihli teslimi ile işe başlanmış gibi değerlendirilerek ve 529 gün süre uzatımı verilmesi gerektiği kabulü ile esasen sözleşmedeki 07/07/2011 tarihli olması gereken yer teslim tarihi üzerine 300 gün ilave edildiğinde; 871 gün uzama gerçekleştiğini ve inşaatın tamamlanıp teslim edilme tarihinin 20/09/2014 tarihi olarak belirlendiğini, davacı tarfaından bu tarihte tüm asıl ve ilave işlerin tamamlanarak tesliminin gerçekleştirildiğini, 20/09/2014 tarihli teslimden 3 ay 10 gün sonra yani 30/12/2014 tarihli kesin hesapta, davacının itiraz şerhi düştüğü, bir çok haksız fiyatlamalar ve haksız kesintiler yapılarak 481.235,01 TL net/ 550.532,83 TL KDV dahil kesin ödeme çıkartıldığını ve davacı tarafından buna göre 30/12/2014 tarihli faturanın tanzim edildiğini, bu bedelin ödenmesi gerekirken; davalının sonradan faturayı geri iade edip; davacının mutabakatı alınmadan, daha önce davalının makamca onaylanan ve hakedişe giren yeni fiyat tutanaklarının tek yanlı ve haksız bir şekilde değiştirildiğini, bazı imalatlara ait ataşmanlar ve metrajın çıkartılarak; yok sayıldığını ve bir kesinti daha yapılarak kesin hakediş bedelinin 364.639,68 TL net/ 417.147,79 TL (KDV dahil)'e indirildiğini, davacının iş bu bedel üzerinden itiraz şerhi ile 05/06/2015 tarihli faturayı tanzim etmek zorunda kaldığını, buna göre davalının 30/12/2014 tarihli kesin hesap miktarlarına göre 116.593,33 TL net / 133.385,04 TL KDV dahil kesinti yaptığını, davalının ilaveten iş bu miktardan bir de 7.000 TL nefaset indirimi de uygulayarak miktarı KDV dahil 410.147,79 TL'ye indirdiğini, ancak bu bedelin dahi davacıya ödenmediğini, toplam işle ilgili olarak davacının sunduğu KDV hariç kesin hesap incelendiğinde; ihale bedeli 2.250.000 TL, ilave inşaat bedeli 756.937,27 TL, ilave elektrik tesisatı bedeli 468.870,12 TL ,ilave makine tesisatı bedeli 60.288,55 TL olmak üzere toplam 3.536.471,94 TL olduğunu, bu miktardan davacıya ödenen KDV hariç miktarların ise; ilk 18 adet hakediş ödemesinin 2.681.312,13 TL, 05/06/2015 fatura net bedeli olan 364.639,68 TL olmak üzere toplam 3.045.951,81 TL olduğunu, mukayeseli keşif kapsamına giren ancak mutabakat ile yapımından vazgeçilen işler ve miktarlarının KDV hariç 108.155,83 TL yaptığını, yani davacıdan en az (3.536.471,94 TL - 3.045.951,81 TL - 108.155,83 TL =) 382.364,30 TL net haksız kesinti yapıldığını, bu haksız kesinti içinde; 30/12/2014 tarihli faturanın iptal edilerek yerine 05/06/2015 tarihli fatura ile kesilmiş olan 116.593,33 TL net kesinti ile ihale projesinde elektrik teknik şartnamesinde ve pursantajda olmadığı halde iki adet asansörün bedelinin haksız olarak kesilmesi ve uygun pozda ödenmeyen imalat bedelleri..... gibi kalemlerin mevcut olduğunu, sözleşmeye esas teklif fiyatlarının 2011 yılı haziran ayının fiyatları olduğu halde davalının yer teslimi yapmaması ve sürekli proje ve imalat kalemlerini değiştirmesi sonucunda iş bitiminin 2014 yılı sonuna ve ödemenin de 2015 yılına sarkmasına rağmen fiyat farkı ödenmemesinden kaynaklanan zararlarının da mevcut olduğunu, davalının yer teslimini 1 yıl gecikme ile 19/06/212 tarihinde gerçekleştirmesi hem de ilave işler nedeniyle 529 gün süre uzatımı verildiği halde; davacıya esas işle ilgili yapılan ödemelerin 2011 ihale bedeli üzerinden olduğunu, fiyat farklarının verilmediğini, 479.151,49 TL + KDV fiyat farkının gecikme faiziyle birlikte sözleşmenin ilgili 19.5 amir hükmü gereğince davacıya ödenmesi gerektiğini, ayrıca 709.580,09 TL ilave inşaat bedeli için "Teknik şartname"nin "Genel Koşullar" bölümünün 6 ve 23. Maddeleri gereğince ... imalatlara ait nakliye bedellerinin de davacıya ödenmediğini, en az imalat bedelinin %5'ini yani 756.937,27 TL / 100 X 5= 37.468,86 TL + KDV'ye tekabül ettiğini, bu miktarın ödenmesi gerektiğini ,ilave projesi yaptırılan fakat imalatından vazgeçilen (KDV hariç ) işlerin davacının 25/04/2014 tarihli dilekçesinde talep ettiği ve Bölge Müdürlüğünün, Genel Müdürlüğün karar vermesi gerektiği notuyla mukayeseli keşif ön notunda belirttiği iki kalem proje hizmet bedeli olan (dış cephe prekast projesi ve görselleri 15.000 TL + A blok çatı arası statik projesi 7.500 TL olmak üzere ) 22.500 TL + KDV bedelinin de ödenmesi gerektiğini, davalı tarafça azalan işlerde yüksek kesinti yapılmasının da haksız olduğunu, azalan işlerin bedellerinin 2014 yılı güncel fiyatlarının yükseltilerek; davacının hakediş alacağından düşülmesinin haksız olduğunu oysa vazgeçilen imalat bedellerinin teklif yılı birim fiyatından minha edilmesi gerektiğini, en fazla azalan işin 2012 birim fiyatına göre hesaplanarak düşülmesi gerektiğini, haksız süre uzamalarından ötürü ... yönetim ve faaliyet giderlerinden dolayı da davacının zarara uğradığını, davalının neden olduğu gecikmelerden ötürü işin 2013 ve 2014 yılların sarkması sonucunda , davacının iş başında tuttuğu zorunlu mühendis ve personeller için maaş, SGK ve sair yönetim ve faaliyet giderlerinin ödenmek zorunda kalındığını, bu miktarların da bilirkişilerce saptanarak ödenmesi gerektiğini, bu hususla ilgili davacının yaşadığı sıkıntıları davalı tarafa defalarca dilekçe ile bildirildiğini, davacının hakettiği bedelleri alamayıp kendi borçlarını ödeyemez hale düştüğünden ötürü dava dilekçesinde tek tek sıralanan icra takiplerine maruz kaldığını, takip miktarı toplamının 977.723,14 TL ana para miktarlı olduğunu bunların üzerine vade farkı , çek tazminatı, vekalet ücreti gibi hususların da ilaveten bindiğini bu icra dosyalarında biri olan İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden , icra borçlusu olan davacının, davalıdan olan alacağına İİK 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini ve davacı lehine tahakkuk eden 410.147,79 TL'ye bloke konulduğunu, ayrıca davacının alacağına toplam 455.257,55 TL vergi ve SGK ödemesi nedeniyle kamu haczi kapsamında bloke konulduğunu, belirterek; belirsiz alacak davası olarak; esas ve ilave işten kaynaklı alacaktan şimdilik 100.000 TL'nin kesin hesap tarihi olan 30/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini ve davacının uğradığı zarar ve ziyanın tazminine ilişkin dava hakkının saklı tutulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; yer tesliminde meydana gelen gecikmenin; davacı yüklenicinin sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklandığını, 30/06/2011 tarihli sözleşmenin onaylar ve yetkilendirmeler başlıklı 9. Maddesinde, "Yüklenici, sözleşme konusu işlerin icra edilmesi için gerekli olan teçhizatın, yazılımın, yüklenicinin teçhizatının ve diğer malzemeler ile donanımların İthalatı, ihracatı ve yeniden ihracatı (gerekli olması durumunda )için ihtiyaç duyulan Devlet ile ilgili ve diğer gerekli bütün onayların alınmasından sorumlu olacaktır. Bu bağlamda ödenecek bütün gümrük ve tüketim vergilerinden ve resimlerinden de ayrıca sorumlu olacak ve bunları ödeyecektir. Yüklenici, sözleşme konusu işlere ait malzeme, teçhizat, ve hizmetin kurulumu ve işlerin herhengi bir kısmının icra edilmesi için gerekli her türlü yetkilendirmenin, gümrüklemenin, onayların, ruhsatların ve izinlerin elde edilmesinden sorumlu olacak ve bunlar ile ilişikli bütün masrafları üstlenecektir. Yüklenici söz konusu yetkilendirmenin, gümrüklemenin, onayların, ruhsatların ve izinlerin yüklenici tarafından alınmaması nedeni ile işlerin gecikmemesini garanti altına alacaktır.” hükmünün yer aldığını, sözleşmenin sözleşme bedeline dahi olan giderler başlıklı 5.1 maddesinde ".......ilgili belediyesinden vb. Kuruluşlardan alınması gerekli bütün izin ve ruhsatlar yüklenici tarafından takip edilecek ve alınacaktır......." şeklinde olduğunu, bu maddelere göre alınması gereken izin ve ruhsat alımının yüklenici sorumluluğunda iken; davacının bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, davalı şirketin girişimde bulunarak; ilgili belediyeden şifai izin alınarak; yer tesliminin yapıldığını, bu durumun gecikmenin davacıdan kaynaklı olduğunu gösterdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 22. Maddesi açık olup; taraflarından sözleşmede belirtilen prosedüre uygun olarak incelemeler yapıldığını, davacının ... azalan raporunun 20/09/2014 tarihinde teslim ettiğini iddia ettiğini, ancak davacının şerh düştüğü tarihin 25/04/2014 olduğunun görüleceğini, bu durumun da raporun 20/09/2014 tarihinde değil 25/04/2014 tarihinden daha önceki bir tarihte teslim edildiğinin anlaşıldığını, mukayeseli hesap olarak hazırlanan dosya ve eklerinin "ihale onay makamı" adına incelenerek, düzenlenerek onaya sunulmak üzere 25/04/2014 tarihinde davalı şirketin ilgili birimlerine gönderildiğini, yapılan incelemede imalat kalemlerinin imalatının tamamlanmamış olduğu görüldüğünden; söz konusu dosyanın "... azalan dosyası" olarak net rakamlara göre incelenerek; düzenlendiğini ve davacının bilgilendirildiğini, sözleşmenin 22. Maddesine belirtilen hususlara göre iş tamamlanmadığından; dosyada yanlış, eksik ya da fazla tespit edilen hususların kırmızı kalem ile davacının teslim ettiği dosya üzerine işaretlenerek düzeltildiğini ve raporun bir nüshasının 01/06/2014 tarihinde eksik olduğu anlaşılan bazı imalat kalemlerinin işlenmesi, yerinde yapılan imalatlara ait olmadığı anlaşılan bazı yeni fiyat tutanaklarının düzenlenmesi ve davalı şirket tarafından yapılan değişikliklerin incelenmesi için davacıya teslim edildiğini ancak davacının bu düzeltmeleri yapmayarak yeni bir "... azalan dosyası" hazırlayarak davalı şirkete gönderdiğini, davalı tarafından tekrar inceleme yapıldığını, ana dosyaya eklenmesi uygun görülen bazı taleplerin değerlendirilerek; onaya sunulacak dosyalara eklendiğini, sözleşmenin 22. Maddesine göre yeni gönderilen ... azalan dosyası incelendiğinde; davacının yapımından vazgeçilen ve hesabından çıkarılacak olan imalat kalemlerinin fiyatlarını düşük ibraz ettiği, ihale kapsamı dışında yaptırılan ve bedelinin kendisine ödeneceği imalatların fiyatlarının ise olması gerekenden yüksek ibraz ettiği, yerinde kullanılmayan pahalı ürünlerin fiyatını onaya sunup, yaptırılan ucuz imalatların bedelini pahalı ürün bedelinden talep ettiğini tespit ettiğini, bunların inceleme neticesinde davalı tarafından düzeltildiğini ve onaya sunulduğunu, ... azalan raporunun onayını müteakip; kesin hesap raporu aşamasında davalının ilgili birimleri tarafından, bir karışıklık olduğu "incelenerek düzenlenen" dosyadaki bedelin rapora yansıtılmadığının anlaşıldığını, bunun üzerine henüz ödemesi yapılmamış olan hatalı faturanın (481.235,01 TL) iade edilerek 364.639,68 TL miktarlı fatura kesilmesinin istenildiğini, davacı tarafça haksız olarak 7.000 TL nin nefaset indirimi uygulanarak kesin hakediş bedelinden düşüldüğünün iddia edildiğini, nefaset kesintisinin her geçici kabulde uygulanan ve yüklenicilerin eksik ve kusurlu işlerine istinaden kesilen ve iade edilmeyen bir ceza olduğunu, nefaset kesintisi dayanağı olan imalat hatalarının geçici kabul tutanağında detaylı olarak belirtildiğini, kesilen nefaset miktarının uygun olduğunu, ilave/ eksik işlere ilişkin sözleşme maddesinin davacı tarafından sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılmaya çalışıldığını, sözleşmenin Sözleşme Kapsamında Yaptırılabilecek İlave İşler ve İş Eksilişi başlıklı 22. Maddesinde; “... tarafından ihtiyaç duyulması halinde iş miktarında %20 (yüzde yirmi)ye kadar artış veya eksiliş yapılır. Bu artış ve eksiliş için Yüklenici'nin rızası aranmaz. %20 (yüzde yirmi)'den fazla olan artışlarda yüklenici ile ...'un karşılıklı anlaşması şartı aranır. Sözleşme bedelinin %80'inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenici karına karşılık olarak, sözleşme bedelinin %80(yüzde seksen)'i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının %5 (yüzde beş)'i geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir. İş miktarındaki artış ve eksilişler geçici kabul tarihine kadar yapılabilir. İş miktarındaki %20 (yüzde yirmi)'ye kadar olan artış ve eksilişlerde sözleşmedeki fiyat ve şartlar (süre hariç) geçerlidir. Sözleşmeye bağlanan işlerin yürütülmesi aşamasında ...'un gerekli görerek yapılmasını istediği veya yapımından vazgeçtiği iş kalemlerinin uygulama yılındaki bedellere aşağıdaki sıra takip edilerek tespit edilir. a) Kamu kurum ve kuruluşlarınca belirlenmiş rayiçleri ve analizleri, b) ... tarafından belirlenmiş analizleri, c) - İlgili meslek odaları, üniversiteler veya benzeri kuruluşlarca belirlenen fiyatlar, d) Piyasa araştırması. Yukarıda sıra ile belirlenecek karsız fiyatlara %10 (yüzde on) oranında genel giderler ve müteahhit karı ilave edilerek ödemeye esas birim fiyatlar bulunur, ... veya eksilen İmalatlar onaylanan revize proje ile mevcut onaylı proje arasındaki miktarlar metrajlandırılarak mukayese edilecektir. Bulunacak metraj farkları yukarıdaki usullerden biri ile tespit edilen birim fiyatlar üzerinden hesaplanarak hak edişe ilave edilir veya kesilir,” şeklinde olduğunu, maddenin 4. Fıkrasında; "İş miktarındaki %20 'ye kadar olan artış ve eksilişlerde sözleşmedeki fiyat ve şartlar (süre hariç) geçerlidir" denildiğini, sözleşmenin yukarıda yazılı 22. Maddesine göre; iş miktarındaki %20'ye kadar olan artış ve eksiliklerde sözleşmedi fiyat ve şartlarının geçerli olduğu, işin yapımı sırasında müvekkili şirketin bazı imalatları yapımından vazgeçebileceği, vazgeçilen imalatlar ile onun yerine yapılması istenilen imalatlar arasında mukayeseli keşif yapılacağı, yeni birim fiyatlarının ise maddede sayılan 4 yöntemden biriyle tespit edileceği, tespit edilen karsız birim fiyatları %10 müteahhitlik karı ve genel giderler ilave edilerek ödemeye esas birim fiyatının tespit edileceğini hüküm altına alındığını, dava konusu yapım içinde, davacı yüklenicinin her ne kadar anahtar teslimi götürü bedel teklifi vermiş ise de Yargıtay tarafından da kabul gördüğü üzere; teklif fiyatının %10'unun kar ve genel giderden oluştuğunun kabul edildiğini, bu nedenle sözleşmenin 22. Maddesinde hakkaniyete uygun olarak yeni birim fiyatın öncelikli olarak karsız tespit edileceği, bulunan bu fiyata %10 kar ve genel giderler ilave edilerek; yeni birim fiyatının tespit edileceği yönünde düzenleme yapıldığını, gerek imalatından vazgeçilen gerekse de yeni imalat için oluşturulan birim fiyatın güncel fiyat olmasının taraflar lehine ya da aleyhine sonuç doğurmadığını, vazgeçilen ve onun yerine ikame edilen yeni imalatın birim fiyatının objektif olarak tespitinin ön gördüğünü, davacının sözleşmenin 22. Maddesi çerçevesinde davalı şirkete fahiş tutarda yeni birim fiyat belirlemesi konusunda ısrarcı olduğunu, dava dilekçesinde itiraz edilenin; mukayeseli keşif dosyası değil, kesin hesap eki olan ... azalan raporu olduğunu, belirtilen imalatların yapımında dava dilekçesinde de belirtildiği gibi mutabakat ile vazgeçildiğini, yüklenicinin mali acz içinde olduğunu bildirmesi nedeniyle sözleşmenin 22. Maddesine göre bu imalatlara ait bedellerin çıkartıldığını, pursantajın ihale sınırlarını belirleyen bir döküman olmayıp hakedişlerdeki aylık ödemeleri tespit etmek için kullanılan araç olduğunu, bu imalatın pursantajda olması ya da olmamasının, ihale kapsamında olup olmadığının ispatının olamayacağını, söz konusu asansözlerin yenilenmesi, işin asıl projesi olan mimari projede ve işin mimari teknik şartnamesinde bulunduğunu, elektrik projesinde ve teknik şartnamede olmamasının bu imalatı ihale kapsamından çıkarmayacağını, sözleşmenin fiyat farkı ödenmesi başlıklı 14. Maddesinde "yükleniciye fiyat farkı verilmeyecektir" ifadesi gereğince fiyat farkının da ödenmediğini, ilave imalatların birim fiyatlarının uygulamaya yılı baz alınarak belirlendiğinden bu imalatlar için ayrıca fiyat farkı ve nakliye bedeli verilmediğini, sözleşmenin 22.Maddesinde ... ve azalan imalatlara ait birim fiyat tespitinde uygulama yılı esas alınır denildiğini, ... imalatlar için yapım tarihi azalan imalatlarda ise imalattan vazgeçilen tarihin uygulama yılı olduğunu, söz konusu kolon kaplaması imalatından vazgeçilen revize projenin 2014 yılında onaylandığı için 2014 yılı fiyatından azaltıldığını belirterek; davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece 17.03.2022 tarihli karar ile; alınan tüm bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde,sözleşmenin 19. Maddesine göre; davacının fiyat farkı talebinde haklı olduğu, bu miktarın ikinci ve üçüncü bilirkişi heyetince KDV hariç 448.571,69 TL olarak belirlendiği, tüm bilirkişi heyetlerinin davalı tarafça projede olmamasına rağmen; asansör kesintisi yapmasının haksız olduğu ve davacının alacağına KDV hariç 143.000 TL'nin eklenmesi gerektiği, vazgeçilen çevre düzenlemesi nedeniyle 8.937,75 TL'nin davacının alacağına eklenmesi gerektiği, tüm bilirkişi heyetlerince tespit edildiği üzere iki proje bedeli olan ve davacı tarafça harcanan KDV hariç 22.500 TL'nin davacı alacağına eklenmesi gerektiği, 19. Kesin hakediş alacağı miktarının 481.235,01 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan miktar toplamının 1.104.244,45 TL olduğu, buna KDV eklendiğinde miktarın 1.303.008,45 TL yaptığı, bu miktardan da davalı tarafından ödenen 410.147,79 TL'nin ve nefaset kesintisi miktarı olan 7.000 TL'nin mahsubu ile davacının alacağının KDV dahil 885.860,66 TL olduğunun belirlendiği, üçüncü bilirkişi heyeti kök raporlarında; fiyat farkından kaynaklı alacağın gerçekten KDV hariç 448.571,69 TL olduğunu belirttikten sonra; davacı vekilinin ilk bilirkişi ek raporuna itiraz etmemesi üzerine ek raporda belirlenen 340.425,92 TL fiyat farkı alacağının davalı lehine usulü kazanılmış hak olduğu yönünde görüş bildirmiş olup; davacı vekili buna karşı sunmuş olduğu 08/03/2021 tarihli itirazında ilk heyetin 05/07/2017 kök raporuna karşı sundukları 05/02/2018 tarihli itiraz dilekçelerinin 2 nolu bendinde "02/05/2012 tarihinden sonrası için fiyat farkının çıkarılması gerekir" yönündeki açık itirazları üzerine söz konusu 10/09/2018 tarihli ek raporda yanlış bir şekilde "14/04/2013 tarihinden sonraki hakedişler için fiyat farkı" çıkartıldığını, bu yanlışlığın gözden kaçtığı için 26/09/2018 tarihli dilekçelerinin 5 nolu bendinde "miktara katılıyoruz" şeklinde demelerini sehven maddi hata olduğunu fark ettiklerini, aslında 14/04/2013'ten itibaren 340.425,92 TL + KDV değil 02/05/2012 tarihinden itibaren 448.571,69 TL + KDV fiyat farkı alacağı olduğunun sabit olduğunu, dilekçelerinde sehven maddi hata yaptıklarını, usulü kazanılmış hak olmayacağını belirmiş olup; gerçekten de birinci kök rapora karşı davacı vekilince sunulan itiraz dilekçesinde açıkça "02/05/2012 tarihinden sonrası için fiyat farkı hesaplaması gerekir" şeklinde itiraz edildiği, birinci heyetin ek raporlarında 02/05/2012 tarihinden değil fiyat farkının 14/04/2013 tarihinden başlattıkları görüldüğünden; davacının açıkça itirazının fiyat farkı hesabının başlangıcı için esas alınan tarihe yönelik olup ilk itiraz dilekçesinde açıkça 02/05/2012 tarihinin esas alınması gerektiğinin vurgulanması nedeniyle fiyat farkı ile ilgili, davacının itiraz dilekçesindeki ibare nedeniyle davalı lehine kazanılmış hak olduğu görüşünün mahkemece itibar edilmediği,Davacı vekilince birinci heyet kök ve ek raporuna karşı yapılan itiraz dilekçesinde faiz hesaplamasını da istemesi üzerine ikinci bilirkişi heyetince fiyat farkı alacaklarında ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar 117.022,33 TL, asansör bedeli için 28.265,03 TL, proje bedeli için 4.447,29 TL, kesin hesaptaki haksız kesintilere ait olan kısım açısından ise 54.303,97 TL, gecikmiş ödemelerden kaynaklanan faiz alacağı yönünden ise 51.493,21 TL olmak üzere toplam 255.531,83 TL işlemiş faiz hesabında yapmış ise de , davacının dava tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada ihtarname vb gibi delil olmadığından davacının işlemiş faiz talebinde haklı olmadığı, dava dilekçesinde istediği kısım yönünden dava tarihinden itibaren faiz isteyebileceği, davanın belirsiz alacak olmaması nedeniyle (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 10/06/2021 tarih 2020/2618 Esas 2021/2642 Karar aynı dairenin 2018/4659 Esas 2018/4830 Karar nolu ilamlarında da belirtildiği üzere davaya konu talebin belirsiz alacak şartlarını taşımaması nedeniyle) ıslahla arttırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebileceği, davacının ıslah dilekçesi ile birlikte talep etmiş olduğu işlemiş faiz talebinde haklı olmadığı, davacı vermiş olduğu ıslah dilekçesinde başlangıçta talep etmiş olduğu 100.000 TL'yi ayrıştırarak bunun 95.000 TL'sinin alacak-zarar kalan 5.000 TL'sinin ise işlemiş faiz olduğunu belirttiği, davacının davalıdan yukarıda ayrıntıları verildiği şeklide KDV dahil 885.860,66 TL alacağının bulunduğu, davacının ıslah dilekçesinde belirttiği üzere dava dilekçesinde istedikleri 100.000 TL'nin 95.000 TL'sinin asıl alacak-zarar kapsamında olduğunu belirttiği, gerekçesi ile kısmen kabulü ile, KDV dahil olmak üzere toplam 885.860,66TL'nin (bu miktarın 95.000,00TL'sine dava tarihi olan 30/12/2015 'den itibaren kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 15/12/2021 tarihinden itibaren uygulanacak ) avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,

karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile;

1-Bilirkişi raporlarına yaptıkları tüm itirazlarını tekrarladıklarını,

2-Bilirkişiler tarafından belirlenen fiyat farkı ile ilgili değerlendirmelerin, hatalı olduğunu, hükme esas teşkil edilmemesi gerektiğini,

3- İşin sözleşmesi yapılmış ise de; yasal süreçler sebebiyle tamamen davalı şirketin kusuru olmadan yer tesliminin 19.06.2012 tarihinde yapıldığını, davacının işe başladığı tarihten itibaren sözleşme tarihi ile yer teslimi arasında geçen süreyi baz alarak fiyat farkı talebine yönelik hiçbir yazılı veya sözlü beyan ve talebi, yer teslimi tarihinden sonra düzenlenen hak edişlerde de fiyat farkı olmamasından ötürü her hangi bir itirazda bulunmadığını, bu durumun, davacının fiyat farkı isteyemeyeceğinin zimnen kabulü anlamına geldiğini, kaldı ki davacı ile imzalan sözleşmenin 14. maddesinde "fiyat farkı verilmeyecektir" ibaresi bulunduğunu,

4- Davacının işin başlama tarihinde değilde, 25.04.2014 tarih ve 86397 sayılı üst yazısı ile fiyat farkı istediğini,fiyat farkının; uygulama yılı içinde yapılan iş kalemlerinin tutarlarının anlaşma yılı tutarlarına göre farkı olup; bu tutarın, anlaşma fiyatlarına ek olarak ödenen meblağ olduğunu, ancak fiyat farkının ödenebilmesi için hem sözleşmede fiyat farkı ödemeyi gerektiren maddelerin bulunması, hem de yıllara sari bir iş bulunması gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan fiyat farkı hesaplamasının hatalı olduğunu, ilave işler ile ilgili yeni fiyat tutanaklarının imzalı olduğunu ve güncel fiyatlar üzerinden hakedişlerin ödendiğini,

5-Süre uzatımlarının verilme sebebinin iş artışı olduğunu, yapılan ilave işlere ilişkin ödemelerin; imzalanan yeni fiyat tutanaklarına göre güncel fiyatlar baz alınarak yapıldığını, 7. Hak edişten itibaren yapılan hesaplamalarda güncel fiyatlar üzerinden yapılan ilave işlere ilişkin olarak da fiyat farkı hesaplanması hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; fiyat farkı hesaplanacak ise bile 7 no.lu hak edişten başlayıp 19 no.lu kesin hak ediş de dahil olmak üzere düzenlenen tüm hak edişlerin içeriğinin incelenerek ilave imalatlara ait tutarın düşülmesi gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla ,davacı yüklenicinin fiyat farkı talep etmesi kabul edilse dahi; 19 numaralı hak ediş dışındaki tüm hak edişleri itirazsız olarak imzalaması nedeniyle 18 hak edişin düzenlendiği tarihten önceki dönemlerle ilgili fiyat farkı talep edemeyeceğini,

6-Davacı hakedişlerinden kesinti yapılan asansör bedeline ilişkin talebi ve bu hususta bilirkişi değerlendirmelerine karşı itirazlarımızı tekrarladıklarını, bilirkişilerce pursantaj tablosunda değeri belirtilmeyen asansörün ihale kapsamında olmadığının belirtildiğini, imalatın pursantajda olmamasının ihale kapsamında olmadığı anlamını taşımadığını, asansör imalatına ait uygulama projesi, uygulamayı yapacak asansör firmasına bağlı olarak değiştiği için; uygulama projelerinin, ihaleden sonra, imalat aşamasında yapılacağını, bilirkişinin bu konuyu atladıklarını, kaldı ki, davacı firma ile yapılan iş süreçlerinde; davacının asansör imalatının ihale eki uygulama projesinde olmadığını iddia edecek hiçbir yazışmada bulunmadığını, sözleşme eki şartname listesinde; yeni yapılacak asansöre ait teknik özellikleri belirten listenin bulunduğunu, yine işe ait uygulama projelerine ait kat planları incelendiğinde yeni tip asansör kabinin çizimlerinin de planlara işlenmiş olduğunun görüldüğünü, Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, bir imalatın pursantajda olmaması sözleşme kapsamında olmadığı anlamına gelmemekle birlikte; sözleşmenin eki niteliğindeki uygulama projesi, teknik şartname vb. belgelerde yer almasının; sözleşme kapsamında olduğunun kabulünü gerektirdiğini, 30.09.2013 Tarihli yazıda yüklenicinin; “Taahhüdümüz altında olan Tahtakale Santral Binası Bakım Onarım,Güçlendirme ve Konsept Proje Uygulaması işi dahilinde bulunan 2 adet asansör ünitesinin, buna ek olarak proje dahilinde olmayan ancak tarafımızca yapılması talep edilen ... İmalatlarının tarafımımıza uymaması nedeniyle firmamız tarafından yapılmasının mümkün olmadığını ve imalat sorumluluğunun tarafımızda olmamasını talep ediyoruz.” diyerek; davalı şirkete hitaben yazdığı dilekçede, asansör ünitesi işinin sözleşme kapsamında olduğu açıkça dile getirdiğini, hal böyle iken, 143.000,00-TL yönünde yapılan hatalı değerlendirmeye ve buna dayanak Yerel Mahkeme kararının reddi gerektiğini,

7-Bilirkişilerin çevre düzenlemesi işleri bedeline yönelik değerlendirmelerinin doğru olmadığını, yapılamayan çevre düzenlemesi iş bedeli, işlerinin değerlendirmesi başlığı altında, sözleşmemnin 22. maddesinde istenen ya da vazgeçilen iş kalemlerinin uygulama yılındaki bedellerinin esas alınacağının açıkça belirtilmiş olmasına rağmen; sözleşmenin 22. maddesi hükmüne göre uygulama yılı olarak 2011 yılı değil de 2014 yılının fiyatları alınarak hesap yapıldığını, kaldı ki bu yaklaşımla gidildiği takdirde bilirkişilerin hazırladığı iş bu raporun fiyat farkı hesabına olan yaklaşımla bu maddedeki yaklaşımlarının çeliştiğini,

8-Bilirkişi raporunun davacı tarafından hazırlatılan iki adet projeden kaynaklı istemin eğerlendirilmesine yönelik itirazları olduğunu, davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen projelerin, gereken zaman dilimi içerisinde davalıya sunulmadığını ve bu projelerin bedelleri konusunda da davalıya yazılı veya sözlü bir talepte bulunulmadığını, varlığı maddi olarak kanıtlanamayan bu projelerle ilgili hesaplamaların da kabulü edilemeyeceğini, davacının yaptığını iddia ettiği projelerin, Mühendisler Odasının onayından geçmemiş herhangi bir uygunluk alınmamış projeler olduğunu, Bilirkişi raporunda yapılan projelere ilişkin işlerin imalatlarından vazgeçildiğinin açıkça belirtildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; sözleşme dışı hazırlanan projeye ilişkin bedel ödenmesi için yapılan projenin iş sahibinin işine yarayan ve uygulanabilir bir proje olması gerektiği, 15. HD. E. 2016/3190 K. 2017/501 T. 8.2.2017 tarihli ilamında; “Projenin mevcut olmadığı, yada iş sahibinin yararına ol9madığı anlaşıldığı taktirde ise, bu parsel yönünden talep edilen proje bedeline dair istemin reddi gerekir." şeklinde karar verildiğini,

9-Bilirkişi raporunda 19. kesin hesapta yapılan kesintilere ve kalan alacağa ilişkin değerlendirmelerde; İnşaat İmalatlarına ait artış miktarının 481.235,01- TL hesaplamış ve eksik ödeme yapıldığının beyan edildiğini, bilirkişi raporunda inşaat imalatlarına ait artış bedeli olarak baz alınan 481.235,01- TL nin; taraflar arasında “mukayeseli keşif” çalışması sonucunda ortaya çıkan bir miktar olup; adı üstünde bir keşif çalışması olduğunu ve bütçe oluruna yönelik yapıldığını, dolayısıyla kesinlik içermesinin söz konusu olmadığını, davalının uygulamasında inşaat sürecini aksatmamak ve yükleniciyi mağdur etmemek adına öngörü fiyatlar ile “kesin hesapta mahsuplaşılmak şartıyla” ödeme yaptığını, hak ediş arka kapaklarına yükleniciye ‘hak edişe giren imalatların ve tutarların geçici olarak ödendiği’ şerhi düşüldüğünü, sözleşmenin 17.1 maddesinde; “17.1. İşin teslim etme ve teslim alma şekli ve şartları ile kısmi kabul, geçici ve kesin kabul işlemleri ...’ un ekli muayene ve kabul esaslarına göre yürütülür” denildiğini, sözleşmenin eki niteliğindeki Kabul ve Muayene esaslarının 13. Maddesinin; delil sözleşmesi niteliğinde olup açıkça kesin kabul tutanağının yetkili makamın onayından sonra geçerlilik kazanacağı ve kesin kabulün yapılmış sayılacağının belirtildiğini, yetkili makamın ise davalı şirketin Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan kesin kabul heyeti olduğunu,

10- Bilirkişilerce 481.235,01-TL olarak belirtilen inşaat artış imalatı mukayeseli keşifte belirtilen rakam esas alınarak tespit edilmiş olup, bu rakamın doğru olmadığını, kesin hak ediş çalışmaları sonucunda tespit olunan 383.388,43-TL ödeme programına alınmış ancak ödeme öncesinde hesaplamada yapılan yanlışlık görülerek haksız zenginleşmeye sebebiyet vermemek adına bu yanlış düzeltilerek kesin hak ediş'in 266.793,14 TL olarak revize edildiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile;

1- Mahkemece kabul edilen (448.571,69 TL net + KDV = ) 529.314,59 TL fiyat farkı asıl alacak tutarına, (munzam zarar, denkleştirici adalet talebi de dahil olmak üzere her türlü fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalarak işbu dava yönünden) itirazları olmadığını, doğru işlemiş faiz miktarının;(529.314,60 x 117.022,33 / 448,571,69 =) 138.086,35 TL ettiğini, 138.086,35 TL'nin fiyat farkı alacağının dava tarihine kadar işlemiş faizi olduğunu, dava dilekçesinde ek-7, bir çok dilekçede ve replik dilekçemizin ekinde ek-1 olarak sunduğumuz bir çok mailde davacının (diğer alacaklarıyla birlikte ayrıca) fiyat farkı alacaklarını her fırsatta davalıdan talep ettiğini, davalının bu farklar için doğrudan temerrüde düştüğünü,

2- İstanbul Tahtakale ihale şartnamesinde ; hem ilk bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında, hem de ikinci bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda (özellikle son ek raporda sh.4-5 arasında) müttefiken tespit edildiği üzere, davaya konu ihale dökümanında projesi, mahal listesi ve pursantaj cetvelinde asansör ve yaklaşık maliyet cetvelinin dosyada bulunmadığı, asansör bedelinin sehven yazıldığı yönünde davalının yazısının bulunduğu (16.06.2016 tarihli Replik dilekçesi,ek-3.a’da, davalının 16.07.2013 tarihli yazısı), bu şekilde ihale kapsamında bulunmayan asansöre ile ilgili yüklenici davacının hak edişinden yapılan 143.000 x 1,18 = 168.740 TL (kdv dahil) haksız kesinti bedelinin davacıya iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmakla bu hususun sübuta erdiğini, Mahkemece kabul edilen (143.000 TL net + KDV = ) 168.740,00 TL haksız asansör kesintisi asıl alacak tutarına, itirazlarının olmadığını, 30.12.2015 tarihine kadar işleyecek ticari avans faizinin davalıdan talep edilebileceği kanaatine varıldığını, bu bölüme ait ticari faiz avansı 28.265,03 TL (KDV hariç) dir” denildiğini,143.000,00 TL asıl + 25.740 TL KDV = 168.740,00 TL toplam miktar için, sadece asıl alacak olan 143.000,00 TL miktarın dava tarihine kadar işlemiş faizinin 28.265,03 TL olarak hesaplandığını, brüt toplam için işlemiş faiz hesabı yapılmış olması gerektiğini, doğru işlemiş faiz miktarı (168.740,00 x 28.265,03 / 143.000,00 =) 33.352,73 TL ettiğini, bu nedenle 15.12.2021 tarihli kısmi ıslah ve bedel artırma dilekçesinde talep ettikleri işlemiş faiz toplam (240.765,56 TL) tutarı içindeki 33.352,73 TL'nin haksız asansör kesintisi alacağının dava tarihine kadar işlemiş faizi olduğunu, davacının, davalıya sunduğu 25.04.2014 tarihli talep dilekçesi tarihi itibariyle davalı temerrüde düştüğü için, temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş olan faizin kabulüne karar verilmesi gerektiği,

3-Vazgeçilen çevre imalatları için davalı 69.589,87 TL kesmişse de, bir önceki heyetin ek raporunda 56.852,80 TL minha edilmesi gerekeceği tespit edildiği halde, son heyetin kök raporunda ise yüklenici tarafından hiç yapılmayan Çevre İmalatları bedelinin sözleşme fiyatlarıyla 60.652,12 TL olarak minha edilmesi gerekeceği ve dolayısıyla (69.598,87 – 60.652,12 =) 8.946,75 TL + KDV = 10.546,54 TL fazla kesinti yapıldığı tespit edilmiş edildiğini, mahkemeninde bu yönde verdiği karara katıldıklarını,

4- İlave iş olarak ... imalatlar kalemi içinde talep edilen, çelik profilden çatı makası projesi ile dış cephe prekast kaplama projesi ve görsellerinin davacıya yaptırıldığı ancak uygulama imalatlarının davalı tarafından başka firmalara yaptırılması nedeni ile, davacının proje bedellerini talep ettiğini, Mahkemenin de buna göre kabul ettiği (22.500 TL + KDV =) 26.550,00 TL bakımından iki proje bedeli asıl alacak tutarına itirazları olmadığını, sözleşmesinde proje yapılması ve onaylatılmasının yüklenicinin uhdesinde olduğu, yüklenicinin yapacağı işlerin projesini de yapacağı, yapılan bu projelere ait imalatlar yükleniciye yaptırılmadığından böyle bir zorunluluk da olmadığı, dolayısıyla yapılan proje bedellerinin ... imalat kaleminden ödenmesi gerekeceği, dosyaya sonradan sunulan belgelerden yapılan projelere ait çizimler görüldüğü, bedelleri de kesin hesaba 22.500,00 TL + KDV olarak kesin hesaba dahil edilmesi gerektiği mütalaa edildikten sonra “sonuç olarak heyetimizce 22.500 TL + KDV = 26.550,00 TL proje bedelinin, davacının 25.04.2014 tarihli dilekçesinde talep ettiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan talep edebileceği kanaatine varıldığını, bu bölüme ait ticari faiz avansı ekli 4.447,29 TL olarak hesaplandığını, ancak 22.500,00 TL asıl + 4.050,00 TL KDV = 26.550,00 TL toplam miktar için, sadece asıl alacak olan 22.500,00 TL miktarın dava tarihine kadar işlemiş faizi 4.447,29 TL olarak hesaplandığını, brüt toplam için işlemiş faiz hesabı yapılması gerektiğini, doğru işlemiş faiz miktarının (26.550,00 x 4.447,29 / 22.500,00 =) 5.247,80 TL ettiğini, bu nedenle 15.12.2021 tarihli kısmi ıslah ve bedel artırma dilekçesinde talep ettikleri işlemiş faiz toplam (240.765,56 TL) tutarı içindeki 5.247,80 TL,'nin; iki proje bedeli alacağının dava tarihine kadar işlemiş faizi olduğunu, davalının; davacının sunduğu 25.04.2014 tarihli talep dilekçesi tarihi itibariyle davalı temerrüde düştüğü için, temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş olan faizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini,

5-Davalı yüklenicinin, davacının en son 03.09.2014 tarihli dilekçe ekinde davalıya sunduğu 01.09.2014 tarihli 19 no’lu 980.316,38 TL tutarlı ara hakkedişi, Bölge müdürlüğü tarafından işleme konulmayarak keyfi iade ettiğini, davalı 15.06.2020 tarihli Bilirkişi Raporuna Karşı İtirazlarını sunduğu dilekçenin 8.Bendinde “Bahsedilen süreçte, Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanıp, Genel Müdürlüğe sunulan bir kesin hesap bulunmamaktadır.” denmişse de, gerçekte yapılan imalatları kapsayan ve davalının yetkili kılınmış Bölge Müdürlüğü ile davacının mutabakat sağlayarak etap etap hazırladıkları kesin hesap dosyasının bir suretini davalının Kontrollük Teşkilatı Ankara Genel Müdürlüğüne gönderdiklerini, bir suretinin davacıya verildiğini, bu suretleri dosyaya delil olarak sunduklarını, davalının İstanbul Kontrollük Teşkilatı tarafından davalının Ankara Genel Müdürlüğüne gönderildiği halde, Genel Müdürlük tarafından dikkate alınmayan, ancak 2.bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda tespit edilip dayanakları da rapor ekine konulduğu üzere, davacı müvekkilimize inşaat imalatlarıyla ilgili olarak 771.786,52 TL (+KDV) lik ilave iş yaptırıldığının açıkça tespit edildiğini, yani inşaat ... imalatları 771.768,52 TL olduğu halde, 30.12.2014 tarihli fatura tutarı içinde inşaat ... imalat tutarı 383.388,43 TL’ye keyfi indirildiğini, ardından 05.06.2015 tarihli fatura tutarı içinde ise 266.793,14 TL’ye indirildiğini ve bu tutarın, icraya ödenen tutar içinde ödendiğini, davalının inşaat ... imalatlarında haksız kesinti yaptığı tutar (771.768,52 – 266.793,14 =) 504.975,38 TL net + kdv = 595.870,94 TLolduğunu, kesin hesap, hakkediş kapağında görüleceği gibi; işin bitirildiği ve geçici kabulün yapıldığı 20.09.2014 tarihi itibarı ile, inşaat imalatlarından kaynaklı (771.768,52 – 266.793,14 =) 504.993,38 TL + KDV = 595.892,18 TL eksik ödeme yapıldığı anlaşıldığını, Mahkemenin ise (481.235,01 TL net + KDV =) 567.857,31 TL olarak kabulüne karar verdiğini, Mahkemenin davacının ihtirazi kaydı olmadığı yönündeki kabulünde maddi hata olduğunu,15.06.2020 tarihli ek raporunun (5.5.12) bendinde, “Söz konusu kesin hesapta 504.993,38 + KDV’nin 20.09.2014 - 30.12.2015 dava tarihi arasındaki işlemiş ticari avans faizinin 54.303,97 TL olarak hesaplandığını, brüt toplam için işlemiş faiz hesabı yapılması gerektiğini, doğru işlemiş faiz miktarının (595.892,18 x 54.303,97 / 504.953,38 =) 64.078,68 TL olduğunu, 15.12.2021 tarihli kısmi ıslah ve bedel artırma dilekçesinde talep ettikleri işlemiş faiz toplam (240.765,56 TL) tutarı içindeki 64.078,68 TL, 19 nolu kesin hakkediş bedeli alacağının dava tarihine kadar işlemiş faizi olduğunu,

6- İşin bitirilip teslim edildiği 20.09.2014 tarihini takiben, davalının haksız kesintilerle; davacı alacağını ilkin 550.531,85 TL (KDV dahil)’e, sonra da, 410.147,78 TL (KDV dahil)’e indirdiğini ve bunu da ödemediğini, davacı parasını alamayıp kamusal ve özel hacizlere uğrayınca (BİR YIL SONRA) 15.10.2015 tarihinde, davacının alacaklısının icra dosyasına yatırdığını, bu miktarın davacıya ödenmesi gereken 20.09.2014 ile davalıca elde haksız tutulup icraya fiilen ödendiği 15.10.2015 arası geçen 10,5 aylık zaman için davacının faiz zararının; ikinci bilirkişi heyetinin 15.08.2020 ek raporunda 51.493,21 TL net / 60.761,98 TL brüt (KDV dahil) hesap edilmiş olmakla sübuta erdiğini, ancak Yerel Mahkemenin; işbu bağımsız faiz zararı hakkında olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadan, bu alacak işlemiş faiz kalemi gibi sanılarak reddedildiğini,

7- Davanın belirsiz alacak davası olduğunu, kısmi dava olsaydı bile, davalının dava tarihinden önceki temerrütlerinin varlığı nedeniyle faiz başlangıçları yine de temerrüt tarihlerinden işlemesi gerektiğini, bu nedenlerle, davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesine ve talep arttırım miktarlarına talep artırım miktarlarından itibaren faiz işletilmesine itiraz ettiklerini,

8-Vekalet ücreti + KDV talepleri hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadan, sadece (vekalet ücretine) hükmedildiğini ve fakat (+ KDV) talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadığını, net hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin brüt olarak hükme bağlandığını, bununda 15.12.2021 tarihli kısmi ıslah-bedel artırma dilekçesinin; sonuç ve talep bölümün 3 no’lu bendinde dipnot atfındaki mevzuat dayanağına aykırı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin net olup (+ KDV)’ye hükmedilmesi gerektiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında; 30/06/2011 tarihli "Tahtakale Santral Binası Güçlendirme, Bakım, Onarım ve Müşteri Hizmetleri Konsept Projesi Uygulama İşi"' ne ilişkin eser sözleşmesi akdedilmiştir.Davacı yüklenici bakiye ve ek iş alacağını talep ve dava ederek; dava dilekçesinin sonuç kısmında talebini; esas ve ilave işten kaynaklı toplam alacaktan şimdilik 100.000,00 TL’nin kesin hesap tarihi olan 30.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili şeklinde belirtmiştir.Davacı iş sahibi ise iş alanının davacı yükleniciye geç tesliminin kendisinden kaynaklanmadığını, işe başlaması için tüm izin ve onayların davacı yüklenici tarafından alınması gerektiğini, sözleşmenin 14. Maddesine göre fiyat farkı isteyemeyeceğini, işte ucuz ürünlerin kullanıldığını belirterek; davanın reddini talep etmiştir.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile yaptırılan kesin hesaba göre; davacı yüklenicinin 448.571,69 TL fiyat farkı alacağı, davalı adına 3 kişilere yaptırdığı 2 projenin bedeli olan 22.500,00 TL , çevre düzenlemesi bedeli olan 8.937,75 TL alacağının olduğu ve davalı iş sahibi tarafından, davacı yüklenicinin alacağından kesilen 143.000 TL nin haksız kesinti alacağı olduğunu, sözleşmenin 22. Maddesine göre davacının yaptığı ek işler sebebi ile alacak hakkı bulunduğu, davalının genel müdürlüğe gönderdiği yazı ile %49,5 oranında ek iş yapıldığını bildirdiği, sonuç olarak; davacı yüklenicinin, kesin hak edişe göre, davalıdan toplam kdv dahil 1.303.008,45 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından yapılan 410,147,79 TL ödeme ile 7.000 TL lik nesafet kesintisi sonrası; davacının hak ediş alacağının 885.860,66 TL hesaplanmış olması karşısında mahkemece bu miktar üzerinden hak ediş alacağına hükmedilmiş olması isabetli ise de davanın kısmi dava olması ve dava dilekçesindeki talebinin çok açık olması karşısında mahkemece davacı yana talep açıklattırılmasının gereksiz olduğu, bu durumda ıslah dilekçesi ile davacı yanın dava dilekçesinde olmayan faiz talebini ekleyemeyeceği, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücreti hesabında da nazara alınamayacağı, ayrıca mahkemece davacı yanın davalı yanı temerrüde düşürmediği belirtilmiş ise de davacı yanın davalı yan gönderdiği, 27.04.2014 tarihli mailinde alacaklarını talep ettiği ve bu tarihte davalı yanın temerrüde düştüğü anlaşıldığından; mahkeme temerrüt tarihinden faiz isteminin reddi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi ile; yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın faiz yönünden düzeltilerek kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, davalı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,

2-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/03/2022 tarih ve 2015/1258 Esas, 2022/217 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3- Davanın KISMEN KABULÜ ile,

KDV dahil olmak toplam 885.860,66TL'nin; 95.000,00TL'sine dava tarihi olan 27.04.2015 temerrüt tarihinden; bakiye 790.860,66 TL sine ise ıslah tarihi olan 15.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

4-Alınması gereken; 60.513,14 TL karar ve ilam harcı alınması gerekmekte olup peşin alınan 26.133,75 TL'nin mahsubu ile kalan 34.379,39 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5-Davacı tarafından yatırılan peşin 1.707,75 TL harç ile 24.426,00 TL ıslah harcı olmak üzere; toplam 26.133,75 TL nispi harcın; davanın kabul ve ret oranı nazara alınarak; 17.953,88 TL sinin davalıdan alınarak; davacıya verilmesine, ( % 68,70 kabul-%31,30 ret)

6-Davacı tarafından yapılan 31,80 TL ilk masraf, 9.200 TL bilirkişi ücreti, 1.288,45 TL tebligat ve tezreke gideri olmak üzere toplam 10.520,25 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 7.227,70 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, ( % 68,70 kabul-%31,30 ret)

7-Davalı tarafından yapılan 4.800 TL bilirkişi ücreti ile geri kalanı tebligat tezkere gideri olmak üzere toplam 4.847,00 TL'nin kabul ve red oranı dikkate alınarak; 1.517,11 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, ( % 68,70 kabul-%31,30 ret)

8-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 138.879,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (kabul edilen 885.860,66 TL üzerinden hesaplanan)

9-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 64.578,04 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (reddedilen 403.612,77 TL üzerinden hesaplanan)

B) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN

1-Alınması gereken 60.513,14 TL nispi karar ve ilam harcından; davalı tarafça peşin olarak yatırılan 15.128,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 45.384,85 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

2-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1.000,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.220,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak; davacı tarafa VERİLMESİNE,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/3089, K. 2026/971, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-3089-e-2026-971-k-5612920b5823