Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2177 E. 2026/785 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2177
Karar No
2026/785
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2177

KARAR NO:2026/785

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:03/10/2022

NUMARASI:2021/621E. - 2022/917 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Sigorta primi alacağından kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirket lehine 03.05.2018-24.04.2020 vadeli, ... nolu ''... Poliçesi'' düzenlendiğini, vadesi gelen poliçe primlerinin davalı/sigortalı tarafından ödenmediğinden iadeli taahhütlü mektup gönderilerek primlerin ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen poliçe primleri ödenmemiş olup söz konusu alacağın Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından davaya dayanak yapılan belgenin icra takibine dayanak yapılmadığını, belgenin şekil şartı noksanlığından butlan olduğunu, kaldı ki dayanak yapılmış olsaydı bile müvekkilinin böyle bir poliçeden doğan yükümlülüğü bulunmadığını, bahsi geçen poliçenin "Sigorta ücretinin ödenmesi ve sigortacının sorumluluğunun başlaması klozu:" başlığı altında "Sigorta primi veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmış ise peşinatı poliçenin teslimine rağmen ödenmemişse sigortacının sorumluluğu başlamaz." hükmü yer aldığını, tek başına bu madde bile müvekkilinin herhangi bir teminat yatırmadığı gerekçesiyle bir sorumluluğunun olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu, davacının davalıya yönelik böyle bir sigorta poliçesi için ne bir öneri ne bir davet yapılmadığını, davalının böyle bir poliçe akdetme niyeti olmadığı gibi bu poliçenin varlığı hakkında bir bilgisi de bulunmadığını, davacının davalının bilgisi ve onayı dışında kendi kendine bir poliçe akdettiğini, bu poliçenin yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle müvekkilinden haksız kazanç elde etmek amacıyla bir icra takibine giriştiğini, kaldı ki böyle bir sözleşme var olsaydı bile davalı sigortanın kendine düşen yükümlülükleri yerine getirmeden böyle bir talepte bulunmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, TBK'nın 1.maddesindeki "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur." hükmünden yola çıkarak işbu dava için müvekkili ve davalı arasında kurulan her hangi bir sözleşmenin varlığından bahsedilemeyeceğini, davalının karşı tarafın iddia ettiği sigorta poliçesinden haberdar olmamakla birlikte açık veya örtülü bir kabul beyanı bulunmadığını, kaldı ki davalı böyle bir poliçe yapmak amacıyla bir teklifte bulunmadığını, işbu poliçe incelendiğinde görülecektir ki müvekkilinin bahse konu sigorta poliçesinde herhangi imza, kaşe, paraf vb.hiç bir ibaresi bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde sunduğu dava konusu poliçe incelenildiğinde görüleceği üzere poliçe sözleşme akdinin şekil şartlarını taşımadığını, davacının kendi sunduğu delille sözleşmenin butlan olduğunu ve şekil şartlarına uymadığını ikrar ettiğini, taraflar arasında geçmişte benzer bir sözleşme akdedildiğini, her iki tarafın da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, sözleşmenin amacının yerini bulup sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, bu sözleşmeden sonra her hangi bir sözleşmenin karşılıklı olarak akdedilmediğini, davalıya karşı başlatılan icra takibinin asıl niyetinin haksız kazanç sağlamak olduğunu savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 1.104,02-EURO cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya bankacı bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Davacı yanca, davalı tarafa sigorta poliçe teklifi yapılmadığı, davalı yanca yapılan poliçenin varlığından bilgisi olduğuna dair bilgi belge sunulmadığı, davacı yanca akdedilen sigorta poliçesinin davalı tarafa teslim edilmediği, akdedilen sigorta poliçesinde davalının imza kaşa parafının olmadığı ya da davalının poliçe yapılmasını kabul ettiğine dair yazılı beyanının olmadığı, davacı yanca poliçe peşinatının tahsil edilmemesine rağmen cayma hakkını kullanmadığı, davacı yanca poliçe teslimi yapılmadığı ve peşinatı tahsil edemediği için sorumluluğunun başlamadığı davacı yanca poliçe peşinatı ve devam eden poliçe taksitlerinin ödenmediğine dair noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla 10 günlük süre verilerek borcu ödemesini talep etmediği, davalı yanın davacı yanca düzenlenen ... Poliçesi’’ kapsamında borcu olmadığı kanaatine varılmıştır...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Davacı yanca, davalı tarafa sigorta poliçe teklifi yapılmadığı, davalı yanca yapılan poliçenin varlığından bilgisi olduğuna dair bilgi belge sunulmadığı, davacı yanca akdedilen sigorta poliçesinin davalı tarafa teslim edilmediği, akdedilen sigorta poliçesinde davalının imza kaşa parafının olmadığı ya da davalının poliçe yapılmasını kabul ettiğine dair yazılı beyanının olmadığı, davacı yanca poliçe peşinatının tahsil edilmemesine rağmen cayma hakkını kullanmadığı, davacı yanca poliçe teslimi yapılmadığı ve peşinatı tahsil edemediği için sorumluluğunun başlamadığı davacı yanca poliçe peşinatı ve devam eden poliçe taksitlerinin ödenmediğine dair noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla 10 günlük süre verilerek borcu ödemesini talep etmediği, davalı yanın davacı yanca düzenlenen ... Poliçesi’’ kapsamında borcu olmadığı da göz önüne alınarak davacının sigorta poliçesi kapsamında alacaklı olduğunu HMK 200 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat edemediği, davacının yemin deliline de dayanılmamış olduğu anlaşıldığından, davacının ispatlanamayan poliçeden kaynaklı alacağına ilişkin itirazın iptali talebinin ve şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının iradesi ile ... nolu poliçeyi düzenlediğini, ancak poliçe primlerinin davalı yanca ödenmemiş olduğundan müvekkilinin seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeden caymak yerine primlerini tahsil etme yoluna gitmeyi tercih ettiğini, ilk taksitin davalı yanca ödenmemiş olmasının sigorta poliçesinin kurulmadığı anlamı taşımadığını, genel hükümlere göre her iki tarafa, karşılıklı edim yükleyen sözleşmelerde bir tarafın edimini yerine getirmemesi durumunda diğer tarafın sözleşmeden cayabileceği gibi karşı taraftan edimini yerine getirmesini de isteyebileceğini, iş bu davada da edimini yerine getirmeyen yani primlerini ödemeyen davalıdan ödemeyi yapmasının istendiğini, sözleşmenin feshi yoluna gidilmediğini, buna rağmen yerel mahkeme tarafından hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava,... sigorta poliçesi primlerinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, 03.05.2018-24.04.2020 vadeli, ... nolu ''... Poliçesi'' düzenlendiğini, vadesi gelen poliçe primlerinin ödenmediğini ileri sürmüş; davalı ise davacıyla poliçe akdetmediklerini, bu yönde talepleri olmadığını, poliçede imzasının bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine toplam 1.104,02 EURO alacak yönünden 07.12.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak asıl alacakların gösterildiği, ödeme emrinin 15.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 16.03.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. TTK'nın 1401/1 maddesine göre, sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya bir kaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 1430 ve devamı maddelerinde ise sigorta ettirenin borç ve yükümlüklüleri sayılmış olup sigorta ettiren de sigorta prim bedelini ödemekle yükümlüdür. Ancak bunun için taraflar arasında öncelikle sigorta sözleşmesinin geçerli şekilde kurulmuş olması gerekmektedir.Somut olayda, davacının davalı adına düzenlediğini iddia ettiği 03.05.2018-24.04.2020 vadeli, ... nolu ''... Poliçesi''nin incelenmesinde, poliçenin davalıya tebliğ edildiğine dair poliçe üzerinde davalının imza ve kaşesinin bulunmadığı gibi, davacı tarafça davalıya poliçe düzenlenmesi teklifi yapıldığına, poliçenin davalıya teslim edildiğine, davalının poliçeden haberdar olduğuna, davalının poliçe yapılmasını kabul ettiğine dair yazılı bir onayının bulunduğu hususunda delilin dosyada yer almadığı; bir diğer ifade ile taraflar arasında sigorta sözleşmesinin kurulduğuna dair karşılıklı icap ve kabulün varlığına dair bir delilin bulunmadığı, bu hâli ile taraflar arasında bir sigorta sözleşmesinin kurulduğunun davacı yanca ispatlanamadığı ve davacı sigorta şirketinin takibe konu etmiş olduğu prim alacak iddiasının sübuta ermediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.04.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2177, K. 2026/785, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2177-e-2026-785-k-d015634d3f08