Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/975 E. 2026/3598 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/975
Karar No
2026/3598
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/975

KARAR NO : 2026/3598

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/12/2025

NUMARASI : 2025/134 Esas - 2025/875 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 29.05.2024 tarihinde Arvavutköy İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan Mehmet Akif Ersoy Mahallesi ... Caddesi adresinde davalı tarafından yapılan çalışma esnasında davacı şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin davacı şirket tarafından giderildiğini, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 49.679,84 TL borcun davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 49.679,84 TL hasar bedeli i1e 5.282,74 TL işlemiş faiz olarak toplam 54.962,58 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalının ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasını talep ettiğini belirterek davalıların İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödenmesine, davalılar/borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; Davalı Şirketin, diğer davalı ... A.Ş. ile imzalanan "Erişim Şebekeleri Bakım Onarım Alt İşveren Sözleşmesi" uyarınca bu şirkete ait alt yapıların bakım ve onarım işlerini yürütmekte olduğunu, ilgili adreste herhangi bir çalışma yapılmasına karar verilmesi durumunda çalışma ile ilgili tüm izin ve ruhsatın ...tarafından temin edildiğini, dolayısıyla davalı şirketin alınan ruhsat ve izin belgelerine istinaden belirlenen adreste kazı çalışması yapmakta olduğunu, davacı taraf, tesisatlarına davalılarca zarar verildiğini, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olduğunu iddia etmişse de bu iddianın yerinde olmadığını, dava konusu adreste davalı şirketin, davacı ...'ın tesisatına verdiği herhangi bir zarar ve zararın oluşumunda kusuru bulunmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında konusu ve talepleri aynı onlarca dava görüldüğünü, davalı şirket tarafından yapılan ve davacı ...'ın tesislerinde zarar meydana geldiği iddia edilen tüm kazılarda davacı kurumun ağır kusuru bulunduğunu, diğer bir ifade ile davacı şirketin yaptığı iş gereği, mevzuattan doğan ve uyulması gereken kurallara uymadığını, davacının dava dilekçesinde ''Meydana gelen dağıtım tesisi hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar...'' şeklinde diyerek hasar bedeli talep ettiğini, hiçbir şekilde hasarı ve hasardaki kusuru kabul etmemekle birlikte, davacının dava dilekçesinde hangi alacak kalemlerini talep ettiğinin anlaşılmadığını belirterek haksız ve mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesini ve davacının hukuka aykırı takip nedeni ile dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Dava dilekçesinde davalı şirket tarafından çalışma yapıldığı belirtilmişse de bu hususun doğru olmadığını, davalı şirketin yeni tesis, bakım ve onarım hizmetlerini satın alma yoluyla dava dışı .... Ltd. Şti. ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında karşıladığını, davalı şirketin bu kapsamda çalışan personeli bulunmadığını, zarar verdiği iddia olunan altyapı çalışmasının davalı .... Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, davalı şirketle davalı .... Ltd. Şti. arasında 01.01.2024 tarih ... sayılı Erişim Şebekeleri İşleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme incelendiğinde davalı şirketin sadece ihale makamı olduğu ve denetim ve gözetim yükümlüğü bulunmadığını, meydana gelen hasardan davalı şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacının da kusuru durumunun araştırılması gerektiğini, hasar verildiği iddia edilen tesislerin teknik şartnamelere ve mevzuata uygun olup olmadığının, kabloların uygun derinlikte olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı şirketin yaptığı iş gereği, mevzuattan doğan ve uyulması gereken kurallara uymadığını, davacının dağıtılmayan enerji bedelini talep etmesinin Yargıtay’ın istikrar bulmuş kararlarına göre mümkün olmadığını, ayrıca yine davacının eşik kesinti süresi aşım maliyeti talebinin bir dayanağı, hukuksal bir karşılığı bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın öncelikle husumetten reddine, Mahkeme aksi düşüncedeyse itirazlar doğrultusunda davanın esastan reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalıların gerçekleştirdikleri kazı esnasında davacı elektrik şirketinin alt yapısının zarar gördüğünden bahisle işbu davanın ikame edildiği, ancak dava konusu zarar gördüğü bildirilen elektrik kablolarının davacı şirketçe yönetmeliğe uygun olarak döşenmediği, davalıların izinli olarak gerçekleştirdikleri kazı esnasında yönetmeliğe uygun olarak döşenmeyen kabloların zarar görmesinden sorumlu bulunmayacakları, kişinin kendi kusurundan hak elde etmesinin hukuk düzeni içerisinde mümkün olmadığı değerlendirilerek davanın reddine,..." karar verilmiştir.

Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, açmış oldukları davada itirazın iptali koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; Kişilik haklarına saldırı hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; Zararın ve kusurun belirlenmesinde uzman bilirkişi değerlendirmesinin gerektiği, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplama ve kusur oranının tespitlerin yerinde olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

Dosyada mevcut bilirkişi raporunda "davacı şirket hasarlanan kabloyu ...... Montaj (Uygulama) Usul ve Esaslar’ına uygun tesis etmediğinden davacı şirketin %30, davalı ... A.Ş. İle davalı .... Ltd. Şti.’nin birlikte %70 kusuru bulunduğu” şeklinde mütalaada bulunulmuş olup, İlk derece mahkemesince tüm kusurun davacıya ait olduğu kabul edilerek yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddi isabetsiz olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerindedir.

Yukarıda açıklanan hususlar gereğince, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/134 Esas 2025/875 Karar sayılı 09/12/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

7- İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 35.715,67 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/975, K. 2026/3598, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-975-e-2026-3598-k-f5cc3df73b3a