Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2119 E. 2026/706 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2119
- Karar No
- 2026/706
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2119 KARAR NO : 2026/706
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2022 NUMARASI : 2020/720 Esas 2022/690 Karar DAVA : MENFİ TESPİT BAM KARAR TARİHİ : 17/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/03/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkiye istinaden ham madde alışverişine ilişkin olarak sözleşme kurulduğunu, anılan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacı şirket yetkilisi .... tarafından davalı adına .... A.Ş ... Şubesi'ne ait 6325136 seri numaralı, 06.07.2019 keşide tarihli, 18.000,00 TL bedelli çekin keşide edilmiş olduğunu, fakat davalı şirket tarafından, sözleşmeyle belirlenen ham madde teslim etme yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğunu, dolayısıyla davacı şirketin çekin iadesini beklerken iadenin yapılmadığını ve karşılığının bankada bulundurulmamış olduğunu, kararlaştırılan edimin hiç yerine getirilmemiş olmasına rağmen davacı şirket yetkilisi ..... tarafından keşide edilen çekin, hamili tarafından süresinde bankaya ibraz edilerek çekin arka yüzüne karşılıksız olduğuna dair şerh düşürtülerek, icra takibinin başlatılmaksızın, Kemalpaşa l.Asliye Hukuk (l.İcra Ceza) Mahkemesi'nin 2()19/160 Esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan ceza davasının açıldığını, söz konusu çek ile ilgili olarak davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle davanın kabulüne, davacının 18.000,00 TL'lik çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile ham madde tedariki hususunda anlaşma yapıldığını, davacı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak dava konusu çekin karşılığı malların teslim edildiğini,davacının bu yöndeki iddiasını ıspatlamasının gerektiğini, davacının tanık dinletme taleplerini HMK'ya aykırı olması nedeni ile kabul etmediklerini belirterek davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere belirlenecek olan tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "......Dava; Kambiyo senedinin bedelsizliğinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır., Davacı ile davalı arasında hammadde teminini konu olan sözleşme ilişkisi olduğu tartışmasızdır. Bu ticari ilişkide davalının teslimini gerçekleştirdiği ürünler yönünden para alacaklısı, davalı .... Şirketinin ise hammaddeyi davacı ....Şirketi'ne teslim borcu altında olduğu tartışmasızdır. Davacı; davacı şirket yetkilisi ..... tarafından davalı adına .... A.Ş. ....Şubesi'ne ait 6325136 seri numaralı, 06.07.2019 keşide tarihli, 18.000,00 TL bedelli çekin bedelsizliği nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş Davalı davanın reddini savunmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı .... Şti. ne ait 2019 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, defterlerin açılış tasdikleri ile yılsonu kapanış onaylarının yasal süresinde yaptırıldığı dikkate alındığında Ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, Davalı Şirket .... Şirketine ait işlemlerin kaydedildiği defterler ile dayanağını teşkil eden inceleme konusu belgelerin V.U.K. hükümlerine uygun olarak tanzim edildiği, süresinde kapanış tasdiklerinin yapıldığı, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde belirtilmiş usul ve esaslara ve Genel Muhasebe kurallarına uygun olduğu, ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, Davalı şirketin Yevmiye defter kayıtları incelendiğinde 105. Sayfasında 31.12.2019 tarihli, 123/128 nolu yevmiye kapanış fiş kaydında davacıya ait 120.01.087 .... .. Şti. hesabına davalının davacıdan olan 64.622,24 TL alacak bakiyesini alacak kaydederek kapatılmak suretiyle 2020 yılına devrettirildiği, 2020 ve 2021 yılı muavin defter kayıtlarından yapılan tespitlerde davacının davalıya olan 64.622,24 TL bakiyesinin değişmediği ve hesaplarda devrettirildiği, Davalı şirketin ticari defter kayıtlarında dava konusu 18/02/2019 tarihli olan 6325136 nolu 18.000,00 TL tutarındaki çekin yevmiye defter kaydında 18/02/2019 tarihli 11 nolu fiş kaydı ile davacıya alacak kaydedildiği, daha sonra 06/07/2019 tarihli 127 nolu fiş kaydı ile davacı hesabına 18.000,00 TL “6325136 nolu çekin karşılıksız çıkması” açıklaması ile borç kaydedildiği, karşılıksız çıkan 18.000,00 TL çek tutarının davacının hesaplarına borç kaydedilmesi sonucunda 46.622,24 TL olan davacının bakiyesinin 64.622,24 TL tutarına ulaştığı, davalının davacıdan olan alacağı 64.622,24 TL olarak göründüğü, çek bedelinin daha çok üzerinde bir alacak tutarı bulunduğu, . Davacı Şirket .... Şirketinin kayıtlarına göre; davacı ile aralarında bir Cari hesap Sözleşmesinin bulunmadığı, ticari defterlere süresinde ve doğru olarak kaydedilmiş olduğu, ödenmediği iddia edilen 18.000 lira tutarındaki çekin ilavesi ile toplam tutar 64.622,22 lira olduğu ve davalı firmanın tutarı ile uyumlu hale geldiği, söz konusu 18.000 lira tutarlı çekin ödendiğine dair herhangi bir kayıt tespit edilmediği, bu tutara ait düzenlenen herhangi bir iade faturası olmadığından bu tutarında borç tutarına ilavesi gerektiği, tüm faturalara irsaliye düzenlenmiş ve .... isimli firma aracılığı ile gönderilmiş ve Ticari defter kayıtlarında .... tarafından düzenlenen faturalarında olduğu görüldüğü, davalı tarafından yapılmış olan mal teslimleri ve önceki yıldan devreden tutar ile kesilen ve Davacı tarafça ticari defterine kaydedilen toplam 84.622,18 liraya karşın davacı tarafından verilen ve 18.000,00 lirası ödenmeyen toplam 38.000 lira tutarındaki çek düşüldüğünde her iki taraf ticari defterleri ile tutarı sabit olan 64.622,22 liralık borcun mevcut olduğu tespit edilmiştir. Menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir, ispat külfeti davacı taraftadır. İspat yükü kendisine olan davacı kayıtlarının davalı defterindeki kayıtlarla uyumlu olduğu, söz konusu 18.000 lira tutarlı çekin ödendiğine dair herhangi bir kayıt tespit edilmediği, bu tutara ait düzenlenen herhangi bir iade faturası olmadığından bu tutarında borç tutarına ilavesi gerektiği, davacı tarafça ticari defterine kaydedilen toplam 84.622,18 liraya karşın davacı tarafından verilen ve 18.000,00 lirası ödenmeyen toplam 38.000 lira tutarındaki çek düşüldüğünde her iki taraf ticari defterleri ile tutarı sabit olan 64.622,22 liralık borcun mevcut olduğu, Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı adına verilen 06/07/2019 tarihli 18.000 bedelli çekin davalının edimi yerine getirmediği gerekçesiyle bedelsiz kalmadığı, ispat yükü kendisinde olan davacının davasını ispat edemediği kanaati ile davanın reddine, davacının kendi ticari defter ve kayıtların kayıtlı borcu için iş bu davayı açmış olduğu anlaşıldığından %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar evrilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile "Davacının davasının REDDİNE, Dava değerinin %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye istinaden ham madde alışverişine ilişkin olarak sözleşme kurulduğunu, anılan sözleşme ilişkisi çerçevesinde müvekkili şirket yetkilisi .... . tarafından davalı adına .... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 6325136 seri numaralı, 06.07.2019 keşide tarihli, 18.000,00 TL bedelli çek keşide edildiğini, ancak davalı şirket tarafından, sözleşmeyle belirlenen ham madde teslim etme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin, çekin iadesini beklerken iadesinin yapılmadığını ve karşılığının bankada bulundurulmadığını, kararlaştırılan edimin hiç yerine getirilmemiş olmasına rağmen müvekkili şirket yetkilisi .... tarafından keşide edilen çekin, hamil tarafından süresinde bankaya ibraz edilerek çekin arka yüzüne karşılıksız olduğuna dair şerh düşülerek, icra takibinin başlatılmaksızın, Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk (1.İcra Ceza) Mahkemesi'nin 2019/160 Esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan ceza davası açıldığını, söz konusu çek ile ilgili olarak, müvekkili şirketin çekin emrine düzenlendiği davalı şirketine herhangi bir borcunun bulunmadığını, ticari ilişkiye dayalı sözleşme ile belirlenen hammadde tesliminin gerçekleştirilmeyerek müvekkili şirketin mağdur edildiğini, ticari faaliyetlerinin sekteye uğramasına neden olunduğunu, buna rağmen keşide edilen çekin bankaya ibrazı ve müvekkili aleyhine karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan ceza davasının, haksız ve kötü niyetli olduğunu, diğer bir deyişle, olmayan bir borç için çeke karşılıksız işlemi yaptırılmasının kabul edilemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin yargılama aşamasında dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi ..... tarafından düzenlenen 23/09/2021 tarihli raporda; müvekkilinin ve davalı tarafın defterlerindeki ayıplı mal teslimine ilişkin olan iade faturaların ve yazılı evrakların gözden kaçırıldığını, ayıplı hizmetle alakalı detaylı incelemenin yapılması gerekirken buna dair araştırmanın gerçekleştirilmediğini, bilirkişi .... tarafından düzenlenen 05.05.2022 tarihli raporda ise; müvekkili şirket tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde yapılan değerlendirmelerin varsayıma dayalı olup herhangi bir dayanaktan uzak olduğunu, bilirkişi raporunun yeterli inceleme neticesinde düzenlenmediğini, davalı tarafın iddialarını doğru gibi kabul eden ve bu doğrultuda doğruluğu ispatlanmamış olgulara dayanarak yapılan değerlendirmelerin sonucunda hazırlanan raporun dosyaya esas alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan incelemenin mahkeme kaleminde gerçeklemiş olup yeterli inceleme ve değerlendirme ortamının oluşmadığını, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda 18.000,00 TL tutarlı çekin hangi fatura için düzenlenmiş olduğunun dahi belirtilmediğini, ayıplı hizmet hususunda ise, aynı şekilde müvekkili şirketin defterlerindeki ayıplı mal teslimine ilişkin olan iade faturaların ve yazılı evrakların gözden kaçırıldığını, taraflarınca müvekkilin ayıplı hizmet sebebi ile borcunun bulunmadığının iddia edilmesine rağmen ayıplı hizmete dair araştırmanın gerçekleştirilmediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 72. maddesi gereğince açılmış olan menfi tespit davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" Davacının davasının reddine, dava değerinin %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Takibe konu çekin incelenmesinden, davacı şirket tarafından davalı şirket lehine keşide edilmiş .... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 6325136 seri numaralı, 06.07.2019 keşide tarihli, 18.000,00 TL bedelli çek olduğu, çekin 18.07.2019 tarihinde bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız olduğuna dair kaşe vurulduğu görülmüştür. Çek kıymetli evrak olup, sebepten mücerret bir ödeme aracıdır. Çek kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verilir ve çek bir ödeme aracıdır. Çekin, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle avans olarak verildiğinin dava değeri itibarıyla davacı tarafça HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı deliller ile kanıtlanması gerektir. Dava konusu çekin taraflar arasındaki alım-satım ilişkisi nedeni ile satış bedeli olarak davalıya verildiği dosya kapsamı ile sabittir. Davacı tarafça dava konusu çeklerin davalı tarafça davacıya satılıp teslim edilecek mallar karşılığında ileri tarihli olarak düzenlenerek davalıya teslim edilen avans çeki olduğu, ancak karşılığı malların teslim edilmediği, bu nedenle dava konusu çekin bedelsiz olduğu iddia edilmiştir. Davalı ise dava konusu çek karşılığı malların teslim edilmiş olmasına rağmen bedelinin davalı tarafça ödenmediği savunma olarak ileri sürülmüştür. TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Mahkemece bu maddenin dikkate alınarak ispat yükünün davacıya yükletilmesi yerindedir. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının miktar itibariyle borçlu olmadığını yazılı delille kanıtlaması gerekir. Bir ödeme aracı olan çekin ilerde teslim edilecek emtiaya karşılık avans olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini ileri süren davacı bu hususu ispat etmelidir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 21.06.2017 tarih, 2016/7961 E. -2017/5343 K. Sayılı kararı da bu yöndedir) Ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça bu yöndeki iddia yazılı deliller ile kanıtlanamamıştır. Yukarıda anlatılan nedenlerle dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/07/2022 tarih ve 2020/720 Esas 2022/690 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/03/2026