Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1772 E. 2026/407 K. – Tazminata

Konu: Tazminata

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1772
Karar No
2026/407
Karar Tarihi
Konu
Tazminata

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1772

KARAR NO: 2026/407

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/05/2022

NUMARASI: 2021/63 Esas 2022/399 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminata davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/10/2013 tarihinde taşıma sözleşmesi akdolunduğunu, taraflar arasında akdolunan taşıma sözleşmesine göre önce davalı şirketin müvekkili tarafından kendisine teslim edilen malları bir zarara uğramadan hasarsız ve zamanında olarak gönderene teslim edeceğini akabinde müvekkili şirketin taşıma ücretini davalı şirkete ödeyeceğini, bu kapsamda müvekkili şirketin gönderilene ulaştırmak üzere çeşitli malları davalı şirkete teslim ettiğini ve davalının bu taşımaları gerçekleştirdiğini, dava konusu olayda müvekkili şirketin 21/08/2020 tarih ... numaralı e-fatura ve 21/08/2020 tarih ... numaralı e-irsaliye ile toplam değeri 2.571,10-Euro olan iki adet raylı kızak arabasını dava dışı ... .. A.Ş.'ye teslim edilmek üzere 21/08/2020 tarihinde davalıya verdiğini ancak davalı şirketin taraflar arasında akdolunan taşıma sözleşmesi gereği üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı firma ile defalarca kez e-posta yolu ile yazışma yapılmasına ve taşınmak üzere Ağustos ayında teslim edilmesine ve taşınan mal hakkında detaylı bilgi verilmesine ve aradan üç ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen nerede olduğunun bulunamadığını, dava konusu malların toplam değerinin 2.571,10-Euro olmasına rağmen davalı şirketin sorumluluk bedelinin 1.899,00-TL olduğunu beyan ettiğini, müvekkili şirketin davalıya teslim edilen ve kaybolan malın değeri olan 2.571,10-Euro haricinde başka herhangi bir masraf yapmadığından faiz - yargılama giderleri ve vekalet ücreti dışında başkaca bir zararı bulunmadığını, taraflar arasında TTK. çerçevesinde akdolunan taşıma sözleşmesine aykırılık sebebiyle söz konusu malların satış bedeli olan 2.571,10-Euro bedelin Faiz Kanunu hükümleri çerçevesinde döviz cinsi tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tazmin edilmesini, TBK.'nun 60. maddesi gereği müvekkili şirketin uğradığı zararın giderilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 01/10/2013 tarihinde taşıma sözleşmesi akdedilmesi üzerine müvekkili şirketin işbu sözleşmeye istinaden davacı şirkete ait paket ve kargoları taşıyarak gönderileri alıcılarına teslim ettiğini, müvekkili şirketin geliştirdiği ... sistemini davacının bilgisayarına kurduğunu, 21/08/2020 günü davacı şirket yetkilisinin ... sistemine girerek gönderi yapacağını belirttiğini ancak sisteme girilen bilgilerin sadece alıcı firma adı ve teslim edilecek adresten ibaret olduğunu, taşınan içeriğin cinsi / kıymeti gibi hususlarda hiçbir bilgi girişi olmadığını, dolayısıyla davacı şirketin dava dilekçesinde tazmin talebinde bulunduğu gibi kargo içerisinde 2.571,10-Euro değerinde raylı kızak arabası olduğu yönündeki iddialarının ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen Taşıma Sözleşmesinde davacı şirketin taşınması için verdiği ürünün / malın kg. değerinin 8,33 SDR olduğunu kabul / beyan - taahhüt ederek taşınacak ürünün / malın kg. değerinin bu tutardan yüksek olması halinde kıymetini bildireceğini ve bildirdiği bedelin binde beşi oranında risk bedeli ödemesi yapacağını kabul beyan ettiğini, ancak bunların hiç birisini yapmamasına rağmen kayıp edilen kapalı koli / kutu içerisindeki ürünün iki adet raylı kızak arabası olduğunu ve bedelinin de 2.571,10.- Euro olduğunu iddia ederek bu tutarın tahsilini talep ettiğini, davacı şirketin ibraz ettiği iki mail içeriğinde gönderinin ağırlığının 17,44 kg olduğunu kabul etmiş olmakla taşıyıcı müvekkili şirketin sorumluluğunun TTK.' nun 882. maddesine göre 17,44 kg x 8,33 SDR = 145,28 SDR kargonun taşınmak üzere müvekkili şirkete teslim edildiği 21/08/2020 tarihindeki Merkez Bankasınca belirlenen kur karşılığı Türk lirası olabileceğini, bu nedenle davacı şirketin bu tutarı aşan talebinin / davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu kayıp mala ilişkin sunulan fatura incelendiğinde faturayı düzenleyenin davacı olduğu, faturaya konu malın 2 adet raylı kızak arabası olduğu ve bedelinin 2.178,00 Euro olduğu, dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporuyla yapılan tespitlerden davacı tarafından taşınmak üzere davalı kargo şirketine teslim edilen ürünün kargonun dağıtımı sırasında kaybolduğu, davalı şirketin 'kargonun nakliye esnasında araçtan düşmesi sonucunda kaybolduğunu' beyan ettiği, dolayısıyla davaya konu malın kaybolduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı tespit edilmiştir.Davalı taşıma işini üstlenen kargo firması olup taşıma süresinde naklini üstlendiği eşyayı gözetim sorumluluğu altında olup kural olarak taşıma süresi içerisinde taşıdığı eşyaya gelecek zarar ve ziyanlardan sorumludur. Taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin 5.4. Maddesinde ise: '' Gönderen yapacağı gönderilerin kg değerini 8.33 SDR (özel çekme hakkı) paket başına kıymeti de en çok 583.10 SDR olarak kabul eder.'' şeklinde düzenleme mevcuttur. Bilirkişi heyeti tarafından oluşturulan raporda; taşıma sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen emtianın alıcısına ulaşmadığı, teslim alınma noktasından toplama noktasına gelirken zayi olduğu, TTK 882. Maddede yer alan: ''Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.'' maddesinin mevcut olduğu ancak taraflar arasında da sözleşme imzalandığı, her ne kadar zayi olan emtia için 2.178,90 Euro fatura değeri belirlenmiş olsa da taraflar arasında imzalanan bu sözleşme gereği yapılan hesaplama neticesinde taşıyıcının sorumlu olabileceği tutar 695,50 Euro olarak hesaplanmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacının gönderilerinin, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısına teslim edilmediği ihtilaf konusu değildir. Buna göre davalı kargo şirketinin de cevap dilekçesinde beyanı ile kabulünde olduğu üzere kargoya konu emtianın taşıyıcı sorumluluğunda iken ziya a uğradığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 875. Maddesine göre: '' Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.'' Bilirkişiler tarafından oluşturulan raporda her ne kadar TTK 882. Maddesinde düzenlenen sınırlı sorumluluk gereği ve taraflar arasındaki sözleşme 5.4. Maddesindeki kg değerini SDR (özel çekme hakkı) baz alınarak hesaplama yapılmış ise de davalının kargo şirketi olarak basiretli tacir olduğu, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmediği, yalnızca beyanlarında emtianın kaybolduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. TTK 886. Maddesine göre: ''Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.'' düzenlemesi ile alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de; somut olayda davaya konu emtianın raylı kızak arabası olduğu, davalının cevap dilekçesinde de sadece ürünün kaybolduğunun belirtildiği, davalının teslim edilmeme durumuyla ilgili olarak gerekçe göstermemesi, emtianın niteliği ve koli ebatları dikkate alındığında basitçe kaybolacak hafif küçük ebatlı ürünlerden de olmadığı nazara alındığında davalının bu eyleminin mahkememizce pervasızca davranış olarak kabulü gerekmiş ve TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda bilirkişi raporundaki sınırlı sorumluluk kapsamında yapılan hesaplamaya itibar edilmeyip davalı taşıyıcı firmanın taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlü olduğu sonucuna varılmıştır.Belirtilen bu sebeplerle Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumlu olduğu, yukarıda bahsi geçen nedenlerle davalının pervasızca hareketlerinden sorumluluğu ve anılan yasa maddeleri gereğince kusurlu olduğu kabul edilmiş, malın zayi olmasına ilişkin hükümlerin olayda uygulanması gerektiği, sınırlı sorumluluk esaslarının olaya uygulanamayacağı, davalının davacının gerçek zararı ile sorumlu bulunması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda alıcıya kesilen fatura değerinin davacının zararı olarak kabul edilmiş ve ayrıca davalının taşıma bedelinin ödenmediği yönünde bir iddiası da bulunmadığından fatura bedelinden taşıma maliyetinin düşürülmesine de gerek bulunmadığı kanaatiyle davanın kabulü ile 2.571,10-Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereği kamu bankalarının Euro cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz oranında işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine " gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.571,10 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirket gibi devamlı gönderi yapan kurumsal firmaların bilgisayarına ... isimli otomasyon sistemini kurduklarını, davacının gönderiye ilişkin bilgi girişini bu sistemden yaptığını, davacının taşıma takip numarasını oluşturduğunu, gönderi alıcısının ....'deki ... ..... A.Ş. olduğunu belirterek, adı geçen şirketin adres bilgilerini girdiğini, gönderi adetinin 1 kap olduğu bilgisini girdiğini, başkaca hiç bir bilgi girişi yapmadığını, taşımaya konu eşyanın / malın cinsini / kıymetini / ağırlığını, müşterisine keşide ettiği fatura / irsaliye bilgilerinin hiç birisini girmediğini, kuryenin sahada, sözü edilen gönderiyi araçtan düşürmek suretiyle kayıp ettiğini, davacının 21.08.2020 tarihinde önce Euro olarak tazmin talebinde bulunduğunu, TL olarak tazmin talebinde bulunulmasının talep edilmesi üzerine 24.09.2020 tarihli tazmin talep yazısı ile TL olarak talepte bulunduğunu, ... sistemine, taşımaya konu gönderi içeriğinde bulunduğu iddia edilen ürün / eşya ile ilgili olarak hiçbir bilgi girilmediğini, dava dilekçesinde belirtilen fatura / irsaliye bilgilerinin, ... sisteminde girileceği yer bulunmasına rağmen girilmediğini, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin ( 5.4 ) numaralı maddesinde, taşıtanın / davacının, gönderi içerisindeki ürünlerin kg değerini 8,33 SDR olarak, paket başı azami değeri de 583,10 DR olarak kabul ettiğini, bu değerin üzerinde kıymete sahip gönderilerin, taşıtan / gönderen tarafından ...' ye yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini, aksi takdirde, gönderenin, ...' nin tazmin sorumluluğunun limitler dahilinde olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiğinin hüküm altına alındığını,davacı taşıtanın, ... sistemine, gönderi içerisindeki ürün ile ilgili olarak cinsini / değerini / kıymetini dahi bildirmediği, kg değerinin 8,33 SDR den fazla olduğu yönünde bildirimde bulunmadığını, dolayısı ile müvekkili şirketin TTK'nın 882. maddesine göre sorumlu olduğunu, sorumluluğunun TTK'nın 880 ve 882. maddeleri hükmüne göre hesaplanması gerektiğini, taraflar arasında yapılan e-mail yazışmaları ile davacı / gönderen şirketin, gönderi ağırlığını 17,44 kg olarak deklare ettiğini, buna göre müvekkili şirketin TTK'nın 882. maddesine göre sorumlu olduğu tutarın 145,28 SDR olduğunu, yapılan taşımanın yurt içi taşıma olduğunu, yurt dışından ithal edilen bir ürün olmadığını, dolayısı ile Euro talebinin hukuka uygun olmadığını, 132 x 22 x 33 cm ebadındaki kutu / koli içine iki adet raylı kızak arabasının sığıp sığmayacağının sektör bilirkişisi tarafından belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamanın sınırlı sorumluluk nazara alınarak yapılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacıya ait kargonun yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında taşınması sırasında kaybı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876. maddesi uyarınca zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Somut olayda dava dilekçesinde, davacının dava dışı ......AŞ'ne teslim edilmek üzere brüt ağırlığı 31,00 kg, net ağırlığı 17,44 kg toplam 31,944 desi bir adet sandığın, 21/08/2020 tarihinde davalı kargo şirketi tarafından teslim alındığı, alıcısına teslim edilmediği ve kaybolduğu, davalı ile yapılan yazışmalar sonucunda davalının taşıyıcı sorumluluk limitleri kapsamında her bir kg için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunun bildirildiği, kargo içeriği olduğu belirtilen 21.08.2020 tarihli fatura içeriğinin iki adet raylı kızak arabası olduğu, faturanın davacı şirket tarafından dava dışı şirket adına düzenlendiği görülmüştür.Mahkemece alınan 02/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından taşınması amacıyla, aralarındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen emtianın alıcısına ulaşmadığı, teslim alınma noktasından toplama noktasına gelirken zayi olduğu, davalının TTK'nın 875. maddesi kapsamında, 886. madde içinde değerlendirilebilecek ağır kusur durumu söz konusu olmadan meydana gelen hasardan 882. madde dışında sözleşmenin 5.4 maddesi gereği 583,10SDR sorumluluk sınırı kadar zayiden sorumlu olacağı, bu tutarın davalının talebi olan Euro cinsinden karşılığının 695,50 Euro olarak hesap edilebileceği belirtilmiştir. Kargonun taşıma sırasında kaybolduğu sabit olup, davalı taşıyıcı sorumluluktan kurtuluş kanıtı getirememiştir. Oluşan zarardan davalı taşıyıcı sorumludur. TTK'nın 882. maddesinde sınırlı sorumluluk düzenlenmiş olup, gönderinin tamamının zıya veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu, gönderinin brüt ağırlığının kilogramı başına 8,33 ÖÇH ile sınırlıdır. TTK'nın 886. maddesi hükmüne göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı, kanunda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacaktır. Somut olayda mahkemece zıyaın davalı taşıyıcının pervasızca davranışından kaynaklandığı ve davacının sunduğu fatura içeriklerinin kargo içeriği olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Kargo içeriği davacı tarafından ispatlanamamış olup, fatura içeriklerinin taşımaya konu edildiğine dair bir delil dosyada mevcut değildir. Kargo kaybını açıklayamayan davalının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmekle birlikte, gerçek zarar belirlenemediğin -den zorunlu olarak sınırlı sorumluluk hesabına göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu miktara göre karar verilmesi gerekirken, gerçek zarar olduğu ileri sürülen 2.571,10 Euro üzerinden karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Davacı tarafça gerçek zarar ispat edilememiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ( 5.4 ) numaralı maddesinde, taşıtanın / davacının, gönderi içerisindeki ürünlerin kg değerini 8,33 SDR olarak, paket başı azami değeri de 583,10 DR olarak kabul ettiği, bu değerin üzerinde kıymete sahip gönderilerin, taşıtan / gönderen tarafından ...' ye yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, aksi takdirde, gönderenin, ...' nin tazmin sorumluluğunun limitler dâhilinde olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiğinin hüküm altına alındığı görülmüştür. Diğer bir anlatımla, taraflar arasında, her bir paketin değerinin ne olduğuna dair bir anlaşma yapılmıştır. Burada bahse konu limitin sözleşmede belirtilen limit olarak anlaşılması gerekir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Öte yandan, taraflar arasındaki yazışmalardan; davalı şirketin davacı şirketten tazmin talep formunu TL olarak düzenlenmesini istediği, davacı şirketin TL fatura kesmediklerini, faturada belirtilen TL tutarının düzenlenen güne ait bilgilendirme tutarı olduğu, Euro olarak belirtilen tazmin tutarına ait ödemenin yapıldığı tarihteki Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden TL olarak tahsil edileceğinin bildirdiği görülmüştür. Bu nedenle her ne kadar davacı şirket ... Genel Müdürlüğüne yaptığı 24.09.2020 tarihli başvuruda 23.139,92 TL talep etmiş olsa da, talebin ileri sürülüş biçimi yazışmalara bağlı olarak ele alındığında, alacağını Euro cinsinden talep hakkından vazgeçmediği yani alacağını TL'ye çevirmediği sonucuna varılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusu nun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın kısmen kabulü ile 695,50 Euro alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince hesaplanacak döviz temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

2- Fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine,

3-Hüküm tarihinden yürürlüktü bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 395,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 336,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Davacı yanca karşılanan 59,30 TL başvuru harcı ile 395,50 TL peşin karar harcı olmak üzere toplam 454,80 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 6.263,29 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davalı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 16.896,63 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davacı yanca harç dışında yapılan 3.086,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 834,78 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 962,93 TL'lik bölümünün davacıdan, bakiye 357,07 TL'lik bölümün davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,

9-HMK'nın 333.maddesi gereğince, artan gider ve delil avanslarının yatıran taraflara iadesine,

10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

b-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harç gideri ile 34,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 254,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

12-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1772, K. 2026/407, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1772-e-2026-407-k-33e2b8592add