Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1699 E. 2026/359 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1699
Karar No
2026/359
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1699 KARAR NO : 2026/359

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2022 NUMARASI : 2018/594 Esas 2022/486 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle;davalı ....A.Ş 'nin müvekkilinin borcundan dolayı İzmir 15.İcra Müdürlüğünün 2016/14691 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve 10.10.2017 tarihli temlik muhtırasıyla borcun tamamının ...'ya temlik edildiğini, müvekkili kooperatifin icra takibine konan çeklerin toplamı olan 90.700,00.-TL'yi 01.07.2017 tarihinde davalı ...A.Ş'ne haricen ödediğini, alacağı temlik eden şirketin icra borcu için ödenen bu miktarı icra dosyasına haricen tahsil olarak göstermeden ....'ya temlik ettiğini, icra borcu için müvekkili kooperatifin ... isimli iş adamıyla borcun tek seferde ödenmesi için anlaştığını ve ....'nin bu borcu müvekkili adına 01/07/2017 tarihinde davalı .... AŞ 'ye ödediğini, ödemeden sonra davalı şirketin müvekkili kooperatife faks yoluyla borçları kalmadığına dair cari hesap dökümünü yolladığını, carih hesap dökümünden de anlaşılacağı üzere 01/07/2017 tarihinde asıl alacak olan 90.700,00 TL 'nin müvekkili adına ödendiğini, aynı gün bu ödemenin ardından kalan 483,01 TL borç da müvekkili tarafından ödenerek... AŞ 'ye hiçbir borcu kalmadığını, icra dosyasında sadece vekalet ücreti icra masrafları ve işlemiş faizlerin kalması gerekirken dosya borcunun tamamı üzerinden temlik edilerek icra dosyasına devam edildiğini ve müvekkili kooperatifin tüm taşınmazları ve banka hesapları üzerine haciz konulduğunu bu durumun müvekkilini hem maddi açıdan zora soktuğunu, hem de itibarını zedelediğini, açıklanan nedenlerle borcun ödendiğinden dolayı menfi tespit talebinin kabulü ile davalılar aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkilinin kardeş kuruluşu olan .... Şti.nin davacı kooperatifinden alacaklı olduğunu, bu borcuna karşılık 30.07.2016 keşide tarihli 30.000.-TL tutarlı, 30.08.2016 Keşlde tarihli 29.000.-TL ve 28,09.2016 Keşide tarihli 31.700.-TL tutarlı olmak üzere toplam 90.700,00-TL tutarlı 3 adet çek verdiğini, bu çekleri ...Şti. ana şirketi olan müvekkili .... AŞ 'ye ciroladığını, müvekkili tarafından söz konusu çeklerin yasal vadeleri içerisinde bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız olduklarının anlaşıldığını, bunun üzerine Davacı Kooperatif aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibi devam ederken üçüncü kişi konumunda olan dava dışı .... isimli hal toptancısı olduğunu düşündükleri iş adamının davacı kooperatifin işlerinin kötü gitmesinden dolayı icra dosya bedelini birkaç taksitte ödeyeceğini beyan ettiğini ve ödemeyi yapması halinde de icra takip dosyasının bizzat kendi adına veya göstereceği üçüncü kişi adına devir ve temlik edilme şartını ileri sürdüğünü ve ...'nin icra dosya borcunu ödeme teklifinin müvekkili şirket tarafından kabul edildiğini, ... ile sağlanan anlaşma neticesinde dava dışı....'nin icra takip dosyası borçlusu kooperatif adına ödemeleri yapmak suretiyle alacak bedelini müvekkili şirkete ödediğini, ödeme gerçekleştikten sonra ....'nin yeğeni diğer davalı ... 'ya dosyanın devir ve temlik edilmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin de üçüncü şahıstan yapılan tahsilat sebebiyle söz konusu icra takip dosyasını 10/10/2017 tarihinde ...'ya devir ve temlik ettiğini, söz konusu devir ve temlik işleminin de davacı/borçlu kooperatife tebliğ edildiğini ve hiçbir itirazda bulunulmadığını, müvekkili şirkete borçlu ....i adına yapılan ödemenin cari hesabına kaydetmesinin yapılması gereken olağan ticari bir kayıt olduğunu ve İcra dosyasının ödemeyi yapan üçüncü şahsa ve onun uygun gördüğü üçüncü kişiye devir ve temlikinde hukuk aykırı herhangi bir durumunun söz konusu olmadığını açıklanan nedenlerle davacının menfi tespit talebiyle açmış olduğu iş bu davanın müvekkili şirket yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkili ...'nın iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ve ticari münasebeti nedeniyle dava dışı ....aracılığı ile diğer davalı....A.Ş 'ye ödeme yapmak zorunda kaldığını, yaptığı bu ödeme nedeniyle de icra dosyasını temlik aldığını, davalı .... A.Ş.nin cari hesaplarında görülen 90.700,00-TL yi ödemeyi müvekkilinin yaptığını, davacının .... A.Ş' ne hiçbir ödeme yapmadığını, ancak hile ile anılı davalıdan cari hesap dökümü istendiğini, söz konusu cari hesap dökümünde müvekkili firma tarafından yapılmış ödemelerin haliyle yer aldığını, ancak davacının ödemelerin kendisi tarafından yapıldığı iddiasının doğru olmadığını ve ödeme yaptığına dair hiçbir kayıt ve belge sunamadığını, davacının böylesine ciddi bir rakamın haricen ödendiği kabul edilse bile her iki tarafın tacir olduğu düşünüldüğünde taraflar arasında herhangi bir belgenin oluşturulmamış olması bile söz konusu iddianın gerçek olmadığını gösterdiğini, davacının diğer davalı .... AŞ aleyhine yaptığı icra takibinden haberdar olduğunu, yaptığı ödemeyi bile tacir basireti gereğince belgelendirmesi , icra dairesine bildirmek için dahi böylesine bir yol izlemesi gerekirken tüm bunları yapmadığını, aradan geçen uzun süreden sonra hile ve desiselerle eline geçirdiği cari hesap fotokopisi ile işbu davayı ikame ettiğini beyanla ,açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...Dava; icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davalı hamil ...A.Ş tarafından davacı aleyhine keşidecisi olduğu 30.07.2016 tarihli 30.000,00 TL bedelli, 30.08.2016 tarihli 29.000,00 TL bedelli ve 28.09.2016 tarihli 31.700,00 TL bedelli çeklere dayalı olarak İzmir 15.İcra Müdürlüğü'nün 2016/14691 Esas sayılı dosyasında 17.10.2016 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, Davacı tarafça icra takibine konulan çeklerin toplam bedeli olan 90.700,00.-TL'nin dava dışı ....(....) isimli iş adamı tarafından davacı adına 01/07/2017 tarihinde davalı . .. AŞ 'ye ödediğini, aynı gün kalan 483,01 TL borcun da davacı tarafından ödenerek davalı .... AŞ 'ye hiçbir borcu kalmadığını, icra dosyasında sadece vekalet ücreti icra masrafları ve işlemiş faizlerin kalması gerekirken davalı . ...A.Ş tarafından haricen yapılan ödemenin icra dosyasına bildirilmeden 10.10.2017 tarihinde davalı ... .'ya dosya borcunun tamamı üzerinden temlik edildiğini iddia ettiği, Davalı ....A.Ş vekili ise, takibe konu çekleri dava dışı .... Şti.'nin kendilerine ciroladığını, çekler bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız olduklarının anlaşılması üzerine icra takibi başlatıldığını, icra takibi devam ederken dava dışı ....(...)'nin davacı kooperatifin işlerinin kötü gitmesinden dolayı icra dosya borcunu ödediğini ve ....(...)'nin isteği üzerine yeğeni diğer davalı ... 'ya davalı ... Ltd.şirketi tarafından icra dosya borcunun 10/10/2017 tarihinde davalı ...'ya temlik edildiğini, davacı tarafa icra müdürlüğü tarafından alacağın temlik edildiğinin bildirildiği halde davacının hiçbir itirazda bulunulmadığını, icra dosyasının ödemeyi yapan üçüncü şahsa ve onun uygun gördüğü üçüncü kişiye devir ve temlikte hukuk aykırı herhangi bir durumunun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Davalı ... vekili ise; davalı ...'nın iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ve ticari münasebeti nedeniyle dava dışı .... aracılığı ile diğer davalı ... A.Ş 'ye ödeme yapmak zorunda kaldığını, yaptığı bu ödeme nedeniyle de icra dosyasını temlik aldığını, davalı .... A.Ş.nin cari hesaplarında görülen 90.700,00-TL yi ödemeyi müvekkilinin yaptığını, davacının ....A.Ş' ne hiçbir ödeme yapmadığını, davacının böylesine ciddi bir rakamın haricen ödendiği kabul edilse bile her iki tarafın tacir olduğu düşünüldüğünde taraflar arasında herhangi bir belgenin oluşturulmamış olması bile söz konusu iddianın gerçek olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı aleyhine başlatılan İzmir 15. İcra Dairesi'nin 2016/14691 Esas sayılı takip dosyası borcunun kısmen ödenip ödenmediği, kısmen ödeme var ise kısmi ödeme miktarı ile ödemenin kim tarafından, kimin adına takip alacaklısına ödendiği, ödemeyi yapan dava dışı ....(...)'nin ödemeyi davacı kooperatif adına yapıp yapmadığı, ne miktarda ödeme yaptığı, bu kapsamda davacının davalı takip alacaklısı ile temlik alacaklısı davalılara borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek raporlarda dava konusu çeklerin davacı tarafça ödendiğine dair kayda rastlanmadığının bildirildiği; dava konusu çeklerin lehdarı olan dava dışı ....Şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişi .... tarafından düzenlenen kök ve ek raporda dava dışı lehdar .... Şirketinin dava konusu çekleri davalı ...A.Ş'ye ciroladığı,davalı ... ..A.Ş'nin karşılıksız çıkan 3 adet çekten alacağı olan toplam 90.700 TL'nin davacı adına .... tarafından toplamı 92.000 TL olan 3 adet senet ile ödendiği ve davalı....A.Ş'nin takip dosyasında alacağının kalmadığı belirtilmiş ise de, dava dışı .... tarafından 3 adet senet ile toplam 92.000 TL ödemenin davacı adına yapıldığına ilişkin tespitin dayanaklarının bulunmadığından bilirkişi tarafından yapılan bu yoruma itibar edilmemiş, takibe konu 3 adet çeke ilişkin borcun dava dışı ....(....) tarafından 32.000 TL, 30.000 TL ve 30.000 TL bedelli 3 adet toplam 92.000 TL bedelli senetlerle ödendiği ve ....(....)'nin talebi üzerine takip dosyasındaki borcun 10.10.2017 tarihinde alacağın temliki protokolü düzenlenerek davalı . .. AŞ tarafından söz konusu icra takip dosyasından kaynaklanan tüm alacak hakkının davalı ...'ya temlik edildiği, temlik muhtırasının icra müdürlüğü tarafından davacı borçluya tebliğe çıkarıldığı ve 12/10/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından temlike itiraz edilmediği, TBK'nın 183.maddesine göre temlikin geçerli olduğu, borç ilişkisinin temlik alanla borçlu davacı arasında devam ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davalılara yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı ancak davacı tarafça davalılara yemin teklif edilmediği, davacının tüm dosya kapsamından dava dışı ....(....) tarafından yapılan ödemenin davacı adına yapıldığı iddiasını ispatlayamadığından davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, davalı ... Ltd.şirketi tarafından davacı aleyhine icra takibinin 17.10.2016 tarihinde başlatıldığı,davalı .... Şirketi tarafından 10.10.2017 tarihinde alacağın davalı ...'ya temlik edildiği, davacı tarafça temlikten sonra 15.05.2018 tarihinde alacağı temlik eden .... Şirketi ile alacağı temlik alan ... aleyhine iş bu menfi tespit davasının açıldığı, borç ilişkisinin temlik alanla borçlu davacı arasında devam ettiğinden 10.10.2017 tarihinde alacağı temlik eden davalı... Şirketi aleyhine husumet yöneltilemeyeceğinden davalı .... Şirketi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle Davacı tarafından davalı... .. A.Ş aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE, 2-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE, şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline borçlarından dolayı icra takibi başlatıldığını, takip sonucu haciz işlemlerinin uygulanmasını istemeyen müvekkili şirket ile davalı şirket arasında sözlü anlaşma yapıldığını, davalı şirket tarafından da tanınan ....'nin aracı olmasının istendiğini, soğuk hava depolarının satış işlemine geçmesini istemeyen müvekkilinin teklifi kabul etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin....'ye, ....nin de davalı şirkete icrası başlatılan borçlarla ilgili ödeme yapacağını, her iki tarafın tanıklarının da bu anlaşmanın varlığını teyit ettiğini, müvekkilinin, ....'nin davalı şirkete ödemeyi ne şekilde ve ne zaman yaptığını o dönemde bilmediğini, müvekkilinin isteği üzerine davalı tarafından borcun ödendiğine dair cari hesap dökümünün yollandığını, cari hesap dökümlerinin incelenmesinde ödemelerin müvekkili adına yapıldığının görüldüğünü, bilirkişi incelemelerinde de yapılan ödemelerin kooperatif adına yapıldığının ve ... Şti ve ... AŞ firmalarının bağlantılı firmalar olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çeke dayalı icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir Alacağın temliki, 6098 sayılı TBK m. 183. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Rızai temliki düzenleyen TBK’nun 183. maddesi; “Kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasının almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” hükmünü içermektedir. Bu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere; alacağın temliki, bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikâl etmektedir. Eğer alacaklı, alacağını bir başkası vasıtasıyla tahsil ettirmek isterse, bu kimseye tahsil yetkisi verecek yerde alacağını ona temlik eder ki, bu halde alacağın temliki tahsil maksadıyla yapılmış olmaktadır. Eğer alacaklı, mevcut bir borcu için teminat olmak üzere alacağını kendi alacaklısına rehnedeceği yerde ona temlik ederse, bu halde alacağın temliki teminat maksadıyla yapılmış olur. Hukukumuzda egemen olan ilke, şekil serbestisi (6098 sayılı TBK madde 12) ise de, TBK’nun “şekli” başlıklı 184.maddesi Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır" hükmü gereğince Kanunumuz alacağın temlikinin yazılı yapılmasını öngörmektedir. Alacağın temliki ile asıl haktan ayrı yalnız başına başkasına devredilemeyen dava hakkı da devredilmiş olur. Bu anlamda davada taraf sıfatı da temlik alanda olmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davacı taraf, davalı şirketin İzmir 15.İcra Müdürlüğünün 2016/14691 Esas sayılı dosyası ile çeklere dayalı icra takibi başlattığını ve 10.10.2017 tarihli temlik muhtırasıyla borcun tamamının ...'ya temlik edildiğini, icra borcu için davacı kooperatifin .... isimli iş adamıyla borcun tek seferde ödenmesi için anlaştığını ve ....'nin bu borcu müvekkili adına 01/07/2017 tarihinde davalı .... AŞ 'ye ödediğini, icra dosyasında sadece vekalet ücreti icra masrafları ve işlemiş faizlerin kalması gerekirken dosya borcunun tamamı üzerinden temlik edilerek icra dosyasına devam edildiğini beyanla borç ödendiği iddiasıyla menfi tespit talebiyle dava açmıştır. Davalılar, yapılan ödemenin dava dışı şahıs tarafından yapıldığını, bu şahsın isteği ve ödemesi üzerine icra dosyasındaki alacağın temlik edildiğini, davacı tarafından ödeme bulunmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacının, dava dışı.... tarafından davalı şirkete yapılan ödemenin sözlü anlaşma kapsamında davacı adına yapıldığı iddiasını ispatlayamadığının, geçerli bir temlik sözleşmesi bulunduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2022 tarih, 2018/594 Esas ve 2022/486 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1699, K. 2026/359, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1699-e-2026-359-k-199af872dae1