Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1611 E. 2026/503 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1611
- Karar No
- 2026/503
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1611
KARAR NO:2026/503
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/03/2022
NUMARASI:2016/1368 Esas - 2022/207 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, 01/06/2015 tarihli sözleşme kapsamında müvekkil şirket müşterisi ...'ya ait malların sevkıyat işini üstlendiğini, davalı şirketin müvekkil şirkete sözleşme tahtında verilen nakliye hizmetlerine ilişkin düzenlenen faturaların cari hesaba işlendiğini, buna karşılık davalı firmanın sözleşmedeki borç ve yükümlülüklerini ihlal etmesi sebebiyle müvekkil tarafından,davalı firma adına düzenlediği yansıtma faturaları davalıya gönderdiğini, Mart 2016 ayında taraflar arasında e-mail yazışmaları ile tarafların cari hesap bakiyesinde mutabık kaldığını, ancak daha sonraki tarihlerle karşılıklı faturaların düzenlenerek tebliğ edilmesi sebebiyle karşılıklı cari hesap kontrolü sağlanamadığını, bu durum üzerine, müvekkil şirketin davalıdan olan cari hesap alacağının ödenmesi maksadıyla davalı şirkete Beşiktaş ...noterliği 18.08.2016/... yevmiye sayılı ihtarname gönderilerek 31.807.31TL alacak bedelinin 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak davalının müvekkil firmaya herhangi bir ödeme yapmadığı gibi müvekkil firma aleyhine....icra müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, ancak yasal süresi içerisinde İtiraz etmeyi atladığını, davalı şirkete bir borcunun olmadığını öne sürerek, İstanbul .......icra müdürlüğünün ..., sayılı dosyası üzerinden davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin taşıma sözleşmesine aykırı bir davranışı olmadığını, bu nedenle dava dilekçesinde bahsi geçen ve müvekkiline tebliğ edilmeyen yansıtma faturalarının kabul edilemeyeceğini, davacı 18/08/2016/... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle 31.807,31 TL alacağını istediğini ancak davacıya gönderilen B.Çekmece....Noterliği 22/08/2016/... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle cevap vererek bahsi geçen yansıtma faturalarının cari hesaba girmediği ve tebliğ edilmediği, böyle bir borçlarının da bulunmadığını, 31.821,00 TL alacaklarının bulunduğu hususunun bildirildiğini savunarak %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle davacının davalı şirkete taşıma hizmetlerinden kaynaklı İİK72 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine, menfi tespit istemine ilişkin olup, tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların 2015-2016 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirildiği, dosyada mübrez 17.07.2020 tarihli kök rapor ile 11.01.2021 tarihli ek rapor da dikkate alınarak, dosyada daha evvel alınan diğer raporlarda taraflar arasındaki cari hesapta, takip tarihi 31.03.2016 tarihi olduğu belirtilmiş olup, cari hesap 31.03.2016' ya göre belirlenmiş olup o tarihte davalı 13.436,08 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise bu tarih yanlıştır.Takip tarihi ...' in raporunda da belirtildiği üzere 30.11.2016 tarihi olup, 30.11.2016 tarihi itibariyle de ( zira davacı taraf icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini istiyor.)her iki tarafın ticari kayıtlarına göre davacı taraf alacaklıdır. Davacı kayıtlarında yer alıp davalı kayıtlarında yer almayan , davacı tarafça tek taraflı kesildiği anlaşılan 13 adet 21.830,70 TL lik yansıtma faturalarla 6 adet 4.364,17 TL lik faturalar geçersiz olup, davacı 31.03.2016 ile 30.11.2016 (takip tarihi arasında) davacının ödediği ve davalının da kayıtlarında yer alan ödemeler sebebiyle, davalı kayıtlarına göre dahi davacı taraf alacaklı olup her ne kadar yemin delili davalı tarafça kullanılmış ise de yemin tarafları bağlayacağından hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan toplanan doneler de dikkate alınarak mahkemeyi bağlamayacağından ve dosyadaki defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde davacının haklı olduğu kanaatine varılarak, davanın kabulü ile İst. ...... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yapılan takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf kendi kayıtlarına göre borçlu olduğu halde takip başlattığından dolayı İcra takibinin iptaline ve 35.821,00 TL üzerinden %20 kötü niyetli takip tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı takip alacaklısının dava dilekçesinde iddia ettiği ve davalı tarafa da tebliğ edilmeyen yansıtma faturalarını kabul etmediklerini, tarafların cari hesap bakiyesi konusunda mail yazışmaları ile mutabık kaldıkları iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalının cari hesap konusunda karşı tarafla hiçbir mutakabatı ve mail yazışması bulunmadığını, davacı takip borçlusunun kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmemesi sebebinin takip alacağının sulhen ödenmesi görüşmesinden kaynaklı olduğunu,gerek icra takibi yapılmadan önce, gerekse ödeme emri tebliğinden sonra davacı şirket yetkililerinin, davalı şirket yetkilisi ... ile temasa geçtiğini, iş yerine gelerek takip konusu borcu sulhen ödemek istediklerini, makul bir indirim yapması halinde icra dosya borcunu derhal ödeyeceklerini, bu şekilde anlaşılması halinde davalı alacaklı .... Şti. ile taşımacılık hizmetleri kapsamında çalışmak istediklerini, birkaç kez dile getirdiklerini, ancak davalı şirket yetkilisinin borcun tamamının ödenmesini istediğinden, sulhun sağlanamadığını, davacı tarafça kati bir delil olan yemin delili teklifinde bulunulduğunu, bunun üzerine davalı şirket yetkilisi ... tarafından duruşmada usul ve yasaya uygun yemin eda edildiğini, yemin delilinin HMK .. uyarınca kati bir delil olduğunu, kati delillerin yalnızca tarafları değil hakimi de bağladığını, hâkimin kesin delillerden biri ile ispat edilen bir vakıayı ispat edilmiş olarak kabul etmek mecburiyetinde olduğunu, bu konuda kendisinin takdir yetkisi bulunmadığını, bu husustaki örnek Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararlarının dosyada mevcut olduğunu, davalı şirket yetkilisinin yemin eda etmesi üzerine başkaca bir delil araştırılmasına gerek olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibin nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu hakkında İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile 30/11/2016 tarihinde "cari hesap alacağı, ihtarname" borcun sebebi gösterilerek 35.821,00 TL asıl alacak, 152,14 TL noter masrafı ve 950,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.923,89 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, bilahare eldeki menfi tespit davasının açıldığı görülmektedir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı borçlu, davalı alacaklının varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Somut uyuşmazlıkta; dosyaya kazandırılan denetime elverişi bilirkişi raporu ile davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğini taşıdığı, davalının ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliği taşımamakla birlikte HMK 220/4 hükmünce sahibi aleyhine delil olma niteliğinde olduğu belirlenmiştir.Tarafların ticari defterleri üzerine yapılan inceleme sonucu takip tarihi olan 30/11/2016 itibarıyla taraflar arasındaki mutabakatsızlığın davacının davalıya düzenlediği ve kedi defterlerine kaydettiği yansıtma faturalarının davalı ticari defterlerinde kaydedilmemiş olmasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporu ile dayanağı belli olmayan ve TTK 889 hükmünce herhangi bir kayıp ve hasar ihbarı bulunmayan yansıtma faturalar hesaplamaya dahil edilmeden takip tarihi itibarıyla davcının davalıya borcu olmadığı gibi 5.625,98 TL alacağı olduğu belirlenmiştir. Davalının usulüne uygun tutulmayan ancak kendi aleyhine delil olma niteliğine sahip ticari defterlerinde de takip tarihi itibarıyla davacıdan açık hesap alacağı bulunmadığı bilakis davacıya 5.625,98 TL borcu bulunduğu belirlinmiş olmakla davalı taraf davacıdan takip talebine konu alacağını ispatlamış değildir.Bu aşamadan sonra davacı tarafça davalıya yemin teklifinde bulunulmuş ise de ispat yükü üzerinde bulunmayan davacının yemin teklifinin davalı tarafça eda edilmesinin somut uyuşmazlıkta ispat yüküne bir etkisi bulunmamakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 630,56 TL harcın, alınması gerekli olan 2.522,27 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.891,71 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026