Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1434 E. 2026/1082 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1434
Karar No
2026/1082
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1434

KARAR NO: 2026/1082

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/06/2022

NUMARASI: 2021/389 Esas - 2022/380 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile ... T.A.Ş. (“Kredi Borçlusu”) arasında 06.01.2016 tarihinde 2.400.000,00 TL tutarlı Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi (“...”) İmzalandığını, diğer borçlular ... A.Ş ve ..., ...’yi yine 06.01.2016 tarihinde müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak Kredi Borçlusu’nun ...’ den kaynaklanan borçları için 2.400.000,00 TL kefalet tutarı ile ayrı ayrı müteselsil kefil sıfatı ile sorumluluk altına girdiklerini, kredi borçlusunun 05.01.2018 tarihli Kredi Kullanım Talimatı uyarınca davacı Banka tarafından Kredi borçlusuna 2.400.000,00 TL tutarlı 1 yıl vadeli, 6 ayda bir faiz ödemeli nakdi kredi kullandırıldığını, kredi Kullanım Talimatı’ndan görüleceği üzere krediye ait anapara ödemeleri belirli ve kesin vadeler olarak belirlenmiş olup, nihai anapara geri ödeme vadesi ise 04.01.2019 tarihi olarak belirlendiğini, kredi borçlusu, Kredi Kullanım Talimatı’nda kesin vadeye bağlanmış ödeme taahhütlerini tam ve zamanında yerine Getirmediğini, nihai vade tarihi olan 04.01.2019 tarihinde de ödeme yapmaması üzerine Kredi Borçlusunun tüm kredi borcu muaccel hale geldiğini ve Kredi Borçlusu temerrüte düştüğünü, kredi borçlusu ve kefillere .... Noterliğinin 09/03/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, ihtarname tarihi itibariyle 1.557.945,00 TL tutarlı muaccel alacaklarının sorumlulardan talep edildiğini, davacı banka tarafından keşide edilen ihtarname usulüne uygun olarak muhataplarına tebliğ edildiğini, bu husus, muhatapların .... Noterliği'nin 15.03.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle davacı Bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnameye itiraz etmiş olmalarından açıkça anlaşıldığını,ancak ihtarname Kredi Borçlusu ve Kefillere tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı Bankanın kredi alacağı Ödenmediğini, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/213 D. İş sayılı dosyası ile borçluların mal ve alacakları hakkında ihtiyati haciz talep edildiği ve alınan karar ile.... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra edilerek aynı dosya üzerinden genel haciz yolu ile takibe de geçildiğini, borçlulardan .... T.A.Ş ile ... A.Ş. vekili takibe “Hesap kat ihtarnamesine itiraz edilmiş olduğu, davacının talep edildiği kadar borcu bulunmadığı, davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, ipotekle teminat altına alınmış olan borç için ilamsız takip yapılamayacağı, talep edilen faiz miktarı fahiş olduğu...” gerekçeleri ile, borçlu ... vekili ise “davacının alacaklı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığı...” gerekçesi ile takibe itiraz ettiğini, söz konusu itirazlar dayanaktan bütünü ile yoksun olup, borçlular alacağın tahsilini geciktirmek maksadı ile söz konusu takibe itiraz ettiğini, borçluların takibe itirazlarının tümü ile iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, yukarıda arz ve izah olunan nedenler dikkate alınarak, taleplerinin kabulü ile, davalı borçluların.... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına ilişkin itirazlarının iptali ile takibin devamına karar Verilmesini, davalı borçlular aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; hesap katı ihtarı usule uygun olarak tebliğ edilmemiş olup temerrüt oluşmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde, davalı kefil sıfatıyla yer aldığı iddia ettiği genel kredi sözleşmesindeki borçlunun, borçlarını ödememesi nedeniyle, davalıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiği ve davalının temerrüte düşürüldüğü iddia ettiğini, .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 09.03.2021 tarihli ihtarnamesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, bununla birlikte davacının sunmuş olduğu ihtarda hesap özeti ve ödeme olanı mevcut olmayıp faizin ise ne şekilde hesaplandığı belirsiz olduğunu, davalının temerrüte düşmediğini, Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere, hesap kat ihtarnamesi olmadan işbu ihtarname tebliğ edildiği gibi hesaplama yapılarak başlatılan takip hukuka aykırı olduğu, işbu nedenlerle davacı tarafından talep edilen temerrüt faizi, gecikme faizi ve diğer ferilerinin haksız olduğu ve reddi gerektiği aşikar olduğu, aynı alacağa yönelik mükerrer takip başlatıldığını, davacı banka tarafından aynı alacağa yönelik hem Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından takip başlatılmış hem de .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davacı banka önce aynı alacağa yönelik 03.03.2021 tarihinde davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını sonra da 13.04.2021 tarihinde Genel Nakdi Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi kaynaklı kaynaklı .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, her iki takibin ödeme emirlerinde de ‘’takipte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ‘’ yer almamakta olup mükerrer takip başlatıldığını, davacının talep ettiği takipteki tüm alacak kalemleri ve faiz oranlarının hatalı olmakla birlikte davalı tarafından itirazda bulunma zarureti hasıl olduğunu, davacı tarafından keşide edilen hesap kat ihtarnamesine konu edilen alacak kalemleri hatalı hesaplandığı, davalı aleyhine başlatılan haksız ve dayanaksız takibe itiraz ediyor ve davanın reddi ile tarafları lehine %20'den aşağı olmamak tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, davanın reddine, tarafları lehine %20’ tan aşağı olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve dava giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

... Anonim Şirketi vekili ve ... ..... Anonim Şirketi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalılar ... Anonim Şirketi ve ... ... Anonim Şirketi arasında 15/06/2011 tarihinde imzalanmış olan ... yevmiye numaralı teminat ipoteği ile davacı bankaya herhangi bir tarihte borçlu veya sorumlu olduğu doğmuş veya doğacak tüm yükümlülüklerin teminatı olarak İstanbul/... Mah. . ada .... parselde kayıtlı Servis İstasyonu Yıkama Yağlama Yeri ve Benzin Satış Yeri davalıların adına kayıtlı hisselerine 300.000.000,00 TL değerinde teminat ipoteği konulduğunu, bu konuya ilişkin ... Tapu Müdürlüğünden Tapu kayıtlarının celbini talep ettiklerini, tapu kayıtları incelendiğinde dosyanın borçlusu ...Anonim Şirketi arasında imzalanmış olan ipotek belgesi ile işbu dava konusu takip tutarını da kapsayacak şekilde .......Yeri üzerinde ipotek tesis ettirmiş olup, alacak rehinle teminat altına alınmış olduğundan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanılması ve borcun tahsili mümkün olduğundan huzurdaki davaya konu icra takibinde diğer davalıların sorumlu tutulması mümkün olmadığını, kanun hükmü gereğince davalılara usulüne uygun ve geçmiş dönemlere ilişkin hesap özeti tebliğ edilmeden hesap kat ihtarnamesi gönderilmiş, gönderilen hesap kat ihtarnamesine de tarafımızdan süresi içerisinde itiraz edildiğini, takibe konu alacak yargılamayı gerektirdiğini, şikayetçi borçluya, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcuna ilişkin hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin re'sen incelenmesi gerektiğini, davacının keşide ettiği hesap kat ihtarnamesi yasanın aradığı koşullara uygun olmadığı, bilindiği gibi

hesap kat ihtarnamesinde borç miktarının açık ve net olarak belirtilmesi, her bir borçlunun ya da ipotekle taşınmaz malikin sorumluluk miktarlarının ve borçlarının nereden kaynaklandığının, bir sözleşmeye dayanılıyor ise sözleşmenin tarih ve numarasının belirtilmesi gerektiği, ihtarnamede anılan unsurları

içermiyor ise usulüne uygun değildir ve alacağın muacceliyetinden ya da kesinleşmesinden söz Edilemeyeceğini, davacının keşide ettiği ihtarnamede hesabın hangi kredi ilişkisine dayanılarak kat edildiği belirtilmediği gibi, kredi sözleşmelerinin tarihleri, numaraları, limitleri de belirtilmediğini, ayrıca

ihtarnameye sözleşme örnekleri ve cari hesap ekstreleri de eklenmediğini,bu durumda da davacının keşide ettiği ihtarname, yasanın aradığı koşullarda ve usulüne uygun olmadığını, mevcut risklerin çok üstünde ipoteklerle Kredi Sözleşmesi imzalanırken davacı banka tarafından, davalıdan yeteri kadar teminat alınmadığını, kaldı ki, söz konusu kredilerin aniden ve haksız olarak 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edilmesi hem yasadaki iyiniyet, hem ticari teamül ve hem de mevcut ekonomik şartlarda, muaccel hale getirilmeye çalışılarak, yüksek bir meblağın bu kadar kısa sürede ödenmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırı olduğunun ortada olduğunu, davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinde belirtilen tutara itirazımızı ve hesap kat ihtarnamesindeki tutara mutabakatımızın bulunmadığını ihtaren davacıya belirtmiş bulunduklarını, takip konusu alacak muaccelliyet kazanmadığını, İİK Madde 68/b maddesi 2. fıkra hükmüne göre; süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebileceği, hükmüne yer verildiği, buna göre, hesap özetinin kesinleşmesi ve temerrüt için yasada 1 aylık süre öngörüldüğü, davalılara gönderilen ihtarnamelerde ihtarnameye karşı en az 1 aylık itiraz süresi verilmesi gerekirken 3 günlük süre yasaya ve mevcut şartlara aykırı olduğu, verilen sürenin temerrüt tarihine esas alınmaması gerektiği, tek taraflı olarak kredi cari hesabını kat etmesi yetkisinin bankaya tanınması hükmü genel işlem koşulu olduğu, icra dosyasında asıl alacağın nasıl hesaplandığı belli olmadığı gibi, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemek üzere uygulanan faiz oranı da usul ve yasaya aykırı olduğundan itiraz ettiklerini, takip alacaklısınca takip tarihinden evvel hesaplanıp talep edilen %52,56 oranındaki faiz miktarı fahiş olup kabulü mümkün olmadığını, fiili uygulanan faiz oranlarının baz alınması gerekirken Merkez Bankasına bildirilen

gösterge faizlerinin değil, fiilen uygulanan faiz oranının belirlenmesi ve bu oran üzerinden hesaplanması gerektiğini, haksız ve ispatlanamayan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, itirazın iptali davası olup davacı banka ile davalılardan asıl borçlu ... T.A.Ş. ile 06/01/2018 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu/müteselsil kefil olarak imzalamış oldukları, kefalet limiti oranında kredi borcundan sorumluluklarının bulunduğu, her ne kadar davalı vekillerince kredi borcunun ipotekle teminat altına alındığı ve bu nedenle ilamsız takip yapılamayacağı ileri sürülmüş ise de getirtilen ....İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olduğu, .....no'lu kredilerden kaynaklı borç nedeniyle takip yapıldığı asıl borçlu ...A.Ş. olduğu, ipoteklerin bu borçlu yararına verildiği, bu takipteki kredi borçları ile somut davadaki kredi borçlarının aynı olmadığı gibi ... A.Ş.'nin iş bu dosyada taraf sıfatının olmadığı, ayrıca iş bu davaya konu....İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı takip dosyasında verilen ihtiyati haciz kararının İstinaf incelemesi sırasında İstanbul BAM 14.HD'nin 04/11/2021 tarihli kararında " belirtilen ipoteklerin takip konusu borç nedeniyle verilmediği ve alacağın ipotekle teminat altına alınmadığına ilişkin ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından " tespitinde bulunmuş olup iş bu davaya konu kredi alacağının ipotekle teminat altına alınmamış olduğu sabittir.Kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından ihtarname keşide edilmiş, ihtarnameye davalılarca itiraz edilmiş olup 15/03/2021 tarih itibariyle davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faizin % 50 fazlasının ilavesi ile % 35,50 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği fazlaya ilişkin istemin reddedilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda belirlenen alacak kalemleri üzerinden açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmış ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalılarda haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiğine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kredi borçlusunun 05.01.2018 tarihli kredi kullanım talimatı uyarınca davacı banka tarafından kredi borçlusuna 2.400.000,00 TL tutarlı 1 yıl vadeli, 6 ayda bir faiz ödemeli nakdi kredi kullandırıldığını, krediye ait anapara ödemeleri belirli ve kesin vadeler olarak belirlenmiş olup, nihai anapara geri ödeme vadesi ise 04.01.2019 tarihi olarak belirlendiğini, kredi borçlusu, kredi kullanım talimatında kesin vadeye bağlanmış ödeme taahhütlerini tam ve zamanında yerine getirmediğini, nihai vade tarihi olan 04.01.2019 tarihinde de ödeme yapmaması üzerine kredi borçlusunun tüm kredi borcu muaccel hale geldiğini ve TBK m.117/2 hükmü uyarınca kredi borçlusu aynı tarihte temerrüte düştüğünü, kredi borçlusu ve kefillere keşide edilen .... Noterliği'nin 09/03/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile halihazırda muaccel olan alacağın mütemerrit sorumlulardan talep edildiğini, söz konusu ihtarnamenin, bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında "hesap kat ihtarnamesi" olarak nitelendirilmesi ve temerrüt tarihinin buna göre tespit edilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt tarihi 04.01.2019 olup bu tarihten itibaren alacaklarına temerrüt faizinin işletilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme nazara alındığında hükmedilen %35,50 temerrüt faizi oranının hatalı olduğunu, temerrüt faizi oranının belirlenmesinde taraflar arasında imzalanan davacı banka tarafından Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek cari faiz oranı dikkate alınması gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davalı borçluya kullandırılan krediye uygulanan cari faiz oranı değil de temerrüt tarihi itibari ile davacı bankanın emsal sözleşmeler için uyguladığı en yüksek cari faiz oranlarının dikkate alınması gerektiğini, takibe konu alacağın muaccel hale geldiği tarih ile takip tarihi arasında yaklaşık iki yıllık bir süre geçtiğini, bu süreçte mevcut ekonomik koşullar her geçen gün farklılaştığını, bu süreçte davacı banka tarafından borçlu cari hesap şeklinde işletilen kredilere uygulanan en yüksek faiz oranı %36 ile %19,20 arasında değiştiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca alacağa uygulanması gereken temerrüt faizi oranı da %72 ile %38,40 arasında değiştiğini borçlunun temerrütte bulunduğu süre boyunca alacağa sabit bir oran ile temerrüt faizi işletilmesi kimi durumda alacaklı davacı bankanın haklarına halel getirebileceği gibi kimi durumda da borçlu tarafın aleyhine sonuç doğurabileceğini, temerrüt tarihi olan 04.01.2019 tarihinde geçerli faiz oranları dikkate alındığında temerrüt süresi boyunca alacağa %72 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerekeceğini, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmede kararlaştırılan faiz oranının uygulanmasına engel teşkil eden bu yorum, ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğine ilişkin TTK m.8 hükmüne de aykırı olduğunu, mahkeme, kredi alacağına temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesi suretiyle yapılan hesaplama doğrultusunda devamının kabulüne karar verilmesi talebini kabul etmez ise temerrüt tarihi olan 04.01.2019 tarihinde davacı banka tarafından borçlu cari hesap şeklinde işletilen kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının %36 olduğu dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekeceğinden istinaf talebimizin kabul edilmesini, işlemiş faiz hesabının taraflar arasında imzalanan ...’nin 10.5. maddesi uyarınca %72 temerrüt faizi oranıyla yapılmasını, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işletilecek faiz oranının ise taleple bağlılık ilkesi tahtında %52,56 olarak tespitini talep etmekte olduklarını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu kayıtları incelendiğinde dosyanın borçlusu ... .... Anonim Şirketi arasında imzalanmış olan ipotek belgesi ile işbu dava konusu takip tutarını da kapsayacak şekilde Servis İstasyonu Yıkama Yağlama Yeri Benzin Satış Yeri üzerinde ipotek tesis ettirmiş olup alacak rehinle teminat altına alınmış olduğundan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanılması ve borcun tahsili mümkün olduğundan huzurdaki davaya konu icra takibinde diğer davalıların sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, anılan kanun hükmü gereğince davalılara usulüne uygun ve geçmiş dönemlere ilişkin hesap özeti tebliğ edilmeden hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, gönderilen hesap kat ihtarnamesine de taraflarınca süresi içerisinde itiraz edildiğini, takibe konu alacağın da yargılamayı gerektirdiğini, davacı yanın keşide ettiği hesap kat ihtarnamesinin yasanın aradığı koşullara uygun olmadığını, davacı yanın keşide ettiği ihtarnamede hesabın hangi kredi ilişkisine dayanılarak kat edildiği belirtilmediği gibi kredi sözleşmelerinin tarihleri, numaraları, limitleri de belirtilmediğini, ihtarnameye sözleşme örnekleri ve cari hesap ekstreleri de eklenmediğini, mevcut risklerin çok üstünde ipoteklerle Kredi Sözleşmesi imzalanırken davacı banka tarafından davacıdan yeteri kadar teminat alınmadığını, söz konusu kredilerin aniden ve haksız olarak 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edilmesinin hem yasadaki iyiniyet hem de ticari teamül ve hem de mevcut ekonomik şartlarda muaccel hale getirilmeye çalışılarak, yüksek bir meblağın bu kadar kısa sürede ödenmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinde belirtilen tutara itirazı ve hesap kat ihtarnamesindeki tutara mutabakatı bulunmadığını ihtaren davacı yana belirtmiş bulunulduğundan takip konusu alacak muaccelliyet kazanmadığını, tek taraflı olarak kredi cari hesabının kat etmesi yetkisinin bankaya tanınması hükmü genel işlem koşulu sayılacağını ve kötüniyetin göstergesi olduğunu, davacı banka önce aynı alacağa yönelik 03.03.2021 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, bilahare 13.04.2021 tarihinde Genel Nakdi Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi kaynaklı kaynaklı .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından takip başlattığını, her iki takipte de ‘’takipte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ‘’ yer almamakta olup mükerrer takip başlatıldığının açık olduğunu ve yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, yerel mahkemenin faize ilişkin değerlendirmesi hatalı olup faiz oranının fahiş olduğunu, alacaklının icra takibine talep etmiş olduğu faiz oranını tek taraflı fahiş olarak belirlemesi hakkın suistimalini oluşturduğunu, alacaklının fahiş bir kazanç amacı ile faiz oranını tek taraflı belirleme yetkisini kendinde bulması ve haklı görülmeyecek bir oran belirlemesinin kabul edilemez olduğunu, bu nedenle fahiş olarak belirlenmiş bulunan faiz oranı yönünden takibin iptali gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı bankanın BSMV talebinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıdaki gerekçeler ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faiz oranları, temerrüt tarihi ve mükerrer takip

yapılıp yapılmadığı noktalarındadır.

Davacı alacaklı tarafından davalılar hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalılar hakkında, ''Alacaklı ...A.Ş. İle borçlular arasında imzalanan 06.01.2016 tarihli Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi, .... Noterliği'nin 09.03.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, hesap özeti'' toplam 1.577.553,49 TL alacağın tahsili istemiyle 12.04.2021 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca davalı itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davacı banka ile davalı .... T.A.Ş. arasında 06.01.2016 tarihinde 2.400.000,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davalılar ... ve ... A.Ş. işbu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla aynı limitle imzalamışlardır. Bu genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalı borçlu şirkete BCH kredisi kullandırılmış, borçlarının ödenmemesi üzerine, davacı banka tarafından, .... Noterliği'nin 09.03.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile hesap kat edilerek davalılara borcun 3 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş, ihtarnamenin davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir evrak sunulmamış olduğu görülerek, davalılar tarafından davacı bankaya gönderilen .... Noterliği 15.03.2021 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verilmiş olduğundan, davalıların 15.03.2021 tarihinde temerrüte düşmüş olduklarının kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Genel kredi sözleşmesinin 10.5. maddesinde, '' Müşterinin kredi borcunu taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini, masraf, komisyon ya da her türlü ad altındaki ücreti ödeme tarihinde/ vadesinde ödememesi veya borcun sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde, müşteri borcun hangi tür krediden doğduğuna ve kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder '' hükmü düzenlenmiştir.

Taraflar arasındaki kredi sözleşmesi ticari nitelikte kredi sözleşmedir. Taraflar arasındaki faize ilişkin sözleşme hükümleri geçerlidir. TBK'nın 88 ve 120. maddelerinde getirilen sınırlamaların ticari mahiyetteki kredi sözleşmelerinde uygulanma imkanı yoktur. Mahkemece taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin akdi ve temerrüt faizine ilişkin hükümleri değerlendirilerek bankanın aynı dönem için aynı tür kredilere uyguladığı akdi ve temerrüt faiz oranlarının, banka kayıtlarının yerinde incelemesi suretiyle bilirkişice tespit edilerek buna göre akdi ve temerrüt faiz oranlarına göre hesaplama yapılması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 26.04.2021 Tarih ve 2020/3986 E. - 2021/4095 K. Sayılı kararı).

Taraflar arasındaki ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin ne şekilde hesap edileceği açıkça gösterilmiştir. Temerrüt faizi yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranın iki katına göre taraflar arasındaki sözleşmede uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekir.(Yargıtay 11. HD'nin 16.03.2021 tarihli 2020/5441-2021/2467 E.-K. Sayılı kararı, Yargıtay 19.HD'nin 30/10/2017 tarihli ve 2016/13171-2017/7393 E.-K. sayılı ve 11/06/2012 tarihli ve 2012/2383-2012/9839 E.-K. sayılı kararları)

Davacı taraf, emsal kredilere fiilen uyguladığı faiz oranına ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. Bu haliyle, davacı bankanın Merkez Bankasına bildirdiği faiz oranının, emsal kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz olduğunu ispatlayamamıştır. Bu durumda, davacının T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği faiz oranı esas alınarak temerrüt faizinin tespiti mümkün değildir. Bu halde bilirkişi raporunda, taksitli ticari kredi için uygulanan faiz oranı olan %17,75 üzerinden hesaplanan % 35,50 temerrüt faizi üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı banka ile davalı ... T.A.Ş. arasında 06.01.2016 tarihinde 2.400.000,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) imzalanmış olduğu, işbu sözleşmede davalı ... ve ... A.Ş’nin müteselsil kefil olarak imzasını atmış olduğu, işbu GKS ye istinaden davalı borçlu Şirkete BCH kredisi kullandırılmış olduğu, taksitli kredi alacağına ilişkin, davalıların .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itiraz nedeniyle 12.04.2021 takip/talep tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 345.694.05 TL asıl alacak 784.100.33 TL işlemiş faiz ve 39.205.02 TL BSMV ve 910.00 TL İh.Hac.Vek. ücreti olmak üzere toplam 1.170.589.64 TL alacaklı olduğu, 345.694.05 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 35.50 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSM'nin davalıdan istenebileceği,

ancak davacı banka 04.01.2019 tarihinden sonra muaccel olan alacağına değişik oranlarda temerrüt faizi uyguladığı görülmüş olup bankacılık uygulamalarında temerrüt faizi aylar ve yıllar itibarı ile değişkenlik gösteremeyeceğinden takdiri sayın mahkemenizde olmak üzere davacı bankanın değişen gecikme faiz oranlarından yapılan tespitler göre alacaklı olduğu tutarın tespiti, davacı banka taksitli kredi alacağına ilişkin, davalıların .... İcra

Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itiraz nedeniyle sayın mahkemenizce de kabul edilmesi halinde 12.04.2021 takip/talep tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 345.694.05 TL asıl alacak 1.163.058.11 TL işlemiş faiz ve 60.917.88 TL BSMV ve 910.00 TL İh.Hac.Vek. ücreti olmak üzere toplam 1.571.260.28 TL alacaklı olduğu, 345.694.05 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 52.56 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSM nin davalıdan istenebileceği tespit edilmiştir.

Her ne kadar davalılar .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, mükerrer takip yapıldığına itiraz etmişseler de, söz konusu ipotekler, 3. kişi konumunda olan... ... A.Ş.'ye kullandırılan proje kredisinin teminatı olduğu, davacı bankanında aralarında bulunduğu kredi veren bankalar ile... Tic., ... A.Ş., .... A.Ş., ... A.Ş., .... T.A.Ş. ... arasında zaman zaman tadil ve yeniden düzenleme sözleşmesi ile tadil edilerek yeniden düzenlenen kredi sözleşmesinde, işbu dosya borçluları ... A.Ş., ...T.A.Ş. Ve ... aynı zamanda.... A.Ş. Ve ... A.Ş.'nin proje kredisi nedeniyle borçlarına garantör oldukları, işbu dava konusu alacağın davalı .... T.A.Ş.'nin kredi borçlusu olduğu diğer davalıların kefil olduğu krediden kaynaklandığı, takip borçlularının da farklı olduğu, söz konusu ipoteklerin dava konusu alacağın teminatı olmadığı görülerek davalıların bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.

Somut olayda, davacı bankanın hesap kat tarihi itibari ile belirlemiş olduğu alacak tutarının içindeki anapara tutarını icra takibinde asıl alacak olarak talepte bulunduğundan taleple bağlı kalınarak, 345.694,05 TL anapara alacağının hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar söz konusu krediye uygulanan %17,75 akdi faiz, temerrüt tarihi olan 15.03.2021 tarihinden itibaren %35,50 temerrüt oranı üzerinden yapılan hesaplamaya göre, 345.694,05 TL asıl alacak, 784.100,33 TL işlemiş faiz, 39.205,02 TL BSMV, 680,24 TL masraf, 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 1.170.589,64 TL yönünden itirazın iptaline karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 81,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,00 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 19.991,00 TL harcın, alınması gerekli olan 79.963,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 59.972,00 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,

5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1434, K. 2026/1082, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1434-e-2026-1082-k-a583641a8a4e