Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1271 E. 2026/160 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1271
Karar No
2026/160
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1271 KARAR NO : 2026/160 KARAR TARİHİ : 22/01/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2022 NUMARASI : 2021/764 Esas 2022/445 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı aleyhine 13.07.2021 tarihinde İzmir 23.İcraDairesi'nin 2021/7713 Esas sayılı icra takip dosyasıyla takip başlatıldığı, davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle takibin durduğu, müvekkili şirketin icra takibine konu alacağının 25.03.2021 tarihli cari hesaba dayandığı, davalı tarafın fatura bedellerini ödemediğinden bahisle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle icra takibinin yetkili İcra Dairelerinde başlatılmadığı, yetkili icra dairelerinin Çeşme İcra Daireleri olduğu, her ne kadar davacı tarafça davaya konu takip talebi ekinde cari hesap ekstresi olduğu ve davalının davacı şirkete bakiye 165.490,44 TL borçlu olduğu iddia edilmiş ise de, cari hesap ektresi adı altında düzenlenen borcun varlığına ilişkin belgenin varlığı borcun mevcudiyetine delalet etmediği, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığı, bu nedenle icra takibinde iddia olunan borcun kanıtlanamadığı, davacı tarafın davasının haksız olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça takip ve davaya konu bakiye fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle, yetkili mahkeme ve icra dairesinin Çeşme icra daireleri ve mahkemeleri olduğu, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiği gibi taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, yazılı şekilde kurulması gereken bir cari hesap sözleşmesine dayanmayan cari hesap ekstresinin borcun varlığını tek başına kanıtlamaya yeterli olmadığı, taraflar arasında davacı tarafça iddia edildiği şekilde borcu doğuran bir sözleşmenin ve ticari ilişkinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafça iddia edildiği şekilde davacının davalıdan takibe konu edilen tutar kadar bir alacağının bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu edilen tutar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında her ne kadar davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde yetkili icra dairesinin Çeşme İcra Daireleri olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine karşı bir itiraz ileri sürülmüş ise de, getirtilen icra takip dosyasının içeriğindeki itiraz dilekçesinin incelenmesinden davalı tarafça icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine karşı bir itiraz ileri sürülmediğinden bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine karşı cevap dilekçesinde ileri sürmüş olduğu yetki itirazının yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur. Yine davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde, yetkili mahkemelerin Çeşme Mahkemeleri olduğu yönünde yetki itirazında bulunulmuş ise de, davalının adresinin bulunduğu Çeşme İlçesi mahkememiz yargı alanı içerisinde bulunduğundan davalının mahkememiz yetkisine karşı ileri sürmüş olduğu yetki itirazının da bu nedenle reddine karar verme gereği doğmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ; davacı ve davalı şirkete ait 2020 ve 2021 yılı ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemede her iki tarafa ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunun tespit edildiği, incelenen davacı şirket defterlerine göre davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalar, davalı tarafça düzenlenen iade faturaları ve davalı tarafça yapılan ödemeler dikkate alındığında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 165.490,44 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davalı şirket defterlerinde yapılan inceleme neticesinde ise, yine davacı tarafça düzenlenen faturalar, davalı tarafça düzenlenen iade faturaları ile davalı tarafça yapılan ödemeler neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 165.490,07 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, bu şekilde davacı tarafça davalı adına düzenlenen satış faturaları açısından taraf defterleri arasında sadece 0,15 TL'lik fark bulunduğu, yine davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen iade faturaları toplamı arasında da sadece 0,22 TL'lik fark bulunduğu, her iki taraf defterleri arasındaki farkın toplamının 0,37 TL olduğu, farkın çok küçük olup, küsurat farkından kaynaklandığı ve bu şekilde her iki taraf ticari defter bakiyelerinin birbiriyle örtüştüğü, sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 165.490,44 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalar, yine davalı tarafça düzenlenen iade faturaları ve yine davalı tarafça yapılan ödemelerin her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlarda aynen kayıtlı olduğu, toplam 0,37 TL'lik küsurat farkı dışında her iki taraf defterlerinin tüm kayıtlar açısından birbiriyle uyumlu olduğu, bu kapsamda davacı tarafça düzenlenen faturalar, davalı tarafça düzenlenen iade faturaları ve yapılan ödemeler kapsamında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan her iki taraf ticari defter ve kayıtlarına göre 165.490,44 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Her iki taraf ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle kayıtlı olduğu kabul edilen 165.490,44 TL'lik davacı alacağının ödendiği yönünde davalı tarafça bir belge dosyaya sunulmadığından davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 165.490,44 TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından ıslah edilen cevap dilekçesinde ileri sürülen İzmir 5. ATM'nin 2022/199 Esas sayılı dosyasının bir sureti getirtilmiş olup, incelenmesinden davacı.... Şti tarafından davalı....A.Ş aleyhinde 03.03.2022 tarihinde araç satım sözleşmesinden kaynaklı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'lik alacak davası açıldığı, iş bu dava dosyasında düzenlenen 18.03.2022 tarihli tensip ile duruşmanın 14.06.2022 tarihine ertelendiği ve dava dosyasının halen derdest olduğu anlaşılmıştır.Yine İzmir 5. ATM tarafından mahkememizce yazılan yazıya verilen 05.05.2022 tarihli cevabi yazı ekinde gönderilen dosya kapsamı belgelerin incelenmesinden davalı tarafça cevap dilekçesinin ıslahına ilişkin olarak dosyaya sunulan 19.04.2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan İzmir 38.Noterliği'nin "Alacağın Devri" başlıklı 19/04/2022 tarihli belgenin İzmir 5. ATM'ye ibraz edilmediği, alacağın temliki ile ilgili olarak ilgili dosyada herhangi bir işlem yapılmadığı, davacısının halen dava dışı .... Şti, davalısının da... A.Ş olduğu görülmüştür. Her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesinin ıslahına ilişkin olarak dosyamıza sunmuş olduğu 19.04.2022 tarihli dilekçe içeriğinde İzmir 5. ATM'nin 2022/199 Esas sayılı dosyasına konu fatura alacağının davalı şirket tarafından temlik alınmış olması nedeniyle davalının iş bu dava dosyasında alacaklı konuma geçtiğinden iş bu dava dosyasının neticesinin beklenmesi ve her halde takas mahsup talebinde bulunulduğu ileri sürülmüş ise de, ıslah edilen cevap dilekçesi ekinde sunulan "Alacağın Devri" başlıklı İzmir 38.Noterliği'nin 19.04.2022 tarihli belgesinin incelenmesinden davalı vekilinin takas mahsup savunmasına konu İzmir 5. ATM'nin 2022/199 Esas sayılı dosyasından bahsedilmeksizin her biri 200.000,00 TL'lik toplamda 600.000,00 TL tutarlı fatura konusu alacakların dava dışı ... ... Şti tarafından davalı .. ... A.Ş 'ye devrediliği konusunda düzenlemeyi içerdiği, iş bu belgenin İzmir 5. ATM'nin 2022/199 Esas sayılı dosyasına da sunulmadığı, takas mahsup savunmasına konu İzmir 5. ATM'nin 2022/199 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak en son 05.05.2022 tarihi itibariyle gönderilen belgelerin incelenmesinden temlikname ile ilgili herhangi bir işlemin takas mahsuba konu ilgili dava dosyası içerisinde bulunmadığı, bu nedenle mahkememizdeki iş bu itirazın iptali davasından sonra açıldığı anlaşılan, davacısı farklı olan ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sadece 10.000,00 TL üzerinden açılan dava nedeniyle, iş bu dava dosyasının neticesi beklenmek suretiyle takas mahsup yapılması yönündeki davalı savunmasının TBK 139. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur. Yukarıda anlatılan tüm gerekçelerle davanın kabulüne, davalı borçlunun İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2021/7713 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 165.490,44 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 33.098,08 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur. İcra takip dosyasının incelenmesinden icra takip talepnamesinde ve ödeme emrinde 165.490,44 TL cari hesap (istenen : yıllık adi kanuni faiz) olmak üzere toplam 165.490,44 TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, takip talebinin açıklama bölümünde ise "alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren asıl alacak için hesaplanacak 3095 Sayılı Yasa uyarınca T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı 165.490,44 TL için yıllık 365 gün %9 yasal faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi..." şeklinde talepte bulunulduğu görülmekle davacı tarafın (istenen : yıllık adi kanuni faiz) açıklaması kapsamında davacı tarafın bu talebiyle bağlı kalınarak kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Davanın KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2021/7713 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 165.490,44 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına, Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 33.098,08 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yetkili icra dairesi ve mahkemesinde ikame edilmediğini, müvekkili ... A.Ş’nin merkezinin Çeşme ilinde olduğunu, bu sebeple de, müvekkili şirket aleyhine girişilecek icra takibinin, 2004 sayılı İcra İflas Kanunumuzun 50. maddesinde yerini bulan yetki başlıklı hüküm gereğince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümlerine atıfta bulunulduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki kuralı gereğince borçlu olduğu iddia edilen müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu Çeşme Adliyesi İcra Dairelerinde açılmasının gerektiğini, nitekim icra takip dosyasında ödeme emrinin de müvekkili şirket merkezinin bulunduğu İzmir adresine tebliğ edildiğini, davalı müvekkili şirket adına yapılan takas mahsup taleplerinin hak ve hukuka aykırı şekilde mahkemece değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, her ne kadar davacı yanca davaya konu takip talebi ekinde cari hesap ektresinin olduğu ve davalı müvekkilinin davacı şirkete bakiye 165.490,44 TL borcu olduğu iddia edilmişse de tek başına cari hesap ektresi adı altında düzenlenen iddia olunan borcun varlığına ilişkin belgenin varlığının borcun mevcudiyetine delalet etmediğini, kaldı ki taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin de kurulmadığını, orta da cari hesaba dayalı bir sözleşme olmadığından davacı şirketin iddia olunan borca dayanak alım satım ilişkisini kanıtlar nitelikte sözleşme, ticari satımda düzenlenmesi TTK’ya göre zorunlu olan fatura ya da herhangibir surette borcun dayanağı yazılı belge ya da senede davaya konu icra takibinde dayanmadığını, bu haliyle davaya konu ilamsız icra takibinde iddia olunan borcun kanıtlanamadığını, bu itibarla anılan icra takibine süresi içerisinde yaptıkları haklı itiraz neticesinde dayanaksız icra takibinin durdurulduğunu, iş bu aşamadan sonra davacı yanca huzurdaki itirazın iptali davasının ikame edildiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. TBK'nın 139. Maddesi "- İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." şeklindedir. Davacı tarafça, faturalarda belirtilen malları satmış olduğu, davalı şirketin söz konusu faturalara ve içeriğine, yasal süresi içerisinde itiraz etmemesi ve borcunu ödememesi üzerine İzmir 23.İcra Dairesinin 2021/7713 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuş sonrasında ıslah ile takas talebinde bulunmuş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan incelemede davalının takas ve bekletici mesele yapılması talebine konu İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/199 esas sayılı dosyasının 30/03/2023 tarihinde 2023/434 karar numarası ile karara çıktığı, davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine karşı ileri sürmüş olduğu yetki itirazının yerinde olmamasına, her iki taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 165.490,44 TL alacaklı olduğunun tespit edilmesine, muaccel bir borç söz konusu olmadığından takas şartlarının bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2022 tarih, 2021/764 Esas ve 2022/445 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 11.304,65 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 2.826,16 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 8.478,49 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1271, K. 2026/160, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1271-e-2026-160-k-9af49ce2eb02