Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/105 E. 2025/591 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/105
Karar No
2025/591
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/105

KARAR NO :2025/591

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:09/09/2021

NUMARASI:2017/406 E. - 2021/601 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Takibe konu borcun taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayandığını, icra takibinde borç miktarının 19.974,64 TL olarak belirtilmişse de cari hesap incelendiğinde olması gereken tutarın 16.974,64 TL olduğunun belirlendiğini, bu nedenle itirazın bu miktar üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin inşaatların her türlü elektrik, su, ısı, yangın, yalıtım izolasyon, onarım-bakım malzemelerinin satışını yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya bir takım inşaat malzemeleri satıldığını, faturaların|kesilerek gönderildiğini, davalı tarafından bir kısım faturaların ödendiğini, ancak bakiyenin halen ödenmediğini, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı davalının itiraz ettiğini, takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın 16.976,64 TL üzerinden iptali ile takibin devamına ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... vergi dairelerinden celbolunan BA/BS formları sevk irsaliyeleri, faturalar, davalı tarafça ciro edilerek davacıya verilen çek suretleri, alınan bilirkişi raporuna göre , taraflar arasında ticari ilişkinin 2015 yılında başladığı, ticari ilişki kapsamında davalının davacıya kısmi ödemeler yaptığı, davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve ticari defterlerine göre davalıdan 16.976,64 TLalacaklı olduğu, davacının delil olarak davalı ticari defter ve kayıtlarına dayandığı davalının ise ticari defter ve kayıtlarını yapılan ihtara rağmen bilirkişi incelemesine esas olmak üzere ibraz etmediği, davalı şirket yetkilisi isticvap duruşmasındaki beyanında her ne kadar davacıyı tanımadığını aralarında bir ticari ilişki olmadığını davacıdan herhangi bir mal teslim almadığını iddia etmiş ise de davalı tarafça cirolanmak suretiyle davacıya bir takım çeklerin teslim edildiği, yine davalıya ait olduğu anlaşılan ... nolu telefondan davacı şirket yetkilisiyle yazışmalar yaptığı, dolayısıyla davalının davacıyı tanımadığı aralarında bir ticari ilişki olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, davalı vekili her ne kadar alacaklının takip dayanağı yapabileceği belgeleri, takipte dayanmayarak itirazın iptali davasında kullanmasının yerinde olmadığını ve dilekçesinde yer almayan vakaları ile delillerinin dikkate alınmaması gerektiğini beyan etmiş ise de davacı tarafından dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgelerin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri ve davalı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacıya ödeme amacıyla verilen çek suretleri olduğu, sunulan bu belgelerin davacının dava dilekçesinde dayandığı ticari defter ve kayıtların uzantıları olduğu, dolayısıyla davalı tarafça yeni bir delil sunulmadığı, usulüne uygun olarak tutulduğu anlaşılan davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan cari hesaba dayalı olarak alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun olarak kendisine inceleme günü ve saati ibraz edilmiş olmasına rağmen inceleme günü defter ve kayıtlarını mahkememize sunmayarak davacı defter ve kayıtlarının doğruluğunun teyidine imkan tanımadığı, yukarıda belirtilen yargıtay kararına göre davacının ticari defterlerini incelemeye ibraz ederek usulüne uygun tutulmuş defterlerinde kayıtlı alacağını ispatladığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu icra inkar tazminatı hüküm ve koşullarının oluştuğu, tarafların tacir olması nedeniyle davacının ticari faiz isteminin yerinde olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının ...sayılı dosyasına vaki itirazın 16.976,64 TL yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, alacağın % 20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Fatura konusu malların davacı tarafından teslim edildiğinin ispatlanamadığını, davacının teslim mükellefiyetinde olduğunu, bu durumun senet ile ispatlanması gerektiğini, davacının ileri sürdüğü irsaliyeli faturalarda davalı şirket yetkililerinin imzasının bulunmadığını, dava konusu 16.976,65 TL tutarlı alacağın davacı tarafından düzenlenen son 7 adet tutarlı faturadan kaynaklandığı irsaliyeli faturalarda teslim alan ismi olarak ... isminin bulunduğu bir kısmında ise sadece imzanın bulunduğu, ... tarafından ciro edilen çeklerin davalı şirket tarafından cirolanarak davacı şirkete verilmesinin ...'in davalı şirket çalışanı ve yetkilisi olmadığını ayrıca ortaya koyduğunu, davalı şirket yetkilisinin isticvap esnasında verdiği ifadelerdeki davacı şirketi tanımadığına ilişkin ifadelerin sonradan sunulan mesajlar ile çelişki oluşturmuş olsa da bu durumun faturalarda yer alan malların davalı şirkete teslim edildiği yönünde bir kanaatin oluşmasına sebebiyet vermeyeceğini, yargılamanın ceza yargılaması olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının teslimi ispat edemediği mallara ilişkin alacaklı olduğunu iddia etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının sadece kendi ticari defterlerindeki kayıtlar ile alacaklı olduğunu ortaya koyabildiğini, teslimin ispatının en önemli husus olduğunu, davacının teslim ettiğini ileri sürdüğü malları başkasına teslim edip bunların faturasını davalı şirkete düzenlemesi halinde davalı şirketin mağdur olacağının çok açık olduğunu, böyle bir duruma sebebiyet vermemek için teslimin kime yapıldığının şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespitin hayati husus olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturanın konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği yönünde olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, davacının takip konusu alacağına esas olan fatura konusu malları davalı şirkete teslim edip etmediği, davacının ispat yükünü yerine getirip getirmediği ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı ..., ... adına birden fazla fatura ve irsaliyeli faturaların düzenlendiği, irsaliyeli faturaların bir kısmında teslim alan kısımlarının imzalı olduğu, bir kısmının imzasının bulunmadığı, faturaların emtia satışına ilişkin faturalar olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında 14.03.2017 tarihinde ... sayılı dosyasında 19.976,64 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, takip konusunun cari hesap alacağı olarak belirtildiği, davalı tarafça ödeme emrine itirazda bulunulduğu, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 30.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda; mahkemece 22.03.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında, her iki tarafın ticari defterlerini ibraz ve incelenmesinin belirtildiği, davacı şirketin yerinde inceleme talebinde bulunduğu, davalı vekilinin inceleme kararının verildiği duruşmaya katıldığı ve kendisine müvekkiline ait defterlerin inceleme günü sunulması için kesin önel verildiği ve ihtarda bulunulduğu ancak davalı tarafın inceleme günü hazır bulunmadığı gibi ticari defterleri de ibraz edilmediği, davacı tarafın 2016- 2017 yılları yevmiye ve kebir defterlerinin e-berat açılış onayları, yevmiye defterlerinin e-berat kapanış onaylarının envanter defterlerinin noter açılış onamalarının sürelerinde yaptırılmış olduğu, 2018 yılı e-berat açılış onaylarının ise henüz süresinin bulunduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takip alacaklısının borcun cari hesaba dayalı faturalardan kaynaklandığını ileri sürerek takip borçlusu aleyhine icra takibi başlattığı, davacının davalı ile olan hesabının incelendiği, hesap dökümünün yapıldığı, davacının kaşeli ve imzalı olarak ibraz ettiği ekstrede izlendiği gibi taraflar arasındaki ticari ilişkinin 20.01.2016 tarihinde başladığı, 14.01.2017 tarihinde sonlandığı, davacı tarafından davalı tarafa 2016 yılında 45 fatura ile 155.015,39 TL tutarında mal ve hizmet satıldığı, davalının davacıya 28.06.2016 tarihinde verdiği 27.302,65 TL tutarlı ileri vadeli çekin karşılıksız çıkması üzerine bu çek bedelini davalı borcuna kaydedildiği, verilen mal faturaları ile karşılıksız çek bedeli toplamının 184.318,04 TL olduğu, davalının buna karşılık karşılıksız çek bedeli dâhil davacı tarafa 181.189,30 TL ödemede bulunduğu ve 31.12.2016 tarihi itibariyle davacı alacağının kendi ticari defter kayıtlarına göre 3.128,74 TL olduğunun tespit edildiği, ancak davacı tarafın davalı taraftan kendi defter kayıtlarına göre 3.128,74 TL alacaklı olmasına rağmen 01.01.2017 tarihli açılış maddesinde davacının devreden borcunu hiçbir izahı olamayacak bir şekilde 17.976,57 TL olarak hatalı gösterdiği, takip tarihi itibariyle 2.128,80 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkilinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, şirket kayıtlarında herhangi bir hata olmadığını, icra takip tarihi itibariyle davalıdan olan alacaklarının 16.976,64 TL olduğunu, ticari ilişkinin 2016 yılında değil daha önceki yıllarda başladığını, mahkemece 2016,2017 ve 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmesi nedeniyle ilgili evrakların bilirkişiye sunulduğunu, ticari ilişkinin 2016 yılından önceki yıllara dayandığını, önceki yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtların sunulmaya hazır olduğun belirtilerek ek rapor alınmasını talep etmiştir.28.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı vekilinin kök rapordan sonra her zaman düzenlenebilecek haricen oluşturulmuş Excel tabloları sunarak 2015 yılı sonu devreden alacak tutarı olan 14.847,85 TL ile 2016 yılı sonu devreden rakam olan 3.128,74 TL olmak üzere toplamda 17.976,57 TL alacağın 2017 yılı açılış bakiyesine yazıldığını ileri sürdüğünü, 2015 yılında devir gelecek alacağın 2016 yılı başında açılış bilançosunda görülmemesinin mümkün olmadığını, bu durumda 2015 yılı kayıtlarında bir sorun olduğunu, 2015 yılı sonunda oluştuğu iddia edilen alacağın 2017 yılı yevmiye açılış maddesine bilanço dışında monte ederek davalı taraftan alacağının 17.976,57 TL demenin muhasebe standartlarına aykırı olduğunu, bilançonun işletmenin belli bir tarihteki varlıklarını ve bu varlıkların sağladığı kaynakları gösteren mali bir tablo olduğunu, bilançonun aktifleri ile pasiflerinin tutar olarak eşit olduğunu, dönemsellik ilkesi göz ardı edilip belli bir tarihte sadece aktife bir tutarın eklenmesinin bilançonun dengesini bozacağını ve hatalı sonuç vereceğini, davacı tarafın itiraz dilekçesinde davalıdan alacağının 2015 yılı sonu itibariyle 19.834,12 TL olarak gözüktüğünü, davalının 08.10.2015 tarihinde 4.915,85 TL yine aynı gün 70,80 TL ödediğini ancak bu ödemelerin hatalı olarak kayıtlarda yer almadığını belirtmek suretiyle 2015 yılı kayıtlarının hatalı olduğunu ikrar ettiğini, davacının rapora itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü virüs iddiasına itibar edilmediğini, haricen Excel ortamında düzenlenen muavin dökümünün alacağın kabul görmediği belirtilmiştir. Davacı vekili ek bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmuş, yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili ise...'ya yazılan cevabın gelmesi durumunda ...'in davalının çalışanı olmadığının tespit edileceğini ve bu nedenle malların davalıya tesliminin ispatlanamadığı için davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.30.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafa ait incelemeye sunulan 2015-2016- 2017- 2018 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, alacak bakiyesinin 16.976,65 TL olduğu, bu alacağın davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen son yedi adet faturadan kaynaklandığı, dört adet 15.270,21 TL (1.602,66 TL iki adet irsaliyeli fatura + 13.667,55 TL iki adet irsaliyeli imzalı fatura) tutarlı fatura muhteviyatındaki ürünlerin davacı tarafından davalı tarafa ... imzası karşılığı teslim edildiği, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 15.270,21 TL alacaklı olduğu, irsaliyelerde imzası bulunan ...'in davalı çalışanı olmadığı ya da nam ve hesabına hareket edemeyeceği yönünde itiraz edilmesi hâlinde bunun araştırılması ve takdirin mahkemeye ait olduğu, takipte talep edilen 1.706,44 TL tutarlı bakiyeyi oluşturan üç adet faturanın davalı tarafa teslimine ilişkin düzenlenen sevk irsaliyelerinde teslim alan kısında sadece imza olduğu, fatura ve muhteviyatlarının muhtelif inşaat malzemelerinin davacı tarafından davalı tarafa teslim edilip edilmediğinin tespit edilemediği, ispata muhtaç olduğu, ispat yükü davacıda olan mal teslimi ediminin yerine getirildiği ispat edilmeden davalıya sorumluluk yüklenemeyeceği, bu durumda davalının defter-belge ibraz etmediği göz önüne alınarak davalı tarafından faturaların 2016 Haziran ve Temmuz dönemlerine ilişkin KDV beyannamelerinde indirim konusu yapılıp yapılmadığının sorulması hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen dilekçe ile Göztepe Vergi Dairesine müzekkere yazılması talep edilmiştir. Vergi dairesinin 06.11.2019 tarihli cevabı yazısında; söz konusu hususun ancak vergi incelemesi ile tespit edileceğinden bu konuda inceleme yapılmadığı ve yaptırılmadığı belirtilerek KDV beyanname örnekleri gönderilmiştir. 11.02.2020 tarihli duruşmada davalı vekili, faturalarda imzası olan şahsın şirket çalışanı olmadığını, teslimi kabul etmediklerini söylemiştir. Mahkemece aynı celsede, davalı şirket yetkilisinin isticvabına ve...'ya davalı iş yerinde çalışanların isimlerinin sorulması için müzekkere yazılmasına dair ara karar oluşturulmuştur.29.09.2020 tarihli duruşmada davalı isticvap edilmiştir. Davalı isticvap beyanında; davacı tarafı tanımadığını, hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, bir yıl sonra kendisine gelerek borcu olduğunu beyan ettiğini, borcunun bulunmadığını, mal teslim etmediğini, imzasının olmadığını, imzası bulunan ...'i tanımadığını, mal ve hizmeti almadığını, söz konusu telefonun kendisine ait olduğunu belirtmiştir. Davacı vekili tarafından davalının isticvap beyanına karşı itiraz edilerek, davalı ile davacı şirket yetkilisi arasında geçen whatsapp görüşmesine ait yazışma örneklerini ibraz etmiştir. ...tarafından bilgi ve belgeler dosyaya gönderilmiştir. Sevk irsaliyesinde imzası bulunan...'in davalı ile birlikte çalıştığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Ayrıca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10.03.2020 tarihli cevabında; davalıya ait gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddeleri gereğince, bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın bu vakıayı ispatlaması gerekmektedir. Fatura düzenlenmesi tek başına fatura konusu alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Faturanın tebliği ve fatura konusu emtianın teslim edildiğini satıcının kanıtlaması gerekmektedir.Somut olayda, davacı tarafça cari hesaptan kaynaklanan alacak iddiasına dayalı olarak davalı hakkında takip başlatılmıştır. Cari hesap alacağına esas olan fatura ve sevk irsaliyelerini dosya içerisine ibraz etmiştir. Davalı taraf ticari ilişkiyi inkar etmiş olduğundan, ispat külfeti üzerinde bulunan davacı tarafın öncelikle ticari ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiştir. İsticvap beyanında ticari ilişkiyi kabul etmeyerek ve sevk irsaliyesinde imzası bulunan kişiyi tanımadığını beyan etmiştir.Ancak davacı şirket vekili tarafından dosyaya ibraz edilen whatsapp görüşmelerine ait tutanak örneklerinde yer verilen telefon hattına ait numaranın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. Söz konusu whatsapp yazışmalarının incelenmesinde, yazışmaların 27.08.2016 ile 29.03.2017 tarihleri arasında gerçekleştirildiği ve taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.Satım ilişkisinin ispatı aşamasından sonra davacı tarafça cari hesaba esas olan fatura konusu mal ve/veya hizmetin davalı tarafa teslim edildiğinin usulüne uygun delillerle ispatı gerekmektedir. Somut olayda, söz konusu alacağa esas olan sevk irsaliyelerindeki imzaların birçoğunun dava dışı...'e ait olduğu taraflar arasında tartışma konusu değildir.Tartışılması gereken husus, dava dışı ... imzası ile teslim edilen ürünlerin davalıya teslimine dair kabulünün isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden adı geçen kişinin davalı çalışanı olduğuna dair bir tespit yapılamamıştır. Davacı vekili tarafından söz konusu kişinin davalı ile irtibatı olduğu ve birbirlerini tanıdıklarına yönelik olarak çek fotokopileri dosya içerisine ibraz edilmiştir. Söz konusu çekler, dava dışı şirket tarafından yine dava dışı ... adına 03.03.2017 tarihinde düzenlenen ve adı geçen tarafından davalı şirkete ciro edildikten sonra davalı şirketin davacıya ciro etmesi neticesinde karşılıksız çıktığı belirtilen 03.03.2017 keşide tarihli 9.800,00 TL bedelli çek ile 4.000,00 TL bedelli olup dava dışı şirket tarafından davalı şirket adına 29.07.2016 tarihinde keşide edilen davalı şirket tarafından davacı şirkete ciro edilen çeklerdir.Bilindiği üzere çek bir kıymetli evrak olup mücerret borç ikrarını içerir. Bir çekin, sevk irsaliyesini imzalayan gerçek kişi tarafından davalı şirkete ciro edilmesi ve söz konusu şirket tarafından davacı şirkete ciro edilmiş olması, adı geçen şahsın davalı şirket adına ürünleri teslim almaya yetkili olduğunu göstermeyeceği gibi bunun kabulü de gerek TTK gerekse de HMK'nın ilgili hükümlerine uygun düşmeyecektir. Bu durumda, ispat yükü üzerinde bulunan davacı şirketin, dava dışı ...'e teslim edildiği belirtilen sevk irsaliyesindeki ürünleri davalıya teslim ettiğini kanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapan her iki bilirkişi raporunda, fatura konusu alacağa ilişkin ürünlerin tesliminin ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir. 30.04.2018 tarihli 1. bilirkişi raporunda ise davacının usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari defter ve kayıtlarına göre 31.12.2016 tarihi itibariyle 3.128,74 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, 14.01.2017 tarihinde tahsilat makbuzu ile davalı taraftan 2.115,00 TL tahsilat yaptığının görüldüğü, 14.01.2017 tarihli 1.115,06 TL bedelli fatura karşılığında sonuç olarak 2.128,80 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 28.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda ise 2015 yılından devir gelecek alacağın 2016 yılı başında açılış bilançosunda görülmemesinin mümkün olmadığı, 2015 yılı kayıtlarında bir sorun olduğu belirtilmiştir.Tüm bu tespit ve belirlemelere göre davacının kendi ticari defter ve kayıtları kapsamında davalıdan, takip tarihi itibariyle 2.128,80 TL alacaklı olduğunun kabulü ile bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken dosya kapsamına ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunmuş, bu yöne ilişkin davalı istinafının kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1.Davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından ... sayılı ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca kısmen iptali ile 2.128,80 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre değişin oranlarda hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine 3-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20'si oranında belirlenen 425,76 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 190,04 TL harçtan mahsubu ile bakiye 425,36 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.128,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 14.847,84 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 190,04 TL peşin harç olmak üzere toplam 121,44 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,8-Davacı tarafından harç dışında yapılan 1.550,00 TL bilirkişi ücreti, 252,50 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 1.802,50 TL yargılama giderinin,davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 226,00 TL'lik bölümünün davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,9-Davalının ilk derece yargılaması aşamasında yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Artan gider ve delil avans bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 40,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 202,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,13-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.04.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/105, K. 2025/591, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-105-e-2025-591-k-57ec981c6c17