Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/153 E. 2025/686 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/153
Karar No
2025/686
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/153

KARAR NO:2025/686

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:20.10.2021

NUMARASI:2017/706 Esas - 2021/724 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BİRLEŞEN 2017/707 ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVA:İtirazın İptali (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2014 yılından itibaren ... A.Ş ile yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen alım satım ilişkisi yürüttüğünü, müvekkilin 11.05.2015 tarihinde kapı ve kapı malzemelerinin özelliklerine ve satışına ilişkin teklifini mail yoluyla ... A.Ş'ye sunduğunu, 12.05.2015 tarihinde teklifin onaylandığını, satım sözleşmesinin... A.Ş ile yapıldığını, ancak ...ın talebi üzerine faturaların davalı ... Şti. adına düzenlenerek bu şirkete tebliğ edildiğini, 2016 muavin defterinde davalının borcunun 41.974,55 TL olduğunu, 30.04.2016 tarihinde yapılan 30.000,00 TL ödeme sonucunda 11.974,55 TL bakiye kaldığını, borcun ödenmemesi üzerine 06.01.2017 tarihinde ... sayılı dosyası ile 11.974,55 TL asıl alacak ve 1.118,81 TL işlemiş faizi toplamı 13.093,63 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, yetki itirazı üzerine ... sayılı dosyasında takibe devam edildiğini, borçlunun haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı ... Şti. vekili, savunmasında özetle; davacı ile müvekkili arasında kapı alım satım sözleşmesi kurulmadığını, dava dilekçesinde davacı ile ...arasında satım ilişkisi kurulduğunun belirtildiğini, ... Şirketinin hangi gerekçe ile bu davaya dahil edildiğinin anlaşılamadığını, zira belirtilen kapı alım satım ilişkisinin müvekkili ile ... Şti. arasında kurulduğunu ve bu kapıların müvekkili şirket ile dava dışı ... Şirketi arasında akdedilen sözleşme uyarınca çeşitli depolara monte ettirildiğini, dava dışı ... Şirketinin satım sözleşmesinden kaynaklanan garanti yükümlülüklerinin yerine getirmesinin istendiğini, ... Şirketinin ise bu işlemlerin bayisi olan ... tarafından yerine getirileceği belirtilerek müvekkilini davacıya yönlendirildiğini, bu sebeple davacının bayisi olduğu ... Şirketi adına yaptığı işlerin yükümlüsünün ... Şirketi olduğunu ve davanın...Ltd. Şti.'ne ihbarı gerektiğini, dava dışı ... Şirketince müvekkiline karşı İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/406 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; asıl davada belirtilen maddi vakıalar aynen tekrar ederek, ... Şti vekilinin ... sayılı dosyasında başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine bu kez ticari ilişkinin ilk tarafı olarak .... A.Ş. aleyhine .... sayılı dosyası ile 11.974,55 TL asıl alacak ve 1.580,89 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 13.555,44 TL alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, ... Şti adına düzenlenen faturaların bu kişi ile ... AŞ'ye bildirildiğini, TTK'nın 21.maddesinde belirlenen sürede itiraz edilmeyen faturaların kesinleştiğini, malzemelerin ... Şirketi ile yapılan anlaşma uyarınca sipariş edildiğini, sözleşmenin de ... Şirketi ile kurulduğunu, ancak ...'ın talebi üzerine faturaların ... Şti. adına düzenlendiğini, ve bir kısmının da bu şirketçe ödendiğini, tarafların bir birinden haberdar olması ile TTK'nın 7. maddesine göre müvekkiline karşı birlikte borç altına girmeleri nedeniyle her ikisinin de borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını, müvekkilin lojistik ve depolama alanında faaliyet gösterdiğini, davacıdan mal ve hizmet satın alınmadığını, müvekkilin sadece depo sahibi konumunda olduğunu, davacının iddiasının aksine teselsül hükümlerinin uygulanamayacağını, müvekkili şirkete yöneltilen davanın kabulünü halinde tahsilde tekerrür oluşacağını, davacının iddialarının basiretli bir tacir davranışları ile bağdaşmadığını, mal veya hizmet verilen kişi yerine başka bir kişiye fatura düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davacı tarafından yapılan takibe konu faturalar nedeni ile davalının borçlu olup olmadığı ve miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyadan bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Asıl Dava Yönünden A) Davacı firmanın ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, kendi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinin açılış kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, e-defter beratlarının süresinde alındığı, kendi lehine delil vasfına haiz olduğu, B) Yukarıda değerlendirme başlığı altında (1V/2-b)sayılı bentte tarafların cari hesapları arasında 294,99 TL fark olduğunun, bu farkın davacı tarafından düzenlenen ve dosya kapsamında mevcut olan 12.01.2016 tarih ... numaralı 295,00 TL tutarlı faturanın davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığının tespit edildiği, takip tarihi itibariyle davacı ... firmasının davalı...Ltd. Şti.'inden 11.679,56 TL asıl alacağı olduğunun tespit edildiği, C) Davacının, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz isteyebileceği 2- Birleşen Dava yönünden yukarıda değerlendirme başlığı altında (1V/3) sayılı bentte birleşen dosyanın davalısı ...A.Ş.'nin defterlerinde davacı ... firmasının kaydına rastlanılmadığı, davacı ... defterlerinde de davalı ...A.Ş.'nin kaydının bulunmadığı, borcun doğmasına sebep olan olgular bakımından borcun kaynaklarının; -Hukuki işlemlerden (Sözleşmelerden doğan borçlar), - Haksız fiillerden, - Sebepsiz zenginleşmeden oluştuğu, somut olayda, birleşen davanın davalısı...A.Ş.'nin davacıyla akdi ilişkisi bulunmadığı, diğer borcun kaynağını teşkil eden fiil/olayların varlığının dosyaya yansımadığı; buna göre birleşen davanın davalışının davacıya karşı sorumluluğu doğup doğmadığının takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamının mahkememize ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Asıl davanın davalısı ... hizmet tedarik şirket vekilinin önce akdi ilişkiyi kabul etmeyip, daha sonra davacının verdiği emtiaların ayıplı olduğunu, bu sebeple tam ödeme yapmadıklarını, ayıp karşılığı takibe konu alacağın ödenmediğini ileri sürmüş ise de ayıp ihbarı bulunmadığı, kaldı ki bizzat davalının (kendisinin) ticari kayıtlarına göre karar verdiğimiz 11.679,56 TL ile davacıya borçlu gözüktüğü, savunduğu gibi bir ayıp olsa kendi kayıtlarında bir iade faturası veya açıklama olması gerektiği karşısında, bizzat davalı kayıtlarına göre tespit edilen alacağa hükmedilmiştir. Alacak emtia satışından kaynaklanan faturalı alacak olup likittir. Bu sebeple inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu nedenle asıl davanın kısmen kabulüne,Birleşen dosyada ise dava reddedilmiştir. Zira ne davacının ne de bu birleşen dosyaların davalı ticari kayıtlarında ...'ı sorumlu kılacak bir kayıt yok. Bir takım mailler varsa da bunlarda sipariş, onay mailleri fakat bu mal verildiğini (...'a) göstermez. Tam tersine fatura ... Şirketine kesilmiş. Bu...'ın talimatı ile olmuyorsa, basiretli tacir gibi talimatı yazılı olacaktı...." gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, asıl davada davalı ... Ltd. Şti.'nin ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 11.679,56 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktara takip tarihinden itibaren yıllık %10,5 oranı aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 11.679,56 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin reddine; birleşen davanın reddine, birleşen davada davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Birleşen davanın reddi kararının hatalı olduğunu, müvekkilinin satım ilişkisini her iki davalı ile gerçekleştirdiğini, davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, o tarihlerde ... Şirketinin fatura ve irsaliyelerinde dahi parantez içinde ... Şti'nin unvanın yazıldığının tanık anlatımları, elektronik posta ve tanık beyanları ile kanıtlandığını, müvekkilinin 2014 yılından itibaren sözleşme olmaksızın davalı ... şirketi ile kapı ve kapı malzemelerinin alım satımı konusunda ticari ilişkide olduğunu, dava konusuna ilişkin tekliflerini, 11.05.2015 tarihinde... A.Ş.’ye mail yoluyla sunulduğunu, şirketin müdürü... tarafından, 12.05.2015 tarihinde teklifin onaylandığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporundan, sözleşmenin teklif ve onayının davalı şirket ile müdürü tarafından kullanılan elektronik posta adreslerinden yapıldığının belirlendiğini, bu yazışmalarla müvekkili ile ... arasında satım sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunu, ancak bu davalının talebi ile faturaların ... Şirketi adına düzenlendiğini, dinlenen tanık beyanlarından da bu hususun ve davalılar arasındaki organik bağın anlaşılacağını, bu nedenle her iki davalının müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduğunu,Mahkemece kabul edilen alacağa %10,50 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faiziyle tahsiline karar verildiğini, bu sınırlamanın talebe aykırı olduğunu, faizin bu oranla sınırlı tutulmadığını, davalı ... Şti'den 11.679,56 TL alacak bulunduğunun sabit olduğunu, oysa müvekkilinin bu davalıdan 11.974,55 asıl alacağı bulunduğunu, bilirkişi raporunda 12.01.2016 tarih 201126 numaralı 295,00.-TL tutarlı faturanın davalı kayıtlarında yer almaması nedeniyle tarafların ticari defterlerinde farklılık bulunduğunun belirlendiğini, oysa davalının bu faturaya itiraz etmemesi nedeniyle fatura içeriğinin kesinleştiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve her iki davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl davada davalı ....Şti'ne ilişkin olarak, teslim edilen emtianın ayıplı olduğuna ilişkin savunmaların incelenmeden karar verildiğini, mahkeme gerekçesinin aksine 06.10.2016 tarihli ve 01.02.207 tarihli iki ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulduğunu, ihtarnamelerde muhatap olarak ihbar olunan ... Şti.'nin ifa ettiği emtiaların ayıplı olduğundan hareketle menfi/müspet tüm zararlara ilişkin talebin bulunduğunu, müvekkili ile davacı arasında satım sözleşmesi ilişkisi kurulmadığını, müvekkili ile ihbar olunan ... Şti. arasında kapı alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, satıcının ayıplı işler ile ilgili garanti yükümlülükleri yerine getirmediğini ve ayıplı ifanın giderilmesi için yapılan panel değişiminden haksız kazanç elde edildiğini, satıcının garanti yükümlülüklerini bayisi olan davacı eliyle yerine getirdiğini, ... Şti. tarafından müvekkil şirkete karşı İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/406 Esas sayılı dosyasında, kapı tamiratlarının yapıldığı iddiasıyla dava açıldığını,Davacının haksız iddiasının ve icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, alacağın likit olmadığını, borcun hesaplanması için ticari defterlerin incelenmesi gerektiğini, davacı tanığının müvekkili ile olan çatışması nedeniyle beyanına itibar edilemeyeceğini, bedelin tanıkla ispat sınırı üzerinde olduğunu,Birleşen davada davalı ... Şirketi yönünden ise; bu müvekkili ile davalı arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığını, mahkemenin ticari ilişkinin bulunmadığını kabul etmesine rağmen kötü niyet tazminatına hükmetmemesinin hatalı olduğunu, davacının istinaf başvurusunda belirttiği nedenlerin yerinde olmadığını, ... şirketinin sadece depo sahibi olduğunu, yazışmaların da Depolar Bölge Müdürü ile yapılmasının bu hususu doğruladığını, basiretli bir tacirin iş yaptığı kişi dışında başka kişi adına fatura düzenleyemeyeceğini, uyuşmazlık konusu miktarın tanıkla kanıtlanması imkanı bulunmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların reddi ile kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takiplerine yönelik itirazlar iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile her iki davada davalılar vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkili ile birleşen davada davalı ... Şirketi arasında kapı satımına ilişkin görüşmeler yapıldığını, iletilen teklifin... Şirketinin Bölge Müdürü tarafından kabul edildiğini, satım konusu kapı ve malzemelerinin ... Şirketine teslim edildiğini, ancak anılan şirketin talebi ile faturaların davalı.... Şti. adına düzenlendiğini ileri sürmektedir.Davacı bu satım alacağının tahsili amacıyla öncelikle faturanın borçlusu olan ... Şti. aleyhine ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın iptalini istemiştir. Bu takip dosyasında 11.974,55 TL asıl alacak, 1.118,81 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 13.093,36 TL'nin tahsili istenmiş, süreside borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine asıl davadaki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili aynı alacak ile ilgili olarak aralarında organik bağ bulunduğunu ileri sürdüğü davalı ... şirketi aleyhine bu kez ... sayılı dosyasında, 11.974,55 TL asıl alacak ile 1.580,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.555,44 TL'nin tahsilini istemiştir. Takibe itiraz edilmesi üzerine, davacı tarafından aynı mahkemenin 2017/707 Esas sayısında açılan itirazın iptali davası asıl dava ile birleştirilmiştir.Davacı, sözleşme ilişkisini ... Şirketi ile kurduğunu ve emtiayı bu şirkete teslim ettiğini, ancak ... Şirketinin talebi ile faturaların ... Şti adına düzenlendiğini, grup şirketleri olan her iki davalının da borçlan TTK'nın 7. maddesi uyarınca borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürmektedir.Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. Sözleşme ilişkisinde düzenlenen faturalar davacı tarafından davalı .... Şti adına düzenlenmiştir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde de faturaların bu davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bir kısım ödemelerin de anılan şirketçe yapıldığı belirlenmiştir. Davalılar ise davacı ile sözleşme ilişkilerinin bulunmadığını, kapı ve ekipmanlarının satımı için dava dışı ... Şirketi ile ... Şti arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu şirket tarafından teslim edilen emtiaların garanti kapsamındaki bakımlarının bayi sıfatı ile davacı tarafından yapıldığını savunmaktadırlar.Öncelikle satım sözleşmesinin hangi taraflar arasında kurulduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Davalılar satım sözleşmesi ilişkisini inkar etmektedir. Davacı ise sözleşmeyi birleşen davada davalı ... şirketi ile düzenlediğini, ancak faturaları bu şirketin isteği ile asıl davada davalı ...Şirketine düzenlediğini ileri sürmektedir. Davalı emtiayı ... şirketine teslim ettiğini ileri sürmesine rağmen bu hususu yazılı delille kanıtlayamamıştır. Aksine faturalar düzenlendikleri gibi davalı ... şirketinin ticari defterlerinde kayıtlı olup, fatura borcunun bir kısmı da bu şirketçe ödenmiştir. TBK'nın 207.maddesinde, "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesinin geçerliği için bir şekil şartı öngörülmemiştir. TBK'nın 207/2. maddesine göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Satım sözleşmesinde, kural olarak malın teslimi anında bedelinin de ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle satıcının HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddesine göre emtiayı teslim ettiğini kanıtlaması gerekmektedir.Tarafların iddia ve savunmalarının yasal düzenleme ve dosyadaki delillerle birlikte değerlendirilmesinde, tacir olan tarafların gerçek fiili durum ile savundukları olguların birbiri ile örtüşmediği, davacı ile davalı ...arasında satım sözleşmesi ilişkisine delalet eden bir kısım yazışmaların bulunmasına rağmen, bu azışmaların dava konusu emtialara ilişkin olduğunun belirlenemediği, kaldı ki yazışmaların dava konusu ürünlere ilişkin olduğunun kabulü halinde dahi bu emtiaların ... şirketine teslim edilmediği, anılan şirket tarafından da bu ürünlerin davalı ... şirketine teslimi hususunda yazılı bir talimat bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan davalı ... şirketi, emtiaları başka bir şirketten temin ettiğini savunmuş olsa da davacı tarafından düzenlenmiş faturalar alınarak ticari defterlere işlenmiş ve kısmi ödeme yapılmıştır. Bu durumda, tarafların beyanları ile fiili durumun birbiri ile örtüşmediği ve tarafların idida ve savunmalarının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki ticari ilişkinin yukarıda belirtilen satım sözleşmesine ilişkin hüküm doğrultusunda belirlendiği, satım faturaları ve tarafların ticari defterleri ile ödemelere göre satım sözleşmesinin davacı ile davalı ... şirketi arasında kurulduğu ve borçtan bu davalının sorumlu olduğuna ilişkin gerekçe ve tespit dosyadaki delillere uygundur. Tarafların bu tespit dışındaki ticari ilişkinin diğer taraflarla kurulduğuna ilişkin iddiaları soyut olup, bu iddia ve savunmalar dosyadaki delillerle uyumsuzdur.Tacir olan tarafların ticari düzenlemelere tamamen aykırı ve basiretli bir tacir davranışı ile açıklanamayacak olan iddia ve savunmalarına itibar edilmesi halinde, basit bir alım satım ilişkisi çözümsüz kalacaktır.Satım sözleşmesi ilişkisi tacir olan tarafların kayıtlarına göre davacı ile asıl davada davalı ... şirketi arasında kurulmuş olup, tarafların bu yön dışındaki istina nedenleri yerinde görülmemiştir. Satım sözleşmesi ilişkisinde davacı tarafından düzenlenen bir adet 295.00 TL bedelli faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Faturanın düzenlenmesi tek başına mal veya hizmetin teslim edildiğini veya bu faturanın alıcıya teslim edildiğini kanıtlamamaktadır.Satıcı ayrıca fatura konusu emtiayı teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır.Davacı, anılan faturadan kaynaklanan emtiayı teslim ettiğini kanıtlamadığı gibi, bu faturayı usulüne uygun şekilde teslim ettiğini de kanıtlamamıştır. Bu nedenle asıl davanın kısmen kabul edilmesi yerinde olup, davacının bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı takip talebinde, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10.50 oranında avans faizi uygulanmasını istemiştir. Talep imkanı bulunmasına rağmen... tarafından avans faiz oranlarının belirli dönemlerde değiştirildiği bilinmesine rağmen, değişen oranlarda avans faizi uygulanması istenmemiş veya sadece avans faizi uygulanması ibaresi kullanılmadan oran belirtilerek avans faizi istenmiştir. Bu durumda mahkemece talepten fazlaya karar verilemeyeceğinden hükmedilen alacağa uygulan faiz oranının talebe uygun olması nedeniyle, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir.Yukarıda belirtildiği üzere satım sözleşmesi ilişkisi davacı ile asıl davada davalı ... Şti. arasında kurulmuştur. Satım sözleşmesi ilişkisinde emtialar, davacı tarafından bu şirkete teslim edilmiştir. Teslim edilen emtia bedeli karşılığı davalı şirketçe kısmi ödeme yapılmış ve bakiye borç ödenmemiştir. Tüzel kişi tacirin grup şirketi de olsa diğer şirketlerden bağımsız yapısı olması nedeniyle her tacir kendi borcundan sorumludur. Birleşen davada davalı ... Şirketinin bu borçtan sorumlu olduğuna ilişkin bir taahhüdü bulunmamaktadır. Davacı ile ... yetkililerinin arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunması, davacının, ... şirketi ile yakınlığı bulunan bütün kişi veya şirketlere teslim edilecek emtiadan ... Şirketinin sorumluluğunu gerektirmez. Davacının, bu emtiayı ... şirketinin talimatı ile diğer davalıya teslim ettiği, ... şirketinin üçüncü kişinin borcundan kefil veya garantör olarak sorumlu olduğu kesin delillerle kanıtlanmamıştır. Davanın miktarı itibariyle bu hususların tanık beyanı ile kanıtlanması mümkün değildir. Davalı şirketin borcunu ödediği, kısmi ödemenin tahsili için perdenin düz veya çapraz aralanması koşullarının oluştuğunun kanıtlanmadığı, davacı ile davalı ... şirketi arasındaki ticari ilişkinin, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar dikkate alındığında, dava dışı ... şirketi ile davalı arasındaki ticari ilişkiden farklı olduğu anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesi ve Dairemiz taraflarca düzenlenen belgelere göre ticari ilişki tespit edilmiştir. Var olan delil ve olguların bir kenara bırakılarak, hiç bir delil ile desteklenmeyen, tarafların afaki iddia ve savunmalarına itibar edilemeyecektir. Satım sözleşmesinden kaynaklanan ve davacı ile asıl davada davalının ticari defterlerinde kayıtlı faturadan kaynaklanan alacak likit olup, mahkemece hükmedilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Birleşen davanın reddine karar verilmesine rağmen İİK'nın 67/2.maddesinde belirlenen kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığına ilişkin mahkeme kabulü yerindedir. Zira tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli de olması gerekmektedir. Davacı ile davalı ... arasındaki yazışmalar ve organik bağ nedeniyle talepte bulunulması nedeniyle birleşen davadaki talebin haksız olmakla birlikte kötü niyetli olmasından söz edilemeyeceğinden mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olduğundan, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,2-Asıl ve birleşen davalar için davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl dava için bakiye 556,10 TL, birleşen dava için bakiye 556,10 TL olmak üzere toplam 1.112,20 TL harcın asıl ve birleşe davalarda davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen davalar için davalılarca yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl dava için bakiye 598,37 TL, birleşen dava için 556,10 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/153, K. 2025/686, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-153-e-2025-686-k-d1331dcff4f1