Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/409 E. 2025/668 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/409
Karar No
2025/668
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/409

KARAR NO: 2025/668

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/12/2021

NUMARASI: 2020/244 E. - 2021/951 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalılardan ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, diğer davalının sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname gönderildiğini, ancak sonuçsuz kaldığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalılar hakkında başlatılan takibe davalıların haksız yere itiraz ettiklerini iddia ederek, davalıların itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkillerinin davacıya borçlarının bulunmadığını, takip talebinde istenen işlemiş faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerini, inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını, sözleşmelerde yer alan imzaların şirket yetkilisi ve kefile ait olmadığını, bu yüzden müvekkillerinin imzaya itiraz ettiklerini, davacı tarafın müvekkillerine gönderdiği kat ihtarına da itiraz ettiklerini, ihtarname keşide edilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, kat ihtarının usulüne uygun gönderilmediğini, verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, temerrüt faizinin fahiş olduğunu, faiz oranını tek taraflı belirleme/ arttırma yetkisinin davacı tarafta bulunması ve haklı kabul edilemeyecek bir oran belirlenmesinin yerinde olmadığını, müşterilerin işleyecek faiz ve faiz oranları ile ilgili yeterli ölçüde aydınlatılmadığını, sözleşmelerin yeterli bilgi sahibi olmadan imzalatıldığını, çok maddeli ve küçük yazı puntosu ile düzenlenen sözleşmelerin incelenemediği hususlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini, sözleşmede kefilin sorumlu olduğu bedelin açıklanmadığını, kefalete ilişkin maddenin MK.2 VE TBK 584 maddesi uyarınca geçerliliğinin araştırılması gerektiğini, dava dilekçesinde gayrinakdi riskten kefilin sorumlu olduğu miktarın da belirtilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının takip tarihi itibariyle davalılardan talep edebileceği bir alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının tespiti yönünden dosya bankacılık konularında uzman bilirkişiye HMK 278/4 maddesi uyarınca banka kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek teslim edilmiş, sunulan 17/10/2021 tarihli raporda, bilirkişi davalı şirkete dayanak kredi sözleşmesi kapsamında taksitli ticari kredi kullandırıldığını, kredi ödemesinde sorun yaşanınca bu kez yeniden yapılandırma kredisine dönüştürüldüğünü, bu kapsamda 20/06/2019 tarihinde 527.220,00 TL.ana para üzerinden %26 akdi faiz ile 18 aylık vadeye bağlandığını, sadece 229,93 TL.ödeme yapıldığını, hesap kat tarihine kadar işlemiş faiz ve ferileriyle birlikte toplam alacağın 630.906,90 TL.ye ulaştığını, borcun ödenmediği belirterek 06/03/2020 tarihi itibariyle hesabın kat edilip 638.720,36 TL.nakdi kredi borcunun ödenmesi için 1 gün süre verildiğini, davacının kat ihtarıyla istediği 7.813,46 TL.talebin yerinde olmadığını, davalı asıl borçluya kat ihtarının tebliğ edilemediğini ancak sözleşmede gösterilen adrese tebligat gönderildiğinden İİK 68/b m uyarınca sonuç doğuracağını ve asıl borçlu davalı şirket yönünden temerrüdün 13/03/2020 tarihi itibariyle oluştuğunu, kefil durumundaki diğer davalı yönünden ise TTK 7 maddesi nazara alındığında hesap kat ihtarı tebligatı iade olduğundan kefilin temerrüdünden söz edilemeyeceğini, kefil yönünden temerrüdün takip tarihi itibariyle oluştuğunun kabulü gerekeceğini, sözleşmede temerrüd faizinin 3.7 maddesinde düzenlendiğini, sözleşmede açıkça belirlenmiş akdi yahut temerrüd faiz oranı bulunmadığını, bankanın dava konusu krediye uyguladığı akdi faiz oranının %26 olup bunun %50 fazlası olan %39 oranın temerrüd faizi oranı olarak kabul edilebileceğini, kredinin ... kefaletiyle kullandırıldığını, ... tarafından dava tarihinden sonra 12/04/2021 tarihinde 455.728,97 TL.ödeme yapıldığını, ancak banka ile ... arasındaki ek protokol kapsamında ... tarafından tazmin edilen tutar bakımından bankanın takibe aynen devam etme yükümlülüğü bulunduğunu belirterek her iki davalının temerrüd durumları ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle sorumlu oldukları tutarları hesapladığı görülmüştür. Davalı yan temerrüd faizinin fahiş olduğunu, faiz oranını tek taraflı olarak belirleme yetkisinin davacıya ait olmasının kabul edilemeyeceğini, sözleşmelerin yeterli bilgi sahibi olmadan imzalatıldığını, çok maddeli ve küçük yazı puntosu ile düzenlenen sözleşmelerin incelenemediğini de ileri sürmüş ancak öncelikle düzenlenen sözleşmenin küçük puntolu harf kullanılmadan hazırlandığı görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çok sayıda maddeden oluşması kullandırılacak kredi ile ilgili tüm hükümleri içermesi genel işlem koşulu olarak görülmemiştir. Krediyi kullanan şirket basiretli tacir gibi davranmak durumunda olup sözleşme maddelerini kabul ve imzaladıktan sonra faiz oranının fahiş olduğunu da ileri süremez, taraflar sözleşme serbestisi dahilinde sözleşmeyi imzalamışlardır. Günümüz uygulamasında bankanın sözleşme ile tek taraflı olarak faizi belirleme, hesabı kat etme yetkilerine sahip olması da genel işlem şartı olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenlerle davalıların aksi yöndeki itirazları da mahkememizce yerinde görülmemiş, dosyada toplanan deliller doğrultusunda hazırlanan gerekçeli ve denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporu ile davacının davalılardan talep edebileceği tutarlar belirlendiğinden hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ve davalının itirazında haksız, alacağın likit oluşu gözetilerek davalıların %20 oranında inkar tazminatına mahkum edilmelerine dair..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında davalılar hakkında yürütülen icra takibinde davalı ...Tic.AŞ.nin takibe itirazının; 633.738,19 TL asıl alacak 3.385,72 TL işlemiş faiz 169,28 TL işlemiş faizin %5 BSMV.si 427,34 TL noter masrafı olmak üzere toplam 637.720,53 TL üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, davalı ...'in takibe itirazının; 630.906,90 TL asıl alacak 4.943,54 TL işlemiş faiz 247,17 TL İşlemiş faizin %5 BSMV'si 427,34 tl. noter masrafı olmak üzere toplam 636.524,95 TL üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, asıl alacak tutarlarına takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında temerrüt faizi ve bunun %5 BSMV.sinin uygulanmasına, fazla talebin reddine, hükmedilen tutarın %20'si oranında 127.544,10 TL (davalı ... yönünden 127.304,99 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) inkâr tazminatının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, diğer davalının sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, hesabın kat edilmesi neticesinde alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip talebinde talep edilen temerrüt faiz oranının usul ve yasaya uygun olduğunu, kefil yönünden temerrütün takip tarihi itibariyle oluştuğu kabulünün isabetli olmadığını ve kabul etmediklerini, müvekkili bankanın sözleşme serbestliği iradesini ortadan kaldıracak nitelikte temerrüt faiz oranına karar verildiğini, %39 oranındaki faiz talep edebilecekleri yönündeki değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ek rapor taleplerinin reddedildiğini, davalıların arabuluculuk görüşmelerine katılmadıklarını bu nedenle davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin mevcudiyeti hakkında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının talep etmekte haklı olduğu temerrüt faiz oranının ne kadar olması gerektiği, mahkemenin kabulünün bu yönde usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, davalı kefil yönünden faiz başlangıç tarihinin isabetli olup olmadığı ile arabuluculuk toplantısına katılmayan davalılar yararına verilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı bankanın Altunizade Şubesi ile davalı şirket arasında 16.02.2018 tarihinde 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı gerçek kişinin genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, davacı banka tarafından davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 09.03.2020 tarihli kat ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamede davalıya ödeme planına bağlı Spot/Rotatif Kredi açılıp kullandırıldığı, sözleşme yükümlülüklerinin ihlal edildiği ve kredi hesabının 06.03.2020 tarihi itibariyle kat edildiği belirtilerek 638.720,36 TL borcun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ödeme çizelgesinde ana para miktarının 527.000,07 TL, faizin 106.400,28 TL,verginin 5.320,01 TL olarak belirtilmiş olduğu, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine davacı tarafça her iki davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 17.03.2020 tarihinde 638.720,36 TL kredi alacağı, 7.806,58 TL sabit oranlı işlemiş faiz (%40), 390,33 TL %5 BSMV ve 427,34 TL ihtar protesto ücreti olmak üzere toplam 647.344,61 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine karşı itiraz ettikleri, itirazlarında borca, faize, imzaya borcun dayanağına yönelik itirazda bulundukları, davacı tarafça İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında davalının imzaya itirazı nedeniyle öncelikle imza incelenmesine ait olmak üzere bilirkişi raporları alınmıştır. 11.06.2021 tarihli Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı bilirkişi raporunda; kredi sözleşmesinde hem asıl borçlu hem de kefil sıfatıyla atılmış imzaların şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olduğu belirtilmiştir. 17.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile davalı kredi lehtarı şirket arasında 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı gerçek kişinin kredi miktarı tutarında sözleşmeyi imzalamış olduğu, müteselsil kefil olduğu, davalı kredi lehtarına kredi sözleşmesinin 5.1.madde hükmü uyarınca Beyoğlu ... Noterliğinin 03.09.2020 tarihli ihtarnameleri ile kredi cari hesabının kat edildiği tebliğ tarihinden itibaren bir gün içerisinde ödenmesinin aksi halde yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiği, davacı bankanın davalı şirkete 27.02.2018 tarihinde 1.000.000,00 TL tutarında 24 ay vadeli yıllık %17,70 akdi faiz ile taksitli ticari kredi kullandırdığı, kredi ödenmesinde sorun yaşanması üzerine yeniden yapılandırma kredisine dönüştürüldüğü bu kapsamda 20.06.2019 tarihinde 527.220,00 TL ana para üzerinden %26 akdi faiz ile 18 aylık vadeye bağlandığı, davalının krediden dolayı sadece 229,93 TL ödeme yaptığı, kalan taksitler içindeki ana para miktarının 527.000,07 TL olduğu, ihtarnamenin 11.03.2020 tarihinde iade edildiği, adres bildirilmediğinden iade edildiğinin tebligat parçasından anlaşıldığı, davalı kefil bakımından TTK'nın 7.maddesi nazara alındığında tebliğ edilememiş olan hesap kat ihtarından dolayı davalının temerrütünden söz edilemeyeceği, davalı kredi lehtarı yönünden 13.03.2020 tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu, sözleşmenin 7.1.maddesi gereğince delil sözleşmesinin bulunduğu, akdi faizin sözleşmenin 3.6.maddesinde belirtildiği, temerrüt faizinin ise sözleşmenin 3.7.maddede düzenlendiği, söz konusu düzenlemede bankaca belirlenmiş olan cari faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeneceğinin belirtildiğini, davacının %20 oranındaki faizin %50 fazlası mertebesinde %40 oranında temerrüt faizi talep ettiğini, bankanın takip konusu taksitli krediye fiilen uyguladığı, akdi faiz oranının %26 olduğu, bu akdi faiz oranı nazara alınarak temerrüt faizinin belirlendiği, %39 oranındaki temerrüt faiz oranına itibar edilmesinin yerinde olacağı belirtildiği, bu hesaplamalar doğrultusunda davalı kredi lehtarı şirket yönünden talep edilmesi gereken asıl alacağın 633.738,19 TL, işlemiş faizin 3.385,72 TL, işlemiş faizin BSMV'sinin 169,28 TL, ihtarname masrafının 637.720,53 TL olduğu, asıl alacağın takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında işleyecek temerrüt faiz ve %5 gider vergisi ile istenebileceği, davalı kefil yönünden ise toplam 636.524,95 TL istenebileceği, dava tarihinden sonra olmak üzere ... AŞ tarafından 12.04.2021 tarihinde 455.728,97 TL tutarında tazminat ödemesinin yapıldığı, davacı banka ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında tazmin edilen bedelin davalıdan tahsil edilmesinde yetkili ve sorumlu pozisyonda bulunduğu, takibe aynen devam etme yükümlülüğünün bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, aleyhe olan hususları kabul etmediklerini ve arabuluculuk faaliyetine davalıların katılmadığını vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; aleyhe olan hususları kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve sözleşme hükümleri doğrultusunda düzenlenmiş olan bilirkişi raporuna göre verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Genel kredi sözleşmesindeki düzenlemeler kapsamında faiz ve temerrüt faizi hesaplanmıştır. Yapılan hesaplama taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile uyumludur. Diğer taraftan, davalılardan kefile takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde tebliğ edilen kat ihtarnamesi mevcut olmadığından, kefilin takipten önce temerrüte düşürülmediği anlaşılmaktadır. TTK'nın 7/1 maddesinde, iki veya fazla kişinin içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları, ancak kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizinin yürütülemeyeceği belirtilmiştir. Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 581 vd. maddelerinde, kefalet sözleşmesi düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesinin şekil şartına yasanın 583. maddesinde yer verilmiştir. TTK'nın 7.maddesinin 2. fıkrasında, yukarıda belirtildiği üzere, ticari borçlara kefalet halinde hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde 1. fıkra hükmünün geçerli olacağı, 1. fıkrada ise, kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği, ihbar edilmeden temerrüt faizinin yürütülemeyeceği düzenlenmiştir. Yasanın emredici düzenlemesine göre mahkemenin davalı kefilin temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle kabulü kararında isabetsizlik görülmemiştir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/3501 Esas, 2019/3769 Karar sayılı ilamında da aynı hususa yer verilmiştir. Bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin bir diğer istinaf nedeni ise davalıların arabuluculuk görüşmesine katılmadığını bu sebeple 6325 sayılı yasanın 18/A-11 maddesi gereğince toplantıya katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacağı, ayrıca lehine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğine ilişkindir. İstinafa konu ilk derece mahkemesi kararı, 15.12.2021 tarihlidir. Dava tarihinden önce davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuştur. 16.07.2020 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. Davalıların toplantıya icabet etmedikleri anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 2023/160 E- 2024/77 K sayılı, 14.03.2024 tarihli kararıyla bu 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. bendi kısmen iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla, 18/A maddesinin 11. bendin birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresinin ile bendin ikinci cümlesinin ( "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." cümlesinin) Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu iptal hükmü, 18/4/2024 tarihli ve 32521sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında, kararın, yayın tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Yürürlük tarihi 18.01.2025' dir. Anayasa mahkemesince belirlenen yürürlük süresinden önce yasama organınca 07.11.2024 tarihinde kabul edilen ve 14.11.2024 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 25. Maddesiyle, iptal edilen düzenleme yerine yeni düzenleme yapılmıştır. Anılan maddede, "6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin onbirinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi “Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.” şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre istinaf incelemesi tarihi itibariyle 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. bendi, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklini almıştır. Usul hükümlerinin derhal uygulanması esas olduğundan, istinaf incelemesi sırasında yürürlüğe giren yasaya göre uygulama yapılması gerekmiştir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile Anayasaya aykırılığı belirlenip iptal edilen ve yerine yeni bir düzenleme yapılan hükmün dikkate alınarak vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin 1/2'sine hükmedilmesi gerektiğinden, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İlk derece mahkemesince, arabuluculuk ücreti giderinin davalılardan tahsiline karar verilmiş, davalılarca bu konuda bir istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında davalılar hakkında yürütülen icra takibinde davalı .. Tic. AŞ'nin takibe itirazının; 633.738,19 TL. Asıl alacak 3.385,72 TL. İşlemiş faiz 169,28 TL. İŞlemiş faizin %5 BSMV.si 427,34 TL. Noter Masrafı olmak üzere toplam 637.720,53 TL. Üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, Davalı ...'in takibe itirazının; 630.906,90 TL. Asıl Alacak 4.943,54 TL. İşlemiş faiz 247,17 TL. İşlemiş faizin %5 BSMV.si427,34 TL. Noter Masrafı olmak üzere toplam 636.524,95 TL. Üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, Asıl alacak tutarlarına takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında temerrüt faizi ve bunun %5 BSMV.sinin uygulanmasına, Fazla talebin reddine, Hükmedilen tutarın %20'si oranında 127.544,10 TL (davalı ... yönünden 127.304,99 TL ile sınırlı olmak kaydıyla)inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine, 2-Karar harcı 43.562,68 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.818,31 TL ile icra dosyasına yatırılan 3.236,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 32.507,65 TL(davalı ... 32.425,98 TL.ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) harcın davalılardan tahsili ile hazine adına irad kaydına,3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 7.818,31 TL harcın davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 62,20 TL ilk masraf, 246,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.308,70 TL yargılama giderinden davadaki haklılık oranı göz önünde bulundurularak (% 98) 3.242,52 TL'sinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT'deki esaslara göre belirlenen 48.936,02 TL vekalet ücretinin (davalı ... 48.876,24 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereğince belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A maddesinin 13. fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avans bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 103,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 323,70 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine; 11-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 24.04.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/409, K. 2025/668, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-409-e-2025-668-k-34c4b921ce97