Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/419 E. 2025/674 K. – Ticari Şirket

Konu: Ticari Şirket

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/419
Karar No
2025/674
Karar Tarihi
Konu
Ticari Şirket

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/419

KARAR NO:2025/674

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:21/06/2021

NUMARASI:2016/916 E. - 2021/408 K.

DAVANIN KONUSU:Şirket ortaklığından çıkma- çıkarma, çıkma payı alacağının tahsili

Taraflar arasındaki ticari şirket davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davalı karşı davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalı şirketin başarısında büyük emeği olduğunu, şirketin profesyonel olmayan ortaklarca yönetiminin verimsizliğe ve zarara neden olduğunu ve bu durumun denetimden uzak olduğunu, müvekkili dışındaki ortakların ve ortak olmayan belirli çizerlere yapılan ödemelerin objektif ve sözleşmesel bir kıstas olmaksızın uzak ve fahiş miktarlarda yapıldığını, müvekkilinin defalarca kez bilgi edinme, ortaklıktan doğan hukuki ve ekonomik hak taleplerine karşı davalı şirketin cevap vermediğini ve adeta bilgi almak amacıyla sürekli olarak oyalandığını, müvekkilinin davalı şirketin olağanüstü genel kuruluna da kasıtlı olarak davet edilmediğini, davalı şirkete müvekkili adına gönderilen son ihtarname ile haklı talepleri ve geçmişe dönük biriken karın dağıtılması yönündeki çağrı taleplerinin de karşılanmadığını iddia ederek, şirket ortaklığından haklı nedenlerle çıkarılması ile ayrılma akçesinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 09.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini artırarak; 606.526,95 TL'nin ticari reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın öncelikle hukuk kötüniyeti himaye etmez ilkesi gereğince reddedilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirketin ortakları ve çalışanları aleyhindeki tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının dava dilekçesinde yer alan kendisine yönelik beyanlarının müvekkiline verilen zararın büyüklüğünü ispat ettiğini, davacının dava dilekçesinde rakip bir dergi yayınladığından hiç bahsetmeyerek mahkemeden ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, davacının gerçekleri mahkemeden gizleyerek ihtiyati tedbir talebinde bulunmasının kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu, davacı karşı davalının müvekkili şirkete karşı haksız rekabette bulunduğunu, davacı karşı davalının müvekkilinin yayınladığı Uykusuz dergisinde çizim yapan çizerlere ...dergisinde karikatürler çizdirdiğini ancak çizerlerin isimlerini gizlediğini, karşı davalı tarafın ...dergisinin ilk sayısını gizlice müvekkili şirketin nezdindeki bilgisayarlarda ve şirket çalışanlarını kullanarak hazırladığını savunarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile karşı davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı karşı davalı vekili karşı davaya karşı cevap dilekçesinde; limited şirketlerde rekabet yasağından bahsedilebilmesinin limited şirket esas sözleşmesinde açıkça yasaklanmış ve/veya tüm ortaklar tarafından imza edilmiş özel bir sözleşme ile yasağın düzenlenmiş olması gerektiğini, hiçbir yasa hükmü ve içtihata dayandırılmadığı anlaşılan davalı karşı davacı iddialarının temelini teşkil eden rekabet yasağı iddialarına dayalı karşı dava ve cevap beyanlarının tamamının yasal dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini belirterek asıl davalarının kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl dava yönünden ; Limited şirketlere ait kısımda yer alan 638. maddedeki çıkma talebinin haklı bir sebebe dayanması gerekmektedir. Ancak anılan yasa maddesinde haklı nedenler sayılmadığı gibi, davalı şirket ana sözleşmesinde de bu husus düzenlenmediğinden, haklı nedenlerin varlığının hakim tarafından değerlendirilerek geçerli olup olmayacağı belirlenecektir.Davacı-karşı davalı özellikle ... üzerinde iş avansı birikmesini tenkit etmekle beraber aynı işlemlerin davacının özellikle yönetimden uzaklaştırıldığı 2015 yılından itibaren değil, hatta müdürlük yaptığı 2014 yılında da gerçekleştiği, hatta ...'nın 31.03.2014 tarihinde 40.000,00 Tl tetif ödemesini, 30.06.2014 tarihindeki 32,500,00 TL ve 30,09.2014 tarihindeki 30.000,00 TL telif ödemelerini direk şirketin banka hesabı yerine diğer ortaklar gibi ... üzerindeki avans hesabından almayı tercih ettiği anlaşılmaktadır. Banka üzerinde olması gereken bir kısım meblağı bir hayli yüksek tutarların şirket çalışanı üzerinde bulunması muhasebe ilkelerine ve hayatın olağan akışına aykırı olmakla beraber bu tutumun davacının müdür olduğu zamanda da gerçekleştiği anlaşılmakla, bu gerekçenin haklı olmayacağı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından her ne kadar 2014 sonu İtibarıyla fiilen şirketten uzaklaştırıldığı ileri sürülse de sicil kayıtlarından da görülebileceği üzere davacının müdür olarak l yıllığına seçildiği, sürenin bitiminde yeni müdür seçimine kendisinin de katılarak olumlu oy kullandığı dikkate alındığında fiilen şirketten uzaklaştırmadan bahsedilemeyeceği bilirkişi raporunda da belirtilmiş ve mahkememizce bu tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından haklı sebep olarak ileri sürülen bir diğer husus mali nitelikteki avans hesapları, çalışaşanlara ödenen telifler, kendisine ödenmeyen tutarlar vs.nin yanı sıra karın dağıtımına ilişkin olarak ortaklar kurulunun toplantıya çağrı talebinin reddedilmesine ilişkin olarak, kök raporda davacı ...'nın 2017 yılında gerçekleştirilen 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağan GKda bilanço, finansal tablolar ve kar-zarar hesaplarını onaylandığı, ayrıca anılan GK da 2017 yılına kadar görev yapan her bir yöneticinin ibra edildiği, dava açıldıktan sonraki bir tarihte gerçekleşen bu GK'da alınan karardan sonra davacının karın dağıtımına ilişkin talebinin reddedilmesini ve diğer mali konulara ilişkin itirazlarını haklı sebep olarak sunması TMK md. 2 de yer alan dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirildiği belirtilmiş ise de, ek raporda yapılan incelemeye göre dosyaya ibraz edilen bu genel kurula ilişkin Hazirun Cetvelinden Davacı ...'nın Genel Kurula katılmadığı ve alınan kararda oy kullanmadığı tespit edilmiş ve bu durum karşısında davacı ...'nın MK md. 2 anlamında hakkı kötüye kullandığından bahsedilemeyecek olup davacının dava tarihini de kapsayan tarihler arasında görev yapan yöneticileri ibra etmediği dikkate alındığında bu hususların haklı sebep olarak ileri sürebileceği kanaatine varılmıştır.Karşı dava yönünden; TTK'ya göre, gerek "ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması'' gerekse "ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması'' konularında genel kurulca karar alınabilmesi için, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerekmekte olup, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta genel kurulun 2.11.2016 tarihli karar tutanağı ibra edilmiş ve bu tutanağa göre davalı/karşı davacının şirketten çıkartılmasına katılan 5 ortağın oybirliği ile karar verilmişsse de söz konusu ... Limited şirketlerde ortaklar kurulunun toplanmasına ilişkin çağrı usullerine uygun olarak yapılmadığından TTK md. 640 f. 3'deki şartı karşılayan bir karar olarak kabul edilemeyecek olup, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar için genel kurul toplantısına çağrı yapılmadığı, çağrısız toplantıdan bahsedilebilmesi için tüm ortakların hazır bulunması koşulunun gerçekleşmediği bir toplantı ile alınan ortaklıktan çıkarma kararının geçersiz olduğu ve bu açıdan dava şartının yerine gelmediği kanaatine varılmış olup, diğer bir haklı sebep gerekçesi olarak ileri sürülen TTK md. 613 f. 2'ye göre şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının öngörülebileceğini düzenlemekte olup, anılan hüküm emredici olmadığından ve şirketin esas sözleşmesinde ortak bakımından bir rekabet yasağı öngörülmediğinden bu durumun davalı/karşı davacının TTK md. 640 f. 3 kapsamında şirketten çıkartılması için haklı bir sebep olarak kabul edilemeyeceğinden karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Nihai olarak; raporlarda da yer verildiği üzere şahis yönü ağır basan şirketin ortakları arasında aynı amaç için çalışma azmi kalmadığı, karşılıklı suçlamalar dikkate alındığında ortaklığı birlikte devam ettirmelerin mümkün olmadığı asıl davada davacının şirketten çıkma, karşı davada ise davalının şirketten çıkartılması noktasında iradelerin uyuştuğu anlaşılmaktadır. Ancak davalı karşı davacının ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin davasında yukarıda açıklanan gerekçelerle dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan karşı davadaki ortaklıktan çıkarılma talebi ve açıklanan gerekçelerle tazminat talebi reddedilmiş, asıl davadaki davacı tarafın ortaklıktan çıkmaya yönelik davası kabul edilmiştir. Bu durumda TTK md 641 hükmü dikkate alındığında her durumda (ortağın çıkması veya ortaklıktan çıkartılması) sermaye payının gerçek değerine uygun bir ayrılma akçesine hak kazanacağından, bilirkişilerce belirlenmiş ve mahkememizce de uygun görülen 606.526,95 TL çıkma payının (361.000,00 TL sine dava tarihinden, 245.526,95 TL'sine ıslah tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair..." gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacı ...'nın, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı, ... İletişim Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ortaklığından haklı sebeple çıkmasına, asıl dava yönünden hesaplanan 606.526,95 TL çıkma payının (361.000,00 TL sine dava tarihinden, 245.526,95 TL'sine ıslah tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; karşı davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı- karşı davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karşı davanın iki talep içerdiğini, taleplerin haklı olduğunun ispatlandığını, mahkeme tarafından davacının davasının haklılığına karar verilerek karşı davanın salt bu nedenle reddine karar verildiğini, karşı davadaki birinci taleplerinin davacının müvekkili şirkette ortak, müdür ve çizer olduğu dönemde müvekkili şirketin imkanlarını kullanarak şirketin ana gelir kaynağı "..." Mizah Dergisinin bir benzerini "..." ismi altında yayınlaması nedeniyle müvekkilinin uğradığı satış kaybından kaynaklı zararın ödenmesi talebi olduğunu, bu zararın karşı taraftan istenebilmesi için müvekkili şirketin genel kurul kararı almasına gerek olmadığını, nitekim yargılama sırasındaki alınan bilirkişi raporunda müvekkili zararının 35.596,67 TL şeklinde hesaplandığını, kendi ortağı ve çizeri olduğu şirkete zarar verdiği sabit olan davacının kötü niyetli ve haksızlık yaptığının ispatlandığını, ayrıca şirketten çıkartılma taleplerinin karşı tarafın kötü niyetli ve haksız rekabet içinde bulunması nedeniyle ortada olduğundan müvekkili şirketin kendisine zarar veren ortağı içinde barındırmak istememesi kadar doğal bir şey olamayacağını, davacının ortağı olduğu şirketi fiilen terk ederek kendine yeni bir şirket kurduğunu, yeni dergi çıkararak haksız rekabete giriştiğini, müvekkili şirketin karşı taraf hariç tüm ortaklarının toplanarak davacıya karşı tazminat ve şirketten çıkartma talepli dava açılmasına yönelik oy birliği ile karar aldığını, alınan karara dayanılarak karşı davanın açıldığını, taleplerinin haklılığının göz ardı edildiğini, mahkemenin yapması gereken tek şeyin karşı tarafın kötü niyetini tespit ederek müvekkilinin uğradığı zararın ödenmesine karar vermek ve karşı tarafın davasını kötü niyet nedeniyle reddetmek olduğunu, TTK 640/3.fıkrası kapsamında müvekkili şirketin mevcut ortaklarının davanın açılması için karar aldığını, mahkemenin ret kararının hukuka aykırı olduğunu, hukukun kötü niyeti himaye etmeyeceğini, bir çok bilirkişi raporunda ve tespitlerinde davacının ortağı, müdürü ve çizeri olduğu, müvekkili şirketin kötü niyetli zarara uğrattığının ispatlandığını, karşı davanın kabulünün ve kendi davalarının reddinin hukuk ve usule aykırı olduğunu, davacının ortağı olduğu şirkete zarar verme fiillerinin dava açılmasından çok önce olduğunu, müvekkilinin davacının şirkete zarar vermesi nedeniyle davacıya karşı dava açmakta iyi niyetli olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin asıl ve karşı davalarda verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, TTK'nın 638/2. maddesi gereğince haklı nedenlerle limited şirket ortaklığından çıkma ile ayrılma akçesinin tahsili; karşı dava ise aynı Kanun'un 640/3. maddesi gereğince limited şirket ortağının haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılması ile maddi zararın tahsili ve ayrılma akçesinin maddi zarardan takas ve mahsubu taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalı şirketin %16,67 hisse oranında ortağı olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının iyi niyetli olup olmadığı, davacının şirketten çıkma talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı, mahkemece asıl davanın kabulü ile karşı davanın ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile asıl davada davacının karşı davalı şirket ortağı olarak şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, mahkemenin bu kapsamda vermiş olduğu kararın isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ve şirketin diğer ortakları tarafından davalı şirketin 14.08.2007 tarihinde kurulduğu, altı ortaklı şirketin her bir ortağının şirketteki payının %16,67 olduğu, davalı şirket tarafından "..." adlı derginin çıkarıldığı, söz konusu derginin mizah dergisi olduğu, davacının 15.06.2015 tarihinde ... San.ve Tic. Ltd. Şirketi'ni kurmuş olduğu, şirketin tek ortaklı olduğu, davacı tarafça davalı şirket müdürler kurulu başkanı ... ve şirket müdürü ..., Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 13.11.2015 tarihli ihtarnameyi keşide ettiği, ihtarnamede, şirketle bilgi edinilebilmesi amacıyla şirket defter ve mali tablolarının incelenmesi ile örnek alınması amacıyla hazır edilmesinin talep edildiği, içeriğinde 2012 mali yıl başlangıcında 2014 yılı mali yıl sonu dâhil olmak üzere bilanço vb. dönem mizan ve muhtasar beyannamelerinin örnek alınmak ve incelenmek üzere vb. belge ve bilgilerin hazır edilmesinin talep edildiği, davacı tarafça 08.06.2016 tarihli ihtarname ile paylaşılmayan bilgilerin edinilebilmesi ve haklarının derhal ödenmesinin talep edildiği, dilekçe içeriğinde gönderilen ihtarnameye cevap verilmediği, ihtarname sonrasında yoğun emek neticesinde şirket merkezinde toplantı yapıldığı, kurucusu olduğu şirket ve ortakları ile dava aşamasından kaçınmanın öncelikli olarak benimsenmesi nedeniyle cevap verilmeyen ve ödenmeyen sorunlara cevap bulmak amacıyla gerçekleştirildiği, 2016 yılındaki talepleri içeren maillerin ve telefonlara hiçbir şekilde cevap alınamadığı, 26.12.2015 tarihli toplantıda şirket tarafından hiçbir hazırlık yapılmaksızın evrak asıllarının bulunamadığı, fotokopi makinesinin bozuk olduğu vb gayri ciddi gerekçelerin ileri sürüldüğü, müvekkili adına şirket yayınlarından çıkmaya devam eden süresiz yayınlara ilişkin hak sahibi olan ve şirketin ortağı bulunan müvekkilinin telif bedellerinin 26.12.2015 tarihli toplantıda kendilerini iletilen şirket muhasebe kayıtlarında sahip olmasına karşın halen ödenmediği, muhatap şirketin ortaklık yapısının emekleri ile değer yaratan çizerler tarafından oluşturulmuş iken müvekkiline ait 3 yıla yaklaşan telif bedellerinin kasıtlı olarak ödenmemesinin iş bu şirketin kuruluş ve yürütülme felsefesi ile hiçbir ortak yanının olmadığı, müvekkilinin önce şirketten uzaklaştırıldığı ve ardından mali hakları ödenmekten kaçınılarak cezalandırılma yoluna gidildiğini belirterek 3 iş günü içerisinde müvekkiline ait süresiz yayınların basımına derhal son verilmesi ,söz konusu eserlerde yeni bası yapılmaması, 3 yıla aşkın süredir ödenmeyen telif bedellerinin müvekkili banka hesabına ödenmesi, müvekkilinin şirketin kurucu ortağı olduğu ve halen 1000 adet pay karşılığı 361.000,00 TL bedel sermaye miktarınca müvekkilinin bağkur primlerinin diğer ortaklarla birlikte ödenmekte iken ödemenin hiçbirinin bildirim olmaksızın kesildiğinin anlaşıldığını, bu hususun derhal bildirilmesinin belirtildiği, 14.06.2016 tarihli Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile davalı şirket tarafından davacı ve dava dışı ... Ltd Şirketine ihtarname keşide edildiği, söz konusu ihtarnamenin davacının göndermiş olduğu 08.06.2016 tarihli ihtarnameye cevaben düzenlendiği, içeriğinde ise şirket merkezinde 26.12.2015 tarihinde toplanıldığı, istenilen tüm bilgi ve belgelerin davacı vekiline sunulduğu hatta toplantının tutanak altına alındığı, muhatabın gönderdiği 08.06.2016 tarihli ihtarnamede bilgi ve belgelerin şirket adresinde teslim alınması için hazır bekletildiği, ihtarname ekinde gönderilmesinin fiziken imkansız olduğunun vareste olduğu, muhatabın müvekkili şirket nezdinde yayınlanan kitaplarına ilişkin telif alacağı olduğunu ileri sürerek talepte bulunmuş ise de muhatabın imzaladığı telif sözleşmeleri ile telif bedeli ödemeleri karşılaştırıldığında fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, fazla ödemenin iade edilmesi gerektiği, bağkur ödemelerinin yapılmasının ise ihtarname tebliğinden epey bir süre önce şirketin vazgeçtiğini ve ortakları adına ödediği bağkur primlerinin ortaklardan iadesi yönünde karar aldığını, ayrıca muhatabın şirket nezdindeki telif bedeli karşılığı yaptığı tüm çizim faaliyetlerine son vererek ... Dergisinin içeriğinin zayıflamasına yol açtığını ve belirli bir süre sonra haksız rekabet yaratarak kendisinin tek kişi ortak olduğu ...Ltd Şirketini kurarak müvekkili şirketin yayınlarının bir benzerini "...Dergi" ismiyle yayınlamaya başladığını, ... Dergisindeki çizerlik faaliyetine son vermesi ile dergi tirajında düşüşler başladığını, haksız rekabet yarattığını, müvekkili şirkete ait derginin satışlarının ciddi oranda düştüğünü ve düşmeye devam ettiğini, muhatabın şirket hissedarı ve çizeri kimliğini kullanarak müvekkili şirketin sigortalı çalışanı personeli üzerinde baskı kurmak suretiyle ...Dergisinde çizim yaptırdığını, müvekkili şirket bilgisayarlarında hazırlandığını, müvekkilinin yaklaşık 2.288.000,00 TL ciro kaybına uğradığını belirterek uğranılan tüm zararların talep edileceği ayrıca savcılığa ve gerekse mahkemede tüm girişimlerde bulunacağının belirtildiği, davacı Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 30.06.2016 tarihli cevabı ihtarnamesinde; müvekkillerine ait olmayan ... Ltd Şirketi hakkındaki iddialara cevap verilmeyeceğini, müvekkili şirketin muhatap şirket çalışanlarına baskı kurmak ve çizim yaptırmış olduğu iddialarının gerçek dışı ve iftira olduğunu, müvekkilinin hayatını çok uzun zamandır karikatür ve mizah ile kazandığını söz konusu mesleğin baskı ve tehditle başka bir kişiye yaptırmasının mümkün olmadığı gibi özüne de aykırı olduğunu, müvekkilinin şirket yönetimi ve diğer ortaklarca şirketten fiilen uzaklaştırıldığını, diğer ortaklarla eşit oranda pay sahibi olmasına rağmen adeta azınlık hissedar haline getirildiğini, şirket işleyişine ilişkin görüşlerinin dikkate alınmadığını, şirket bilgilerine erişimin engellendiğini, mali ve yönetsel haklardan mahrum bırakıldığını, ihtarnameye rağmen talep edilen bilgilerinin büyük kısmının halen müvekkili ile paylaşılmadığını, yönetime katılmasının hukuka aykırı olarak engellenmesinin yanı sıra hissedar olarak mali haklarından olan 3 yıl geriye kadar dayanan süreli olmayan yayınların basımına ilişkin telif haklarının tüm bası eserlerinin çoğunluğu satılmış olmasına rağmen şirketten halen alamadığını, şirketin her yıl kar etmesine rağmen kar dağıtılmamasınında hukuka aykırı ve gerekçesiz şekilde kaçınıldığını, müvekkilinin yok sayıldığını, şirketin 31.12.2015 tarihi itibariyle toplam 1.060.188,48 TL dağıtılmamış karının bulunduğunun yeni bilgi olarak edinildiğini, kurucu ortağı olan müvekkilinin haklarının korunması amacıyla bilgi ve belgelerin ibrazının yasaya aykırı olarak yerine getirilmediği belirtilerek tüm yasal yollara başvurulacağının ifade edildiği, davacı tarafça 29.08.2016 tarihli dilekçe ile iş bu asıl davanın açıldığı, davalı karşı davacı şirket tarafından ise cevap dilekçesi ile birlikte karşı davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz ve gerekli delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları alınmıştır. 06.05.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; asıl dava yönünden; davacının ileri sürdüğü hususların çıkma talebini haklı kılmadığı bu durumda yani haklı bir sebebin bulunmaması halinde ortağın çıkmasına karar verilmesinin TTK md. 638 f. 2 bağlamında mümkün olmayacağı, ancak mahkemenin haklı sebepler konusunda farklı görüş ve kanaatte olması halinde TTK md. 641'e istinaden ortağın şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olduğunu belirtmek gerektiği, davacı ...'nın ileri sürdüğü hususların çıkma talebini haklı kılmadığı bu durumda yani haklı bir sebebin bulunmaması halinde ortağın çıkmasına karar verilmesinin TTK md. 638 t. 2 bağlamında mümkün olmayacağı, ancak mahkemenin haklı sebepler konusunda farklı görüş ve kanaatte olması halinde davasının kabulü halinde ... Ltd.Şti.'nin toplam 2.166.000,00 TL sermayesinin % 16.67 oranı ise 361.000,00 TL ödenmiş sermayesi bulunduğu, bu durumda 31.12.2016 tarihli bilançodaki toplam 3.698.977.55 TL özkaynaklardan 29.810,00 TI. yasal yedeklerin tenzili sonrası 3.669.167,55'nin % 16,67 oranı 611.650,23 TL tutarı ayrılma akçesi olarak talep edebileceği, ancak 31.12.2016 tarih itibariyle ...'nın ... Litd. Şirketine “Ortaklardan Alacaklar” hesabında 5.123,28 TL borcu olduğundan bu rakamın hesap edilen 611.650,23 TL ayrılma akçesinden tenzil edilmesi ile (611.650,23 TL - 5,123,28 TL”) 606.526,95 TL ayrılma akçesi ödenebileceği, (asıl dava tarihinin 01.09.2016 karşı dava tarihinin ise 06.11.2016 tarihli ara dönemler olması nedeni ve bilanço tarihlerine yakınlık nedeni ile 31.12.2016 tarihli kesinleşen bilançolardan hareket edildiği,) davacı ...'nın defalarca bilgi edinme, orlaklıktan doğan hukuki ve ekonomik hak taleplerine karşı davalı şirketin cevap vermediğini, bilgi almak isterken sürekli oyalandığı süreçler geçirdiğini, 13.11.2015 tarih ve ... no.lu ihtarname ile 7 gün içinde davalı şirketten bilgi talep edildiğini, davalı şirket tarafından 26.12.2015 tarihinde bilgi ve belgelerin incelenmesi amacı ile davacı adına vekil sıfatı ile davet edildiklerini ancak talep edilen bilgilerin büyük bir bölümünün verilmediğini, 26.12.2015 tarihli tutanak düzenlendiğini, iddia etmişse söz edilen tutanak incelendiğinde, bir kısım eksikliklerin daha sonra tamamlanacağı belirtilmekle beraber, tutanağın incelenmesinde şirketin nerdeyse tüm mali bilgilerinin verilmiş olduğu, verilen bilgilerin değil şirkette ortak olmak dışarıdan herhangi birine verilmiş olması halinde dahi önemli bir fikre sahip olunacağı, hatta verilmediği belirtilen bir kısım bilgilerin örneğin kdv iadesi gibi zaten bir mali incelemede verilen beyanneme ve şirket kayıtlarından da anlaşılabileceği, kaldı ki şirketin başından beri ortağı olan bir dönem de müdürlük görevini üstlenen bir ortağın bunu şirketten elde edememesinin hayatın olağan akışına uygun olmamakla beraber, örneğin mali beyannamelerini vergi dairesinde de temin edebileceği, haricen bir mali danışmanın kendisine yol gösterebileceği, zaten buna da gerek kalmadığı, 26.12.2015 tarihli tutanak ile bu bilgilere de ulaşıldığı, davacının davalı şirketin 12.04.2016 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu'na kasıtlı olarak davet edilmediğini, kendisinin yokluğunda Olağanüstü Genel Kurul yapıldığını ve yeni kararlar alındığını, davacının telefonu, yeni adresi, vekillerin adres ve telefonlarının bilinmesine karşın genel Kurul davetiyesinin kasıtlı bilinmeyen bir adrese gönderildiğini ve tebligatın iade edilmediğini, davalı şirket yönetiminin bu tebligatın yapılmadığını bildiği halde davacıya yeni tebligat yapmayı ve telefon ile ulaşmayı dahi gerekli bulmadığını, iddia ettiği, mahkeme tarafından İstanbul Ticaret Odası kayıtlarının celp edildiği belgelerden 12.04.2016 tarihinde yapılan "Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanların Listesi” başlıklı toplantı tutanağından ...'nın katılmayan tek ortak olduğunun imza atmadığından anlaşıldığı, PTT gönderisinde ...'nın adresinin “... Sarıyer/İstanbul” olarak görüldüğü, bu adresin ...'nın müdür seçildiği 20.11.2013 tarihli 2013/08 sayılı Ortaklar Kurulu kararında yazan adres olduğu, Mart 2017 tarihli bir gönderide ...'nın adresinin değişmiş olduğu, aradaki dönemde adres değişikliğinin şirket tarafından bilinip bilinemedinin anlaşılamadığı, ancak hayatın olağan akışı içinde ...'ya Genel Kurul yapılacağı bilgisinin ulaştırılabilir olacağı, karşı dava yönünden ise davacı/karşı davalı ... Ltd, Şti. nin TTK md. 640 f. 3 bağlamında davalı/karşı davacıyı ortaklıktan çıkartabilmesinin kanunda belirli koşullara bağlandığı, hüküm çerçevesinde bir limited şirket ortağının ortaklıktan çıkartılabilmesi için üç şartın sağlanması gerektiği, bunlardan haklı sebeplerin varlığının (TTK md. 626 ve 613'e aykırılık) yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere huzurdaki olayda bulunmadığı, ortaklar kurulunca alınmış kanuna uygün bir çıkartma kararı bulunmadığı, dolayısıyla karşı dava yönünden de çıkartma koşullarının oluşmadığının sonuç ve kanaatine varıldığı, dava dışı ...Şirketinin faaliyet karının 31.12.2015 tarih itibari 28.138,22 TL, 31.12.2016 tarih itibari ile 235.097,34 TL olduğu, toplam olarak 2015430.09.2016 tarih itibari ile 140.190,74 TI. ve 201542016 tarih itibari ile 263.,235,56 TL olduğu tespit edildiği, dava dışı ...Şirketinin 15.06.2015 tarihinde kurulduğu, ilk satışını 30.09.2015 tarihinde gerçekleştirdiği, 31.12.2015 tarih itibari ile Net Satışlarının 144.340,84 TL, 30.09.2016 tarih itibari ile 303.858,71 TL, 31.12.2016 tarih itibari ile net satışlarının 515.100,96 TL olduğunun tespit edildiği, davalı-karşı davacı ... Ltd. Şt. vekili, "...'ya Kadıköy ... Noterliği'nin 14.06.2016 tarihli ihtarnamesi gönderilerek haksız rekabetine son vermesi talep edilmişse dei haksız rekabete devam edildiğinde davalı-karşı davacı şirketin Ortaklar Kurulu'nun toplanarak ...'nın şirketten ihracına ve uğranılan zararların tazminine ilişkin dava açılmasına yazılı olarak karar verdiklerini, tazminat talebi olan 1.090.000,00 TL'ye ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren ticari temerrüt faizinin işletilmesini talep ettiklerini, beyan etliği, ancak dosya kapsamında bulunmayan tebliğ mazbatasının yerinde inceleme kapsamında elde edilerek tebliğ şerhinin 15.06.2016 tarihi olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek ,müvekkilinin hiçbir genel kurula usulüne uygun şekilde çağrılmadığını ve hiçbir genel kurula katılmadığını ve oyunu kullanmadığını, hukuki değerlendirmenin maalesef doğru olmayan ve sicil gazetesinde yer almayan veriye dayanıldığını ibra içeren 2017 genel kurul için sadece ve sadece genel kurul kararı ve davetinin gazetede yayınlandığını, müvekkiline hiçbir ihtarname davetiye ile bildirim yapılmadığını, müvekkilinin iddia edildiği üzere 2017 yılında ve ilerleyen yıllarda diğer ortakları ibra etmediğini, genel kurulda oy kullanması ve ibra etmesinin mümkün olmayacağını çünkü katılmadığını, şirketin dağıtılmamış kar oranlarının detaylı olarak belirtildiğini ve ihtarname ile talep edilmesine rağmen dağıtılmamasının haklı gerekçe olup olmadığına ilişkin inceleme yapılmadığını ve diğer hususların tartışılmadığını veya hiç incelenmediğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili bilirkişi raporuna karşı kısmi itiraz dilekçesinde; davacı yönünden yapılan tespitlere katıldıklarını, haksız rekabete dayalı tazminat haklarının bulunmadığına yönelik rapora itiraz ettiklerini, yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, bilirkişilerin ibra gerekçesinin yanlış olduğunu, bilirkişilerin hissedarın dilediğini yapacağı sözleşme ve kanunda engel yok yaklaşımının yanlış olduğunu, ihraç davalarının TTK'ya aykırı olduğu yönündeki gerekçeye katılmadıklarını belirterek, yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. 06.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı karşı davalı şirketin 2007 yılında kurulduğu, 2010 yılı dahil birikmiş geçmiş yıl karlarının 2011 yılı sermaye artışı kararı ile sermayeye ilave edildiği, 31.12.2016 tarihi itibariyle ortaklara kar dağıtımının olmadığı, şirketin 2012 ile 2016 yılları net satışlarının en yüksek 6.161.187,52 TL ile 2012 yılı olduğu, bu tarihten itibaren 2016 yılına gelinceye değil net satışların azalan ivme ile devam ettiği ve 2016 y ılı net satış tutarının 5.228.759,88 TL olduğu, bu durumda davacının ... Şirketinden ayrılması ile 2015 yılı 2016 yıllarında özellikle net satışlarda ciddi azalış meydana geldiği, davacının fiilen ayrılarak kendi namına kurduğu şirkette faaliyetine aynı iş kolunda devam etmesinin bu sonuca yol açtığının kesinlik kazanamayacağı, davalı şirketin 5 yıl mali tabloları incelendiğinde 5 yıl içinde azalan satışlara rağmen aktif varlıklarının borçlarını karşıladığı, öz kaynakların korunduğu, azalan satışların şirketin mali yapısını tümüyle bozacak faaliyetinin devamını tehlikeye sokacak boyutta olmadığı, öte yandan 2015 ve 2016 yılı satış rakamlarındaki azalmanın tümü ile şirketin kendi sorunlarından kaynaklı da olamayacağı, ülke genelinde ekonomik gerekçelerin söz edilen şirketin satış konusun tek ürününün dergi olduğu düşünüldüğünde vazgeçilmez bir zorunlu bir ürün niteliği de taşımadığı, bir bütün olarak düşünüldüğünde şirketin zarar iddiasının soyut kalacağı, davalı şirketin üzerinde iş avansı adı altında personel olsun ya da olmasın aynı kişi üzerinden tahsil edilmeyen tutarın bırakılmış olması ya da ... ile davalı şirket için yapılan bir kısım ödemelerde aracı hesap gibi kullanılmasının ticari gerekliliğinin anlaşılamadığı, ...'ın hesabının kapatılmamasının belli ki davalı şirket tarafından rahatsız edici olmadığı, tahsil yönünden işlem görülmediği, 2016 yılı sonu dahil hesap hareketlerinin devam ettiği, davacının şirket müdürlüğü döneminde de en yoğun hesap hareketlerinin gerçekleştirildiği düşünüldüğünde bunun davacının kendisine ayırarak şikayet konusu edemeyeceği, ... ile hesap hareketlerinin anlamlı bulunmadığı, davalının haksız rekabet dolayısıyla zarara yol açtığı iddiasıyla beraber derginin piyasaya çıktığı ve 2015 yılında davacı karşı davalının davalı şirkette idareci vasfı bulunmadığı, dava dışı ...Dergisinin 15.06.2015 tarihinde tescil edildiği, davalı şirkette müdür sıfatı taşımayan davacının dava dışı şirkette tek pay sahibi ve idareci olmasının TTK 626. kapsamında değerlendirilemeyeceği, mahkemenin kabulü halinde mahrum kalınan kar toplamının 24.202,76 TL olacağı belirtilmiştir.Taraf vekilleri rapora karşı itirazda bulunmuştur.Davacı vekili dava değerini ıslah ederek artırmıştır.11.04.2021 tarihli 2. ek bilirkişi heyet raporunda; asıl dava yönünden 09.03.2020 tarihte belirtildiği gibi olduğu, karşı yönünden ise parasal maddi zararın 35.596,67 TL tespit edilebildiği, ek rapordaki görüşlerin devam ettiği, farklı bir sonuca ulaşılamadığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin itiraz ve beyanları sonucunda mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Asıl dava, TTK'nın 638/2. maddesinde;"Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesi kapsamında haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir. Birleşen dava ise TTK 640/3 fıkrasında; " şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanarak şirketten çıkarılması hâli haklıdır." düzenlemesi kapsamında limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir. TTK'nın 638 ve devamında düzenlenen limited şirket ortaklığından haklı nedenle ayrılma, ortaklara verilen çıkma hakkı, mutlak ve vazgeçilmez bir niteliğe sahiptir. Esas sözleşme ile bu hakkın kullanılmasının sınırlandırılması veya tamamen kaldırılması mümkün değildir.Ortakların hangi tür eylemlerini ayrılmak isteyen diğer ortak bakımından haklı neden teşkil edeceğinin incelenmesi gerekir. Kanun'da, haklı nedenin varlığı hâlinde ortaklıktan çıkma talep edilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, hangi sebeplerin haklı neden olduğu söz konusu maddede düzenlenmemiştir. Haklı nedenin varlığı, her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmek suretiyle TMK'nın 2. maddesi kapsamında takdir edilmesi gerekecektir. Ortakların pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edilmiş olması, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmiş olması gibi TTK'nın üçüncü bölümünde, ortakların hak ve borçları düzenlenmiştir. TTK'nın 608. maddesinde kâr payı ve yedek akçeler düzenlenmiştir. TTK'nın 613. maddesi bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağına ilişkin olup maddenin ikinci fıkrasında, ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacağı, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamayacağı, şirket sözleşmesiyle ortakların şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının öngörülebileceği belirtilmiştir. Eldeki davada, davalı şirketin kurucu ortaklarından olan davacı ortağın şirketle ilgili bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmiş olduğu, toplantılara usulüne uygun şekilde davet edilmediği, davalı karşı davacı şirketin 2007 yılında kurulduğu, 2010 yılı dâhil birikmiş geçmiş yıl karlarının 2011 yılı sermaye artışı kararı ile sermayeye ilave edildiği, 31.12.2016 tarihi itibariyle ortaklara kâr dağıtımının olmadığı ve davacı karşı davalı telif alacaklarının uzun süre ödenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, asıl dava yönünden TTK'nın 638/2. maddesi gereğince haklı sebeplerin mevcut olup davacı ortağın şirket ortaklığından çıkmasına ve aynı yasanın 641. maddesi gereğince ayrılma akçesinin tahsiline dair verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı sonucuna ulaşılmış, aksi yöndeki davalı istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Karşı dava ise; TTK 640/3 fıkrasında düzenlenen şirket ortaklığından çıkarılma davasıdır. Davalı- karşı davacı şirket, limited şirkettir. TTK'nın 640. maddesinde bir ortağın şirketten çıkartılması konusu özel olarak hüküm altına alınmış olup, anılan hükme göre şirket ana sözleşmesine konulacak bir hükümle bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılmaya ilişkin sebepler konulabilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında da anasözleşmede çıkarmaya ilişkin hüküm bulunmasa dahi şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebeplere dayanılarak şirketten çıkarılması mümkün hâle getirilmiştir. Ancak şirket tarafından bir ortağın haklı sebeple ve mahkeme kararı ile şirketten çıkarılmasını talep edilebilmesi için, şirket genel kurulunca, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile karar alınması şarttır (TTK m. 621/1-h). Limited şirketlerde bir ortağın haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılması için TTK'nın 640/3 ve 621/1-h maddeleri gereğince, ağırlıklı nisap ile alınmış bir genel kurul kararının varlığını dava şartı olarak öngörülmüştür. Somut olayda, davalı şirketin 02.11.2016 tarihli genel kurulunda davacı- karşı davalının şirketten çıkartılmasına dair katılan beş ortak oy birliği ile karar almış ise de söz konusu genel kurul, limited şirketlerde ortaklar kurulunun toplanmasına ilişkin çağrı usullerine TTK'nın 617 ve çağrısız genel kurula ilişkin 416. maddeye uygun olarak yapılmamıştır. TTK'nın 640/3 maddesindeki şart gerçekleşmemiştir. Karar için genel kurul toplantısına usulüne uygun çağrı yapılması, çağrısız toplantıdan bahsedilebilmesi için ise tüm ortakların hazır bulunması koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Davacı karşı davalıya usulüne uygun çağrı yapılmamıştır. Toplantı ile alınan ortaklıktan çıkarma kararı bu hâliyle geçersizdir.Davalı- karşı davacının ortaklıktan çıkarma davası için gerekli olan dava şartının yerine getirilmemiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda, mahkemenin davalı- karşı davacının buna ilişkin talebinin reddinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı- karşı davacı şirket diğer taraftan, davacı- karşı davalının rekabet hükümlerine aykırılık teşkil eden eylem ve işlemleri nedeniyle zarara uğradığını belirterek zararının tahsilini talep etmiştir. TTK'nın 613. maddesinde bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı başlığı altında yapılan düzenlemenin 4. fıkrasında, geri kalan ortakların tümünün yazılı olarak onay verdikleri takdirde ortakların bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabileceği belirtilmiştir. Davacı- karşı davalı, davalı karşı davacı şirketin müdürü olarak 31.10.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısı kararı ile müdürler kurulu başkanı olarak atanmıştır. 25.11.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'un müdürler kurulu başkanı olarak atanmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı- karşı davalı tarafa ait olan şirketin kuruluş tarihi 15.06.2015 tir. Söz konusu tarihte davacı ortak davalı- karşı davacı şirketin yönetiminde yer almamaktadır. Limited şirketlerde müdürlerin yönetim ve temsil yetkileri 623. maddede düzenlenmiştir. Özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağı ise 626. maddede yer almaktadır. TTK'nın 613. maddesinde, bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı başlığı ile ilk fıkrada, ortakların şirket sırlarını korumakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamayacağı, 2. fıkrada, ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacakları özellikle kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamayacağı, şirket sözleşmesi ile ortakların şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının öngörülebileceği hususlarına yer verilmiştir. Somut olayda, davacı- karşı davalı şirket ortağı tarafından her ne kadar ortaklığın devamı süresi içerisinde kendi adına bir şirket kurmuş ise de davalı- karşı davacının sırlarını ifşa ettiği veya şirketin zararına neden olduğuna dair iddialar ispat edilememiştir. Ayrıca şirket ana sözleşmesinde de buna ilişkin özel bir düzenleme mevcut değildir. Kaldı ki davalı- karşı davacı şirketin son beş yıldır kâr oranının düştüğü, söz konusu düşmenin davacı ortağın kendi adına şirket kurmasından kaynaklandığını gösterir bir verinin olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacının kendi adına şirket kurmasından kısa süre sonra karşılıklı ihtarnameler ile uyuşmazlıkların başladığı anlaşılmaktadır.Özellikle makro ekonomik veriler ve davalı- karşı davacı şirketin mizah dergisi sattığı göz önüne alındığında, çoğunluk tüketicinin zorunlu ihtiyaç olarak görerek satın alacağı ürün olarak kabulü mümkün olmayacağından, kâr oranında düşüş göstermesi son derece doğaldır. Şirket kayıtlarına göre yıllar bazında gerçekleşen kâr düşüklüğü ile son yıl içerisinde kurulan davacının şirket kurması arasında illiyet bağının mevcudiyeti de tespit edilememektedir. Bu nedenlerle, tüm dosya kapsamı, bilirkişi rapor ve ek raporları da dikkate alındığında, karşı davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiş, karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl dava bakımından, asıl davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 31.201,85 TL istinaf nispi karar harcının asıl davada davalıdan tahsiline,3-Karşı dava bakımından, karşı davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 427,50 TL istinaf karar harcının karşı davacıdan tahsiline,4-Davalı- karşı davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,24.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/419, K. 2025/674, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-419-e-2025-674-k-adf43c619aed