Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2022/362 E. 2025/685 K.
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/362
- Karar No
- 2025/685
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/362
KARAR NO: 2025/685
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16.11.2021
NUMARASI: 2019/1302 Esas - 2021/859 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 25.10.2018 tarihinde 5 yıl süreli sıvı azot ve ekipman tedarik sözleşmesi ile eklerinin imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilince tank demontaj, gaz tesisatı ve optimal package bedellerine ilişkin 3 adet fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, sözleşmeden kaynaklanan borçların ödememesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının tedarik sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, hizmetin verildiğinin kanıtlanması gerektiğini, fatura konusu hizmetlerin verildiği veya emtia tesliminin somut delillerle kanıtlanması gerektiğini, hizmetin verilmemesi nedeniyle düzenlenen faturaların karşılıksız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların tarafın ticari defterleri ve aldırılan bilirkişi raporundan davacı tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfında olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfında olmadığı, davalı ticari defterlerinden borç ve alacak tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafça dava konusu edilen faturaların usulüne aykırı tutulan davalı ticari defterlerinde dahi kayıtlı olduğu, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, bu ticari ilişkiye dair sözleşme bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalıya likit gaz satıldığı, bu malların davalı tarafça teslim alındığı her iki tarafın gerek dilekçe gerek ticari defterlerinden anlaşılmaktadır. Buna göre ticari defterlerde davacının alacağa konu faturaların kayıtlı olduğu görülmektedir. Ne var ki davalı taraf iade faturası kesildiğini iddia etmektedir. Davalı tarafça her ne kadar itiraz dilekçesinde böyle bir borcun olmadığı iddia edilmiş ise de davalı tarafça yapılan BA bildirimlerinden davalının ticari defterlerinde davacıdan alınan faturaların kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Her iki taraf BA BS formlarından dava konusu faturaların her iki tarafça da beyan edildiği anlaşılmaktadır. Vergi dairesine bildirim yapıldığından, hizmetin veya malın teslim edilmediğine dair ispat yükü davalı taraftadır. Zira davalı tarafça vergi dairesine ilgili bildirimimin yapılması davacı tarafça teslimin gerçekleştiğine dair karine teşkil eder. '...Davacı tarafın ticari defter ve kayıtların alacağın varlığı hususunda tek başına ispata yeterli değil ise de; davalının bağlı bulunduğu Halkalı Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre, takibe konu faturanın davalı tarafça beyan edildiği dikkate alındığında bu husus teslime karine teşkil ettiğinden aksi yöndeki iddiayı ispat yükü davalı taraftadır. Davalı taraf, ticari defterlerini ibraz etmemiş, keza istinafa konu iddiası yönünden yargılama aşamasında taraflar arasında süre gelen ticari ilişkideki fatura örneklerini yahut ödeme belgelerini de ibraz etmemiştir. Dosyada mevcut SMM bilirkişi raporunda, salt davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup takip tarihi itibariyle davacının alacak iddiası yerinde görülmekle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353-1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir...' (İstanbul B A M' nin 30.01.2020 tarih 2017/3832 E., 2020/227 sayılı kararı) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi '(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir' şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Yukarıda BA BS formlarına dair yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde davalı taraf borcun sona erdiğini ispat yükü altındadır. Bu noktada iade faturasına değinmek gerekmektedir. Her ne kadar davalı tarafça iade faturası tanzim edilmiş ise de iade faturası düzenlenmesi borçtan kurtulmaya elverişli bir enstrüman değildir. (Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Ankara BAM 31. HD 2021/451 -2021/746). Son tahlilde davacının üzerine düşen ispat koşulunu ifa ettiği anlaşılmış, kendi lehine delil niteliği taşıyan ticari defterlerinde davacının alacağının kayıtlı olduğu görülmüş, davalı taraf her ne kadar ticari defterlerini sunsa da sahibi lehine delil niteliği bulunmayan defterleri davacı lehine delil kabul edilmiş..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan kabul edilen alacağın %20'si olan 16.617,976 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Takip konusu 09.05.2019 tarihli 34.832,72 TL bedelli, 09.05.2019 tarihli 36.158,15 TL bedelli ve 30.04.2019 tarihli 12.099,01 TL bedelli faturalara konu emtianın teslim edilmediğini, bu faturalara karşılık 09.05.2019 tarihli 34.832,72. TL bedelli iade içerikli ve 09.05.2019 tarihli 36.158,15 TL bedelli iade içerikli iki adet iade faturası düzenlenerek elektronik olarak tebliğ edildiğini, 18.06.2019 tarihinde 18.100,00 TL ödendiğini, iade faturalarının davalının BA/BS belgelerinden bulunup bulunmadığının araştırılmadan karar verildiğini, davacının ticari defterlerini sunmadığı gibi bu defterlerin yerinde de incelenmediğinin bilirkişi tutanağından anlaşılacağını, anılan tutanakta belgelerin flash bellek içinde sunulduğunun belirlendiğini, sunulan kısmi bilgilerle rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişinin kısmi belgelere göre değil de tüm defterleri incelemesi halinde iade faturaları ile ödemeyi belirleyeceğini, bilirkişinin defterler yerine flash bellekle sunulan kayıtları inceleyerek eksik rapor düzenlediğini, sunulan bu flash belleğin içeriğinin kendilerince bilinmediğini, Davacının düzenlediği faturalara karşı aynı gün iade faturası düzenlendiğini, düzenlenen iade faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının mahkemece araştırılmadığını, ticari defterlerin incelenmesi halinde bu durumun ortaya çıkarılabileceğini, kararın kaldırılarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve hukuka aykırı olduğunu, davacının defterini inceleyen bilirkişinin, sadece davacının sunduğu kısmi bilgilerin olduğu flash belleği rapor haline getirerek dosyaya sunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taralar arasında 25.10.2018 tarihinde sıvı azot ve ekipman tedarikine ilişkin sözleşme ve eklerinin imzalanarak, satım sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. Sözleşme ilişkisinde davacı tarafından düzenlenen 09.05.2019 tarihli 34.832,72 TL bedelli, 09.05.2019 tarihli 36.158,15 TL bedelli ve 30.04.2019 tarihli 12.099,01 TL bedelli faturalardan kaynaklanan toplam 83.089,88 TL alacağın tahsili amacıyla 02.08.2019 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürülüğünün...Esas sayılı dosyasında takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde icra dairesinin yetkisi ile borç ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içinde açıldığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ve inceleme günü belirlenmiştir. Davacının ticari defterleri üzerinde 25.09.2019 tarihinde inceleme yapılmış ve bilirkişiye dava ve takip dosyası ile birlikte davacının sunduğu bir adet flash bellek içindeki ticari kayıtlar sunulmuştur. Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 11.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının incelenmesi gereken tüm defterleri ve tasdik durumları incelenmiştir. Takip konusu üç adet satım faturası nedeniyle davacın alacaklı olduğu ve davacı kayıtlarında ödeme bulunmadığı belirlenmiştir. İncelenen ticari defterlerde davalının yansıtma faturalarının kayıtlı olmadığı belirlenmiştir.Davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu sunulan bilirkişi raporunda, takip konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Davacılının ticari defterlerine göre de davacının alacaklı olduğu 02.07.2021 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Tarafların usulüne uygun şekilde düzenledikleri ticari defterlerinin ticari ilişki ile alakalı kısımlarını ve cari hesaplarını sunmaları yeterli olup, bilirkişinin, davacı veya davalının ticari defterini, ticari ilişki ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın tümünü incelemesi mümkün değildir. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin ve davalı ileolan cari hesabının incelendiği, satım faturalarının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Satım faturasının davalının ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olması nedeniyle davacının edimini yerine getirdiğini HMK'nın 190 ve TMK'nın 9.maddesine göre kanıtladığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davalı vekilinin bilirkişi raporuna ve incelemeye ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayıp, davacının ticari defterlerinin bilirkişi raporu içeriğine göre usulüne uygun şekilde düzenlenmesi karşısında, yeniden yapılacak incelemenin yargılamanın uzaması dışında bir yararı bulunamayacağı anlaşılmıştır. Davacı, sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirerek emtiayı davalıya teslim etmiştir. Bu aşamadan sonra davalının HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre ödeme olgusunu veya ödeme yapılmasına gerek bulunmadığını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Davalı vekili 18.06.2019 tarihinde 18.100 TL ödeme yapıldığı, davacı defterlerinin fiziken baştan sona incelenmesi halinde bu ödemenin tespit edilebileceğini savunmaktadır. Ödeme itirazı yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Zira ödeme borcu sone erdiren bir işlemdir. Ancak davalının ödemeyi usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir makbuz, ödeme dekontu veya banka havale makbuzu ile kanıtlaması gerekmektedir. Belirtilen şekilde bir kanıt sunulmadan, davalının üzerinde bulunan ispat yükünün mahkeme veya bilirkişiye yüklenerek, davacı defterlerinde ödeme aranması, hukuk davasının taraflarca hazırlanması ilkesine aykırıdır. Ödemeyi ispat yükü davalıda olup, davanın usulüne uygun delillerle ödeme olgusunu ispat etmediği anlaşılmıştır. Diğer yandan sözleşme ilişkisinde üç adet fatura davacı tarafından davalıya tebliğ edilmiş olup, bu faturalar davalının defterinde kayıtlıdır. Bu aşamadan sonra davalının bu fatura içeriklerini yansıtması amacıyla yeniden fatura düzenlemesi halinde, yansıtma faturası içeriğinin doğru olduğunun davalı tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Davalının teslim aldığı emtia karşılığı davacının düzenlediği faturaları alarak kendi defterlerine kayıt ettikten sonra, bu faturaları hükümden düşürmek için yansıtma faturası düzenlemesine ilişkin hukuki nedenleri kanıtlaması gerekmektedir. Yansıtma faturası bakımından, nedeni kesin şekilde ispat edilmeyen bu tür bir faturanın karşı tarafın ticari defterinde kayıtlı olmasının dahi bir sonucu olmayacaktır. Faturanın düzenleme sebebinin (gecikme, ayıp vs) ayrıca savunularak kanıtlanması gerekmektedir. Dosyada Topkapı Vergi Dairesince gönderilen davacı şirkete ait 2019 yılı BA formalarında, davalının yansıtma faturalarının bulunduğu da davalı vekilince savunulmamıştır. Dosya kapsamında davalının iade sebebine ilişkin bir açıklama ve kanıtı bulunmadığı, kaldı ki bu faturaların incelenen davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yapılan incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğu, davalının ispatlaması gereken yansıtma faturası içeriğinin yerinde olup olmadığının mahkeme ve bilirkişi tarafından araştırılmasının usul hukukuna aykırı olduğu anlaşıldığından bu yönlere ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Satım sözlemesinden kaynaklanan ve davalının ticari defterleri ile belirlenen alacağın likit olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olduğu, gibi davanın kabul edilmesi nedeniyle davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.256,86 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025