Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1003 E. 2025/1893 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1003
- Karar No
- 2025/1893
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1003
KARAR NO:2025/1893
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/11/2021
NUMARASI:2020/16 Esas - 2021/953 Karar
DAVANIN KONUSU:Genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun ..., ... ve ...'den oluştuğunu, şirketin eski yönetim kurulu başkanı İbrahim ...'in 22.09.2015 tarihinde vefat ettiğini, şirketin Makedonya'nın başkenti Üsküp’te yapmayı üstelendiği ...- ... adlı projelerle ilgili olarak yurt dışına çok yüksek meblağlarda para transfer etmeye başlandığını, davalı şirketin kasten iflasa sürüklendiğini, Makedonya’da bulunan projenin maliyetlerinin şişirildiğini, bu hususlarla ilgili bilgi edinme hakkının engellendiğini, müvekkiline yönelik eylemleri nedeniyle, davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ... hakkında İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/132 E. Sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını, ... operasyonunun başında bulunan ...’in baskı yapması sonucunda müvekkiline Makedonya resmî mercilerince yapılan inşaata ilişkin bilgi verilmediğini, genel kurul toplantısı öncesi bilgi alma hakkının da engellendiğini, gerek davalı şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde gerekse Makedonya Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki adli yardımlaşma anlaşması çerçevesinde Makedonya’daki inşaatlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davalı şirketin 15.07.2016 tarihli genel kurulunda alınan 3 nolu kararla şirketin 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporları ve finansal tablolarının kabul edildiğini, 4 nolu kararla şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiğini, 5 nolu kararla şirketin 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait denetçi raporunun kabul edildiğini, 6 nolu kararla şirketin mevcut yönetim kurulunun, yapılan tüm usulsüzlüklere rağmen yine aynı şekilde seçildiğini, 7 nolu kararla şirketin kâr dağıtımı yapmamasına karar verildiğini, 8 nolu kararla davalı şirket sermayesinin 80.000.000 TL’den 158.000.000 TL’ye çıkarıldığını, bu karara müvekkili dışında ... ve ... ... ...'in de muhalefet ettiğini, büyük hissedar olan ... AŞ'nin varlıklarının Makedonya'da bulunan ... ve ... projeleri gerekçe gösterilerek devamlı surette Makedonya’ya aktarıldığını, bahsi geçen nedenlerle davalı şirketin 15.07.2016 tarihli genel kurulunda alınan ve müvekkilinin muhalefet şerhi koyduğu, kanuna aykırı, davalı şirketi zarara uğratmaya ve yönetim kurulu üyelerine haksız çıkar sağlamaya yönelik olduğunu iddia ederek, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların iptaline, TTK'nın 449. maddesi gereğince bu kararların yürürlüklerinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının uzun yıllar boyunca babası ve aile fertleri ile hiçbir irtibatının olmadığını, müvekkilleri tarafından İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/445 Esas savılı dosyası tahtında davacı ...'e karşı vasi tayini davası açıldığını, dosvanın hâlen derdest olduğunu, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/445 Esas savılı dosyasının işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, ... ... AŞ'nin, ... Sanayi ve Tic. AŞ'nin hisselerinin %99,87'sine, ... Gurup İnşaat Turizm Tic. ve San. AŞ' nin hisselerinin ise %95,13'üne sahip olduğundan, iki şirkette de hâkim hissedar konumunda olduğunu, murisin vefatından sonra imzalanan tüm sözleşmelerin ve yapılan ödemelerin, murisin şirket adına verdiği taahhütlerinin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olduğunu, müvekkillerinin sadece projelerin tamamlanmasını sağlayacak ticari ve mali riskler oluşturmayacak kararlar aldığını, bilanço ve mali tabloların genel kuruldan önce şirket merkezinde pay sahiplerinin inceleyebilmesi için TTK hükümlerine uygun olarak süresi içinde hazır bulundurulduğunu, ... Gayrimenkul Yatırım Turizm ve Sağlık Hizmetleri AŞ tarafından davacıya gönderilen ihtarname ile davacının Şirket'e sormuş olduğu soruların yanıtlandığını, Şirket'in tüm bilgi ve belgelerinin ... AŞ ile paylaşıldığını, özel denetçi raporunun davacıya bizzat teslim edildiğini, ... AŞ yönetim kurulu toplantısında Mekedonya'da yapımı devam eden inşaatın finansman ihtiyacının sağlanması için sermaye artırımına gidilmesine, sermaye artırımı işlemleri gerçekleşene kadar geçecek süre içinde şirket ortaklarından olan ... AŞ’den avans alınmasına ve alınan paraların sermaye avansı şeklinde değerlendirilmesine karar verildiğini, ... Gayrimenkul Yatırım Turizm ve Sağlık Hizmetleri AŞ'nin büyük ortağı olduğu .... Sanayi ve Tic AŞ'nin şubesi ...AŞ'nin sözleşmede belirtilen süre içinde projeleri tamamlama yükümlülüğü altına girdiğini, belirtilen süre içinde projelerin tamamlanmaması hâlinde sözleşmenin tarafı olan idarelere tek taraflı fesih hakkı tanındığını ve ihale bedelinin %20'sine varan cezai şartlar öngörüldüğünü belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/445 Esas sayılı dosyası tahtında davacıya karşı ikame edilen vasi tayini davasının bekletici mesele yapılmasını, neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesinin 2016/929 Esas, 2018/622 Karar ve 24.05.2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş; bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2018/1473 Esas, 2019/1542 Karar ve 05.12.2019 tarihli kararıyla, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, bu kaldırma kararından sonra verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davalı şirketin 2013, 2015, 2015 yıllarına ilişkin 15/07/2016 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4 ,5,6,7 ve 8 nolu kararlarının iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmıştır.Genel kurul kararlarının iptal sebepleri ise Türk Ticaret Kanunu 445. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açabilecektir. Yine aynı Kanunun 446. maddesinde ifade edildiği üzere, toplantıya katılsın yada katılmasın, çağrının usulüne göre yapılmadığını ve bu aykırılığın genel kurul kararı alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri bunu iptal davasına konu edebilecektir.6102 sayılı TTKnın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece resen gözetilir. Somut olayda davalı şirketin 15/07/2016 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davacının iptali talep ettiği tüm kararlara karşı olumsuz oy vermiş olup ayrıca muhalefet şerhi sunduğundan dava şartlarında eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır.Genel Kurul gündeminin 3. Maddesi, faaliyet raporunun kabulüne ve ayrıca finansal tabloların kabulüne ilişkindir. Genel Kurul gündeminin 3. Maddesi ayrıca finansal tabloların kabulüne ilişkindir. Finansal tabloların kabulü kararının iptali talebinin incelenmesi muhasebe-mali mevzuatına uygunluk çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir. Bilirkişi raporunda teknik ayrıntısı açıklandığı üzere finansal tabloların, ticari defterler, ilgili dönem detay mizanları ile uyumlu olup dürüst resim ilkesine uydukları, yürürlükteki mali mevzuat ve 1 Seri Nolu Muhasebe Uygulamaları Genel Tebliğine uygun oldukları anlaşılmıştır.Faaliyet raporunun iptaline neden olan ve inşaatın başladığı tarihten 2015 yılı sonuna kadar 160.352.709,51 TL aktarım yapılan ... numaralı "diğer dönen varlıklar" hesabında takip edilen yurt dışı inşaat işlerine ilişkin ayrıntı ve sonuç kayıtların ticari defterlerde yer almamasının, finansal tabloların kabulü kararının iptaline neden olup olmayacağı da ayrıca tartışması gerekmektedir. Mali mevzuat gereğince yurt dışındaki şubelerden elde edilen kazançların genel sonuç hesaplarına yansıtılması, faaliyette bulunulan yabancı ülkenin mevzuatına göre hesap döneminin kapandığı tarih itibariyle ilgili ülke mevzuatına göre tespit edilen faaliyet sonucu, Türkiye'de aynı tarih itibariyle gerektiği, yurt dışı inşaat işinin 24 aylık süreden uzun olması nedeniyle inşaatın yapıldığı ülke mevzuatına göre vergilendire ve kayıt düzenine tabi olduğu, somut olayda da tüm maliyetlerin işin yapıldığı ülkede oluştuğu, inşaatın sonuçlanması sonrası kar ve zararın Türkiye'deki şirket sonuç hesaplarına aktarılması gerektiği anlaşılmıştır. Türkiye'deki şirket hesabına aktarılması gerekliliği açısından, faaliyette bulunulan yabancı ülkenin mevzuatına göre hesap döneminin kapandığının iddia ve ispat da edilmediği dikkate alındığında tüm bu hususlara göre finansal tabloların mali-muhasebe mevzuatına uygun olduğu kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, iptal koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Genel Kurul gündeminin 3. Maddesi aynı zamanda faaliyet raporuna ilişkindir. Yurt dışı inşaatın başladığı tarihten 2015 yılı sonuna kadar 160.352.709,51 TL yurt dışına aktarım yapılmıştır. Gerek inşaat mühendisi bilirkişi gerek ise muhasebeci bilirkişinin teknik raporunda teknik ayrıntısı anlatıldığı üzere bu kadar büyük bir projede ortakların çok kapsamlı ve detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiği, rapordaki planlanan faaliyetlerin gerçekleşmesi başlığı altında sadece şirketin ilgili dönemdeki net kar/zarar durumunun belirtilmesi ile yetinildiği,faaliyet raporlarının, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışını, her yönüyle finansal durumunu, şirketin hak ve yararını da gözetecek şekilde, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtmadığı, raporların, ortakların şirketin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiye tam ve doğru bir şekilde ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlanmadığı, bu hususa ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucuna varılmış ve iptaline karar verilmiştir.Genel Kurulun 4. gündem maddesi yönetim kurulunun ibrasıdır. Genel Kurul gündeminin 3. Maddesindeki faaliyet raporunun kabulü kararının iptal gerekçesi ile birlikte denetim raporunun iptal edilmesi, denetim raporunun iptal edilmesi gerekçesi olan gerçeği yansıtmayan bir denetim yapılmış olması ve bu durumun yap sahiplerinin iradelerini etkilemesi noktasında aykırılık teşkil ettiği anlaşılmış ve iptaline karar verilmiştir.Genel Kurulun 5. gündem maddesi denetçi raporunun okunması ve denetçinin ibrasıdır. Denetçi raporu "şirketin yıllık raporunu ve şirketin genel durumu hakkında isabetli bir takdim niteliği" taşıması gerekmekte olup Genel Kurul gündeminin 3. Maddesindeki faaliyet raporunun kabulü kararının iptal gerekçesi dikkate alındığında denetçi raporunun bu özelliği taşımadığında şüphe bulunmadığı buna göre denetçi raporunun okunması ve denetçinin ibrası kararının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve iptalinin gerektiği anlaşılmıştır Genel Kurulun 6. gündem maddesi yönetim kurulunun seçimidir. İbra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin tekrar seçilmesinde bir engel bulmamakla ibra kararının iptalinin, yönetim kurulunun seçilmesi kararının da iptalini gerektirmeyeceği, bu kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına da aykırı olmadığı anlaşılmış ve bu karar açısından sonuçta iptal talebinin reddine karar verilmiştir.Genel Kurulun 7. gündem maddesi kar dağıtımına ilişkindir. Bu hususa ilişkin kararın iptalinde somut olayımızda tartışılması gereken husus, inşaat sözleşmesinin yapıldığı tarih, keşif bedeli, şirketin bu iş için duyduğu toplam kaynak, bugüne kadar aktarılan kaynakların irdelenmesi gerektiği; İstanbul 13. ATM'nin 2016/953 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre inşaatların keşif maliyetlerinin 370.000.000 Euro olduğu, 31.12.2015 tarihi itibariyle aktarılan nakit kaynağın 63.417.679,85 Euro olduğu ve 93.020.880,37 TL uzun vadeli banka kredisinin mevcut olduğu, şirketin bu derecede büyük yatırım yaparken yüksek kaynağa ihtiyaç duyduğu, belirli aralıklarla ortaklardan sermaye avansı da aldığı, kira gelirlerinden başka gelirinin de bulunmadığı dikkate alındığında, 1.000.000 TL civarındaki karın dağıtılmaması kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşılmış ve bu karar açısından sonuçta iptal talebinin reddine karar verilmiştir.Genel Kurulun 7. gündem maddesi sermayenin arttırılmasına ilişkindir. Şirketin semayesi % 100'e yakın arttırılırken , tüm ortakların rüçhan hakları kaldırılarak, artırılan sermayenin tamamı ortak ... Gayrimenkul şirketine kullandırılmıştır. Bu artırımın gerekçesi de yönetim kurulu faaliyet raporunda belirtilmemiştir. Yurt dışında yapılan inşaatın durumu, satış geliri, bakiye masrafı, bankalardan kredi alınması imkanının olup almadığı gibi hususlar da bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca rüçhan hakları kaldırılarak şirketin öz kaynakları olan kar edekleri olağanüstü yedekler ve geçmiş yıl karlarının bedelsiz pay olarak eski pay sahiplerine verilmesine ilişkin müktesep haklar da ortadan kaldırılmıştır. Tüm bu hususlarla birlikte genel Kurul gündeminin 3. maddesindeki faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptal gerekçeleri ve de faaliyetin büyük çoğunluğunu oluşturan yurt dışı inşaat işinin gereklerine -getirilerine ilişkin veri olmadan sermaye artışının şirketin devamı için gerekli olup olmadığı takdir edilemeyeceğinden ve de dikkate alındığında, sermaye artışı ile hakim ortakların küçük ortakların hakları ihlal ettiği ve bu kararın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmış ve iptaline karar verilmiştir.Davacı tarafça davalı şirket ortağı ...Gayrimenkul'ün şirket yöneticilerinin de seçildiği genel kurul kararının iptali davasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de; şirket temsilcilerinin (yöneticilerin) seçimi gündem maddesi de bulunan genel kurulun yokluğuna karar verilmesi ihtimalinde dahi eski yönetici konumunda olacak ... Gayrimenkul yöneticilerinin, süresi bitmiş yönetim kurulu üyeleri sıfatıyla, yenileri seçilinceye kadar görevlerinin devam ettireceğinden..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 15/07/2016 tarihli genel kurulun 3. maddesindeki faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptaline, 3. maddesindeki finansal tabloların kabulü kararının iptali talebinin reddine, 4. maddesindeki yönetim kurulunun ibrası kararının iptaline, 5. maddesindeki denetçi raporunun okunması ve denetçinin ibrası kararının iptaline, 6. maddesindeki yönetim kurulunun seçimi maddesinin iptali talebinin reddine, 7. maddesindeki kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararın iptali talebinin reddine, 8. maddesindeki sermayenin arttırılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından İstanbul 2. ATM'nin 2016/1007 Esas sayılı dosyanın kesinleşmesinin beklenmemesinin hatalı olduğunu, davanın 15.07.2016 tarihli genel kurul kararının iptali talepli açıldığını, davalı şirketin %99'dan fazla hissesinin ... Gayrimenkul AŞ'ye ait olduğunu, şirketi temsilen yönetim kurulu üyelerinin oy kullandığını, hâkim ortak ... ... AŞ yöneticilerinin seçilmesine ilişkin genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti için İstanbul 2. ATM'nin 2016/1007 E sayılı dosyada hükümsüzlüğe dair dava açıldığını davanın derdest olduğunu, dosyada davanın kabulü sonucunda genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü ile neticelenmesi hâlinde huzurdaki davaya konu genel kurul kararlarının da hükümsüz hâle geleceğini, bekletici mesele yapılması talebinin reddinin hatalı olduğunu, İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 tereke dosyasında verilen 01.03.2022 tarihli karar ile hâkim şirket ...... AŞ'nin bütün paylarının merhum İbrahim ... terekesinde olduğunun kabul edildiğini, ilgili dosyada ara karar oluşturulduğunu ve davalı şirketin tereke kapsamında sayılmasına ve olağanüstü genel kurullarının yapılmasına karar verildiğini, mahkeme kararını dilekçe ekinde sunduklarını, aynı mahkemenin 05.04.2022 tarihli kararında da tereke idare memuruna genel kurul toplantılarına katılması için yetki verildiğini, görüldüğü üzere davalı şirketin genel kurul toplantısında oy kullanan yöneticilerin seçimlerine dair genel kurul toplantısının usulsüz olduğunu ve dava konusu genel kurul kararlarının da hükümsüz olduğunu, rapora yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini, Makedonya Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması ile yurt dışında yapılan inşaatın maliyet kayıtlarının tutulmaması, ortaklara bilgi verilmemesi anlamına gelmediğini, bu durumun bilirkişiler tarafından raporda değerlendirilmediğini, davalı şirketin yurt dışında kayıt tutma yükümlülüğü ve gerektiğinde ibraz yükümlülüğünün raporda değerlendirilmediğini, Türkiye'deki ticari defterlerde yer almayan bütün kayıtların Makedonya'da tutulduğunu, söz konusu kayıtların mahkemeye ibraz edilmediğini ve müvekkiline gösterilmediğini, davalı şirketin Makedonya'da bulunan ticari defterlerini ve mali kayıtlarının incelenmesi için ticari defter ve mali kayıtların mahkemeye ibraz edilmesi gerektiğini, bu yükümlülüğü davalı şirketin ısrarla yerine getirmediğini, tam kabule karar verilmesi gerekir iken verilen kısmi ret kararının hatalı olduğunu, davalı şirket sermayesinin özvarlık içerisinde korunduğu tespitinin hatalı olduğunu, davalı şirketin bilanço hilesi yaptığını, davalı şirketin olması gereken pasif karşılığı sermayeleştirmek suretiyle bilanço dengesini sağladığını bir yandan da bilançonun hem aktif kısmını hem de sermayeyi şişirerek hile ile sermayenin öz varlık içerisinde izlemini uyandırdıklarını, hükme esas alınan raporda bilirkişilerin dönen varlıklar hesabını yurt dışı şantiyeye gönderilen paraların olduğunu ve aynı şekilde Türkiye'de hiçbir kayıt tutulmadığını söylemelerine rağmen bu kalemin şirketin aktifinde neden gözüktüğünü açıklamadıklarını iddia ederek, redde dair kısmın kaldırılmasını ve davanın tam olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçeye ekli olarak İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 tereke dosyasına ait duruşma zabıt örneklerini ibraz etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme karar gerekçesinin yetersiz olduğunu, adil bir yargılanmadan söz edilebilmesi için mahkemenin davanın esasına ilişkin olan iddiaları ve bunlara ilişkin delilleri değerlendirmesi ve bir karar vermesi gerektiğini, mahkemece yazılan gerekçenin yasal zorunlu unsurları taşımadığını, mahkemenin bilirkişi raporu ile çelişir şekilde nedenini açıklamadan faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararı iptal ettiğini, iptale dayanak gösterilerek zincirleme şekilde diğer kararların da iptal edildiğini, diğer iptallerin de kanuna aykırı olduğunu, faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptaline karar verildiğini, faaliyet raporunun kanunen içermesi gereken tüm unsurları ve bilgileri içerdiğini, bilirkişiler tarafından eksik olduğu vurgulanan hususların hiçbirinin faaliyet raporunda olması zorunlu bilgiler olmadığını, mahkemece delil ve gerekçe gösterilmeksizin afaki ve soyut tespitlerle kararın iptalinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, bilirkişilerin bahsetmiş olduğu şirketin finansal tablolarının ticari defter kayıtları ve ilgili dönem detay mizanları ile uyumlu olduklarını, yürürlükte yasal mevzuat ve muhasebe uygulamaları genel tebliğine uygun olarak oluşturulduklarını, yapılan tespite rağmen gerekçeli kararda raporun doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun, dürüst bulunmadığının belirtilmesinin ve buna bir gerekçe gösterilmemesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, kararın bilirkişi raporları ile çeliştiğini, kök raporda belirtildiği üzere yurt dışındaki inşaat işinin tamamlanıp kâr-zarar durumunun merkezin sonuç hesaplarına aktarılacağı dikkate alındığında inşaat işinin tamamlanması için yurt dışına gönderilen paralar yönünden bilançonun pasifinde bir karşılık yaratılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin usulsüz bir işleminin bulunmadığının tespit edildiğini, buna rağmen faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptalinin açıkça hatalı olduğunu, mahkeme tarafından finansal tabloların kanuna ve maddi gerçeğe uygunluğunun kabulüne dayanılarak hazırlanan faaliyet raporlarının kabulünü iptal etmesinin kendi içinde çeliştiğini, haksız ve hukuka aykırı olduğundan bu iptallere dayanarak yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesinin de kanuna aykırı olduğunu ve iptale dayanılarak denetçinin ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesinde kanuna aykırı olduğunu, davalı şirketin dava konusu yıllarda ve sonraki yıllardan bağımsız denetime tabi bir şirket olmadığını, dolayısıyla TTK'nın 402. maddesinde belirtilen kriterlerin müvekkili şirket yönünden zorunlu olmadığının ek raporda kabul edildiğini, buna rağmen zorunlu denetim şartlarının aranarak denetçinin ibrasına ilişkin kararın iptalinin hatalı olduğunu, sermaye artırımına ilişkin kararın iptalininde hatalı bir karar olduğunu, şirketin 31.12.2015 tarihli bilanço verilerinde ödenmiş sermayesinin 80.000.000,00 TL özvarlık tutarının ise 81.255.596,45 TL olduğu, bu anlamda şirket sermayesinin özvarlık içerisinde %100 oranında korunduğunun görüldüğünü, şirketin her yıl düzenli olarak sermaye artırımı yapmış olduğunu, uzun vadede mali borçlarının her yıl yükseldiğini, faaliyetlerinden kâr elde edemediği tespitine yer verilerek aslında sermaye artırımının kesinlikle gerekli olduğunun vurgulandığını, buna rağmen söz konusu kararın iptal edildiğini, faaliyet raporunda bu bilgilerinin yer almamasının müvekkili şirketi sermaye artırımına ihtiyaç duyduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, aksinin kabulünde bir de faaliyet raporunda yer verilmemiş olmasısın müvekkili şirketin gerçekten sermaye artışına ihtiyaç duyduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, faaliyet raporunda yer verilmese bile mevcut durumun mirasçı olan tüm hissedarlar tarafından bilindiğini ve takip edildiğini, sözlü ve yazılı olarak sürekli bilgilendirilmeler yapıldığını, davacının ... ailesinin bir üyesi olarak projelerin tamamlanması için müvekkili şirketin sermaye artımına ihtiyaç duyduğunun gayet bilincinde olduğunu, finansal tabloların kabulüne ilişkin karar iptal edilmediği hâlde finansal tablolara dayanarak gerçekleştirilen sermaye artırımı kararının iptal edilmesinin kendi içinde çeliştiğini, hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kısmen kabule ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 15/07/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1007 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamış olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerekip gerekmediği, verilen kararın yerinde ve mahkeme kararının gerekçeli olup olmadığına yöneliktir.Dosya kapsamından; miras bırakın ...'in 22.09.2015 tarihinde vefatı ile İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/11/2015 tarihli ve 2015/1184 Esas, 1028 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre murisin terekesinin 56 pay kabul edildiği, 15/07/2016 tarihli genel kurul toplantısının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait ertelenen olağan genel kurul toplantısı olduğu, şirketin itibari değerinin 79.905.450,00 TL olan 7.990.545 adet payın asaleten, itibarı değeri 84.860,00 TL olan 8.486 adet payın ise toplam itibari değeri 79.990.310,00 TL olan 7.799.031 adet payın toplantıda temsil edildiği, itibarı değeri 90,00 TL olan 9 adet payın bölünemeyen pay olması sebebiyle temsil edilemediği ve böylece gerek kanun ve gerekse esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun kabulü ile toplantının gerçekleştirildiği, gündemin 3. maddesinin şirketin 2013 , 2014 ve 2015 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporları ve 2013, 2014,2015 yıllarına ait faaliyet raporları ile ... tabloların genel kurulda müzakeresi olduğu, davacının söz aldığı, özellikle şirketin Makedonya'daki projeleri ile ilgili sorularının olduğunu belirttiği, davacının 411 adet olumsuz oyuna karşılık 7.998.620 adet olumlu oy çokluğu ile finansal tablo ve faaliyet tablolarının kabul edildiği, gündemin 4.maddesinin yönetim kurulu üyelerinin 2013, 2014,2015 yıllarındaki faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibralarına ilişkin olduğu, davacının olumsuz oyuna karşılık yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibralarına karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarının belirtildiği, gündemin 5. maddesinin şirketin aynı yıllara ait denetçi raporuna ilişkin olduğu, raporun okunduğu ve genel kurulda müzakereye sunulduğu, davacının olumsuz oyuna karşılık denetçinin oy çokluğu ile ibra edildiği, gündemin 6. maddesinin yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olduğu, üç yıl süre ile görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliklerine toplantıda hazır bulunan ve yönetim kuruluna seçilmeyi kabul eden ..., ... ve hazır bulunmayan ...'in seçilmesine, davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile kabulüne karar verildiği, gündemin 7. maddesinin kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin olduğu ve davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, gündemin 8. maddesinde şirket sermayesinin 80.000,000.00 TL'den 158.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına, artırılan 78.000.000,00 TL sermayenin şirket ortaklarından ... Gayrimenkul AŞ tarafından taahhüt edilmesine, şirket ana sözleşmesinin sermaye maddesinin tadil edilmesine ilişkin olduğu ve davacı ile dava dışı ... ve ... ...'in 821 adet olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar alındığı; genel kurul toplantısına ilişkin hazır bulunanlar listesinde ... ... mirasçısı, ... ..., ..., ...-..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... olduğu, ..., ..., ..., ..., ...-..., ... ...,... ve ... Gayrimenkul... AŞ'nin yer aldığı, miras bırakan... çocuklarının ve eşinin toplantıda bulunduğu, diğer ortakların da mevcut olduğu, davacı tarafça iş bu genel kurulda alınan kararların iptali istemi ile dava açmış olduğu, davalı şirketin büyük hissedarı olan dava dışı ... Gayrimenkul ... AŞ'nin 13.07.2016 tarihinde 2015 yılına ait ertelenen olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, söz konusu toplantıda hazirun cetveline göre, ... ... mirasçıları ... ...'in 516.557.585,00 pay, davacı ..., ...-..., ..., ..., ..., ...'in miras payına göre paylarının itibari değerlerinin 221.381.822,00'şer pay sahibi oldukları, mirasçılar Havva ... ile ... ... 'in miras payına göre 1.106.909,11'er pay sahibi olduğu, mirasçılık hakları dışında ...'nın 86.092.930 pay, ...'in 37.025,00 pay, ..., ...-... ve ...'in 25.000,00'er pay sahibi olduğu, bir diğer ortağın da ... ... AŞ olduğu, davalı şirketin 876.849.180,00 kadar payına kendisinin sahip olduğu, genel kurul toplantısına tüm bu pay sahiplerinin çağrıldığı, onların da asaleten ve vekaleten toplantıya katıldıkları, oy kullandıkları, davacı tarafça ... ... AŞ'nin gerçekleşmiş olduğu 13.07.2016 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemi ile dava açtığı, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1007 Esas, 2020/139 Karar ve 05.03.2020 tarihli kararı ile davanın tümden reddine dair hüküm tesis edildiği, söz konusu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 2020/1549 Esas, 2023/1579 Karar ve 11.10.2023 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Gayrimenkul Yatırım Turizm ve Sağlık Hizmetleri AŞ'nin 13/07/2016 olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, karar verilmiştir. Dairemizin bu kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/352 Esas, 2024/8528 Karar ve 02.12.2024 tarihli ilamı ile onanmıştır. ... ...'in 22.09.2015 tarihinde vefatı ile tereke 56 pay kabul edilerek 14 payı ... ...'e 6'şar payı Aysun ... ...'a ...- ...'ye ...'e , ...'e, ...'ya ...'e, üçer payı ise ...'e ve ... ...'e intikal etmiştir. İbrahim ...'in mirasçılarının gerek davalı şirkette mirasçı olarak yer aldıkları ve gerekse davalı şirketin büyük hissedarı dava dışı ...AŞ şirketinde yer aldıkları tartışmasızdır.Butlan, genel kurul kararının içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder.TTK'nın 447.maddesi genel kurul kararlarının butlanı halleri düzenlemiştir. Her ne kadar TTK'nın 445-451. maddeleri arasında genel kurul kararlarının iptali ile butlanı düzenlenmiş, yokluk yaptırımında söz edilmemiş ise de bu durum yokluğun bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı, Kanunun koyucunun sadece iptal edilebilirlik ve butlan yaptırımına yer vermek istediği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir hukuk işlemin varlık şartlarını belirleyen Kanun koyucunun, o işlemin yokluğu ve yaptırımına da onay vermiş olduğunun kabulü gerekir (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s.28-29,37).TMK'nın 640. maddesi uyarınca; murisin birden çok mirasçısının bulunması hâlinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre ise; elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Terekeye dâhil anonim şirket hisseleri bakımından da durum aynı olup hisseler, mirasçılara iştirak hâlinde mülkiyet hükümlerine göre intikal eder (Bknz: Yargıtay 11. HD'nin 2021/1080 E- 2022/4810 K sayılı, 13.06.2022 tarihli emsal kararı). Esasen TTK'nın 494/2. maddesinde, şirket paylarının miras yoluyla intikali hâlinde mirasçıların, payların mülkiyetini derhal kazanacağı hükme bağlanmış ise de mirasçıların hangi mülkiyet şekline göre payları iktisap edeceği düzenlenmemiştir. Mirasın intikali TMK'nın miras hükümlerine tabi olup mirasçıların terekeye dâhil mallar üzerinde el birliği şeklinde mülkiyet hakkına sahip olduklarına dair kural, anonim şirket hisseleri bakımından da geçerlidir. Esasen mirasçıların, terekeye dâhil malları, mirasın açılmasıyla birlikte derhal iktisap edeceklerine dair kural TMK'nın 599/2.maddesinde de açıklanmıştır. Ancak mülkiyetin el birliği şeklinde olacağı hususu aynı Kanun'un 640/2. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu genel kurallardan, terekede yer alan bir şirket hissesi bakımından ayrılmayı gerektiren bir durum yoktur.Somut olayda dosya içeriğine göre; davacı tarafından İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/31 sayılı dosyası ile terekenin tespiti talepli dava açıldığı, daha sonra davacının bu davasından feragat ettiği, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu mahkeme kararından murisin vasiyetnamesinin İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1024 Esas sayılı dosyası ile açılıp okunmasına karar verildiği, dava dışı mirasçılar ... ile ... tarafından İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 sayılı dosya ile terekenin tespiti davası açıldığı, bu dosyada verilen 01/03/2022 tarihli ara kararda murisin hissedarı olduğu şirketlerin tereke kapsamında olması sebebiyle bu şirketlere olağanüstü genel kurulların yapılması için süre verilmesine karar verildiği görülmektedir.... ...'in ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından henüz bir taksim yapılmamış olmakla, elbirliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü hâlinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK’nın 2. maddesine uygun şekilde yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir hâlin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak somut olayda bu hâllerin gerçekleşmediği, bilakis dava dışı mirasçılar ... ile ... tarafından İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 sayılı dosya ile terekenin tespiti davası açıldığı, bu durumda tereke temsilcisi yerine, henüz kesinleşmemiş mirasçılık paylarına ilişkin her bir mirasçının ayrı ayrı dava konusu genel kurul toplantısına katılması ve oy kullanması yasaya aykırı olmuştur. Hâkim hissedar muristen mirasçılarına intikal eden hisse bakımından genel kurulda yasaya uygun bir temsil gerçekleşmediği gibi, mirasçılar da birlikte hareket etmemişlerdir. Diğer taraftan şirketin, kendi payları bakımından oy kullanma hakkı yoktur (TTK m.389). Bu durumda toplantının TTK'nın 418. maddesindeki nisapla yapıldığından ya da kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemez. Bu şekilde yapılan bir toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulü gerekir. Yokluk hâli mahkemece resen dikkate alınır ve iptal davasına konu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti halinde mahkemece yokluğun tespitine karar verilebilir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine dair karar verilmesi gerekir iken kısmen kabul kararı verilmiş olması isabetli görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Aynı gerekçelerle, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... AŞ'nin 15/07/2016 olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,2-Harçlar Kanunu alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 29,20 TL harcın mahsubuna, bakiye 586,20 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ile 29,20 TL peşin harcın toplamı olan 58,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 673,40 TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.873,40 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp Dairemizce yeniden hüküm kurulduğundan, taraflarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 123,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 344,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 04.12.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.