Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1684 E. 2024/1781 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1684
Karar No
2024/1781
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1684

KARAR NO: 2024/1781

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/06/2021

NUMARASI: 2020/611 Esas - 2021/530 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik eden ... tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası üzerinden borçlular ..., ... ve ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından icra dosyasındaki alacağın noterde düzenlenen temlikname ile temlik alındığını, bu icra dosyasına itiraz edilmesi üzerine, açılan itirazın iptali davasında, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 2019/201 E. 2020/86 K. Sayılı karar ile "Yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle" davanın usulden reddedildiğini, bu karar sonrasında yetkili İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esasına kaydedilen dosyada gönderilen ödeme emrine davalılar tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu, takibin dayanağının davalılar tarafından keşide edilen 23.12.2009 vade tarihli bononun ...'a verildiğini, bu kişi tarafından da söz konusu bononun ...'a cirolandığını, ... tarafından borçlular aleyhine "kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile " icra takibine başvurulmuş ise de, bu takip yetki itirazı neticesinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esasına gönderilmiş, takibe icra hukuk mahkemesinde itiraz edilmiş, her nasılsa takibe itiraz aşamasında "imza itirazı bulunmamasına rağmen", duruşmada sorulmak suretiyle imza itirazı incelemesi yapıldığını, adli tıptan rapor alınmaksızın normal bir bilirkişiden rapor alınmış, imzanın borçlulara ait olmadığı gerekçesiyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu kararın da Yargıtay'ca onandığını, icra hukuk mahkemelerinin kararları takip hukukuna ilişkin olup, maddi hukuk anlamından kesin hüküm teşkil etmediğini, sonrasında, borçluların şikayeti üzerine Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/238 E. sayılı dosyası üzerinden ... ve... hakkında belgede sahtecilik iddiası ile yargılama yapıldığını, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Daire Başkanlığından alınan adli tıp raporunda, imzaların borçlu elini ürünü olduğunun tespit edildiğini, ... yönünden beraat kararı verildiğini, bu kararın da Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2018/1664 E. 2019/ 1266 K. Sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/238 E. sayılı dosyasının soruşturma ve kovuşturma evresindeki aşamalarda alınan davalıların ifadelerinde, temel borç ilişkisine ve senede yönelik ikrarların olduğunu,. İcra dosyasının evveliyatında temlik eden ... tarafından Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/94 D.İş. sayılı dosyası üzerinden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını, bu karara karşı davalı borçlular tarafında itiraz edilmesi üzerine, davalı borçlu ... yönünden imzanın eli ürünü olmadığından ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, diğerleri yönünden ise itirazın reddedildiğini, gerek alacaklı müvekkilinin gerekse diğer borçlunun bu kararı istinaf etmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/1501 E. 2019/1562 K. Sayılı kararı ile borçlunun yetki itirazının kabul edilerek ihtiyati haczin kaldırılmasına, diğer borçlu hakkında bonodaki imza sorununun halledilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, oysa ki Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/238 E. 2018/224 K. Sayılı dosyasında alınan adli tıp raporunda, bonodaki imzaların borçluların eli ürünü olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bononun zamanaşımına uğramış olduğunu, kambiyo vasfında olmadığını, taraflar tacir olmadığından Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, ayrıca kambiyo vasfını yitirdikten sonra vadeyi takip eden 3 yıldan sonraki 1 yıl içerisinde sebepsiz zenginleşme davası da açılmadığından davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında temel ilişkinin bulunmadığını, kaldı ki, iddia edilen temel ilişki üzerinden dahi 10 yıl geçmiş olmakla zamanaşımı süresinin geçtiğini, bonodaki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, ceza yargılamasında, müvekkili ... yönünden imza incelemesi yapılmadığını, bu yönde alınmış adli tıp raporunun da olmadığını, Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nce aldırılan imzaya ilişkin bilirkişi raporunda imzanın müvekkili ...'a ait olmadığının belirtildiğini, ayrıca, diğer müvekkili ... yönünden aldırılan Adli Tıp raporunda da kesin bir ifade bulunmamakta kuvvetle muhtemel ait olabileceğinden bahsedildiğini belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, temlik alınan icra dosyasının dayanağı bono zamanaşımına uğramış ise de, davalıların temel ilişkiyi ikrar eden ifadelerinin olduğunu, bonodaki imzaların davalılara ait olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibin itiraz sonucu durduğunu iddia ederek davalı borçluların haksız itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalılar ise zamanmaşımı itirazı ile birlikte, davacıya alacağını temlik eden dava dışı ... ile aralarında temel ilişki bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. İstanbul Anadolu .... Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacıya alacağını temlik eden dava dışı ... vekili tarafından 30/07/2009 tanzim ve 23/12/2009 vade tarihli 1.665.000,00 TL bedelli zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak davalılar ... ve ... ile dava dışı ... hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu davalıların 04/03/2020 tarihinde bononun zamanaşımına uğradığını öne sürerek borca itiraz ettikleri, takibin davalılar yönünden 04/03/2020 tarihinde durdurulmasına karar verildiği ve davanın İİK nın 67. Maddesinde düzenlenen bir yıllık süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalılar, takibe konu olan bonoda keşideci konumunda olup, dava dışı takip borçlusu lehdar ... tarafından bono davacıya alacağını temlik eden dava dışı ...'a ciro edilmiştir. Davacı, senedin yetkili hamili durumundadır. Takibe konu bono, 23/12/2009 vade tarihli olup üç yıllık zamanaşımı süresi, 23/12/2012 tarihinde dolmuştur. Davalılar, senedin keşidecisi olup davacıya alacağını temlik eden dava dışı ... ile keşideci arasında temel ilişki bulunmamaktadır. Zamanaşımına uğramış bono adi senet sayılamayacağı gibi aralarında temel ilişki bulunmayan hamil yönünden yazılı delil başlangıcı da teşkil etmez. Ancak TTK'nın 732. maddesi uyarınca hamil, keşideci olan davalılara karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir. Davacı, sebepsiz zenginleşmeye de dayanmamakla birlikte, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunma süresi olan bir yıllık süre de 23/12/2010 tarihinde dolmuştur. Bono, 14/02/2019 tarihinde takibe konulmuş olup, dava zamanaşımı dolduğundan ve davalılar vekili de süresinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinde senedin zamanaşımına uğradığını savunmuş olup, davacının dayandığı senet yönünden 3+1 yıllık zamanaşımı süresi takipten önce dolduğundan, davacının aralarında temel ilişki bulunmadığından, senette keşideci olan davalılara karşı senede yazılı delil başlangıcı olarak dayanarak, alacak isteminde bulunmasına olanak bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (aynı yönde HGK nın 2001/19-230 esas 2001/230 karar sayılı 28/03/2001 tarihli ilamı, Yargıtay 19. HD 2014/10360 Esas, 2014/13521 Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 13. HD 2019/350 Esas, 2020/1146 Karar sayılı ilamı, Antalya BAM 11. HD 2020/121 Esas, 2021/374 Karar sayılı ilamı) Davalı taraf cevap dilekçesinde her ne kadar kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de davacı takipte her ne kadar haksız ise de kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... lehine bono tanzim edildiğini, ...'ın uzun yılların tanışıklığı ve ticari ilişkileri sebebiyle bu iki kardeşe ciddi miktarda borç verdiğini ve mağdur olduğunu, bu borçlarını bilen davalıların temlik eden ...'a olan borçlarını ödemek için "ortaklığın tasfiyesinde tanzim ettikleri" bono'yu tüm tarafların bilgisi dahilinde cirolayarak teslim ettiğini, bonoya dair zamanaşımı süresinin halen daha dolmadığından alacağın dayanağı olan evrağın bono hükmünde ve davalının yarattığı muarazadan mücerret olduğunu, davayı ... beyanda ortaklığı sonlandırmak için ... lehine 1.665.000-USD bedelli bonoyu tanzim ettiklerini kabul etmekte olduğunu, davalıların alacağın tahsilini imkansız kılma çabasıyla "senedin arkasında benzinlik satıldıktan sonra ödenecektir" şeklinde bir kayıt olduğu desiseni de ortaya atmış olup ancak davalıların bononun tahsili için icra takibine konu edildiğinde herhangi bir imza itirazında bulunmadıklarını, ceza yargılaması safhasında gerek ilk derce gerekse de istinaf yargılamalarına raporlar arasındaki çelişkinin giderilmiş ve bonodaki imzaların davalılar eli ürünü olduğu, takibin iptali davasında hazırlatılan raporun en hafif tabir ile hatalı olduğu gerçeğini yansıtmadığının ortaya konulduğunu, günümüz itibariyle bonodaki imzanını ...'e ait oluğuna dair herhangi bir ihtilaf kalmadığını, mahkemenin dar yorumlama ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılmadığına yönelik değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalıların şirket ortaklığının tasfiye etme yoluna gittiklerine borçlarının davalıların bilgisi ve istemi ile ...'a verildiğini, davalının kullanılan Yargıtay kararı, tabili caiz ise "kaçak karar" olarak nitelendirilebilecek istikrar kazanmamış sadece o somut olaya göre verilmiş bir karar olduğunu, aradan yıllar geçtikten sonra keşideciden talep edilen bir alacağın söz konusu olmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin makul olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, bononun düzenlenmesine esas temel ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, alacağı temlik eden ile davalılar arasında temel ilişki bulunup bulunmadığı ve zamanaşımı noktasındadır. Davalı ... tarafından 30/07/2009 tarihinde ... lehine 1.665.000,00 USD bedelli ve 23/12/2009 vade tarihli bono keşide edilmiştir. Bononun ön yüzünde davalı ...'ın da imzası ve bononun arka yüzünde dava dışı lehtarın cirosu bulunmaktadır. Alacağı temlik eden takip alacaklısı ... tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas(yetkisizlikten önce Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) sayılı takip dosyasında, "23/12/2009 tarihli 1.665.000,00 USD tutarlı asıl alacak(Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/238 E. Sayılı dosyasındaki anlatımlarda geçen temel borç ilişkisinden kaynaklı alacak talebi olup, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla taleplidir " sebebine dayalı olarak 1.665.000,00 USD asıl alacağın 624.411,08 USD işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle 14/02/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, zamanaşımının yanı sıra borca itiraz üzerine takip durmuştur. Takip alacaklısı ..., Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağının tamamını davacı ...'a temlik etmiştir. Davacı-temlik alan tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf diğer savunmalarının yanı sıra zamanaşımı define dayanmıştır. Takipte bilgileri verilen ve takip talebine bir örneği eklenen bonoya göre alacağı temlik eden ... ile davalılar arasında yüz yüzelik bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu bononun alacağı temlik eden ... ve davalılar arasında yazılı delil başlangıcı kabul edilmesi mümkün değildir. Davacı tarafça cevaba cevap dilekçesinde alacağı temlik eden ...'ın davalılara nakit desteğinde bulunduğu ve bu nedenle davalılardan alacaklı olduğu iddia edilmiştir. Ancak gerek takip dayanağı belgelerde, gerekse dava dosyasında bulunan belgelerde davalıların davacıya borçlarının bulunduğu veya aralarında hukuki ilişki bulunduğu yönünde bir beyan ve kabulleri bulunmadığı gibi kendilerinden sadır olmuş borcu gösteren bir belge de bulunmamaktadır. Davacı tarafça, temel ilişkiye dayalı olarak davalılardan alacaklı olduklarına ilişkin iddia ispatlanamamıştır. Bonolar hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 749/1(6762 sayılı TTK'nın 661/1) maddesine göre, poliçeden doğan istemlerin, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 750. Maddesinde ise, zamanaşımının; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesileceği ifade edilmiştir. Davacı tarafça, bononun 2012 yılında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine konu edildiği ve bu takibin icra hukuk mahkemesince imza inkarı kabul edilerek durdurulmasına karar verildiği ve bu kararın yargıtay tarafından onandığı beyan edilmiştir. İcra mahkemesince imza inkarının kabul edilmesi halinde esasen alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklıdır. Ancak bu dava sonucunda verilecek kararın icra mahkemesince durdurulan icra dosyasına bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla icra mahkemesinin durdurma kararı ile hükümden düşen icra takibinin zamanaşımını kesmesi söz konusu değildir. Ceza mahkemesinde görülen davalar ise TTK'nın 750. Maddesinde sayılmamış olup, zamanaşımını kesmesi söz konusu değildir. Anılan maddede ceza zamanaşımına yapılan bir atıf da bulunmamaktadır. TTK'nın 732/1. Maddesi, "Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar." şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 732/4. Maddesine göre de, zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır. Bononun zamanaşımına uğradığı 23/12/2012 tarihinden itibaren TTK'nın 732. Maddesi uyarınca dava açılması gereken 1 yıllık zamanaşımı süresi de dolmuştur. Söz konusu süreyi kesen veya durduran bir sebep ispat olunamamıştır. Ceza davası 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 154. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerden olmadığı gibi, ceza zamanaşımına yapılan bir atıf da bulunmamaktadır. Buna göre TTK'nın 732. Maddesine dayalı istem de davaya konu takibin başlatıldığı tarih itibariyle zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1684, K. 2024/1781, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1684-e-2024-1781-k-0bcbffd01fa3