Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/1149 E. 2025/55 K.

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1149
Karar No
2025/55
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1149

KARAR NO:2025/55

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:10/09/2020

NUMARASI:2017/1301 Esas - 2020/343 Karar

DAVA:Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025

Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ..., ...Şti. ile 22.10.2008 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ana ulaşım yolları ve kanal temizliği işleri kapsamında ortak ihale teklifi vermek üzere ... Ortaklığın kurulmuş olduğunu davalının, keşide tarihinde münfesih olan ....Şti. ... adi ortaklığı hesabına ait olan ve taraflarınca imzalanmayan bir çeke dayanarak, ... Nolu dosyası ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip başlatılmış olduğu, davacı tarafından süresi içerisinde yapılan itiraza binaen Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/149E sayılı dosyası üzerinden verilen kararla Konya İcra Dairelerinin yetkisizliğine karar verilmesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile takibe devam edilmiş olduğu ve ödeme emrinin taraflarına tebliğ edildiğini, davalı ... Şti. ile davacı taraf arasında hiçbir borç ilişkisinin bulunmadığı, hiçbir ticari faaliyet bulunmadığından borç doğuracak her hangi bir mal veya hizmet aliminin da bulunmadığını, adi şirketin faaliyetine devam ettiği dönemde, Kadıköy ... Noterliği 11.02,2010 tarih... yevmiye numaralı tadil sözleşmesi, ...yevmiye numaralı karar metni ile keşideci adi ortaklığın temsilinde ...Şti. ortaklarından... unvanlı firma adına ...'ın müştereken yetkili olacaklarının karara bağlandığı, adi ortaklık sona erdikten sonra da bütün çeklerin iptal edilmiş olduğu, ancak gözden kaçmış ve zayi olmuş bir çek mevcutsa bu çekin kesinlikle davacı tarafından imzalanmamış olduğunu, takİp dosyasına konu çek incelendiğinde, alacaklının emrine yazıldığı, takibe bizzat alacaklının kendisi tarafından konulduğu, bu nedenle takip alacaklısı takibe konu çeki nereden aldığını, çek alacağına temel teşkil eden esas ilişkiyi alacağının oluşması için sunmuş olduğu mal veya hizmeti bilecek durumda olduğu, davalı-alacaklımn bu nedenle yapmış olduğu takipte haksız ve kötü niyette olduğunu, davanın diğer adi şirket ortağı ...Şti. İken 26.01.2010 tarihli 7487 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği şekliyle yeni şirket merkezi ... olan, yeni ticaret unvanı ile ...Şti.'ne ihbarının talep edildiğini, karşı tarafa yöneltilen davanın menfi tespit davası olduğu, davacı tarafın borçlu olmadığı, kambiyo senetlerine mahsus takipte itiraz takibi durdurmadığı için haciz tehdidi altında oldukları, bu sebeple İstanbul ... icra Dairesi ....sayılt dosyası İle başlatılan takibin mahkemece uygun görülecek bir miktarın nakit veya teminat mektubu karşılığında teminat olarak yatırılması suretiyle takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu davanın haksız ve yasaya aykırı olduğu reddi gerektiği, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığı çünkü, davanın çeke dayalı menfi tespit davası olduğu, dava konusu çekin keşidecisi olarak ...Şti. ve ... adi ortaklığı olarak görüldüğü, davanın ise adi ortaklığın ortaklarından ... tarafından açıldığı, keşidecinin sadece davacı olmayıp davacının da içinde yer aldığı adi ortaklığın olduğu, tek başına davacı aleyhine girişilen bir İcra takibinin olmadığı bu durumda davacının ayrı bir tüzel kişi olarak dava konusu çeke dayalı menfi tespit davası açma yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davalınm davaya konu çeki,...Ştİ, ve ... adi ortaklığından aldığı, davaya konu çekin de adi ortaklığa ait olduğu, davalıya dava konusu çeki adi ortaklık adına ...Şti.'nİn yetkilisi ... tarafından verildiğini, çekin sebepten soyutlanmış bir ödeme vasıtası olduğu, ilke olarak keşidecinin mevcut bir borcunu İfa amacıyla keşide edildiği, aksini iteri süren keşidecinin bu iddiasını ancak kesin bir delil ile kanıtlamak külfeti altında olduğu, alacağı meşru hamili bulunduğu bir çeke dayanan davalının alacaklı olduğunu ayrıca ispat etmek mükellefiyetinde olmadığını, yersiz ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi ile haksız ve kötü niyetli olarak açılan dava nedeniyle davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... toplanan/sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, adi ortaklık sözleşmesi sureti, tadil sözleşmesi sureti talimat ve esas bilirkişi raporları, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı... Şirketi arasında adi ortaklık kurulduğu, bu adi ortaklık hesabına ait olan ve dava dışı ... Şirketi ortaklarından ...'in keşide ettiği ... Bankasının ... şubesine ait ... seri nolu 24/07/2014 keşide tarihli ve 21.000,00 TL bedelli çekin davalıya verildiği ve bu çekin davalı tarafından icra takibine konu edildiği, davacı tarafça çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebiyle eldeki davanın açıldığı, ortaklığa konu işin sona ermesi ile ortaklık sözleşmesinin 8. Maddesi uyarınca adi ortaklığın sona ermesi ve davacının çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemesi nedeniyle eldeki davayı tek başına açabileceği ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, çekin keşide tarihinden önce 11/02/2010 tarihli tadil sözleşmesi ile adi ortaklığın ... ve ...'ın birlikte atacakları imza ile temsil edileceğinin kararlaştırıldığı, davaya konu çekin incelenmesinden çekin üzerinde davacının imzasının bulunmadığı bu kapsamda dava dışı ... tarafından adi ortaklık adına atılan imzanın yetkisiz temsil teşkil ettiği, yetkisiz temsilin mutlak defi olması sebebiyle herkese karşı ileri sürülebilecek defilerden olması ( aynı yöndeYargıtay 19. H.D. 2013/15883 Esas ve 2014/1242 Karar sayılı ilamı), bu kapsamda davaya konu çekten dolayı adi ortaklığın ve davacının sorumlu tutulamayacağı, takip haksız olmakla birlikte davalı/alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı(İİK m. 72/5), sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme aktif dava ehliyeti bulunmadığına ilişkin itirazının kabul edilmediğini davalının adi ortaklık sözleşmesinde temsil yetkisinin ...'e verildiğini gördüğünü ve buna istinaden dava konusu çeki kabul ettiğini, sonradan adi ortaklık sözleşmesi tadil edilerek temsil yetkisinin değiştirildiğinden ve çift imzaya geçildiğinden davalının bilgisi olmadığını, bilebilmesinin imkanı da olmadığını, ne adi ortaklık sözleşmesi ne de bu sözleşmenin temsil yetkisine ilişkin kısmında yapılan değişikliğin ticaret sicil gazetesinde veya başka bir yerde ilan edilmediğini, herhangi bir yerde ilan edilmeyen ve sadece tarafların kendi aralarında yaptıkları değişiklikten iyiniyetli üçüncü kişileri sorumlu tutmanın hiçbir hukuk ilkesi ile bağdaşmayacağını, davaya konu çeki davayıla veren ... bu çeki adi ortaklık adına vermiş olup, bu şahsın imzasının adi ortaklığı bağladığını, TBK M. 45'e göre bir üçüncü kişinin temsil yetkisinin yokluğu hususunda iyiniyetli olması halinde ve temsilcinin de yetkisinin sona erdiğini bilmemesi şartıyla temsilciyle yaptığı işlemin temsil olunanı bağlayacağını(TBK m.45/1), başka bir deyişle üçüncü kişi, temsil yetkisinin olmadığını bilmiyorsa temsil olunan ortakların bu işlemle bağlı olmadıklarını ileri süremeyeceklerini, iyiniyetin yokluğunu ispatın bunu iddia edene düşeceğini(TMK m.6), müvekkilinin, ...'in adi ortaklık adına tek başına çek düzenleme yetkisinin kaldırıldığını bilmemekte olup, bu değişikliğin sonra da "tadil sözleşmesi" ile yapıldığını davalıya bildirilmemiş olup, davacının, davalının işlem yapıldığı anda yani çek düzenlenmesi sırasında ...'in adi ortak adına tek başına işlem yapma yetkisinin olmadığını bildiğini yani davalının iyiniyetli olmadığını iddia etmediğini ve buna dair herhangi bir delil de ileri sürmediğini, dava, çeke dayalı menfi tespit davası olup, dava konusu çekin keşidecisi olarak ...Şti. ve ... Adi ortaklığı göründüğünü, davanın ise adi ortaklığın ortaklarından ... tarafından açıldığını, keşidecinin sadece davacı olmayıp, davacının da içinde yer aldığı adi ortaklık olduğunu, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, tüm ortaklar tarafından takip ve dava yapılıp açılabileceğini, tek başına davacı aleyhine girişilen bir icra takibi de bulunmadığını, bu durumda davacının ayrı bir tüzel kişi olarak dava konusu çeke dayalı menfi tespit davası açması yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacı vekili dava dilekçesinde adi ortaklığın tasfiye edildiği tasfiyeden sonra çek düzenlendiğini ve bu nedenle çekin hükümsüz olduğunu ileri sürdüğünü , davacı vekili, adi ortaklığın tasfiye edilmesinden sonra çek defterlerinin iptal edildiğini, davaya konu çekin ise ortaklardan ...Şti. yetkilisinin elinde kalmış olabileceğini veya zayi olmuş olabileceğini belirttiğini, davacı vekili bu şekilde iddiada bulunmasına rağmen adi ortaklardan ....Şti yetkilisi hakkında ortaklığa ait çeki iptal etmeyerek piyasaya sürdüğü için herhangi bir şikayette bulunmadığı gibi kaybolduğu iddia edilen davaya konu çek ile ilgili açmış olduğu çek iptali davası da bulunmadığını, adi ortaklığın sona ermesinin çekin iptali için gerekçe olamayacağını, çek yasal unsurlara sahip olup, iptalini gerektirecek bir sebep olmadığını, davacı tarafından daha önceden İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/754 Esas sayılı dosyası ile imzaya ve takibe itiraz davası açıldığını ve yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş olup, iş bu kararın kesinleştiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava; kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı alacaklı tarafından davacı ve dava dışı ... A.Ş hakkında... sayılı dosyası ile ... A.Ş....Şubesine ait keşidecisinin ... adi ortaklığı olduğu 24.07.2014 keşide tarihli ... numaralı 21.000 TL bedelli çeke dayalı olarak 21.000 TL çek bedeli, 2.100 TL çek tazminatı, 94,64 TL işlemiş faiz, 63,00 TL komisyon olmak üzere toplam 23.257,64 TL alacağın tahsili istemiyle 07.08.2014 tarihinde başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine yapılan itiraz üzerine Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/149 Esas sayılı dosyasında davacı yönünden Konya İcra Dairelerinin yetkisizliğine karar verilmiş olup, davacı hakkında İstanbul Anadolu ... icra Dairesi ... sayılı dosyasında 06.06.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmış, davacının süresinde takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Somut olayda davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında 22.10.2008 tarihinde Istanbul Büyükşehir Belediyesinin ana ulaşım yolları ve kanal temizliği işleri kapsamında ortak ihale teklif etmek üzere adi ortaklık kurulduğu, kesin kabulün yapılması halinde şirketin faaliyetinin son bulacağına ilişkin sözleşmenin 8.maddesi doğrultusunda 17.03.2010 tarihinde işin bitimi nedeniyle adi ortaklığın sona erdiği, vergi kapanışının 26.12.2013 tarihinde yapıldığı ihtilafsızdır.Dosyaya sunulu ortaklık sözleşmesinin 7.maddesine göre adi ortaklığın temsilinde ... Şirketi ortaklarından ... yetkili iken yine dosyaya sunulu Kadıköy ... Noterliğinin 11.02.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı tadil sözleşmesine göre adi ortaklığın temsilinde ... Şirketi ortaklarından ... ile... unvanlı firma adına ...'ın müştereken yetkili olacaklarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Davacı, keşide tarihinde münfesih durumundaki adi ortaklık hesabına ait olan ve kendisi tarafından imzalanmayan çeke dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmüştür. Davalı ise dava konusu çekin keşidecisinin adi ortaklık olduğunu, davacının dava konusu çeke dayalı menfi tespit davası açma yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, alacağı meşru hamili bulunduğu bir çeke dayanan davalının alacaklı olduğunu ispat etmek zorunda olmadığını savunmuştur.Taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı , davalı ticari defterlerinde dava dışı....Şti.'ne düzenlenen 20.07.2014 tarihli 24.780,00 TL tutarında faturaya istinaden bu tutarda çekin kayıt altına alındığı, bu çekin 27.10.2014 tarihli 156 yevmiye madde nolu muhasebe fişi ile ... Sanayine çıkışının yapıldığı anlaşılmıştır.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer.Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır. Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup, davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir.Somut olayda menfi tespit istemine konu icra takibi yetkisizlik kararı üzerine yalnızca davacı hakkında başlatılmış olup, adi ortaklığın sona ermesinden sonra tek imzalı olarak keşide edilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde davacı olma sıfatı ortaklığa değil, borçlu olmadığını iddia eden davacıya aittir. Bu nedenle davacı, eldeki davada aktif husumet ehliyetini haizdir. Adi ortaklıkta söz konusu olan ortakların genel borçlar hükümlerine göre temsilidir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 40. vd.madde hükümlerinde yer alan genel temsil hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerekir. TBK'nın 40.maddesine göre yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur.Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır. Başkası adına ve hesabına temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir. Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir. (TBK md 41 )TBK'nın 42.maddesine göre temsil olunan, hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir...Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez.Temsilci, yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil olunan veya halefleri, temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdır. Bu kural, üçüncü kişilerin yetkinin sona ermiş olduğunu bildikleri durumlarda uygulanmaz. (TBK md. 45) Adi ortaklık hükümleri arasında yetkisiz temsili düzenleyen açık bir hüküm mevcut değildir. Bu nedenle adi ortaklıkta dış ilişkiye uygulanacak hükümler, genel temsil hükümleri çerçevesindeki yetkisiz temsili düzenleyen TBK'nın 46. ve 47.maddeleridir. TBK'nın 46. Maddesine göre bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur. TBK'nın 47/1.maddesine göre temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Söz konusu hükümler adi ortaklığın bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacak olup, temsilci gibi davranan ortağın temsil yetkisi yok ve sonradan da diğer ortaklar bunun yaptığı işleme onay vermemişse bu durumda yapılan işlem diğer ortaklar bakımından hüküm ve sonuç doğurmayacaktır. Ortaklığın söz konusu işlemden doğan hak ve borçlara sahip olabilmesi için diğer ortakların bu işlemi onaylamaları gerekir (Karahan, Şirketler, s. 89 ; Şener, Adi Ortaklık, s. 409 ; Poroy,Tekinalp,Çamoğlu, s. 65 ; Kırca,., s. 70 ; Ansay, Adi Şirket, s. 121.)Somut uyuşmazlık incelendiğinde; takibe konu çekin adi ortaklık sona erdikten sonra adi ortaklık adına tek imza ile keşide edildiği anlaşılmakta olup, dava dışı adi ortak ... Şirketi'nin ortaklarından ...'in adi ortaklığı münferiden temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle yetkisiz temsil durumunun ortaya çıktığının kabulü gerekir. Yetkisiz temsil halinde üçüncü kişi ile yapılan askıda hükümsüz işlem, davacının işleme açıkça muvafakat vermemesi (menfi tespit dava açmış olması) nedeniyle kesin hükümsüzlüğe dönüştüğü gibi menfi tespiti istemine konu çekin adi ortaklığın sona ermesinden sonra tanzim edildiği gözetildiğinde davacının, davaya konu çek nedeniyle davalıya karşı borçlu olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı tarafça, tadil sözleşmesi ile temsil yetkisinde yapılan değişiklikten bilgisi olmaması nedeniyle kendi beyanına göre ... Şti'nin yetkilisi ... tarafından verilen çek yönünden iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek TBK'nın 45/1.maddesi gereğince adi ortaklığın dolayısıyla davacının sorumlu olduğu yönünde istinaf isteminde bulunulmuş ise de davalının ticari defterlerinde dava dışı .... Şti hakkında düzenlenen faturaya istinaden çek girişi yapıldığı ve davalının, takip konusu çeki, adi ortaklığın temsiline ilişkin tadil sözleşmesinde imzası bulunan dava dışı diğer adi ortaktan aldığına ilişkin beyanı gözetildiğinde TBK'nın 45/1.madde hükmünün somut olaya uygulanması mümkün olmadığından davalının istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Ayrıca İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/754 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine ikame edilen imzaya ve takibe itiraz davasında davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiş ise de icra mahkemesinin vermiş olduğu kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve icra mahkemesinde hakkında karar verilen bir uyuşmazlığın daha sonra genel mahkemelerde dava konusu yapılabileceği gözetildiğinde davalının bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir .HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 358,62 TL harcın, alınması gerekli olan 1.434,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.075,89 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1149, K. 2025/55, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2021-1149-e-2025-55-k-1a769864cf99