Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2410 E. 2020/1183 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/2410
Karar No
2020/1183
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1978 KARAR NO: 2025/529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/06/2021 NUMARASI: 2019/151 Esas - 2021/448 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkinDüzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı kredi borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden firmaya ticari krediler açılıp kullandırıldığını, diğer davalılar ... ve ...'ün kredi borçlusu firma ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, davalı şirket tarafından kredi şartları ihlal edildiğinden hesapların kat edilerek; Kahramanmaraş ... Noterliğinin 16.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalılara; 1.108.510,86 TL nakit borçlarının ödenmesi, 500.000 TL gayrinakit borcunun depo edilmesinin ihtar edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, davalılar tarafından kredi borcu ödenmediğinden, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalılar hakkında genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini, davalıların itirazı üzerine İstanbul Arabuluculuk Bürosuna taraflarınca 07.03.2019 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, yapılan görüşmeleri neticesinde anlaşmaya varılamadığını, davalıların itirazlarının ve iddialarının hukuki dayanaktan yoksun, yersiz ve mesnetsiz iddialar olduğunu belirterek davalıların itirazlarının iptali ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının talep ettiği faizin fahiş olduğunu, davacının bahsettiği delil sözleşmesinin geçerli olmasının hukuken mümkün olmadığını, geçerli yetki sözleşmesi için uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması gerektiğinden yetki sözleşmesinin geçerli olmadığını, alacak likit olmadığından ve davacının iddiaları soyut olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı bankanın Arnavutköy şubesi ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 4.000.000 TL bedelli 26.10.2015 tarihli Genel Kredi sözleşmesi akdedildiği, davalılar ... ve ...'ün bu sözleşmeyi 4.000.000 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davacı bankanın Arnavutköy şubesi ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 1.000.000 TL bedelli 10.09.2013 tarihli Genel Kredi sözleşmesi akdedildiği, davalılar ... ve ...'ün bu sözleşmeyi 1.000.000 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, Genel Kredi sözleşmeleri gereği kullandırılan kredilerin geri ödemesi yapılmaması nedeniyle kredi hesabının kat edildiği, Genel Kredi sözleşmeleri, banka kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacının takip tarihi itibariyle davalılardan Ticari krediden dolayı 1.456.878,31 TL asıl alacak, 65.146,86 TL işlemiş faiz, 3.257,34 TL BSMV, 1.116,30 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 1.526.398,81 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından bu miktar için davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, Dava tarihinden sonra yapılan tahsilatların İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Davanın ret edilen kısmı yönünden davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından tesis edilen kararın, hukuka aykırı olduğunu, özellikle müvekkili şirket defter ve kayıtlarının incelenmek suretiyle ek bilirkişi raporu alınması taleplerinin karşılanmaması, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlâli mahiyetinde olduğunu, savunmalarının dikkate alınmaması, bildirdikleri delillerin toplanmaması, sadece davacı bankanın kayıtları ile sonuca gidilmesi çekişmeli yargılamaya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporu, davayı (nizayı) aydınlatma görevini bihakkın yerine getirememiş olup hükme esas alınmaması gerektiğini, delil sözleşmesi, ispat haklarını imkânsız kılan nitelikte olduğundan sadece banka kayıtlarının incelenmesi ile oluşturulan bilirkişi raporu ve bunu hükme esas alan Mahkeme kararının hukuka, hakkaniyete, adalete aykırı olduğunu, Bilirkişi raporunda ihtarnamenin usulüne uygun gönderilmiş olduğuna ilişkin herhangi bir tespit (irdeleme) bulunmadığını, sadece iade edildiğinin yazıldığını, borcun varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte; bilirkişice hesaplanan faiz oranları ve borç tutarının hatalı olduğunu, delil sözleşmesinin geçersizliği göz önünde bulundurularak, davanın aydınlatılabilmesi için müvekkili firma ticari defterlerinin kayıtlarının belgelerinin incelenmesi gerektiğini, asıl borçluya kat ihtarı tebliğ edilmeden "borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması" kanuni şartı tahakkuk etmeden kefiller hakkında takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun tebliğ yapıldığına ilişkin herhangi bir inceleme bulunmadığını, adres değişikliğinin bildirilmesine ilişkin sözleşme maddesinin, genel işlem koşullarına tabi olduğundan, geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, davalı şirkete usulüne uygun tebligat ile temerrüde düşürülme söz konusu olmadığından faiz hesaplamasında bu hususun dikkate alınması gerekirken, bu şekilde hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı (Yerel Mahkeme'nin yetkisiz olduğu) savunmalarının kabul görmemesinin hukuka aykırı olduğunu, alacak likit olmadığı ve ancak yargılama ile ortaya çıkarılabileceği halde aleyhe icra-inkâr tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, Mahkeme'nin aleyhe kararının icrasının tehirine ve kaldırılmasına, müvekkili şirket defter ve kayıtları incelenmek suretiyle ek rapor alınması için dosyanın Mahkeme'ye iadesine, nihayet davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi alacağının davalı borçlu ve kefillerden tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mahkemenin yetkili olup olmadığı, banka kayıtlarının esas alınmasının yerinde olup olmadığı, kredi borçlusu şirket yönünden temerrüt tarihinin doğru olarak hesaplanıp hesaplanmadığı, kefillere başvurma şartlarını oluşup oluşmadığı, kredi borcuna ilişkin faiz oranları ve borç tutarının doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı, dava ve takip konusu alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı banka ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. Arasında 26.10.2015 tarihinde 4.000.000 TL bedelli, 12.02.2013 tarihinde 1.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış ve davalılar ... ile ... bu sözleşmelerde kredi limitleri dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla yer almışlardır. Anılan sözleşmeler kapsamında davalı şirkete teminat mektubu, ticari kredili mevduat hesabı, taksitli ticari kredi kullandırılmıştır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 'Kahramanmaraş ... Noterliğinin 16.01.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ve eki hesap özeti, kredi sözleşmeleri' sebebine dayalı olarak ticari kredi nedeniyle 1.557.339,18 TL asıl alacak, 68.762,60 TL işlemiş faiz, 3.438,13 TL BSMW, 1.116,30 TL ihtar gideri, 15.359 TL tahsilat olmak üzere toplam 1.615.297,21 TL alacak ve TKMH nedeniyle 51.171,68 TL asıl alacak, 1.248,27 TL işlemiş faiz ve 62,41 TL BSMV olmak üzere toplam 52.482,36 TL alacağın tahsili amacıyla, muhatabı ... Tic. A.Ş. olan 19.03.2018 düzenleme tarihli 500.000 TL tutarlı teminat mektubunun 16.01.2019 tarihinde tazmin edilmesi nedeniyle tazmin tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilerek ticari kredinin asıl asıl alacak kısmına eklendiği belirtilerek 15.02.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı , icra dosyasına 09.04.2019 tarihinde dilekçe vererek kredili mevduat hesabı alacağının tamamından ve ticari kredi alacağının 87.440,89 TL'sinden vazgeçildiğini beyan ederek 1.527.856,32 TL üzerinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf, yetki ve delil sözleşmesinin geçerli olmadığını, alacağın likit olmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu savunmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Somut olayda davalı şirketin kullandığı ticari kredi sözleşmesini imzalayan davalıların şirket adına bu krediyi kullandıkları, genel kredi sözleşmesindeki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde şirket adına ticari kredi sözleşmesi imzalayanların sözleşme şartlarını basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Davacı banka tarafından sözleşme şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceği gibi kredinin sözleşme şart ve koşulları altında davalı şirkete kullandırılması nedeniyle sözleşmede yer alan düzenlemeler geçersiz genel işlem koşulları olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davalıların aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davalı şirket ile davacı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 31.maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul ilindeki şubeler için İstanbul Merkez mahkeme ve icra dairelerinin, diğer şubeler için şubenin bulunduğu yerin mahkeme ve icra dairelerinin veya İstanbul Merkez mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir . Genel kredi sözleşmesi, tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olduğundan HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Kefaletin fer'iliği ilkesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki şartı sözleşmenin müteselsil kefili olan diğer davalılar da bağlar (Yargıtay 19. HD'nin 23.06.2020 Tarih ve 2019/2410 E. - 2020/1183 K. Sayılı kararı). Bu durumda eldeki davada İstanbul mahkemeleri yetkili olup, davalıların aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin 27.maddesinde müşteri ve müteselsil kefiller ile banka arasında çıkacak her türlü uyuşmazlıkta, bankanın defter ve kayıtlarının HMK'nın 193. maddesi uyarınca münhasır delil olacağının düzenlenmiş olup, somut olayda davacı bankanın ticari defter ve kayıtlarına göre bilirkişi incelemesi yapılmasında usule aykırılık yoktur. Kullandırılan krediye ilişkin olarak davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerekli olmayıp, davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenmemesi hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlâli niteliğinde değildir. Bu nedenle davalıların aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 28. maddesinde, müşteri ve kefillerin, sözlemede yazılı adresin kanuni ikametgahları olduğu , tebligat tebliğ edilemese dahi adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği, müşteri ve kefillerin yeni adres bildirmedikleri taktirde ilk adreslerine gönderilecek tebliğlere itirazı olmayacakları düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, davacı banka tarafından davalı şirkete kullandırılan kredi hesabının 16.01.2019 tarihinde kat edildiği, Kahramanmaraş ... Noterliğinin 16.01.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalılara borcun ödenmesi için 24 saat süre verildiği, ihtarnamenin davalıların sözleşmede yazılı adreslerine gönderildiği, davalı şirketin sözleşmede yazılı adresine gönderilen tebligatın 21.01.2019 tarihinde iade edildiği, diğer adrese gönderilen tebligatın 21.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, kefil olan davalılara gönderilen tebligatın 21.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin sözleşmede yazılı adresine gönderilen tebligatın iade edilmesi nedeniyle genel kredi sözleşmesinin yukarıda anılan 28.maddesi hükmüne göre tebligatın ulaştığı tarih olan 21.09.2019 tarihi, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği gibi davalı şirket için diğer adrese çıkartılan tebligatın daimi birlikte çalışan tebligat almaya yetkili ...'e 21.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği de gözetildiğinde ihtarnamede borcun ödenmesi için verilen 24 saatlik sürenin sonu olan 23.01.2019 tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabulü gerekir. Mahkemece davalı şirketin temerrüt tarihi olarak bu tarih esas alınmış olup, davalıların bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Müteselsil kefalet başlıklı TBK'nun 586/1. maddesi "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir. Kredi hesabının kat edilmesi, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterli olup ayrıca kefillere ihtarın tebliği şartı aranmaz. Asıl borçluya gönderilen ihtar, borçlunun temerrüdünün yanı sıra TBK’nın 586. maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşullarının gerçekleşmesi bakımından gerekli bir unsurdur. Somut olayda davacı bankaca hesabın kat edilmesi ve davalı borçlu şirkete gönderilen kat ihtarının sonuçsuz kalması nedeniyle anılan madde kapsamında davalı kefillere karşı talepte bulunulması şartları oluşmuştur.Bu nedenle davalıların bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. TBK'nın 589/1. maddesi gereği kefil; asıl borç ve borçlunun kusur ve temerrüdünden kefalet limiti ile kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından ise kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın sorumludur (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 07.03.2017 tarihli 2016/13721 Esas ve 2017/1838 Karar sayılı ve 21.12.2016 tarihli 2016/6502 Esas ve 2016/16085 Karar sayılı emsal kararları). Bir başka anlatımla kendi temerrütü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüte düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen ve ana paraya dahil olan akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin temerrüt faizi ve diğer mali yükümlülükler başlıklı 22. Maddesinde, müşterinin muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağı, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan “Bankanın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran” üzerinden hesaplanacak oran olduğu düzenlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip ve dava konusu taksitli ticari krediler yönünden ... nolu kredi için yıllık %15,72 akdi faiz oranı, ... nolu kredi için yıllık %15,84 akdi faiz oranı, ... nolu kredi için yıllık %16,56 akdi faiz oranı ortalaması alınarak %16,04 akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmış, taksitli ticari krediler ve tazmin edilmekle nakdi krediye dönüşen teminat mektubu yönünden genel kredi sözleşmesinin 22.maddesi uyarınca davacı bankanın TCMB bildirdiği en yüksek faiz oranı %60 üzerinden temerrüt faizi hesaplanmıştır. Yargıtay uygulamasında bankaların TCMB'na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı, zira bildirilen faiz oranının, faiz oranı tavanına ilişkin olduğu, kat tarihindeki benzer kredilere fiilen uygulanan faiz oranının esas alınmasının hakkaniyete uygun olduğu kabul edilmektedir. (Yargıtay 11.HD'nin 2023/6371 Esas ve 2024/7874 Karar sayılı kararı)Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde akdi ve temerrüt faizi oranı belirtilmemesi nedeniyle davacı banka tarafından TCMB'na bildirilen en yüksek cari faiz oranı olan %60 üzerinden temerrüt faizi hesap edilmiş ise de TMCB'ye bildirilen değil, davacı bankanın fiilen uyguladığı faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD'nin 14/06/2021 Tarih ve 2020/4114 E.- 2021/5052 K. Ve 13.12.2022 Tarih ve 2021/8902 E.- 2022/8980 K. sayılı Kararları) Bu halde banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilerek dava dosyasının yeniden bilirkişiye tevdi ile bilirkişiden davacı bankanın aynı tür ticari krediler için aynı dönemde fiilen uyguladığı cari faiz oranının belirlenmesi ve buna göre temerrüt faiz oranının tespiti suretiyle hesaplama yapılarak ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece % 60 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, işaret edilen hususta davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/2410, K. 2020/1183, T. 13.12.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-2410-e-2020-1183-k-8851769a777e