Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/5 E. 2015/1754 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/5
- Karar No
- 2015/1754
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1274 KARAR NO: 2024/1346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/621 KARAR NO: 2024/239 DAVA TARİHİ: 18/09/2015 KARAR TARİHİ: 28/03/2024 DAVA: Tazminat ( Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... Çekmeköy adresinde ikamet ettiği adresinde gündüz hırsızlık meydana geldiğini, müvekkilinin ve eşinin mücevherleri ile maddi değeri yüksek olan ziynet eşyalarının gündüz vakti kapısının kırılmak suretiyle çalındığını, sitede aylık 600,00 TL aidat ödenmesine rağmen 22/04/2015 tarihinde dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiğini, olay nedeniyle sitenin güvenlik işini üstlenen davalı güvenlik şirketinin üzerine düşen görevi yerine getirmemesi ve ayıplı hizmet sunması nedeniyle hırsızlık olayından sorumlu olduğunu, diğer davalının ise bu hizmeti satın alması sebebiyle sorumlu olduğunu, çalınan altın ve diğer ziynetlerin değerinin 40.000,00 TL civarında olduğunu, ayrıca meydana gelen hırsızlık nedeniyle manevi olarak yıprandıklarını beyan ederek, çalınan eşyalarının bedeli olarak 40.000 TL maddi tazminat ile 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle tazminini talep ve dava etmiştir. Dilekçede, çalınan eşyaların; -Bir adet ... marka fotoğraf makinası -Bir adet ... marka kamera -Bir adet beyaz inci kolye -Bir adet pırlanta ve yakut taşlı yüzük -Bir adet pırlanta ve yakut taşlı küpe -Bir adet inci ve pırlantalı altın yüzük -Bir adet elmas antika yüzük -Bir çift pırlanta ve siyah inci küpe ve bir adet kolyesi (set) -Bir adet üstü çiçek görüntülü pırlanta tek taş yüzük -Bir adet yakut ve tek taş altın kolye -Bir takım kolye ucu -Bir takım küpe ve yüzük gül elmas takım -Muhtelif swarovski taşlı kolye, küpe ve bileklik -Bir adet ... markalı güneş gözlüğü -Bir adet ... marka güneş gözlüğü -Bir adet mozaik mavi kolye ucu ve rozeti olduğu beyan edilmiştir. CEVAP Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile davalı müvekkili arasında satıcı-tüketici ilişkisi bulunmamakla birlikte, taraflar arasında yazılı ya da sözlü herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının davasını Genel Kurul ile yetki verdiği site yönetimine ve hırsızlık suçunu işleyen kişi ve/veya kişilere yöneltmesi gerektiğini, davanın esasa girilmeden husumetten reddedilmesi gerektiğini, hırsızlık olayı ile ilgili dosya veya dosyaların celbi sonucunun beklenmesine karar verilmesini ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, müvekkil şirketin, alt işveren olarak diğer davalı site yönetimine güvenlik personeli sağlamakla yükümlü bir şirket olduğunu, davacının, zararının miktarını, neye dayanarak 40.000 TL olarak hesaplandığını, hesaplamanın hangi menkul mal için ne kadar talep ettiğinin açıklattırılması gerektiğini, usul ve yasalara aykırı olarak açılmış haksız ve kötüniyetli davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise diğer davalı site yönetiminin ve müvekkil şirketinin kusur oranının tespit ettirilmesini ve davacı tarafın çalındığını iddia ettiği menkullerin çalındığının ayrı ayrı ispatı ve değerlerinin tek tek hesaplatırılarak kusur oranında tazminata hükmedilmesinin gerektiğini ve sonuç olarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Site İşletme Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bir site işletme kooperatifi olduğunu, davacı ile müvekkil kooperatif arasında ilişkinin -davacının iddia ettiği gibi- “kat maliki-site yöneticiliği” ilişkisi değil, “kooperatif ortağı-kooperatif” ilişkisi olduğunu, kural olarak bir üyenin/ortağın bağlı bulunduğu kooperatifin tüzel kişiliğine karşı, (genel kurul kararının iptali, ortaklıktan çıkma gibi davalar dışında) kişisel zararları ile ilgili olarak doğrudan tazminat davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkil kooperatifin davacının maliki bulunduğu konutun güvenliğini sağlamak gibi bir taahhüdünün, yasa ve ana sözleşmeden kaynaklanan bir ödevinin bulunmadığını, kooperatif yönetim kurulunun, tamamiyle bizatihi davacının da içerisinde olduğu ortaklar kurulunun almış olduğu kararlar ve vermiş olduğu bütçe doğrultusunda idari görevini yerine getirdiğini, davaya konu sitede kat mülkiyetinin bulunmayışı, müvekkil kooperatifin site yönetimi sıfatı taşımaması, davanın kooperatif ortağının kooperatif tüzel kişiliğine karşı açmış olduğu bir dava niteliği taşıması, güvenlik firması ile kooperatif arasındaki sözleşmeye davacının doğrudan yada dolaylı olarak taraf olmaması, davacının tüketici olmaması, ortada bir tüketici işlemi de bulunmaması sebepleriyle davanın ticari bir dava olduğu gözetilerek Mahkemenizin görevsizliğine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi'nin 15/02/2021 tarihli kararı; "...Somut uyuşmazlıkta davalı ve davacı taraflardan hiçbiri tüketici yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadıklarından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı, ...eldeki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflardan birinin kooperatif üyesi olduğu, diğerinin ise kooperatifin kendisi olduğu, bu nedenle davanın çözümünde 1163 sayılı kooperatifler kanununun uygulanması gerektiği, Yargıtay 20. HD 2015/5882 esas, 2015/10928 karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu, görevli ve yetkili mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olarak belirlendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kapsamında olduğu anlaşılmaktadır." gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarihli kararı; "...taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı gerçek kişinin özel mülkünde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle özel mülkün bulunduğu site kooperatifine ve kooperatif ile diğer davalı güvenlik şirketi arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle meydana gelen zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemine ilişkindir. Görüldüğü üzere uyuşmazlığın Kooperatif Kanunu ve Kooperatif üyeliği ile hiçbir ilgisi yoktur. Ayrıca işbu dava tarafların ticari işletmesiyle ilgili olmayıp 6102 sayılı TTK 'nın 4. maddesi gereğince mutlak ve nispi ticari dava kapsamında da değildir. Davacı gerçek kişi olup tacir sıfatı da yoktur. Buna göre haksız fiil ve ayıplı ifanın tartışılacağı işbu davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...." gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizin 06/07/2022 tarihli kararı; "...Dava konusu olayda davacı ile davalı kooperatif arasındaki temel hukuki ilişki ortaklık ilişkisi olduğu için görevli mahkemenin bu temel ilişki nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden, 1163 sayılı yasanın 99.maddesi uyarınca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle mahkemenin görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi yönündeki kararı hatalı olup, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarihli kararı; "...davacı gerçek kişi ... Mah. ... Cad. No:... Adresinde bulunan ... adıyla maruf davalı Kooperatifin yönetiminde bulunan diğer davalı güvenlik şirketinin ise güvenlik sözleşmesi gereğince güvenliğini üstlendiği alanda konut sahibi olduğu bedihidir. Yine davacının burada bulunan villasına 22/04/2015 tarihinde hırsız girmiş ve evde bulunan ziynet eşyaları ve bir takim kişisel eşyanın çalındığı ifade ve soruşturma dosyası içeriğinden anlaşılmıştır. Öncelikle davalı kooperatifin diğer davalı ile yapmış olduğu ve dosyada bulunan Özel Güvenlik Hizmet sözleşmesine göre davalılar ispat edilmesi halinde doğacak zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacının davalı kooperatifin üyesi olması davalı kooperatif sorumluluğunu kaldırmamaktadır. Dosyada zarara ve kusura ilişkin yargılama safahatında alınmış çeşitli raporlar bulunmakta olup, mahkememizce alınan raporlar ve uzman görüşü dahil kusur dağılımına ilişkin hiçbir rapora ve görüşe itibar edilmemiştir. Zira son derece lüks ve korunaklı olduğu anlaşılan siteyi yöneten ve güvenliğini sağlayan davalıların gündüz vakti hırsızlık vakıasının gerçekleşmesini önleyememiş olmalarının mahkememiz nezdinde; risk analizi, güvelik önlemi vs gibi soyut ve hayatın olağan akışından kopuk soyut kavramlara dayalı bahanelere ve gerekçelere yer yoktur. (TBK,74/1) Dolayısıyla zarara neden olan eylemde kusurun tamamen davalılarda olduğunun ispat edildiği hemen ifade ve işaret edilmelidir. Maddi zarara gelince mahkememizce alınan ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda çalınan eşyaların toplam değerinin 61.500,00 TL olduğu bildirilmiş olup, dava değerinin ise maddi tazminat yönünden 40.000,00 TL olmasına göre benimsenen gerekçeli rapor içeriğinin ve dosyada liste halinde gösterilen eşyaların fiyatlandırmasının dosya kapsamıyla uyumlu ve piyasa koşullarına da uygun olduğu anlaşıldığından TBK'nin 50, 51 ve 52. maddeleri de gözetildiğinde maddi zarar olarak kabul edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Böylece olayda zarar miktarı da tam ispat edilmiş olup, dava değerine göre aşan bir zarar bulunması, olayda müterafik kusur indiriminin söz konusu olmaması ve zararın olaya özgü objektif koşulları ve özellikle davacının sosyal ve ekonomik durumuna göre zararın gerçekte davada talep edilenden daha fazla olduğu tespit edildiğinden TBK'nin 50/2 maddesi gereğince herhangi bir indirim yapılmasının da gerekmediği düşünülmüştür. Böylece maddi tazminat talebinin aynen kabulü ile, 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.(AY.138/1) Manevi Tazminat talebine ve manevi zarara gelince; 6098 sayılı TBK'nin 58.Maddesinde 3. Kişilik hakkının zedelenmesi Madde 58 - Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. düzenlemesine yer verilmiştir. Bu yasal çerçevede somut olaya esas vaki hırsızlık vakıasında davacı ve ailesinin şahsi ve bedeni bütünlüğüne zarar veren her hangi bir eylem olmadığı, davacının hırsızlık eylemini gerçekleştiren kişiler ile karşılaşmadığı, çalınan eşyaların niteliği ve özeliğine göre ruhsal bütünlüğün bozulduğunun iddia ve ispat edilmediği ve böylece olayın davacının kişilik haklarına doğrudan bir saldırı teşkil etmediği, huzur ve güven duygusu ile manevi zarara kavramının farklı hususlar olması da gözetildiğinde somut olay özelinde manevi tazminat koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle; "1-)Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 2-)Davacının, 6098 sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince maddi tazminat talebinin kabulü ile, 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-)Davacının, 4721 sayılı TMK'nin 24 ve 6098 Sayılı TBK'nin 58/1 maddesi gereğince manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu açıklayarak, kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Site İşletme Kooperatifi vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, alınan kusur ve hesap raporlarının çelişkili olduğunu, olay nedeniyle müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, olay tarihindeki zarar miktarının dikkate alınması gerekirken dava tarihi itibariyle zararın hesap edildiğini, davacının çalındığını iddia ettiği eşyaları ispat edemediğini, beyanı dışında bir delil bulunmadığını, müvekkil kooperatifin davacının maliki bulunduğu konutun güvenliğini sağlamak gibi bir taahhüdü yoktur davacı kooperatif üyesi olup alınan aidatın site aidatı değil kooperatif aidatı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, davacının konutunda meydana gelen gelen hırsızlık olayı nedeniyle maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir. Olay 22/04/2015 tarihinde meydana gelmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27/08/2015 tarihli 2015/118547 Sorş. No.lu kararı ile sigortalıya ait konutta meydana gelen hırsızlık olayı failleri tespit edilemediğinden daimi aramaya alındığı anlaşılmıştır. 22/04/2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın ... Sitesi içinde ... Sokak ... sayılı villada meydana geldiği, villa giriş kat salonu ön bahçe-balkon pvc sürgülü kapısının açık ve alt kısmında sert cisim izlerinin olduğu, giriş, salon, odalar ve ebeveyn banyosundaki dolapların ve çekmecelerin açık, eşyaların karıştırılmış, dağınık halde olduğu yine yatak odasındaki bazanın karıştırılmış ve dağınık halde olduğu, kimyasal tozlama yöntemiyle yapılan incelemede tetkike elverişli parmak izine rastlanmadığı belirtilmiş, ayrıca 22/04/2015 tarihli tutanak ile davacıya ait ikameti ve ikametin girişini gösteren güvenlik kamerası olmadığı tespit edilmiştir. Davalı Kooperatif ile davalı Güvenlik Şirketi arasında, davalı güvenlik şirketi tarafından 10 personel ile kesintisiz olarak güvenlik hizmeti verilmesi hususunda 01/02/2014 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Mahkemece Güvenlik Uzmanı bilirkişiden alınan 04/07/2018 tarihli raporda; Davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'nin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 5. maddesi ve anılan kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 10.maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığından alınması gereken faaliyet izninin ve yine Yönetmeliğin 12.maddesi gereği güvenlik hizmetinin verileceği tesis ve alanlara ilşkin koruma ve güvenlik planlarının dosyada bulunmadığı, koruma ve güvenlik planları olmadığı için sitenin nasıl ve kaç kişiyle korunacağı risklerinin ne olacağının bilinmediği, ... Sitesinin tek bir kapıdan giriş ve çıkışı olan 128 dönüm arazi üzerine kurulduğu, 161 müstakil villa tipi evlerden oluştuğu, olay tarihinde her müstakil villanın güvenlik dahil aidat bedelinin 600 TL olduğu, hırsızlık olayının davalı site yönetimi ile diğer davalı güvenlik şirketi arasında imzalanan sözleşme dönemi içerisinde meydana geldiği, sözleşmenin 7. maddesinde sitede toplam 10 güvenlik personeli ile hizmet verileceği belirtilerek personelin "sözleşme ekinde yer alan görev tanımında açıklanan işlerde çalışacaktır. Taraflar arasında yazılı olarak mutabakat sağlanması şartıyla görev tanımı değiştirilebilir." şeklinde bir ibare konulmuş ise de dosyada sözleşme ekinin yer almadığı, yine personelin günlük görev çizelgesi olmadığı için bir vardiyada kaç kişinin çalıştığının belirlenemediği ancak tanık olarak dinlenen ...'nın beyanında 3 vardiya halinde toplam 9 kişi çalıştığının beyan edildiği, Olayın oluş biçimi ve zaman dilimi (09.30-16.30) itibariyle sitedeki yaya ve araç trafiğinin olmadığı bir saate denk geldiği dikkate alındığında hırsızlığın daha önceden planlandığı, hatta kapı girişinin gözlemlendiği ve güvenlik kulübesinin en uzak noktasındaki evlerden birinin seçildiği, güvenlik zaafları tespit edildikten sonra planlanarak gerçekleştirildiğinin tahmin edildiği, iddia ve beyanların faili meçhul şahısların ana giriş kapısından kontrolsüz şekilde içeri girdikleri ve hırsızlık yapıldıktan sonra da aynı yöntemle geri çıktıkları şeklinde olduğu, sitenin dış fiziki tedbirleri (duvar, demir çit ve jiletli tel) alındığından, tek giriş ve çıkışın güvenlik personelinin koruduğu kapı olduğu, bu nedenle güvenlik personelinin görevini yeterince yapmadığı, hırsızlık olayının meydana geldiği 22/04/2015 tarihinde sitede yeterince kamera olmadığı, olay tarihinde olay mahallini gören herhangi bir kamera görüntüsü bulunmadığı, şu anda ise 71 kamerayla sitenin dış ve iç güvenliğinin sağlandığının beyan edildiği ancak fiziki ve teknik tedbirlerin alınmasının sorunu çözmeye yeterli olmadığı, zira asıl olarak giriş kontrol noktasında görevli personelin gerekli hassasiyeti göstererek siteye kaçak girişi engellemesi gerektiği, bu açıklamalar çerçevesinde koruma ve güvenlik planlarını hazırlamayan, risk analiz raporlarını sunmayan, korunacak yerle ilgili 5188 sayılı yasa gereği İstanbul Valiliğinden gerekli izinleri almayan, görev esnasında özen ve dikkat eksikliği göstererek suçun işlemesini önleyemeyen, suçu işleyenleri yakalayamayan site güvenliğinin %65 oranında asli kusur olduğu, Davacı ...'in ise güvenlikli bir sitede oturuyor olması, ön kapısının çelik kapı tabir edilen kalitede olması, sosyal olarak markalı konut olarak tabir edilen bir evde yaşamasının kendi üzerine düşen tüm sorumlulukları aldığı anlamına gelmediği, tüm diğer villa tipi evlerin bahçeye çıkış kapılarının çok basit bir mekanizmayla açılma imkanının olduğu, hırsızlığın olduğu tarihte ...'in villasında herhangi bir alarm sisteminin olmadığı ve villayı gören bir kameranın da bulunmadığı, davacının bu nedenlerle kıymetli eşyalarını çelik kasa içerisinde saklanması, kapıların daha sağlam olması, evin alarm ve kamera sistemleri ile donatılması gerekirken bu konuda üstüne düşen kişisel görevleri yeterince yerine getirmediğinden dolayı %15 oranında kusurlu olduğu, Site yönetiminin, imzalamış olduğu sözleşme risk analizlerinin hazırlanması ve buna göre personel çalıştırılması istenmesine rağmen dosyada herhangi bir risk analiz raporu bulunmadığı ayrıca korunacak yerlerle ilgili olarak 5188 sayılı yasa gereği koruma ve güvenlik planlarının hazırlanması ve buna göre koruma hizmetlerinin yapılması gerekirken böyle bir planın da dosyada mevcut olmadığı, sözleşme gereği işverenin (Site yönetimi) aylık düzenli raporlar istemesi, raporlar doğrultusunda eksikliklerle ilgili, yükleniciyi mutat olarak denetlemesi gerektiği, tüm bu hususlar nazara alındığında ... site yönetiminin sözleşme gereği risk analiz raporlarını yaptırmaması, risk analiz raporlarına göre "gerekli sayıda personel istihdam etmemesi halinde sorumluluğu üstlenmeyi kabul ve taahhüt etmesi", 5188 sayılı yasa gereği koruma ve güvenlik planlarını güvenlik şirketinden istememesi ve denetim görevini yeterince yapmaması nedeniyle %20 oranında kusurlu olduğu hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir. Kuyumcu bilirkişiden alınan 19/01/2021 tarihli raporda; Dosya içeriğinde davacı tarafça çalındığı iddia edilen ziynet eşyalarının kıymet takdirinde faydalanılmak üzere; ziynet eşyalarının ayarları ve gramları hakkında açıklayıcı beyanlara, değerli taşlı takıların taşlarının carat ağırlığı, rengi, kesimi, berraklığı ile taşların montürlerinin ayar ve gramları hakkında açıklayıcı beyanlara, fatura, sertifika gibi teknik bilgi içeren belgelere, modelleri hakkında görsellere rastlanmadığı, sadece bir kısım değerli taşlı ziynet eşyalarının sertifika fotokopilerinin yer aldığı, bu nedenle sertifika fotokopileriyle eşleştirme yapılabilenler yönünden sertifika üzerinden kıymetlendirme yapıldığı, diğer eşyalar yönünden ise sektörel olarak talep gören emsalleriyle mukayese edilerek alt limitlerden kanaat kullanılıp asgari ortalama değer tespit edildiği açıklanarak; Davacı tarafın dava dilekçesi ve şikayetçi ifade tutanağında çalındığını iddia ettiği ziynet eşyalarının; Olay tarihi itibariyle; -Kuyumcu altın satış bedelleri üzerinden 21.454,00 TL, -Kuyumcu altın alış bedelleri üzerinden 8.518,00 TL, Dava tarihi itibariyle; -Kuyumcu altın satış bedelleri üzerinden 23.897,00 TL -Kuyumcu altın alış bedelleri üzerinden 9.495,90 TL olarak tespit edilebildiği hususlarında kanaat bildirilmiştir. Raporda bir adet ... marka fotoğraf makinesi ve bir adet ... marka kamera, bir adet ... markalı güneş gözlüğü, bir adet ... marka güneş gözlüğü yönünden uzmanlık alanı dışında olduğu için, bir adet mozaik mavi kolye ucu ve rozeti ve muhtelif swarovski taşlı kolye, küpe ve bileklik yönünden ise talepte bulunulan ziynet eşyalarının adet, ayar ve gramlarını içeren açıklayıcı beyana rastlanılmadığından değerlendirme yapılamadığı belirtilerek bedel takdir edilmemiştir. Mahkemece 17/11/2022 tarihli celse ara kararı ile güvenlik uzmanı, kuyumcu ve hesap bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, her bir bilirkişi tarafından ayrı ayrı rapor sunulmuştur. Nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi 18/01/2023 tarihli raporunda; Davacının davalı ... Site İşletme Kooperatifi nin ... numaralı ortağı olduğunu, davalı ... Site İşletme Kooperatifinin, site işletme kooperatifi olarak sitenin güvenliğinden sorumlu olduğunu, davacının davasının haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olması nedeniyle ortağı olduğu kooperatife karşı, dava açması konusunun genel kurula getirilmesine ve genel kurul kararına bağlı olmadığını belirtmiştir. Güvenlik uzmanı bilirkişi 04/03/2023 tarihli raporda özetle; Davacının; özel güvenlikli bir sitede oturmasına rağmen hırsızlığın gerçekleştiği villa kapısının özel beceri ile açılmaması, yeterince kişisel güvenlik önlemi almaması sebebiyle %10 oranında kusurlu olduğu, Davalı site yönetiminin; sorumlu güvenlik şirketinden sözleşme ve 5188 sayılı yasa gereği koruma ve güvenlik planlarını, risk analiz raporlarının istenmemesi, aylık denetleme görevini yerine getirmemesi ve yeterli sayıda güvenlik personeli istihdam edilmesini sağlamaması sebebiyle %25 oranında kusurlu olduğu, Davalı güvenlik şirketinin; koruma ve güvenlik planlarını sunmayarak, risk analiz raporlarını çıkarmayarak, tek giriş-çıkış kapısı olmasına rağmen suçun önlenmesinde gerekli kontrolleri yapmayarak hırsızlığın olmasına sebebiyet vemesi, 5188 sayılı yasa gereği korunacak yerle ilgili gerekli izinleri olay tarihinde almayarak olaya sebebiyet vermesi sebebiyle %65 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Kuyumcu bilirkişi 06/03/2022 tarihli raporunda; Dava dilekçesi ve şikayet dilekçesinde çalındığı belirtilen takı ve eşyaların çoğunun fatura ve sertifikaları ve altın takıların ayarlarını-gramajlarını gösteren kuyumcu kartı olmadığı için raporun takdir kullanılarak hazırlandığını, Altın takılar-mücevherler ve eşyalar kullanılmış olduğundan piyasada ikinci el fiyatı üzerinden değerlendirme yapılarak olay tarihi 22/04/2015 tarihi itibariyle 26.500.00 TL hesap edildiği, dava tarihi 20/04/2021 tarihi itibariyle 61.500.00 TL hesap edildiği belirtilmiştir. Davalı ... Site İşletme Kooperatifi'nin istinaf istemi incelendiğinde; Somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu hırsızlığın meydana geldiği sitenin tek girişinin olduğu ve sitenin duvarlarının yüksek olması sebebiyle hırsızların siteye ana giriş kapısından girdikleri ancak siteye girişte hangi villaya geldikleri hususunda bilgi ve ikamet sahibinden teyit alınmadığı, bu durumda hırsızların güvenlik zafiyeti sonucu site içerisine girdiklerinin anlaşıldığı, ayrıca davacıya ait konutun kilitli olması nedeniyle bahçeye açılan sürgülü pvc doğrama kapısının zorla açılarak içeriye girildiğinin tespit edildiği, hırsızların siteye kaçak olarak girdikleri güvenlik tarafından tespit edilmediği gibi davacının ikametini gören kamera olmadığından konuta girdiklerinin fark edilmediği, yine devriye hizmetlerinin etkin bir şekilde kullanmadığı, bilirkişi raporundaki tespitlere göre risk analizi yapılmadığı ve özel güvenlik personellerinin sitedeki risklere göre eğitilmediği, bu durumda güvenlik hizmetinin gereği gibi yerine getirmediği tespit edilmiştir. Davalı kooperatif yönetiminin ise davacıdan güvenlik hizmeti sağlanması amacı ile aidat alındığı ve diğer davalı güvenlik şirketi ile yapılan sözleşmenin ifasını denetleme yükümlülüğü bulunduğu açıktır. Güvenlik hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle meydana gelen hırsızlık olayında TBK'nın 61. maddesinde düzenlenen "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı "hükmü uyarınca davacıya karşı davalı güvenlik şirketi ile birlikte davalı kooperatif yönetiminin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmakla, her bir davalının ayrı ayrı kusur durumu ise TBK'nın 62. maddesi uyarınca iç ilişkide ileri sürülebileceğinden davalı kooperatif yönetiminin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/07/2015 tarihli 2014/13-18 E. 2015/1754 K. sayılı kararında; "...Hırsızlık olayının gerçekleştiği sitedeki evlerin davalı ...Tic.A.Ş tarafından hazırlanan reklam, ilan ve broşürlerde ve ayrıca taraflarca imzalanan sözleşmede etkin alarm sistemi, ortak alanlarda hırsız alarm sireni vs. üst düzey güvenlik tedbirleri ile donatılmış mekanlar olarak satışa sunulmuş olduğu, davacı tarafın özellikle satıcının güvenlik hususundaki vaad, taahhüt ve telkinlerine itimat ederek davaya konu daireyi satın almış olduğu, mahkemece yapılan keşif ve toplanan delillere göre evin çelik kapısının zorlanarak açılmak suretiyle içeriye girilip davaya konu ziynetlerin (mücevheratın) çalınmış olduğu, hususlarında Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacıların evin içerisinde bazanın altında yüksek miktarda ziynet eşyası saklamakla müterafık kusurlu kabul edilip edilmeyeceği noktasındadır. Mahkemece, davacının değerli olan mücevherlerini yatak bazasının altına koyarak ve evinin kapılarını kilitleyerek üzerine düşen edimini yerine getirdiği, dolayısıyla davacının zararın gerçekleşmesinde müterafık kusurunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Özel Dairenin bozma ilamında ise davacının evde bulundurulması mutad ve makul ziynet eşyasının üzerinde bir miktar bulundurmakla ve kolayca ulaşabilecek bir şekilde bazanın altında saklamakla, üzerine düşen tedbirleri yerine getirmediğinden müterafık kusurlu olduğu ve bu nedenle tazminat miktarından indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. Davacıların ekonomik ve sosyal durumlarına ve yaşam tarzlarına uygun olarak günlük yaşamda ya da özel günlerde kullanacağı miktar ve nitelikteki ziynetlerini her yönüyle güvenli olduğuna inandıkları ve bu sebeple satın aldıkları evde bulundurmalarının ve baza altında saklamalarının davacılara bir kusur olarak izafe edilemeyeceği, davacı ...’ın olay günü evin kapısını kilitlemek suretiyle üzerine düşen tedbiri yerine getirdiği, davacıların, söz konusu ziynetlerini banka kasasında veya daha başka şekilde ve ekstra harcama yapmak suretiyle koruma altına almalarını istemenin davacılara ek külfet yükleyeceği ve makul bir değerlendirme sayılamayacağı ve dolayısıyla yüksek güvenlikli olduğu düşüncesiyle satın almış oldukları evde muhafaza altına aldıkları ziynetlerinin çalınmasında davacıların müterafik kusuru bulunmamaktadır..." şeklinde açıklanmıştır. Bilirkişi raporunda davacıya kusur yüklenmiş ise de; davacı, güvenlik personelinin ve tek girişin olduğu, personelin devriye görevi yaptığı yüksek güvenlikli olarak ifade edilen sitede, bu hizmetler karşılığı aidat ödeyerek ikamet ettiği için ayrıca kamera / alarm sistemi kurmasının, ziynetlerini banka kasasında veya daha başka şekilde ve ekstra harcama yapmak suretiyle koruma altına almasının beklenmesi emsal kararda da ifade edildiği gibi ek külfet mahiyetindedir. Yine davacının kapılarını kilitlemek suretiyle ikametinden ayrıldığı ve giriş yapılan kapının ise zorlanıp açılmak suretiyle içeri girildiği de dikkate alındığında kişisel olarak gerekli tedbirleri aldığı anlaşılmakla, herhangi bir kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemenin davacının kusurlu olmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmesi yerindedir. Dava konusu zarar, haksız fiilin gerçekleştiği anda meydana gelmiştir. Zararın giderilmesindeki amaç, zarar görenin haksız fiil tarihinde mal varlığında oluşan azalmanın giderilmesidir. Bu nedenle zarar görenin, olay tarihi itibariyle gerçek zararının hesap edilmesi ve tazminat olarak bu zarar miktarına hükmedilmesi gerekmesine rağmen, mahkemece dava tarihi itibariyle hesaplanan bedelin nazara alınması hatalıdır. Her iki hesap raporu incelendiğinde, raporun büyük oranda birbiri uyumlu olduğu, ilk raporda bir adet ... marka fotoğraf makinesi ve bir adet ... marka kamera, bir adet ... markalı güneş gözlüğü, bir adet ... marka güneş gözlüğü yönünden uzmanlık alanı dışında olduğu için, bir adet mozaik mavi kolye ucu ve rozeti ve muhtelif swarovski taşlı kolye, küpe ve bileklik yönünden ise talepte bulunulan ziynet eşyalarının adet, ayar ve gramlarını içeren açıklayıcı beyana rastlanılmadığından değerlendirme yapılamadığı belirtilerek bedel takdir edilmediği ancak 2.raporda bu eşyalar için toplam 7.000,00 TL değer takdir edildiği, takdir edilen bedellerin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, çalındığı belirtilen eşyalara ilişkin davacının olayın ardından emniyete verdiği beyanında ifade ettiği eşyaların dava konusu ettiği eşyalarla uyumlu olduğu, sertifikası olan ürünler yönünden bu kapsamda, diğer ürünler yönünden takdiri bedel tayin edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda mahkemece 26.500.00 TL tazminata hükmedilmesi gerekirken, dava tarihindeki değerlerin esas alınması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir. Ancak karara karşı davalı ... Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf talebi olmadığı için, karar bu davalı yönünden kesinleşmiştir. Bu nedenle karar, istinaf yoluna başvuran davalı ... Site İşletme Kooperatifi yönünden kaldırılmıştır. İstinaf başvurusunda bulunan, ilk derecedeki hükmün tamamı için değil, bir kısmı için başvuruda bulunmuşsa kamu düzenine de aykırı bir durum yoksa istinaf başvurusu haklı bulunursa sadece başvurulan kısım için karar kaldırılarak yeni bir karar verilmelidir. Ayrıca taraf hükmün tamamı için istinaf başvurusunda bulunsa dahi, istinaf incelemesi sonucu kararın kısmen doğru olduğu anlaşılırsa sadece o kısım için karar kaldırılıp yeni bir karar verilmelidir... Özellikle kısmi kabul kararı verilen durumlarda, kaldırılan ilk derece hükmü ve kabul edilen kısım tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık yazılmalıdır. Çünkü böyle bir durumda eski ilk derece kararıyla yeni istinaf kararının karışıklığa sebep olması ihtimali bulunmaktadır. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2274). İlk derece kararını kaldırıp davanın esastan kabulüne karar verilmesi, özellikle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinafa başvurulduğunda söz konusu olur. Esasa ilişkin istinaf başvurusu kısmen haklı bulunursa, kabul edilmeyen istinaf sebepleri yönünden başvurunun reddine, kabul edilen istinaf sebepleri bakımından ilk derece kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilir. Aleyhine karar verilen davacı, hükmün bir kısmına karşı istinafa başvurursa, karşı konulmayan hüküm kısımları bakımından ilk derece kararının muhafazasına, haklı bulunan talepler bakımından ise ilk derece kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmelidir. (Tolga Akkaya, Medenî Usul Hukukunda İstinafa Başvuru, İstinaf İncelemesi Ve İstinaf Mahkemesinin Verebileceği Kararlar, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Doktora Tezi 2008, s. 351) Maddi tazminat miktarı mahkemece 40.000,00 TL üzerinden kabul edilmekle, karar davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf edilmediği yani bu davalı yönünden 40.000,00 TL tutar kesinleştiği için Dairemizce yeniden kurulan hükümde, davalı ... Site İşletme Kooperatifi'nin 26.500.00 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiştir. Yine, ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT uyarınca 40.000,00 TL üzerinden hesap edilen vekalet ücreti miktarı 17.900,00 TL'dir. Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT uyarınca 40.000,00 TL üzerinden hesap edilen vekalet ücreti ise 30.000,00 TL'dir. Ancak ilk derece mahkemesince hükmedilen 40.000,00 TL tazminat tutarı davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. yönünden kesinleşmiştir. Bu tutara bağlı olarak hükmedilen 17.900,00 TL'den vekalet ücretinden davalı ... Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. sorumluluğu da kesinleşmiştir. Dairemizce sadece davalı ... Site İşletme Kooperatifi yönünden karar, 26.500.00 TL tazminat tutarından sorumlu olduğu gerekçesiyle kaldırılmıştır. Bu nedenle her ne kadar Dairemizce "40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı ... Site İşletme Kooperatifi 26.500.00 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine," dair yeniden hüküm tesis edilmiş ise de, vekalet ücreti miktarının 26.500.00 TL üzerinden hesap edilmesi ve davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise kesinleşen 17.900,00 TL vekalet ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının istinaf istemi incelendiğinde; Davacı tarafça, manevi tazminat isteminin reddedilmesi sebebiyle istinaf yoluna başvurulmuştur. Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda kişilik haklarını koruyan davaları "savunma davaları" ve "tazminat davaları" olarak ikiye ayırmak mümkündür. Savunma davaları kişilik hakları ihlal edilen veya ihlal tehdidi altında bulunan kimsenin, hakimden koruma elde etmek amacıyla açtığı davalardır... Maddi ve manevi tazminat davaları ise dolaylı olarak kişilik hakkını koruyan davalardır. Tazminat davalarında haksız müdahale sona ermiştir. Bu davalarda davacı sona eren haksız saldırının doğurmuş olduğu olumsuz sonuçların, yani zararın giderilmesini amaçlar. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1375). Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 04/10/2022 tarih 2021/4-300 E. 2022/1224 K.) Manevi tazminat davasının ilk şartı, kişilik hakkının özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlal edilmiş olmasıdır. Bu değerler arasında şeref ve haysiyet, özel hayat ve aile hayatının gizliliği, özgürlükler gibi sosyal ve duygusal kişilik değerleri gösterilebilir... İhlal fiili, sosyal ve duygusal kişilik değerlerinde objektif bir eksilmeye neden olmalıdır. Bu değerlerdeki objektif eksilme manevi zarardır. İhlal fiili, sosyal ve duygusal kişilik değerlerinde bir eksilme meydana getirmemişse, manevi zarar da doğmamıştır... Manevi zarar; zarar verenin bir davranışı sonucu meydana gelmelidir. Davranış bir eylem, bir yapma fiili olabileceği gibi, olumsuz bir davranış, bir yapmama fiili de olabilir. Davranış ayrıca hukuka aykırı olmalıdır... Kusur sorumluluğunda zarar verenin fiili, kusursuz sorumlulukta sorumluluğu doğuran olay ile kişilik değerinin ihlali, dolayısıyla manevi zarar arasında uygun bir illiyet bağı mevcut olmalıdır. (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s. 1378, 1379, 1381 1382). Kişilik hakları, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/07/2018 tarihli, 2017/5 E., 2018/7 K. sayılı kararında "Kişilik hakları, kişiliği oluşturan değerler üzerindeki mutlak surette korunan, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları ifade eder. Kişinin hayatı, beden ve ruh sağlığı, beden bütünlüğü, özgürlüğü, onur ve saygınlığı, özel hayatının gizliliği, sırları gibi unsurlara yönelik bir saldırı kişilik hakkının ihlali sayılır. Ancak kişilik haklarının zamana ve durumun koşullarına göre değişebilen dinamik bir alan olması nedeniyle kapsamı konusunda sınırlayıcı bir sayım yapmak mümkün olmamaktadır. Kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir" ifadeleriyle tanımlanmıştır. TMK'nın 24.maddesinde; "Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." hükmüne yer verilmiş, TBK'nın 58.maddesi; "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca manevi tazminatın içeriğinin belirlenmesi hususunun hakime takdir hakkı tanınmıştır. Davaya konu somut olayda davacı tarafça manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik haklarına bir saldırı söz konusu gerekmektedir. Nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2023 tarihli 2023/1488 E. 2023/3615 K. sayılı kararında; "...Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi hükmüne göre, manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 üncü maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması zorunludur. Malvarlığında bir zarar meydana gelmesi halinde de kişinin az veya çok üzüleceği ve manevi olarak acı çekeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, malvarlığı zararları bu madde kapsamına girmemektedir. Anılan madde hükmü ile yalnızca kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan zararların giderilmesi amaçlandığından, malvarlığı zarara uğrayan kişi yararına Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi hükmüne göre manevi tazminata hükmedilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır...", Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2023 tarihli 2022/8539 E. 2023/3413 K. sayılı kararında; "...6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesinde "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Anılan madde uyarınca manevi tazminata hükmedilirken şahsiyet haklarına hukuka aykırı şekilde bir saldırının varlığı aranmalıdır. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Öyle ki manevi tazminatta kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. Somut olayımızda, davanın niteliği itibariyle davacının kişisel haklarına ilişkin bir saldırı söz konusu değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece; manevi tazminatın yasal şartları oluşmadığı düşünülmeden yazılı şekilde manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde gerekçelerle aynı hususlara işaret edilmiştir. Ancak hırsızlık eyleminin faili davalılar olmadığından, davalılar tarafından davacının kişilik haklarına bir saldırı söz konusu olmadığından ilk derece mahkemesince manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin manevi tazminat isteminin reddi yönündeki kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,Davalı ... Site İşletme Kooperatifi vekilinin istinaf başvurusu maddi tazminat miktarı yönünden haklı bulunduğundan, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... Site İşletme Kooperatifi yönünden HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf talebi olmadığı için, karar bu davalı yönünden kesinleştiğinden, ilk derece mahkemesi kararı sair yönlerden aynen muhafaza edilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Site İşletme Kooperatifi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarihli 2022/621 E. 2024/239 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı ... Site İşletme Kooperatifi hakkında, aşağıdaki bentler yönünden KALDIRILMASINA VE YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, 3-Davacının MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ ile 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı ... Site İşletme Kooperatifi 26.500.00 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 1.024,65 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.707,75 TL harcın (davalı ... Site İşletme Kooperatifi 785,56 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yapılan 27,70 TL başvurma harcı, 2.732,40 TL peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.764,20 TL harçtan oluşan yargılama giderinin (davalı ... Site İşletme Kooperatifi 1.831,28 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan 755,00 TL posta ücreti ve 3.700,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.455,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre 2.970,00 TL yargılama giderinin (davalı ... Site İşletme Kooperatifi 1.967,62 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, ç-Davalı ... Site İşletme Kooperatifi tarafından yapılan 555,40 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre 245,26 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Site İşletme Kooperatifi verilmesine, kalan kısmın davalı ... Site İşletme Kooperatifi üzerine bırakılmasına, d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat davası yönünden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 26.500.00 TL (davalı ... Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. 17.900,00 TL'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, e-Davalı ... Site İşletme Kooperatifi kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat davası yönünden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 13.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Site İşletme Kooperatifine verilmesine,f-Sair yönlerden ilk derece kararının aynen muhafaza edilmesine, 4-İstinaf giderleri yönünden; a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, c-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 683,10 TL'den mahsubu ile bakiye 255,50 TL'nin istemi halinde davalı ... Site İşletme Kooperatifi'ne tarafı iadesine, ç-Davalı tarafından sarf edilen 1.967,00 TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı ... Site İşletme Kooperatifi'ne verilmesine,d-Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,g-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2024