Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/2035 E. 2015/16433 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/2035
- Karar No
- 2015/16433
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/432 Esas KARAR NO: 2024/1436 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2014/562 Esas - 2021/513 Karar TARİHİ: 30/06/2021 DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/09/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirket ile davalı şirketi oluşturan mağazaların bila tarihte bünyesinde bulunduğu ... A.Ş. arasında Kadıköy ... Noterliği’nce 09 Mart 2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş olan süt ve süt ürünleri fason üretimine dair prensip ve koşulların düzenlendiği sözleşme akdedildiğini, sözleşmede belirtilmiş olan ..., ..., ..., ... markalarının davalıya ait olduğunu, ... A.Ş.'nin bu markayı taşımakta olan ürünleri yalnızca davalı ... T.A.Ş. bünyesinde sattığını, davalının mal alımlarında kendi depoları ile birlikte ... A.Ş.’ye ait depoları da kullandığını, davacı şirketin önceleri tüm mal teslimlerini ... A.Ş.'ye ait depolara yaptığını ve faturaları aralarındaki anlaşma gereği malları satın alan davalıya kestiğini, daha sonra ... A.Ş.'nin iştiraki olan ... Marketlerin hisselerinin 01.08.2011 tarihinde ... A.Ş. ve ... A.Ş.’ye satılarak devredildiğini ve ... A.Ş. bünyesinden çıktığını, davalı şirketin bu esnada kendisine ait olan yukarıda belirtilen sözleşme konusu markaları da beraberinde aldığını, her ne kadar davalı şirketin hissedarları değişmiş ise de; taraflar arasındaki asıl sözleşme, tedarik sözleşmeleri ve davalı tarafından verilmiş olan başkaca siparişler tahtında gerek belirtilen markalı ürünler ve gerekse davacıya ait diğer markalı ürünlere dair davacı ile davalı arasındaki ticari ve hukuki ilişkinin devam ettiğini, 01.08.2011 tarihinden itibaren davacı tarafından davalı şirkete gönderilen ürünlerin taşınmasında kullanılan palet ve davacının ünvan ve amblemini taşımakta olan kasaların yüksek miktarlara ulaşmasına rağmen iade edilmediğini, bu hususta davacı şirket tarafından görevlendirilen kişi tarafından davalı şirketin bu işlere bakmakla görevlendirmiş olduğu personelinden defalarca sözlü ve yazılı olarak palet ve davacının unvan ve amblemini taşımakta olan kasaların iadesinin sağlanması talep edildiğini, ancak palet ve kasaların iade edilmediğini, bu nedenle davalı şirkete Büyükçekmece ... Noterliği’nin 01.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek bir adedi 10 TL + KDV tutarında 1551 adet palet ve yine davacının ünvan ve amblemini taşımakta olan her bir adedi 5 TL +KDV değerinde 82.086 adet kasayı ihtarnamenin kendilerine tebliğ itibaren en geç 15 gün içerisinde sağlam ve kullanıma elverişli vaziyette teslim etmesi, bu edimin yerine getirilmemesi halinde kasa ve palet ücretlerine ihtarnamenin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte ödemelerinin ihbar ve ihtar edildiğini, bu ihtarnamenin davalı şirkete 02.11.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, buna mukabil davalı tarafından Üsküdar ... Noterliği’nin 21.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, aradaki hukuki ve ticari ilişkinin kabul edildiğini, ancak 01.08.2011 tarihinden önceki teslimatlarla ilgili olarak ... A.Ş.'nin sorumlu olduğunun ileri sürüldüğünü, davalının talebiyle müvekkili şirketin unvan ve amblemini taşımakta olan kasaların listesinin excel ortamında hazırlanarak davalı yana teslim edildiğini, bu teslimden sonra davalı şirketin Üsküdar ... Noterliğinin 04.04.2013 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek işbu müvekkili ait müvekkilinin unvan ve amblemini taşımakta olan kasa ve paletlerin bulunduğunun ikrar edildiğini, ancak talep ettikleri miktarlarda olmadığının bildirildiğini, davalı şirketten olan taleplerinin dayanağının her iki tarafça karşılıklı olarak yapılan hesap mutabakatlarına konu irsaliye ve faturaların muhteviyatında yer aldığını, her bir fatura muhteviyatında fatura konusu malların sevk edildiği müvekkilinin unvan ve amblemini taşımakta olan kasa ve palet adetlerinin ve parasal değerlerinin yazılı olduğunu, müvekkilinin tüm çaba ve vermiş olduğu sürelere rağmen kasa ve paletlere dair bedelleri davalıdan tahsil edememiş olması nedenleriyle, kasa ve palet bedellerinden kaynaklanan alacaklarının toplam miktarı yargılama aşamasında keşif ve bilirkişi raporları ile sübut buluncaya değer fazlaya dair tüm hak ve alacakları mahfuz olmak ve ek dava açmak ve/veya dava değerini ıslah etme hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik davacının davalıdan kısmi alacağı olan 10.000 TL + KDV olmak üzere 11.800 TL alacaklarına Büyükçekmece ... Noterliğinden keşide etmiş oldukları 01.11.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ olunduğu 02.11.2012 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsil edileceği ana kadar işleyecek olan ticari faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından davalıya teslim edilen kasa ve paletlerin davacıya iade edildiğini, bu nedenle 82.086 adet kasa ve 1.551 adet palet bedelini talep etmesinin haksız olduğunu, davacıya gönderilen ihtarname cevaplarında da bu durumun açıkça izah edildiğini, iddianın dayanağı belgelerin sunulması halinde gerekli incelemenin yapılacağının ifade edildiğini, davacı tarafından gönderilen belgelerin incelendiğini ancak davacının alacak taleplerinin haklı görülmediğini, davacı tarafından yalnızca ... formatlı liste gönderildiğinden soyut iddialara dayalı olarak alacak talebinde bulunan davacının taleplerinin haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, kasalar nedeniyle davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının kabul etmemekle birlikte, bir an için bahsi geçen sayıda kasanın davalıya teslim edildiği varsayılsa dahi kasa ve palet bedeli namına bir ödeme yapılması noktasında bir anlaşma ve mutabakatında bulunmadığını, karşı tarafın kasa ve paletler için birim bedelini hangi ölçülere göre belirlediğinin de anlaşılamadığını, kasa ve palet bedelini ödeneceğine dair yahut kasa ve palet birim fiyatlarının belirlenmesine dair taraflar arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, davacının kendi iradesine göre keyfi olarak belirlediği uygulamanın yahut bedelin kabulün mümkün olmadığını belirtmiş ve davanın reddi ile yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/06/2021 tarih 2014/562 Esas - 2021/513 Karar sayılı kararında; " Dava, mal alım-satım ilişkisinden kaynaklanan iade edilmeyen kasa ve palet bedellerinin alıcıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketi devreden ... A.Ş. İle aralarında yapılan 09.03.2010 ve 22.04.2010 tarihli sözleşmeler uyarınca davalıya teslim ettiği süt ve süt ürünlerinin nakliyesinde kullandığı kasa ve paletlerin bedelinin ödenmesini talep etmektedir. Davalı ise, kasa ve paletlerin çoğunun davacıya iade edildiğini, kasa ve paletlerin bedelinin ödenmesine ilişkin taraflar arasında sözleşme veya mutabakat olmadığını, kasa ve paletlerin iade edilmemesi halinde herhangi bir ücret ödenmeyeceğini, bu nedenle davacıya borçlarının bulunmadığını savunmaktadır. Buna göre, ön inceleme duruşmasına kadar taraflar arasında "davacının, davalı şirkete, aralarındaki anlaşmalar uyarınca süt ve süt ürünleri sattığı, taraflar arasındaki sözleşmelerde dava konusu kasa ve paletlerle ilgili hüküm bulunmadığı" hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; a- Davacı tarafından davalıya gönderilen ürünlerin taşınmasında kullanılan palet ve davacı şirketin unvan ve amblemini taşıyan kasaların davalı tarafından davacıya kısmen iade edilip edilmediği, iade edilmeyen kasa ve palet varsa miktarının ne kadar olduğu, b-Kasa ve paletlerin davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerekip gerekmediği, taraflar arasında bu yönde bir anlaşma olup olmadığı, c- Kasa ve paletlerin iade edilmemesi halinde davalının herhangi bir ücret ödeyip ödemeyeceği, bu noktada davacının davalıdan iade edilmeyen kasa ve paletler nedeniyle alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu, ç-Davanın kabulü halinde, kasa ve paletlerin bedelinin sıfır değerinin mi yoksa ikinci el değerinin mi davacıya ödenmesi gerektiği noktalarında toplandığı tespit olunmuştur. 2-Deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Yukarıda belirlenen uyuşmazlık konularıyla ilgili tarafların delilleri toplandıktan sonra, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları talimat mahkemesince mali bilirkişilere inceletilmek suretiyle, sonrasında İstanbul'da mali müşavir, sektör bilirkişisi ve akademik ünvanlı nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla inceleme yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. 2-a)Tarafların ticari defter ve hesaplarının incelemesi: Talimat mahkemesince görevlendirilen mali bilirkişiler tarafından davacının ihtilafın yaşandığı 2011-2012-2013 yılı defterlerinin, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/3 Talimat sayılı dosyası tahtında yapılan inceleme sonucu dava dosyasına gönderilen E. Vergi Dairesi Müfettişi ... tarafından düzenlenen 30.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda incelendiği, “…Davacının 2011-2012 ve 2013 yıllarında kullandığı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini süresinde yaptırdığından, bu defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiği…” şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. Davalının ihtilafın yaşandığı 2011-2012 yılı defterlerinin incelenmesinde, 2011-2012 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı görülmüştür. Davacının ticari defter kayıtlarında davalıya ait hesap hareketlerinin, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/3 Talimat sayılı dosyası tahtında yapılan inceleme sonucunda dava dosyasına gönderilen Emekli Vergi Dairesi Müfettişi ... tarafından düzenlenen 30.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda “…Davacının davalıdan 31.12.2011 tarihi itibariyle 3.183.018,65 TL, 31.12.2012 tarihi itibariyle 519,75 TL ve 31.12.2013 tarihi itibariyle 129.435,69 TL cari hesap alacağının bulunduğu…” şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. Davalının kayıtlarında davacının hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda, 2011 yılı içerisinde davalı şirketin, davacı şirket için ... ve ... no.lu hesap hareketlerinde borç/alacak ilişkisini düzenlendiği, 2011 yılında ... no.lu hesapta davalının, davacı şirkete bakiye 2.871.672,46 TL, ... no.lu hesapta bakiye 311.346,39 TL olmak üzere toplam 3.183.018,85 TL borçlu olduğu, 2012 yılı ... no.lu hesapta davalının davacı şirkete bakiye 519.83 TL borçlu olduğu, 2013 yılı sonu itibariyle davalının davacı şirkete, dava tarihi itibariyle, cari hesap bakiyesi olarak 30.726,01 TL borcu gözüktüğü tespit edilmiştir. 2-b)İhtarnamelerin incelemesi: 2-b-1)Davacının, davalıya keşide ettiği Büyükçekmece ... Noterliğinin 01.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelemesinde, davacı şirket tarafından, davalı şirkete özetle, “…mülkiyeti müvekkilimiz şirkete ait olan toplam 1551 adet palet ile toplam 82.086 adet kasayı iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç on beş gün içerisinde müvekkilimiz şirkete aynen sağlam ve kullanıma elverişli biçimde iade etmenizi, bu aynen iadenin tarafınızca hiç yerine getirilmemesi halinde KDV dahil olan toplam 502.609,20 TL meblağındaki KASA+PALET ücretini iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte müvekkilimiz şirkete ödemenizi…” şeklinde ihtarda bulunulduğu, ihtarnamenin davalı şirkete 02.11.2012 tarihinde ... imzasına tebliğ edildiği görülmüştür. 2-b-2)Davalının, davacıya keşide ettiği Üsküdar ... Noterliğinin 04.04.2013 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin yapılan incelemesinde, davalı şirket tarafından davacı şirkete özetle, “…şirketimiz kayıtlarında yapılan denetimde muhatap firmanın irsaliye ile teslim ettiğini belirttiği kasa ve paletlerin siparişlerin geçildiği B2B sisteminden alınan tüm dökümlere ait olduğu, firma ile yapılan bütün ticari hareketlerin sanki hepsi tarafımıza teslim edilmiş mantığı ile yazıldığı anlaşılmıştır. Kayıtlarda belirtilen ürünlerin bir kısmının son kullanma tarihinin geçmesi, ambalajının bozuk olması, sipariş fazlası bulunması, kasa içi eksik mal bulunması gibi nedenlerle teslim alınmamış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gönderilen irsaliyeler ile şirketimiz kayıtlarının karşılaştırmasında tarafımızca teslim edilmiş olan kasa/paletlerin de teslim edilmemiş gibi listede dökümü yer verildiği anlaşılmıştır…muhatap firmaya iddia edildiği miktarda bir kasa ve palet borcumuz bulunmadığını, muhatabın belirtilmiş olduğundan oldukça az miktarda oldukça az miktarda teslim edilemeyen kasa ve/veya palet var ise de bu hususun tespiti zaman alacağından, her depo nezdinde kasa palet bulunduğunu tespit edildikçe muhatap firma ile iletişime geçireler kasa/paletlerin iade edileceği, ancak muhatap firmanın iddia ettiği ölçüde bir kasa/palet alacağı bulunmadığı, mevcut taleplerini yasal herhangi bir yazılı belge ile de ispat edememiş olduklarından, firma vekiline 03.04.2013 tarihli mail ekinde örnek niteliğinde gönderilen ... Depo kayıtları ile sevk irsaliyeleri örneği ile bu hususun yeniden kendilerince gözden geçirilmesi gerektiği hususları, müvekkil şirketin doğmuş ve doğacak alacak hakları ve sehven yapılacak maddi hataları düzeltme haklarımız ve şirketimiz lehine doğabilecek her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere ihtarnamenize cevaben bilgilerinize sunulur…” şeklinde ihtarda bulunulduğu görülmüştür. 2-b-3)Davalı tarafından davacıya keşide edilen ... Noterliğinin 21.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin yapılan incelemesinde, davalı şirket tarafından, davacı şirkete özetle, “…Muhatap firmaca, şirketiniz ile herhangi bir mutabakata varılmaksızın kasa/paletleri iade edilmediği ve bedellerinin ödenmediğinden bahisle ödenmesinin talep edilmesi hukuka ve ticari teamüle uygun bulunmamaktadır. Bu bakımdan 82.086 adet kasa ve 1551 adet palet taleplerinin dayanağı olan bilgi ve belgelerin (irsaliye numarası-irsaliye tarihi-teslim tarihi-ürün kodu-ürün adı-ilgili depo-adet-koli gibi verileri içeren Excel formatlı veriler) tarafımıza ulaştırılması halinde ... A.Ş.’nin de katılımı ile gerekli incelemenin yapılacağı hususunu yasal her türlü hakkımız saklı kalmak kaydı ile muhatabın Büyükçekmece ... Noterliğinden tasdikli 01.11.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine cevaben bildiririz…” şeklinde ihtarda bulunduğu görülmüştür. 2-c) Sözleşmelerin incelemesi: Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan Kadıköy ... Noterliğince 09 Mart 2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenen sözleşmenin yapılan incelemesinde, davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında süt ve süt ürünleri fason üretimine dair prensip ve koşulların belirlenmesine ilişkin olduğu, davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında 17.02.2010 tarihinde tanzim edilerek imza altına alındığı görülmüştür. Davacı ile ... A.Ş. Arasında düzenlenen 22.04.2010 tarihli Tedarikçi Sözleşmesinde "Bu cari ile ... Kategori ile çalışılacaktır. Rekabet fiyatlarında min. % 25 marj garantisi oluşacaktır." ifadesinin yazılı olduğu görülmüştür. 2-ç) Teslim Tutanağı İncelemesi: Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan 15.01.2013 tarihli teslim tutanağının incelemesinde; taraflar arasındaki hukuki ihtilafın çözümüne katkıda bulunmak adına toplam 82.086 adet kasa ve 1551 adet palet dair taleplerin dayanağı olan “irsaliye tarihi, irsaliye numarası, fatura tarihi, fatura numarası, stok kodu, stok adı, teslim edilen depo, miktar, BR” hususlarını içeren Excel formatında hazırlanmış olan 9 (dokuz) sütun ve 8583 satırdan oluşan toplam 105 sahifelik raporun davalı şirket vekil Av. ...’e teslim edildiği görülmüştür. 2-d)Bilirkişi Raporları İncelemesi: 2-d-1)Dava dosyasına İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunulan, E. Vergi Başmüfettişi ... tarafından tanzim edilen 30.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda, “…Davalının iade etmediği kasa ve paletlerin KDV dahil tutarının 502.609,20 TL olduğunu, davacı vekili iade edilmeyen kasa ve paletler için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak KDV dahil 11.800 TL’nin tahsilini talep ettiğinden, taleple kayıtlı olarak davalının borcunun 11.800 TL olarak kabul edilebileceğini (davacı vekili dava tutarını ıslah etmiş ise ıslah edilen tutarın ayrıca göz önüne alınmasını), Davacı vekilinin talep etmiş olduğu 11.800 TL’nin temerrüt tarihi olan 18.11.2012 tarihinden tahsil tarihine kadar geçecek olan süre için hesaplanacak olan ticari faiz tutarı ile birlikte tahsil edilmesinin uygun olacağını davacı vekili dava tutarını ıslah etmiş ise ıslah edilen meblağ için ıslah tarihinden tahsil tarihine kadar geçecek süre için hesaplanacak olan ticari faiz tutarı ile birlikte tahsilinin uygun olacağı…” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-2)Prof. Dr. ... ve Mali Uzm./Ekonomist ...’den oluşan bilirkişi heyetinin 01.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda, “…iade edilmeyen kasa veya paletlerden ve bunların bedellerinden, davalının sorumlu olacağı hususunu benimsemesi durumunda, davacının kestiği hangi faturalarda, ne kadar kasa veya palet tahakkuk ettirilip ettirilmediği, düzenlenen fatura veya sevk irsaliyelerinde davalının tesellüm imzalarının olup olmadığı hususlarının yaklaşık 8.200 adet faturanın, davacının defter kayıtları, (dosyada talimat bilirkişi tarafından konulmayan davacıya ait cari hesap ekstre kayıtları) üzerinden, davalı şirketin dosyaya konulan cari hesap kayıtları ile de karşılaştırmak suretiyle talimat bilirkişisi tarafından davacı kayıtları üzerinde yeniden incelenmesi gerektiği…” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-3)Prof. Dr. ... ve Mali Uzm./Ekonomist ...’den oluşan bilirkişi kurulunun 10.06.2015 tarihli ek raporunda, “…Davalı uhdesindeki, davacı şirketin envanterine (demirbaşına kayıtlı) 1.106 adet palet ve 71.809 adet kasayı davacı şirkete iade etmesi, iade etmemesi halinde, dava tarihindeki ikame bedeli üzerinden bedelinin davacı şirkete ödenmesi gerektiği…” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-4)Prof. Dr. ..., ... ve ...’den oluşan bilirkişi kurulunun 27.01.2017 tarihli ikinci ek raporunda, “…Tedarikçi ve müşteri firmalar arasında yapılan ticaretlerde ticari malın koruması, sevkiyatı ve stoklama amacıyla kullanılan kasaya ve palet gibi yardımcı malzemeler, faturalandırılıp sahiplik hakkı diğer kişiye geçmediği sürece mutlaka döngüsü sağlanmalı ve sahiplik hakkı tedarikçi firmalarda kalmalıdır. Bu tür durumlarda müşteri firmalar, tedarikçi firmaya söz konusu yardımcı malzemelerin iadesini yapmak ya da iade edememesi gibi durumlarda ise ikame bedeller üzerinden bu söz konusu yardımcı malzemelerin bedellerini ödemekle yükümlüdürler…” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-5)Prof. Dr. ..., ... ve ...’den oluşan bilirkişi kurulunun 23.10.2017 tarihli üçüncü ek raporunda, “…davacının, dava tarihi itibariyle davalı şirketten, 413.061,06 TL + KDV ana para, 42.338,75 TL faiz olmak üzere, toplam 455.399,81 TL alacağın olduğu, asıl alacağın yasal faizi ile davalıdan tahsili gerektiği…” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-6)Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla dosyaya sunulan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... tarafından tanzim edilen 14.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, “…davacı kayıt ve belgeleri davalı şirkete teslim edilen ve iade edilmeyen palet adedinin irsaliyeleri ibraz edilip davalı firmaya 156 adet paletin teslimi ispatlanması halinde, 1.259 adet palet, aksi halde 156 adet paletin irsaliyeleri sunulamaması halinde 1.259-156=1.103 adet paletin ve 82.086 adet kasanın iadesi veya bedelinin davacı firmaya teslimi gerekeceği…” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-7)Bilirkişiler mali müşavir-bağımsız denetçi ..., Dr. Öğretim Üyesi ... ve gıda yüksek mühendisi ... tarafından düzenlenen 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda; "gerek fatura ve sevk irsaliyeleri ve gerekse tarafların ticari defterleri bakımından 242 adet KASA‘yı içeren toplam 2 adet faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğunun, ancak bunun davalının ticari defterinde kayıtlı olmadığının görüldüğü, eğer davacının defterleri dikkate alınacak olursa bu halde davacının toplamda iade edilmeyen 1.551 adet PALET ile toplamda iade edilmeyen 82.086 adet kasayı oluşturan Çiftli Kasa tipi olan toplam 40.633 kasadan (40.633-112) 40.521 adet kasa ve Orta Kasa tipi olan toplam 25.693 kasadan 25.563 adet (25.693-130) kasanın davalı şirkete teslim edildiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği üzere 1551 adet palet ile toplam 82.086 adet kasayı davalıya teslim ettiği ve davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak zilyetliğin iadesini talep edebileceği, Eğer kasaların ve paletlerin iadesi mümkün olmazsa bunların bedellerine ilişkin alternatifli hesaplamanın yukarıda davacı alacağı kısmında yapıldığı (2012 yılı KDV dahil bedelinin 558.856,30 TL veya ikinci el değeri kabul edilecek ise 2012 yılı KDV dahil bedelinin 279.428,00 TL) ve bedelin buna göre talep edilebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-8)Bilirkişiler mali müşavir-bağımsız denetçi ..., Dr. Öğretim Üyesi ... ve gıda yüksek mühendisi ... tarafından düzenlenen 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, kök rapordaki görüşler muhafaza edildiği, ek olarak; "Güncel kasa ve palet fiyatları belirlenirken dava dosyasında konu edilen euro palet ve kasaların tipi, yapısı, kullanım alanı ve ebadına göre ülkemizde farklı illerde faaliyet gösteren ve farklı kapasitedeki birçok üretici ve/veya satıcı firmanın öncelikle katalog fiyatlarının incelendiği; söz konusu üretici ve/veya satıcı firmaların kapasiteleri, girdi maliyetleri, üretim koşulları, hammadde kalitesi ve maliyeti, satış stratejileri vb. gibi pek çok parametre, serbest piyasa ekonomisinde satış fiyatlarını belirlediğinden yapılan teknik değerlendirmede bu bilgilerin de göz önünde tutulduğu; daha sonra belirlenen firmalardan dava konusu ürünler için fiyat teklifleri alınmak sureti ile değerlendirmeye alınan firma sayısı hesaba katılarak ürünlerin birim fiyatları ortalama değer olarak hesaplandığı, b. Gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu ile Gıda Hijyeni Yönetmeliği’nin belirlediği şartları; kendi faaliyet alanının her aşamasında sağlamak ve doğrulamakla yükümlü olduğu, c. Buna göre davacının gıda zinciri içerisinde sevkiyatta kullandığı tüm ekipmanların, palet ve kasaların da gıda güvenliği sistemi içerisinde, hijyen yönetmeliğinin belirlediği şartları yerine getirerek, gıdayı bulaşmadan korumak için temiz, bakımlı ve iyi şartlarda muhafaza edilmesinden ve yeterli, etkili bir şekilde temizleyip ve gerekli durumlarda temizlik ve dezenfeksiyon işlemini bulaşma riskini önlemek için yeterli sıklıkta yapmaktan, ayrıca çalışır durumda, bakımlı ve iyi şartlarda tutulmasından sorumlu olduğu, bu sebeplerle özellikle ikinci el kasaların sevkiyatta kullanılmasının mümkün olamayacağı kararının gıda işletmecisi olarak davacı tarafa ait olacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-d-9)Bilirkişiler mali müşavir-bağımsız denetçi ..., Dr. Öğretim Üyesi ... ve gıda yüksek mühendisi ... tarafından düzenlenen 09.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, kök rapordaki görüşler muhafaza edildiği, ek olarak; "Davacının İtirazlarının Değerlendirilmesi Demirbaş olduğu ifade edilen dava konusu kasa ve paletlerin sıfır alındıktan sonra da doğal olarak sürekli kullanım neticesinde ikinci el niteliği taşıdığı, birinci Ek Raporda da belirtildiği üzere, dava konusu palet ve kasaların değerlendirmelere esas teşkil etmesi sebebi ile sıfır ve ikinci el değerleri ayrı ayrı hesaplanmış olup, hesaplamada hangi tutarın dikkate alınacağına ilişkin hukuki takdir mahkemeye aittir. B-Davalının İtirazlarının Değerlendirilmesi: B.1- Huzurdaki davanın konusu cari hesap alacağı olmayıp, davacı tarafından davalıya teslim edilen kasa ve paletlerin iadesi, mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesi talebine ilişkindir. Dava konusu ihtilaf hakkında rapor hazırlamak için davacı şirket tarafından mahkeme kalemine sunulan 13 adet sevk irsaliyesi ve faturaların bulunduğu klasörler mahkeme kaleminden alınarak tek tek incelenip rapor düzenlenmiştir. Davalının defterleri daha önceki bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak incelenip, defter ve kayıtları ile ilgili evraklar dava dosyasına sunulduğundan, işbu evraklar üzerinde gerekli incelemeler yapılmış olup, davalı şirketin yerinde incelenmesinin ihtilafın çözümüne bir etkisinin olmayacağı, B.2-Davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında 17.02.2010 tarihinde sözleşme imzalandığı, daha sonra ... A.Ş. nin iştiraki olan ... Marketlerin hisselerinin 01.08.2011 tarihinde ... A.Ş. ve ... A.Ş. ’ye satılarak devredildiği ve ... A.Ş. bünyesinden çıktığından ve dava konusu kasa ve paletler 01.08.2011 tarihinden sonra teslim edilenlere ilişkin olduğundan davalının itirazları yerinde görülmediği, B.3-Heyetimiz tarafından düzenlenen ek raporda, dava konusu palet ve kasaların sıfır ve ikinci el değerleri ayrı ayrı hesaplanmış olup, hesaplamada hangi tutarın dikkate alınacağına ilişkin hukuki takdir mahkemeye ait olduğundan ilave değerlendirme yapılmadığı, B.4-Davacı taraf, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın çözümüne katkıda bulunmak adına toplam 82.086 adet kasa ve 1551 adet palet dair taleplerin dayanağı olan “irsaliye tarihi, irsaliye numarası, fatura tarihi, fatura numarası, stok kodu, stok adı, teslim edilen depo, miktar, brm..” hususlarını içeren Excel formatında hazırlanmış olan 9 (dokuz) sütun ve 8583 satırdan oluşan toplam 105 sahifelik listeyi ve bu listede yer alan irsaliye suretlerini klasörler halinde dava dosyasına sunmuş, davalı şirket vekiline de teslim ettiği, dava dosyasındaki teslim tutanağından anlaşılmıştır. Dosya kapsamında düzenlenen 14.12.2018 tarihli bilirkişi raporunun yapılan incelemesinde, toplam teslim ürün adedinin 14.215, iade edilen adedinin 12.956 olduğu, iade edilmeyen adedinin 1.259 olduğu belirlenmiş ise de mahkeme kaleminden alınan ürün teslim ve iadesine ilişkin 13 adet klasör fiziken incelenmiş ve sunulan listeler ile karşılaştırılmış, 1551 Euro Palet ve 81.844 adet toplam rakam bu şekilde bulunmuş, talimat raporundaki hesaplama tarafımızca dikkate alınmamıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-e)Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi: 2-e-1)Davacının kasa ve palet bedellerini isteyip isteyemeyeceği hususunda inceleme ve gerekçe: Müsnet davada, davacı, davalının 82.086 adet kasa ve 551 adet paleti geri vermediğini iddia etmekte ve kullanılmamış bedellerini talep etmektedir. Davalı ise öncelikli olarak kasa ve paletlerin kendisine teslim edilmediğini, edilmiş ise de iade edildiğini savunmakta, kasa ve palet sayısına da itiraz etmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı tarafından davalıya gönderilen ürünlerin taşınmasında kullanılan palet ve davacı şirketin unvan ve amblemini taşıyan kasaların davalı tarafından davacıya iade edilip edilmediği hususunda yapılan incelemede paletlerin ve kasaların davacıya teslim edildiğini gösterir bir delil yoktur. Anılan paletlerin ve kasaların iade edilmesi ve bedellerine ilişkin olarak taraflar arasında herhangi bir anlaşma da yoktur. Davacının kayıtlarında davalıya ait hesap hareketlerinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/3Tal. sayılı dosyası tahtında yapılan inceleme sonucu dava dosyasına gönderilen E. vergi Dairesi Müfettişi ... tarafından düzenlenen 30.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda incelendiği, “…Davacının davalıdan 31.12.2011 tarihi itibariyle 3.183.018,65 TL, 31.12.2012 tarihi itibariyle 519,75 TL ve 31.12.2013 tarihi itibariyle 129.435,69 TL cari hesap alacağının bulunduğu…” şeklinde tespitte bulunmuştur. Davalının kayıtlarında davacının hesap hareketleri incelenmiş olup 2011 yılı içerisinde davalı şirketin, davacı şirket için ... ve ... no.lu hesap hareketlerinde borç/alacak ilişkisini düzenlendiği, 2011 yılında ... no.lu hesapta davalının, davacı şirkete bakiye 2.871.672,46 TL, ... no.lu hesapta bakiye 311.346,39 TL olmak üzere toplam 3.183.018,85 TL borçlu olduğu, 2012 yılı ... no.lu hesapta davalının davacı şirkete bakiye 519.83 TL borçlu olduğu, 2013 yılı sonu itibariyle davalının davacı şirkete dava tarihi itibariyle cari hesap bakiyesi olarak 30.726,01 TL borcu gözüktüğünün tespit edildiği, mali açıdan karşılıklı olarak yapılan incelemede; gerek fatura ve sevk irsaliyeleri ve gerekse tarafların ticari defterleri bakımından 242 adet kasayı içeren toplam 2 adet faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak bunun davalının ticari defterinde kayıtlı olmadığı, eğer davacının defterleri dikkate alınacak olursa bu halde davacının toplamda iade edilmeyen 1.551 adet palet ile toplamda iade edilmeyen 82.086 adet kasayı oluşturan çiftli kasa tipi olan toplam 40.633 kasadan (40.633-112) 40.521 adet kasa ve orta kasa tipi olan toplam 25.693 kasadan 25.563 adet (25.693-130) kasanın davalı şirkete teslim edildiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği üzere 1551 adet palet ile toplam 82.086 adet kasayı davalıya teslim ettiği ve davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak zilyetliğin iadesini veya bunların bedellerini talep edebileceği kanaatine varılmıştır.Her ne kadar, davalı vekili, kasa ve paletlerin kendilerine teslim edilmediğini, teslim edildiği kabul edilirse de teslim edien kasa ve palet sayısına itirazda bulunarak yerinde inceleme yapılmasını talep etmiş ise de, davacı şirket vekili Av. ... ile davalı şirket vekili Av. ... arasında 15/01/2013 tarihinde tanzim edilen teslim tutanağı başlıklı protokolde irsaliye tarihi, numarası, fatura tarihleri, numarası, stok kodu, stok adı, teslim edilen depo, miktar, BR hususlarını içeren exel fortamında hazırlanan raporla 82086 kasa ve 1551 adet paletin davalı uhdesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf, bu protokol kapsamında davalının teslim aldığı kasa ve paletleri davacıya iade ettiğine dair herhangi bir delil ortaya koyamamıştır. Yani dava konusu kasa ve paletlerin teslim edildiği ve iadenin gerçekleşmediği hususu protokolle sabit olmuştur. Bu nedenle davalı vekilin teslim yapılmadığına dair savunması yerinde görülmemiştir. Bu bakımdan her ne kadar davalı taraf yerinde inceleme yapılarak kasa ve paletlerin sayısının tespitinin yapılmasını istemiş ise de, davamızın konusu cari hesap alacağı olmayıp, davacı tarafından davalıya teslim edilen kasa ve paletlerin bedelinin ödenmesi talebine ilişkin olup, belirtilen protokol kapsamında iade edilmeyen kasa ve paletler sabit olduğundan davalı vekilinin yerinde inceleme talebinin sonuca etkisi olmadığından bu talep reddedilmiştir. Her ne kadar, davalı vekili "taraflar arasında palet ve kasa gibi ürünlerin bedellerinin ödenmesi ya da iadesine ilişkin herhangi bir sözleşme, anlaşma, mutabakat veya taahhütname bulunmadığını, davacının talep ettiği kasa ve paletlerin ne kadarının ... A.Ş. dönemindeki teslimlere ilişkin olduğunun araştırılmadığını, tüm palet ve kasaların iadesinin sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesinin doğru olmadığını savunmuş ise de, davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında 17.02.2010 tarihinde sözleşme imzalandığı, daha sonra ... A.Ş.'nin iştiraki olan ... Marketlerin hisselerinin 01.08.2011 tarihinde ... A.Ş. ve ... A.Ş.’ye satılarak devredildiği ve ... A.Ş. bünyesinden çıktığından ve dava konusu kasa ve paletler 01.08.2011 tarihinden sonra teslim edilenlere ilişkin olduğundan davalı vekilinin bu itirazı da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin bir diğer savunması bedelsizliktir. Davalı vekili, taraflar arasında veya davacı ile dava dışı ... A.Ş. Arasında kasa ve paletlerin ayrıca bir bedeli olduğuna dair anlaşma olmadığından kasa ve palet bedellerinin istenemeyeceğini savunmaktadır. Bu yönden yapılan incelemde, dava konusu kasa ve paletlerin davacının envanterine kayıtlı olduğu, mülkiyetinin bu nedenle davacıya ait olduğu, iade edilmemesi halinde artık davacının bedeli talep edebileceği anlaşılmakla, davacının mal varlığında palet ve kasalar yönünden oluşan azalma nedeniyle kasa ve palet bedellerini talep edebileceği kanaatine varılmıştır. 2-e-2)Davacının kasa ve paletlerin kullanılmamış değerini mi, yoksa ikinci el değerini mi isteyebileceği, bedelin ne kadar olduğu hususunda inceleme ve gerekçe: Davacının talebi kasa ve paletlerin kullanılmamış değerinin kendisine ödenmesine ilişkindir. Davalı ise, bedellerin ikinci el değeri üzerinden hesaplanmasını talep etmektedir. Bu bakımdan kasa ve paletlerin kullanılmamış değerinin ödenmesi için taraflar arasında yazılı bir anlaşma olması gerekir. Yukarıda belirtildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşmede kasa ve paletlerle ilgili herhangi belirleme yoktur. Dolasıyısla da, kasa ve paletlerin kullanılmamış bedelinin ödeneceği ile ilgili de taraflar arasında yazılı veya sözlü bir anlaşma bulunmamaktadır.Davacının kasa ve paletleri kullanılmış malzemedir. Bu malzeme tek kullanımlık olmayıp en az 3-4 yıl kullanılabilecek bir üründür.Bu durumda dava konusu kasa ve paletlerin ikinci el değerlerinin davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacı, kasa ve paletlerin kullanılmamış olduğunu iddia ediyor ise ürünlerin yeni olduğunu kanıtlama yükümlülüğü davacıda olup, davacı taraf kasa ve paletlerin kullanılmamış olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davaya konu kasa ve paletlerin ikinci el değerlerine hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dava konusu euro palet ve kasaların gerek birinci el, gerekse ikinci el değerleri, sektör bilirkişisi tarafından 03.02.2020 tarihli raporun 6-8. Sayfalarında denetime elverişli şekilde hesaplanmış olup, Mahkememizce ikinci el değerleri üzerinden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varıldığından, davacı tarafından davalı şirkete teslim edilen 1.551 adet Euro Palet (9.150,90 TL) ile 81.844 adet kasanın (270.277,10 TL) 2012 yılı KDV dahil bedelinin 279.428,00 TL olduğu ve davacının bu miktarda alacağı davalıdan isteyebileceği kanaatine varılmıştır. 2-e-3)Temerrüt tarihi ve faizin türü yönünden inceleme ve değerlendirme: Kural olarak TBK'nin 117. Maddesi gereğince “muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse bugünün geçmesiyle…” temerrüdün başlayacağı kabul edilir.Somut olayda, davacı tarafından davalıya Büyükçekmece ... Noterliğinin 01.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile “…mülkiyeti müvekkilimiz şirkete ait olan toplam 1551 adet palet ile toplam 82.086 adet kasayı iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç on beş gün içerisinde müvekkilimiz şirkete aynen sağlam ve kullanıma elverişli biçimde iade etmenizi, bu aynen iadenin tarafınızca hiç yerine getirilmemesi halinde KDV dahil olan toplam 502.609,20 TL meblağındaki KASA+PALET ücretini iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte müvekkilimiz şirkete ödemenizi…” şeklinde ihtarda bulunulduğu görülmüştür.Davacının ihtarnamesinde, davalı tarafa aynen iade için 15 gün süre verilmiş olup, ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 02.11.2012 tarihinden sonraki 16. Gün itibariyle davalı temerrüde düştüğünden 279.428 TL alacağın 18.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Faizin türü ile ilgili olarak; davacı vekili, dava dilekçesi ile alacağın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Bu durumda, davacının avans faizi isteyip isteyemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. 5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa hükümlerinde, 01.05.2005 tarihinden itibaren yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış, bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) faiz uygulamasına geçilmiş, diğer bir deyişle 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde, 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.Buna göre, her ne kadar her iki taraf da tacir ve yapılan iş de ticari olduğundan, davacının TL alacağı için isteyebileceği faiz türü 3095 sayılı Kanun'un 2. Maddesinde belirtilen şekilde ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi olan avans faizi ise de, davacı vekili dava dilekçesinde uygulanacak faiz türünü kanunda yer verilmeyen şekilde "ticari faiz" olarak istediğinden ve yüksek Yargıtay'ın bu tür davalara bakan yüksek Daireleri kararlarına göre (örn: Yargıtay (kapatılan) 19. HD. 1.3.2018 tarih 2016/13877 esas, 2018/1090 karar) ticari faizin karşılığı yasal faiz olduğu yönünde uygulama yapıldığından alacağa temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. 2-e-4)Sonuç: Sonuç olarak, davacı taraf, 2010 yılında davacı ile davalı şirket vekili Av. ... arasında tanzim edilen protokolle dava konusu 82086 kasa ve 1551 adet paletin davalı uhdesinde bulunduğunu, davacıya geri verilmediğini kanıtladığından, yukarıda belirtilen nedenlerle davacı taraf bu kasa ve paletlerin dava tarihindeki ikinci el değerlerini istemeye hak kazandığından davanın kısmen kabulü ile 279.428,00 TL'nin 18.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 223.181,20 TL'lik istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜ ile 279.428,00 TL'nin 18.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin 223.181,20 TL'lik istemin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı nitelikte olup kaldırılmasını talep ettiklerini, Dava konusu kasa ve paletlerin müvekkilleri davacı şirketin demirbaş listesinde kayıtlı mallardan olduğunu; demirbaş listesinde yer almakta olan kasalar üzerinde müvekkilleri davacı şirketin kurumsal kimliğini taşıyan marka ve logosu yer almakta olduğunu; bu hususun dosyada mübrez bilirkişi raporları ile sabit olduğunu; müvekkili davacı şirketin davalı taraftan geriye iade alamadığı her bir kasa ve paleti tekrardan ikame etmesi yani yeniden tedarik etmesinin gerekliliğinin ortada olduğunu; muhasebesel anlamda yeniden ikame değeri hepimizin malumu olduğu üzere ise bir iktisadi kıymetin değerleme gününde yeniden tedarik edilmesi durumunda malolacağı değeri ifade ettiğini; ilk derece mahkemesi tarafından dava konusu kasa ve paletlerin yeniden ikamesine dair bir kısım bilirkişi incelemeleri yaptırılmış olup, bu raporlar dosya muhtevasında yer almakta ise de tüm bu raporlara süresi içerisinde yapmış bulunduğumuz itirazlarımızdan ve dosya kapsamında yer almakta olan 13 klasör içerisinde yer almakta bulunan fatura ve eki irsaliyelerin alt kısımlarında açıkça yazılı olduğu üzere, kasaların birim fiyatlarının 5,00-TL+KDV, paletlerin birim fiyatlarının ise 10,00-TL+KDV olduğu ve bu fatura ve irsaliyelerin davalı şirket kayıtlarında yer almakta olduğu somut olarak ortada iken artık, kasa ve paletlerin sıfır fiyatlarının mı yoksa ikinci el fiyatlarının mı hesaplamaya esas alınması gerektiğine dair tartışmaya lüzum bulunmadığını; bu hususa dair yargılama aşamasında yapmış bulundukları itirazlarının ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmaksızın karar aşamasında kasa ve paletlere dair ikinci el değerleri üzerinden yapılmış bulunan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiş olmasının hukuki gerçeklikten uzak olduğunu, Ayrıca dava dosyası içerisinde yer almakta olan tüm belgelerden de görüleceği üzere diğer müşterilerinin ve kendisine ait markalarının yanında davalı şirkete ait bir kısım markalı ürünleri taraflar arasındaki sözleşmeler dairesinde fason olarak üretimini yaparak davalı tarafa sevkiyat ve teslimini gerçekleştirdiğini; malların sevkiyatını ise yine dosyada mübrez bilirkişi raporlarında yer almakta bulunan kendisine ait marka ve logoların bulunduğu kurumsal kimliğini taşıyan ve demirbaş listesinde yer almakta olan kasalar ve yine demirbaş listesinde yer almakta bulunan paletler ile gerçekleştirdiğini; ayrıca müvekkili davacı şirket süt ve süt ürünleri imalatı ile iştigal etmekte olduğunu; müvekkili davacının, gerek Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve gerekse tabi olduğu ilgili yasa, yönetmelik ve düzenlemeler göz önünde bulundurulduğu vakit piyasadan ikinci el kasa ve palet alarak üretimini gerçekleştirmekte olduğu süt ve süt ürünlerinin sevkiyatını gerçekleştiremeyeceği açıkça ortada olduğu gibi, kurumsal kimliğini zedeleyeceği de aynı şekilde ortada olduğunu; 03.11.2020 tarihli Bilirkişi Heyeti Ek Raporun sonuç kısmının 4. kök biilirkişi raporuna yapılan itirazlara ilişkin olarak kısmında müvekkili davacı şirketin '' Gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu ile Gıda Hijyeni Yönetmeliği'nin belirlediği şartları sağlamakla zorunlu bulunduğu....'' şeklinde tespitte bulunulmuş olduğunu; bu rapordan sonra alınmış bulunan 09.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında kasa ve paletlere dair sıfır ve ikinci el değerlerinin hesaplanmasının usul gereği olduğu belirtildiğini; tüm bu hususlardan açıkça görüleceği üzere müvekkili davacı şirketin piyasadan ikinci el kasa ve palet edinerek kullanacak olması kurumsal kimliği ile bağdaşmayacaği gibi, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu ile Gıda Hijyeni Yönetmeliği'ne de açıkça aykırılık teşkil edeceğini, Mahkemece kasa ve paletlerin ikinci el değerlerine dair hesaplamanın karara esas alınması suretiyle verilmiş bulunan fazlaya ilişkin 223.181,20-TL istemin reddine dair kısmen red kararı usul ve yasaya aykırı olup, istinaf inceleme taleplerine binaen kaldırılmasına dair karar verilmesini talep ettiklerini, İlk derece mahkemesi tarafından, kararın gerekçe kısmında her iki tarafında tacir ve yapılan işin de ticari olduğunun doğru biçimde tespit edildiğini; ancak fava dilekçesinde avans faiz yerine ticari faiz yazıldığı gerekçesi ile yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, uygulanacak olan faiz türüne faizin başlangıç tarihine dair olan kısımları usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 1530/7 maddesinin gerekçeli karara esas alınması gerektiğini; bu maddenin, istisnai nitelikte olduğunu, davacı tarafın tedarik borcunu yerine getirmiş bulunduğu her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ile sübut bulduğunu; davalının borcunu 1530’uncu madde de öngörülen süreler içerisinde ödemediğini, mahkemece TTK'nun 1530 maddenin yedinci fıkrası uyarıca hesaplanacak olan her yıl yayınlanmakta olan değişken oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair karar vermesi gerekmekte iken hatalı biçimde yasal faize hükmedildiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, toplam 502.609,20-TL üzerinden davanın kabulü ile 18.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte alacağın davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk derece mahkemesi kararının hukuka açıkça aykırı nitelikte olup kaldırılmasını gerektiğini, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında belirtildiğinin aksine, müvekkilinin o dönemdeki avukatı ...'in imzaladığı 15/01/2013 tarihli evrakın, dava konusu palet ve kasaların teslim alındığına yönelik bir protokol olmayıp, davacı firmanın vekilinin iddialarına ilişkin olarak elden sunduğu 105 sahifelik excell raporun av. ... tarafından elden teslim alındığını göstren bir tutanak olduğunu, "Teslim tutanağı" başlıklı anılan tutanakta dava konusu kasa ve paletlerin müvekkil tarafından teslim alındığını belirten herhangi bir ifadenin kesinlikle bulunmadığını, keza, dosyada dava konusu kasa ve paletlerin müvekkile teslim edildiğini gösteren herhangi bir protokol ve sair bir belgenin kesinlikle mevcut olmadığını, ilk derece mahkemesinin bu tutanağı kasa ve paletlerin müvekilinin uhdesinde bulunduğuna yönelik bir protokol olarak değerlendirmesinin ciddi şekilde hatalı ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, anılan tutanağın sadece davacı firmanın avukatının hazırladığı excell formatındaki raporun fiziken elden teslim alındığına yönelik bir teslim tutanağı olduğunu, dosyada mevcut sözkonusu tutanağın içeriği incelendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, anılan excel rapounun Av. ... tarafından, davacı tarafın iddialarının haklı olup olmadığı hakkında inceleme/değerlendirme yapmak amacıyla teslim alınmış olup, bu raporda yer verilen kayıtlarla müvekkil şirketin kayıtlarındaki bilgilerin karşılaştırılması akabinde de davacı tarafın iddialarının/taleplerinin haksız olduğunun tespit edildiğini ve bu durum davacı tarafa ihtarname ile de bildirildiğini, sözkonusu tutanak, dava konusu kasa ve paletlerin müvekkili tarafından teslim alındığına, uhdesinde tutulduğuna yönelik bir protokol niteliğinde olmadığı açıkça ortada olmasına rağmen, mahkemenin bu hususta hukuka aykırı şekilde hatalı değerlendirme yaptığını, Dava konusu kasa ve paletlerin davacının envanterine kayıtlı olmasının da davacı tarafın işbu davada haklı olduğunu göstermeyeceğini, dava konusu kasa ve paletlerin müvekkiline teslim edildiğinin, müvekkil şirketin personellerinin imzaladığı teslim belgeleriyle (imzalı irsaliyelerle) ispatlanmış olması gerektiğini, oysa dosyada; dava konusu kasa ve paletlerin müvekkil şirkete teslim edildiğini ispatlayan hiç bir belge bulunmadığını, dava konusu kasa ve paletlerin teslim belgelerindeki imzaların sahibinin kim olduğu anlaşılamıyorsa davacı taraftan imzalı teslim belgelerinin kime teslim edildiğinin açıklattırılarak, imza inkarında bulunulması halinde gerektiğinde imza incelemesi yapılarak teslim hususunda araştırma yapılmasından sonra karar verilmesi gerektiğini, fakat işbu davada bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, yargılama aşamasında mahkemeye sundukları beyanlarında da davacıın dava konusu kasa ve paletlerin kimler tarafından teslim alındığını gösteren imzalı teslim belgelerini sunması ve bu teslim belgelerini imzalayan kişilerin müvekkili şirketin çalışanı olup olmadığının araştırılması, incelenmesi gerektiğinin, davacı tarafından bu hususlarda mahkemeye herhangi bir imzalı teslim belgesi sunulmadığının, diğer taraftan kasa ve paletlerin kimlere teslim edildiği hususunda herhangi bir araştırma, inceleme de yapılmadığının belirtildiğini (İstanbul BAM 16. H.D. 23.05.2019 T. 2017/2035 E., 2019/1175 E. Sayılı kararı), dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında da, davacının müvekkili şirkete söz konusu palet ve kasaların teslim edildiği yönündeki iddiialarının, sadece ve sadece, teslim teselsüm belgelerinin ibrazı halinde, teslim aldığı belirtilen kişilerin kim olduğunun, varsa belgedeki imzanın müvekkil şirket çalışanına ait olup olmadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde ortaya çıkabileceğinin dikkate alınmadığını, bu yönüyle bilirkişi raporlarının eksik ve denetime elverişsiz tanzim edilmeye devam edildiğini, dava dosyasındaki tüm bilirkişi raporlarında; sadece fatura ve irsaliye bilgilerinin, bir de hangi depoya faturanın ve irsaliyenin gönderildiği bilgisinin yazıldığını, ancak bu irsaliyelerde veya faturalarda belirtilen kasa ve paletlerin kim tarafından teslim aldığına ilişkin hiçbir bilginin yazılmadığını, bu kapsamda da, bilirkişi raporundaki değerlendirmeler hatalı ve gerçeğe aykırı olduğundan, davacı tarafın dava konusu kasa ve paletleri müvekkili şirkete teslim ettiğini ispat edememiş olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 23.12.2020 tarihli celsede açıkça belirtilmesine rağmen, son bilirkişi ek raporunda; davalı müvekkili şirket kayıtlarının, dava dosyasına cd halinde ibraz edilen iade belgelerinin incelenmediğini, buna rağmen, sayın mahkemece tekrar rapor alınması talebinin reddedildiğini, bu şekilde eksik inceleme ile düzenlenen rapora göre hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi ek raporunda; "...Dava konusu ihtilaf hakkında rapor hazırlamak için, davacı şirket tarafından mahkeme kalemine sunulan 13 adet sevk irsaliyesi ve faturaların bulunduğu klasörler mahkeme kaleminden alınarak tek tek incelenip, defter ve kayıtları ile ilgili evraklar dava dosyasına sunulduğundan, işbu evraklar üzerinde gerekli inceleme yapılmış olup, davalı şirketin yerinde incelenmesinin ihtilafın çözümüne bir etkisi olmayacağı,..." şeklinde belirtilmek suretiyle, sadece davacının sunduğu klasörlerde yer alan belgelerin incelemeye konu edildiğinin kabul edildiğini, davacının sunduğu belgeler zaten dava konusu ihtilafın ispatı açısından yeterli değil ise de, taraflarınca 14.02.2017 tarihli dilekçe ekinde CD halinde dosyaya ibraz edilen iade listesi ve irsaliyelerden ne kök raporda ne de ek raporda da hiç bahsedilmediğini belirterek itirazda bulunduklarını, mahkemece de 23/12/2020 tarihli celsede, bilirkişiye görevlendirme yapılırken, davalının kayıtlarının da irdelenmesi suretiyle, önceki raporlarda yer alan kasa - palet sayısındaki farklılığın ortaya konulması gerektiğinin belirtiliğini, ancak bilirkişiler tarafından; sadece mahkeme kalemi tarafından kendilerine verilen klasörlere göre raporun düzenlendiğini, bu klasörde de davacının hazırladığı belgelerin bulunduğu belirtilerek, dosyaya taraflarınca ibraz edilen kayıtların ve yerinde inceleme yapılması halinde ibrazı mümkün olabilecek kayıtların hiçbir şekilde irdelenmediğinin belirtildiğini, böylece bilirkişilerin, ilk derece mahkemesinin görevlendirmesine de aykırı olarak eksik inceleme neticesinde rapor rapor tanzim ettiklerini, mahkemenin de eksik inleme ile düzenlenen bu raporlara itibar etmek suretiyle aleyhe tesis hüküm tesis ettiğini, dosyaya fiziken sunamadıkları kayıt ve belgelerin de yerinde incelenmesi talepleri bakımından ise bilirkişilerin ısrarla, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesinin davaya konu ihtilafın çözümü açısından bir yararı olmayacağını belirttiklerini, ancak, her nedense davacı yanın defter ve kayıtları incelenmek suretiyle raporlar tanzim edildiğini, karşı tarafın ticari defter ve kayıtları inceleniyor iken, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları dikkate alınmadan rapor tanzim edilmesinin, kabul edilebilir olmadığını, Davacının ibraz ettiği faturalarda, kasa ve paletlerin bedelsiz olarak, satışa sunulacak ürünler ile birlikte satıldığının anlaşıldığını, bu kasa ve paletlerin iadesine ilişkin de taraflar arasında sözleşme, mutabakat, protokol veya taahhütname bulunmadığını, depozitolu olduğu belirtilmeyen faturalardaki kasa ve paletlere istinaden müvekkili şirketten iade istenmesinin mümkün olmadığını, nitekim son düzenlenen ek raporda ; "2-... Anılan paletlerin ve kasaların iade edilmesi ve bedellerine ilişkin olarak aralarında herhangi bir anlaşmanın bulunup bulunmadığı hususunda ; Bu hususta taraflarca bir anlaşmanın yapılmadığı..." tespit edilmiş iken; müvekkili şirkete palet ve kasalar için iade yükümlülüğü yüklemenin imkansız olduğunu, gerçekten de; davacı ve davalı şirket arasında dava konusu palet ve kasaların iadesine dair bir hüküm ya da sözleşme yada herhangi bir mutabakat, ek protokol, anlaşma veya müvekkil şirket tarafından verilen bir taahhüt de bulunmadığını, faturalara bakıldığında, kasa ve paletlerin, müvekkili şirkete satıldığı belirtilen diğer ürünler ile birlikte bedelsiz olarak yer aldığının görüldüğünü, müvekkili şirketten, davacının söz konusu faturada yer alan diğer ürünleri davacıya iadesi beklenmezken, kasa ve paletlerin iadesinin beklenmesinin anlaşılamadığını, esasen; paletlerin ve kasaların davacıya teslim edildiğini iddia eden davacı tarafın dosyaya sunduğu satış faturalarında kasa ve paletler için herhangi bir brim bedeli, depozito bedeli ve satışı yapılan ürünle birlikte kasa ve paletin toplam tutarı gösterilmediğinden, kasa ve paletlerin bila bedel/ bedelsiz olarak gösterilmesinin, faturalarda kasa ve paletlerin iade edileceğine ilişkin yazılı bir ifade bulunmamasının, kasa ve paletlerin müvekkil şirkete bedelsiz olarak satıldığına karine teşkil edeceğini, su, süt, alkolsüz içecekler, yoğurt gibi ürünlere ait ambalaj malzemelerinin (şişeler, kasalar vb.) depozitolu veya depozitosuz olarak içine konuldukları ürün ile pazarlandıklarını, bu tarz ürünlerin marketlerde kasalar içerisinde bulundurulduğunun, markette alışveriş yapan herkes tarafından da görüldüğünü, depozitolu satışlarda ise, satıcının ambalaj malzemelerini bayilerine bir sözleşme ile teslim ettiğini, satış yapıldıkça boşalan malzemelerin geri alındığını, depozitosuz satışlarda ise böyle bir usul bulunmadığını, davacının söz konusu kasa ve paletleri herhangi bir birim bedeli, depozito bedeli göstermeden, bila bedel/bedelsiz olarak faturalara yansıttığının bilirkişi raporlarında yer aldığını, buna ilişkin yapılan itirazlar bakımından ise, davacının demirbaşında söz konusu paletlerin yer alması nedeniyle geri isteyebileceğinin belirtildiğini, ancak davacının demirbaşında kasa ve paletlerin bulunup bulunmadığının bilinmesinin müvekkil şirket açısından mümkün olmayıdığını, taraflar arasındaki faturalaşmada ve ticari ilişkide de davacının böyle bir taleple müvekkili şirkete kasa ve palet teslim ettiğini gösterir bir belgenin dosyada mevcut olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk dairesi'nin 2015/4194 E., 2015/16433 K. Sayılı 08/12/2015 tarihli kararında da esasen depozitolu satış durumlarında firmaların kasa iadesi talep ettiklerinin görüldüğünü, davacının, müvekkili şirketle çalışmaya başladığında, kasa ve paletlerin iadesi için ek protokol/mutabakat yapılması talebinde de bulunmadığını, ürünleri müvekkili şirkete teslim ederken basiretli bir tacir gibi kasa ve paletleri geri istemediğini, müvekkili şirketin, salt davacının defter ve kayıtlarına işlediği faturalar nedeniyle sözleşme ile düzenlenmeyen "kasa ve palet iadesi konusunda" sonradan yükümlülük altına sokulamayacağını, bu itirazlarını belirterek heyete hukukçu bilirkişi ile perakende sektöründeki teamüller hakkında bilgi sahibi uzman bilirkişilerin atanmasını talep etmelerine rağmen hukukçu bilirkişi tarafından ne kök ne de ek raporda bu itirazlarının cevaplandırılmadığını, taraflar arasındaki hukuki ihtilafı giderecek şekilde hukuki görüş bildirilmediğini, kasa ve paletlerin iadesi, depozitolu satış vs. hususlarında da yine hiçbir görüş bildirilmemiş olup, zaten perakende market sektöründe uzman bulunmayan bir bilirkişinin bu husustaki değerlendirmelerinin dikkate alınmasının da mümkün olmadığını, mahkemenin bu itiraz ve beyanları dikkate almaksızın aleyhe hüküm tesis etmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Davacının 2010-2012 senelerindeki ürün teslimatları ile ilgili müvekkili şirketten uzunca bir süre herhangi bir iade talebinde bulunmadığı, davacının sürekli olarak kasa ve paletlerle sevkiyat yapılmak suretiyle ticaretine devam ettiği hususları dikkate alındığında da, davacının bu kasa ve paletleri bedelsiz olarak müvekkili şirkete teslim ettiği açık olup, artık bu kasa ve paletlerin iadesini talep edemeyeceği açıkça ortada iken müvekkili aleyhine karar tesis edilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, gerçekten de, davacı yanca işbu davanın Aralık 2013'de kısmi dava olarak ikame edildiğini, taleplerinde 2010 yıllarından kalma sevkiyat sırasında müvekkil şirkete teslim edildiğini iddia ettiği ürünlerin kendilerine iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacı yanın beyanlarından, bu sektörde uzun süredir iş yaptığı ve sevkiyatarının da sürekli olarak kasa ve paletler ile gerçekleştirdiklerinin iddia edildiği dikkate alınırsa, davacı yanca aradan geçen uzun süre içerisinde, müvekkil şirkete teslim ettiğini iddia ettiği kasa ve paletlerin iadesi ile ilgili hiçbir talepte bulunmamış olmasının da, davacının iş akışına aykırı olduğunu, olağan iş akışında, sürekli olarak kasa ve palet ile sevkiyat yapılması halinde, bu şekilde iş yapan firmadan beklenecek olanın, sevkiyatın tamamlanması akabinde kasa ve paletlerin kendilerine iade edilmesinin talep edilmesi olduğunu, ancak davacı yanca uzunca zaman müvekkil şirketten bu yönde hiçbir talepte bulunulmadığını, hal böyle iken, hiçbir şekilde davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yanca söz konusu palet ve kasalar müvekkil şirkete teslim edilmiş ise de, bu durumun kasa ve paletlerin müvekkili şirkete bedelsiz olarak, iade edilmemek üzere teslim edildiğini göstereceğini, bu yönden dahi ilk derece mahkemesinin haksız kararının kaldırılması gerektiğini, Davacı tarafın iddialarını hiçbir şekilde kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla, davacının zamanaşımına uğramış alacaklarının reddine karar verilmesi de gerekmekteyken, ilk derece mahkemesinin bu beyanları dikkate almaksızın hukuka aykırı şekilde aleyhe karar tesis ettiğini, araflar arasındaki sözleşmede; müvekkili şirketin söz konusu palet ve kasaları iade edeceğine ilişkin herhangi bir madde, hüküm, anlaşma, ek protokol, mutabakat bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde böyle bir yükümlülüğün olmadığı dikkate alındığında, ancak ve ancak karşı tarafça sebepsiz zenginleşme veya haksız fiil hükümleri çerçevesinde söz konusu kasa ve paletlerin iadesinin talep edilebileceğini, işbu dava kapsamında Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/111 Talimat numaralı dosyasından alınan bilirkişi raporunun, 4. Sayfasında belirtildiği üzere, davacı yanın 05.03.2012 - 07.04.2012-28.12.2012 tarihlerinde müvekkili şirkete bu iadeler ile ilgili taleplerini ilettiklerinin tespit edildiğini, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ise davacının iddia ettiği alacağının, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl geçmesi ile zamaşımına uğrayacağını, bu durumda davacının 05/03/2012 tarihi itibariyle, iddia etmiş olduğu zararından haberdar olduğu gerçeği karşısında, 05/03/2014 tarihi itibariyle alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının ise işbu davasını 08/07/2014 tarihinde "peşin harç" yatırmak suretiyle ıslah ettiğini, bu kapsamda ıslah tarihi itibariyle davacının iddia ettiği alacağı zamanaşımına uğramış olduğundan, davacı tarafın dava konusu hususlar bakımından bir alacağı bulnsaydı dahi zamanaşımına uğrayan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekeceğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemizce yeniden ve duruşmalı yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki tedarik ilişkisinde, davacı tarafından davalıya tedarik edilen süt ve süt ürünlerinin teslim edildiği kasa ve paletlerden davacıya iade edilmeyenlerin değerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanarak, taraflar arasındaki sözleşmeler, sözleşme kapsamında davalıya tedarik edilen ürünlere ilişkin irsaliyeler, karşılıklı ihtarnameler, davacının hazırladığı ve davalıya teslim edilmiş, iade edilen/edilmeyen kasa ve paletleri gösterdiği iddia olunan excell tablosu, davalı tarafından sunulan ve davacıya iade edilmiş kasa ve paletleri gösterdiği iddia olunan liste ile irsaliyeler dosya arasına alınmış, davacının defterleri üzerinde talimat ile mali inceleme yaptırılmış, akabinde davalı defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak önce bir hukukçu ve mali müşavirden kök ve ek rapor alınmış, akabinde heyete eklenen sektör bilirkişisi ile iki ek rapor daha alınmış, davacının defterlerinin ve irsaliyelerin yeniden incelenmesi için talimat yolu ile ikinci bir mali rapor alınmış, son olarak dosya bir mali müşavir, bir hukukçu ve bir gıda mühendisi bilirkişiye tevdii edilerek bir kök ve iki ek rapor alınmış, son alınan kök ve ek raporlara dayalı olarak istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davalı yanın iade etmediği kasa ve paletlerin ikinci el değerine hükmedilmesinin ve faizin yasal faiz olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemenin hükmüne esas aldığı 15/01/2013 tarihli tutanağın, Av. ... tarafından davalı vekilinin sunduğu excell raporunun teslim alınmasına ilişkin olduğu, davacının iddia ettiği gibi kasa ve paletlerin davalı tarafından teslim alındığını göstermediği, palet ve kasaların davalıya teslim edildiğine dair davalı çalışanına ait imzalı teslim belgelerinin bulunmadığı, taraflar arasında kasa paletlerin iade edileceğine yönelik bir anlaşma bulunmadığı, davalı tarafından dosyaya sunulan ve davacıya iade edilmiş kasa ve paletlere ilişkin CD içerisindeki belgeler ve irsaliyelerin hükme esas alınan kök ve ek raporda incelenmediği, davacının sunduğu fatura ve irsaliyelerde, kasa-paletlerin depozito belirtilmeden, bedelsiz olarak davalıya geçtiği, bu kasa ve paletlerin karşı tarafın demirbaşında olup olmadığının davalı tarafından bilinemeyeceği, davalıya sözleşmede yer almayan ve öncesinde bildirilmeyen bir hususta ek yükümlülük yüklenemeyeceği, zamanaşımı def'ilerinin haksız reddedildiği yönündedir. Davalı tarafından 22/04/2021 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesi ıslah edilerek zamanaşımı def'i ileri sürülmüş olup, mahkemece 02/06/2021 tarihli celsenin bir nolu ara kararı ile "davalı vekilinin zamanaşımı defii ile ilgili olarak, davanın niteliğine, zamanaşımı süresinin başlangıcına esas tarihine ve dava tarihine nazaran yerinde görülmeyen zamanaşımı defiinin reddine," karar verilmiş ise de; anılan ara kararda talebin hangi zamanaşımına tabi ve ne kadar süre olduğu, ne zaman işlemeye başladığı gerekçelendirilmemiş, gerekçeli kararda da bu hususta bir açıklama yapılmamış olup, tüm mahkeme karar ve ara kararlarının Anayasanın 36, 141 ve HMK'nun 297 maddeleri uyarınca gerekçeli olması zorunluluğu karşısında, zamanaşımı definin hangi hukuksal gerekçe ile reddedildiğinin gerekçelendirilmemesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuşmuştur. Mahkemece davacı tarafından düzenlendiği tartışmasız olan 15/01/2013 tarihli tutanağa ekli excell tablosunun davalı avukatı tarafından fiziken teslim alınmış olmasının, bu tabloda yer alan teslim bilgilerinin davalı tarafından kabul edilmiş olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen tutar kadar kasa ve paletin davalı tarafından teslim alındığı ve davacıya iade edilmediği kabul edilmiş ise de; taraflar arasında karşılıklı gönderilmiş ihtarnamelerin içeriği birlikte değerlendirildiğinde, anılan tutanağın yalnızca tutanak ekindeki ve taraflar arasındaki ihtilafın çözülmesine yardımcı olmak üzere davacı tarafından hazırlandığı belirtilen tablonun hem Av ...'in mail adresine gönderildiğine, hem de ... tarafından imza karşılığında fiziken teslim alındığına ilişkin olduğu, yoksa tutanakta davacı tarafından hazırlanan tablodaki bilgilerin kabul edildiğine ve taraf şirketlerin tablo üzerinde mutabık kaldıklarına dair iki taraf adına verilmiş bir beyan ve taahhüt bulunmadığı, buna göre ihtilafın tüm deliller, taraf defter ve kayıtları ile karşılıklı irsaliyelerdeki kayıtlar kıyaslanarak çözülmesi zorunlu iken, davacıya teslim edilen ve iade edilmemiş kasa ve palet sayısı hakkında mutabakat bulunduğu gerekçesi ile 15/01/2013 tarihli tutanağın esas alınması hatalı olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Davacı tarafından davalıya tedarik edilen ürünlerin irsaliyeli satış faturalarında o ürünlerin, kaç adet kasa ve palet içerisinde gönderildiğinin yazılı olduğu tarafların kabulünde olup, davalı defterlerinde kayıtlı olan irsaliyeler açısından ürünlerin o palet ve kasalarla birlikte teslim edilmiş olduğunun kabulü gerekeceği, mahkemece aldırılan ilk bilirkişi heyetinin 10/06/2016 havale tarihli birinci ek raporunda; davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 2011 ve 2012 yıllarına ait irsaliyeli satış faturalarının listelendiği, mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi heyetinin kök raporunda ise davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan üç fatura bulunduğunun bildirildiği, ancak fatura detaylarının verilmediği, buna göre bu iki rapor arasındaki çelişkiler giderilerek davacının düzenlediği ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların tek tek tespiti ile her bir fatura bazında, bu faturalarda kaç adet kasa ve palet bulunduğunun, bu faturalara konu ürünlerin içerisinde bulunduğu kasa ve paletler ile birlikte davalıya teslim edildiğini gösterir delil bulunup bulunmadığının tartışılmaması isabetsiz olmuş, davalı vekilinin buna yönelik istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Davalı yanın 15/02/2017 tarihli dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu irsaliyeli faturalar ile davacıya bir kısım kasa ve paleti iade ettiğini savunduğu, birinci bilirkişi heyetinin 06/01/2018 havale tarihli dördüncü ek raporunda davacının 2011 ila 2012 arasında düzenlediği çok sayıda irsaliye mevcut olduğu, irsaliyelerin bir kısmının teslim alan kısmında isim ve imza, bir kısmında ise isim imza ve plaka numarası bulunduğu, bilirkişi heyetinin bu irsaliyelerdeki teslim alan imzalarını atan kişilerin veya şoförlerin davacı çalışanı olup olmadıklarına dair delil bulunmadığını belirttiği, davalı yanın bu irsaliyelere konu kasa ve paletlerin davacıya teslim edildiğini itirazen dile getirdiği, ancak mahkemece hükme esas alınan son kök ve ek bilirkişi heyeti raporunda bu irsaliyeler, davalı itirazlarına rağmen, değerlendirilmediği gibi, davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadıklarının da incelenmediği anlaşılmış olup, bu irsaliyelerin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadıklarının incelenmesi, ayrıca mahkemece HMK'nun 31 maddesi uyarınca, anılan irsaliyelerde açık isim ve imzası bulunan kişilerin 2011 ve 2012 yıllarında davacı çalışanı olup olmadıklarının SGK'dan sorularak tespit edilmesi, irsaliyelerdeki plaka bilgileri bulunan araçların davacı adına kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi ve davalı yanın iade edilen kasa ve palet sayısına ilişkin itirazlarının karşılanması gerekirken, 15/01/2013 tarihli tutanağın esas alındığı gerekçesi ile bu yönde bir araştırma yapılmaması hatalı olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun yukarıda sayılan sebepler yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin giderilmesi akabinde, davalının davacıya iade etmesi gereken kasa ve palet bedeli alacağının dava tarihi itibariyle varlığı ve miktarına ilişkin mahkeme ve kanun yolu denetimine açık ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla mahkemesine iadesine, davacı yanın istinaf sebepleri ile davalı sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2014/562 Esas - 2021/513 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Davacı yanın istinaf sebepleri ile davalı yanın diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.