İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/874 E. 2025/867 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/874
Karar No
2025/867
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/874 Esas KARAR NO : 2025/867 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 10/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/10/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı tarafın sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı Şirketin, alıcısı ... olan, .... Nolu gönderinin usulüne uygun olarak kendisini ... olarak tanıtan kişiye teslim edildiğini beyan ettiğini, taraflarınca yapılan araştırmada ise öncelikle kargonun ...'a değil bir erkeğe teslim edildiği, gönderi şifresinin, imzanın alınmadığının tespit edildiğini, kargonun, müvekkilinin alıcı olarak göstermiş olduğu kişiye teslim edilmemiş olduğu gibi davalı ... işbu noktada kargonun alıcısına teslim edildiğini de ispatlayamadığını, müvekkili tarafından önce Tüketici Hakem Heyetine başvurulmuş işbu talep sonucunda Müvekkili haklı bulunmuşsa da Davalı ... Tüketici Mahkemesi'ne hakem heyeti kararının kaldırılması için dava açıldığını, Tüketici Mahkemesi ise dava konusu olayın Ticari iş olması nedeniyle Tüketici Hakem Heyeti'nin görevli olmadığına karar vermiş olduğunu, sonuç olarak taraflarınca Ticari Davalarda Arabuluculuk yoluna başvurulmuş, anlaşılamamış olup huzurdaki davanın açılması zarureti hasıl olmuş olduğunu, ... İplik Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından 89.880,00.-TL miktarlı kozmetik ürünler Kapaklıda ikamet eden bir şahısa satılmış olup ürünlerin ücreti teslim sonrasına bırakıldığını, müvekkili ...'nin kız kardeşi ...'ın Kapaklı'da ikamet etmesi nedeniyle Müvekkilinin, söz konusu ürünleri kız kardeşine kargolamış ve böylece alıcı kişiye elden teslim edilmesini sağlayarak ürünlerin bedelini de garanti altına almak istemiş olduğunu, işbu nedenle Müvekkilinin esasen şahıs olarak, Davalı Şirket aracılığı ile kargoyu kız kardeşine göndermiş, ürünleri sipariş edene ise kargoyu gönderdiğini, kardeşinin teslim edeceğini bildirmiş olduğunu, davalı ..., teslim alanın kargo takip numarasını bilmesi nedeniyle teslimatın yasal olduğunu iletmişse de kargonun usule uygun teslimi için salt kargo numarasının bilinmesi yeterli olmadığı izahtan vareste olduğunu, mahkemece de takdir edileceği ve davalı şirketinde bilgisi dahilinde olduğu üzere kimlik ya da kargo teslim şifresinin verilmesinin zorunlu olduğunu, aile üyeleri dahi kargo teslimi esnasında kimlik göstermekte ve teslim için verilen şifreyi kargo görevlisine bildirilmesi gerekiyor iken Dava Dışı ... ile hiçbir şekilde iletişime geçilmeden, kendisini ... olarak tanıtan bir erkeğe tesliminin tam olarak nasıl usule uygun teslim edilmiş olduğunun taraflarınca anlaşılamadığını, kargoyu teslim alan kişinin kargo bilgisi ile ilgili bildiği tek şey kargo kodu olup işbu kod sadece kargonun takibi amacıyla önemli olduğunu ancak teslim anında kimlik kontrolü ya da kargo şirketi tarafından alıcının telefon numarasına gönderilmiş olan teslim şifresinin kargo görevlisine teslimi zorunlu olup somut olayda ise gerekli prosedür hiçbir şekilde uygulanmamış ve Müvekkilinin alıcı olarak göstermiş olduğu kişiye kargo teslimi yapılmadığını, işbu durumdan davalı şirketin birebir sorumlu olduğunun ise tartışmasız olduğunu beyan ederek, davanın kabulüne, kargo içeriğine ilişkin fatura bedeli olan 89.880,00.-TL'nin olay tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı kargo firmasının dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkememizin 13/10/2025 tarihli ara kararı ile: davacı tarafa; "1-7155 sayılı Kanunun 23.Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereği "davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği," denildiğinden; Davacının, Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunmasının istenmesi için davetiye çıkarılmasına, sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına, 2-Tüketici Mahkemesinde davalı tarafın açtığını beyan ettiği davanın esas ve karar numarası ile mahkemesini bildirilmesi amacıyla davacı tarafa 1 haftalık süre verilmesine, 3-1 ve 2 nolu ara kararlar yerine getirildiğinde sair hususların değerlendirilmesine," karar verilmiş, kesin süre ihtaratını içeren ara karar evrakı davacı tarafa 19/10/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafça 18/10/2025 tarihli dilekçe ile arabuluculuk tutanaklarının ibraz edildiği ancak Tüketici Mahkemesinde dav alı tarafın açtığını beyan ettiği davanın esas ve karar numarası ile mahkemesinin bildirilmediği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir ... ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. "...Somut olayda; davacı, davalı ile yapmış oldukları taşımaz sözleşmesi kapsamında, arkadaşına gönderdiği bilgisayarın başka kişiye teslim edilmesinden kaynaklı tazminat için eldeki davayı açmıştır. Davacı gönderi yapmış olduğu bilgisayarı arkadaşı olan şahsa gönderdiği ve ona teslimini talep ettiği, ticari ve mesleki olarak kar amacı hareket ettiğine dair somut delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taşıma hizmeti alan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tanımı yapılan tüketici sıfatında olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın tüketici işlemi olan taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar. "...Somut olayda; davacı, davalı ile yapmış oldukları taşımaz sözleşmesi kapsamında, harici kişi tarafından dolandırılma ihtimaline karşılık kargolanan eşyanın gönderiminin iptal edilmesine rağmen, gönderilerin başka kişiye teslim edilmesinden kaynaklı tazminat için eldeki davayı açmıştır. Davacı gönderi yapmış olduğu bilgisayarı arkadaşı olan şahsa gönderdiği ve ona teslimini talep ettiği, daha sonra işlemin iptal edildiği, ticari ve mesleki olarak kar amacı hareket ettiğine dair somut delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taşıma hizmeti alan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tanımı yapılan tüketici sıfatında olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın tüketici işlemi olan taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...." İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davanın,TTK'nun 4.maddesinde sayılan diğer anlatımla bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan olmadığı ve tarafların tacir sıfatının bulunmadığı,diğer anlatımla her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hukuk davası(nispi ticari dava) niteliğinde değildir. İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi, .... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile aynı dairenin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı dikkate alındığında, davacı gönderi yapmış olduğu kozmetik ürünlerini kız kardeşi ... a gönderdiği ve ona teslimini talep ettiği, ticari ve mesleki olarak kar amacı hareket ettiğine dair somut delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taşıma hizmeti alan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tanımı yapılan tüketici sıfatında olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın tüketici işlemi olan taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2025 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/874, K. 2025/867, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-874-e-2025-867-k-4437bc013133